Bundan bir buçuk yıl önce taslak olarak kaydettiğim bir konuydu bu. Diyeceksiniz ki “Bunca zamandır aklın neredeydi?” Eh, bu Dolap Çekmeceleri geldi geleli biz Kapaklar’ın menteşeleri fena halde çarpıldığı için bir buçuk yıl öncenin taslak konusu ancak şimdi yazılabiliyor; mazur görün.

Bugün 14 Şubat Dünya Öykü Günü. Bugün altı sözcüklük hikâyelerden söz etmeye, hatta kendi altı sözcüklük hikâyelerimizi üretmeye ne dersiniz?

Peki nedir bu altı sözcüklük hikaye? Aslında bu fikir Ernest Hemingway’e aitmiş. Denildiğine göre, Hemingway bir gazete haberinden etkilenerek altı sözcüklük bir hikâye yazmış: “For sale: baby shoes, never worn. / Satılık: Bebek ayakkabısı, hiç giyilmemiş.” (Türkçe’ye çevrilince beş sözcüğe düştü; kuralına uydurmak için belki şöyle denebilir: Satılık ürün: Bebek ayakkabısı, hiç giyilmemiş.

Bu altı kelime yüzünden insanın zihninde ne çok düşünce üşüşüyor: Bu ilanı veren kim? Neden bebek eşyaları satıyor? Bebek şimdi nerede? Ayakkabılar neden giyilmemiş? İlanı nereye vermiş? Neden ilan vermiş? İlana kim başvuracak? Altı sözcük kâğıt üzerinde çok fazla yer tutmuyor ama okuyan kişinin zihninde bir öyküye yetecek kadar çok imge yaratıyor.

Mikro öykü diye bir tür olduğunu ben de yakın zamanda öğrendim. Altı sözcüklük değil belki ama, birkaç cümleyi, bir paragrafı geçmeyen mini kurgular yapılıyor, yarışmaları düzenleniyormuş. SMITH Magazine’in altı sözcüklük hikayeler biriktirmek için başlattığı  blog ve etkinlikler silsilesine bakmanızı öneririm. Az sözcükle çok şey anlatmak zor iş. Ama keyifli!

Gelin şubat ayı boyunca bir oyun oynayalım. Herkes buraya kendi altı sözcüklük hikâyesini (isterse birden fazla hikaye) yazsın. İster o an aklınızda ne varsa onu yazın, isterseniz, sizden önceki yorumların yapacağı çağrışımlar üzerine bir şeyler yazın. Burada ve Facebook’ta biriken yorumları gelecek ay burada bir araya getirelim. Ne dersiniz?

Oyunun başlama vuruşunu biz yapalım:

Fincandan duman yükselirken, fonda tango çalıyordu.

Adam gözlerini silip, kitabın sayfalarını çevirdi.

Kapıdaki tırmalama sesi, içerideki sessizlikle çatışıyordu.

Rüzgâr ittiriyordu. Kuşlara baktı. Artık gidebilirdi.

Birkaç yıl önce yine bir öykü gününde başka bir oyun oynamıştık. Merak edenler burayı tıklayarak oyun sırasında yazılanları okuyabilirler.

Not: Bugün ayrıca Kitap değiş Tokuş Günü. Yıllar önce sevgili arkadaşımız Gökay, bugüne özel bir kitap etiketi hazırlamıştı. Etiketi burayı tıklayarak indirebilir ve bastırıp değiş tokuş yapmak istediğinizi kitabın içine koyabilirsiniz.