Geçen ay başladığımız “Tayga bu ay bunları okudu” dizisinin ikinci bölümüyle karşınızdayız. Öncelikle neleri okudu değil de işin nerede ve nasıl okudu kısmını şöyle etraflıca bir açıklamak istiyoruz. Bizim evde, daha doğrusu Tayga’nın odasında aşağı yukarı son bir aydır durum şu:

tayga_aralik 2015

Aslında kitap okumak falan hikaye. .Çadırın en büyük faydası uyku problemine kesin olarak çözmüş olması.

Teyzesinin yılbaşı hediyesi olarak gönderdiği ve yaz aylarında dışarıda Orman’la birlikte oynarlar diye aldığı çadır ilk geldiğinde Tayga heyecanlanıp (tabii biz de !) çadırı hemen kurmamızı istedi. Dışarı kuramayacağımız için salonun orta yerinde hallettik. Sonra yatma vakti gelince “Çadırımı odama götürün,” demez mi? Ee odanın ortasındaki alan zaten çadır kadar. Peki madem, deyip çıkardık. Üç beş minder ayarladık içine. O gece orada yattı! Sonra ertesi gün öğlen ve ertesi akşam ve sonra ertesi gün… Böyle böyle bugüne kadar geldik. Geçen zamanda çadırın iç düzeni de hayli gelişti. Eski yatak şiltesini oraya yaydık. üzerine bir  kat daha… Pufidik oyuncakların hepsi birer birer çadırdaki yerlerini aldı. İlk başlarda uyurken kafası çadırın kapısından dışarı sarkan Tayga da teknik geliştirdi. Şimdi her gece yerli yerinde yatıyor. Sabah olunca da Orman’ı yanına istiyor bey’fendi. Orman da dünden razı. Akşamları da önce kanepede bir tur kitap okunuyor. Sonra bir de “çadır kitabı” seçiliyor ve 2 Kapak 2 Çekmece olarak çadıra doluşuyoruz. İki yetişkin, bir yarım porsiyon, bir de buçukluk, bir buçuk metrekareye nasıl sığıyoruz, hiç sormayın. Kitap(lar) okunuyor ve birbirimize masal anlatıyoruz. (Yani fazla çocuk karyolası isteyen varsa bizimkini verebiliriz, artık kullanmayacak galiba!)

Geçtiğimiz ay boyunca çadırın içinde ve dışında sıklıkla okunan kitaplara gelirsek:

Her Şeyin Öyküsü

herseyinoykusuKütüphanenin önünde kedi gibi dolandığı günlerden birinde “Anne şu maymunlu kitabı istiyorum,” dedi. O tarafa bakmadan “Tamam,” derken aklıma gelen kitap “Maymun Kral” olmuştu. Ama hem Tayga’nın durduğu yerden o kitabı görmesi mümkün olmadığı hem de o kitabı daha önce ona okumadığımız için biliyor olamazdı. O yüzden başımı kaldırıp hangi maymunlu kitabı işaret ediyor diye baktım. Meğerse Her Şeyin Öyküsünün sırtındaki maymun kafasını görmüş. “Hah,” dedim içimden, “koskoca TÜBİTAK bile tam kavrayamamışken bizim ufaklık evrim konusuna giriş yapacak az sonra!” Her Şeyin Öyküsü zaten bir kitap mühendisliği harikası. Sırf tasarımı bile çocukların ilgisini çekmeye yeter. Tayga’nın en sevdiği sayfa bu kitabı eline alan her çocuğunki gibi Büyük Patlama’ın anlatıldığı sayfa oldu. Maymunların kafalarındaki okları çekip beyinlerine bakmak ve kitaptaki hayvanları konuşturmak en sevdiği şeyler. Bir de biz her ay sonunda ha bire Dünyalı‘yı matbaaya gönderme vaktinin geldiğinden söz ettiğimiz için, kitabın sonundaki matbaa sürecini anlatan kısım ilgisini çekiyor.

Mini Mini Mualla

Bu ay Tayga’nın en sık söylediği laflardan biri “Anne benim için komik bir kitap bular mısın?” Bir gün Mini Mini Mualla geldi aklıma. Dünyanın en komik kitabı değil; ama çok sevimli bir kitap. Tam da bilmem hangi yaş sendromu krizlerinin yaşandığı bir anda “Bak bugün uyurken çadırda bu kitabı okuyalım mı?” diye sordum. Böğürme anında kesildi ve “O ne ki?” diye sordu. Heh heh; adamımız oltaya gelmişti. O zamandan beridir Mini Mini Mualla’nın ağacın altında oturup çorbasını içişine ve hayvanların akın akın gelip birikmesine bayılıyoruz.

Bink ve Gollie

Önceki aylarda çok seviyordu. Ara vermişti, Aralık ayında yine sardı. Hatta arka kapaktaki diğer iki kitabın fotoğrafını görüp onları da sipariş etti. Kapaktan seçip “Bunu, bunu, bir de bunu al,” talepleri bu ay başladı. Bir bunlar, bir de Sakar Cadı Vini kitapları… Bink ve Golliede üç öykü var. Sanırım Tayga’ya güzel gelen metinlerin kısalığı, resimler ve karakterler.

Mamutlu Börek

mamutlu borek kapak“Bana komik bi kitap bul,” talebinin en iyi karşılığı aralık ayı boyunca Tayga’nın deyişiyle “Börekli Mamut” oldu. Kitabın baskısı hâlâ var mı, yoksa tükendi mi bilmiyorum. İş Bankası Kültür Yayınları’nın eski kitaplarından biri bu ve Yıldıray’la benim de favorilerimden. Şimdi kontrol ettim de, Dolap’ın ilk aylarında hakkında yazdığımız kitaplardanmış. Eh, dile kolay, altı sene önce yazmışız.Yıldıray o yazıdaki etkinlik önerilerini yazarken Tayga henüz -3 yaşındaydı. Şimdi ise onları bizim de evde deneme şanzımız var. Ne heyecanlı!

Süper Kurti

Geçen yıl Minik Balık’a takmış olan Tayga’nın yeni Donaldson-Scheffler kitabı Süper Kurti. Süper Kurti türküsü söylemek de bana eğlenceli. Tayga ben şarkıyı söylerken çok eğleniyor. En sevdiği kısım ise Kurti’nin kurtulduktan sonra sağda solda farklı biçimlerde hizmet verdiği kısım.

Mıy Mıy Teyze kitapları

Bunlar Tayga’yla anneannesinin kitapları. Kitapları ilk aldığımızda yeni çıkan kitaplar rafımızda duruyor ve okunmayı bekliyorlardı. Tayga o rafı hallaç pamuğu gibi attırdığı için bunları da bulmuş ve alıp anneannesine götürmüş. Daha doğrusu götürdü; ben o sırada masamda çalışıyordum ve kulağımın ucuyla da onları duyuyordum.

- Anane bana bunları okur musun?

– Neymiş onlar? Getir bakalım.

-Bi bu, bi de bunu oku. Hı hı, bunu…

Sonra annem okumaya başlayınca ciyak ciyak bir ses yankılandı salonda. Annem Mıymıy Teyze olmuştu. Onun gibi ciyaklıyordu. Tayga nasıl kıkırdadı, nasıl kıkırdadı. Kitapları bitirdiler ama sonra bunu bir oyuna çevirdiler.

-Anane bek şimdi gürültü yapıyorum. Sen şimdi Mıymıy Teyze ol.

-(annem ciyaklayarak) KİM YA-PI-YOOOO BU GÜRÜL-TÜÜÜ-YÜÜÜ?

– HAHAHAHAHA :)

İkimiz de Seni Çok Seviyoruz ve Kalebozan Karlo

Bunlar bizim subliminal mesaj amaçlı kullandığımız silahlarımız. Heh heh. Sendrom çatışmalarımızdan birinin ardından aklıma İkimiz de Seni Çok Seviyoruz geldi. Ben de ne zamandır okumuyordum, iyi oldu tekrar okumak ve bakmak. Çatışma, bağırma ve ağlama silsilesinin ardından bir keresinde babası Tayga’ya “Seni sen ne yaparsan yap seviyoruz, biz sadece senin bağırmandan rahatsız oluyoruz,” benzeri bir laf etmişti. Onu duyunca gelmişti aklıma bu kitap. Tayga resimlerini çok sevdi. Bir süre her akşam bunu okuduk. Bir akşam çadırda karanlıkta yatıp sohbet ederken aramızda şöyle bir diyalog geçti:

- Anne seni çok seviyorum, babamı da seviyorum.

– Biz de seni çok seviyoruz, Taygacım.

– Ben sizin yıldızınızım, di mi?

(benim kalp erir, biter ve yavruyu öpücüklere boğarım.)

Madem Eva Montanari okuduk, bari şu huysuzluk patlamaları illetine de bir çare bulsak deyip Kalebozan Karloyu da çıkarttık meydana. Özellikle yaptığı bir yorum hatırlamıyorum; ama dikkatle dinliyor ve eminim ki işlemcide birtakım veriler işleniyor. Bekleyelim bakalım.

Dixie ve Percy tutkusu Aralık ayında devam etti; şimdi, yani Ocak ayında da devam ediyor. Onca sayfayı sesli okumaktan helak olmaya da devam ediyoruz ana baba olarak. Aralık ayında başka başka kitaplar da okuduk; ama bunlar ilk anda aklıma gelenler.

Yukarıdaki kitaplardan sizin evde de okunanlar var mı? Okurken neler konuşuyorsunuz? Sizin çocuğunuzun özellike tepki verdiği, çok takıldığı, çok konuştuğu kitaplar var mı? Listenizi ve deneyimlerinizi paylaşırsanız çok seviniriz.