frederick 5Elli tarakta bezim vardır benim. Ya maymun iştahlıyım ya da sadece meraklıyım. Belki de ikisi birden. Denemek hoşuma gidiyor. Aklıma gelen öykü konularını not eder, sonra bazısını unuturum bir kenarda. Bazılarını tekrar işlemek üzere bir kenara bırakır, bir kısmında da sonuna kadar giderim. Resim yapmayı denerim. Bir şey denerken aklıma başka bir fikir gelir. “Dur onu da suluboyayla yapmayı deneyeyim,” deyip suluboya almaya gider, başka şeyler alıp dönerim. Evde tonla boya var her türden. Bir o kadar da defter… Origami yaparım. İş origami kağıtlarıyla kalsa iyi… Farklı işlerde kullanırım diye biriktirdiğim farklı dokuda, desende kağıtlar da aldı başını gitti. Bir kısmını taşınırken attım, yine birikti. Ara ara bir şeyler denesem de çöp eve doğru gidiyorum yine!

Seramik killeri, polimer killer, sırlar, delici kesici aletler, dönüştürülmek üzere bir kenara istiflenmiş bin türlü ıvır zıvır, kumaşlar, yünler… Kafamın içinde fikirler uçuşup durur. Bazen tasarladığım şeyler rüyalarıma girer. Kimini gerçekleştirdim, kimi gerçekleştirilmeyi bekliyor. (Blogumda var bir kısmı işte.) Sanırım kendimi tanımlamak için kullanabileceğim bir şey daha var: Hayalperestim ben.

Bazen içimdeki olumsuz taraf bana fazla yüklenir: “Boşa vakit harcıyorsun. Şunlarla uğraşacağına tek bir şeye odaklansana!” Öyle zamanlarda biraz kara bulutlara gömülüyorum. Neyse ki hayalperest taraf bir kenara pısıp oturmuyor da ben yine meraklı meraklı araştırmaya ve denemeye devam ediyorum. Olumsuz tarafım varsın bana maymun iştahlı desin, umurumda değil.

Frederick’i işte bu yüzden kendime çok ama çok yakın hissettim. Diğerleri gibi normal işler peşinde koşmak yerine başka bir alemde gezindiği için. (Bazen kendimi aynen öyle başka yönde savruluyor gibi hissediyorum çünkü). İşin doğrusu Frederick benim aksime hiç de savrulduğunu hissetmiyor. Tersine o yaptığından gayet emin, inandığı şeyi yapıyor ve tavrını asla bozmuyor. Frederick’ten öğrenmem gereken çok şey var.

frederick 2

frederick 1Leo Lionni’nin ünlü kahramanı olan minik fındık faresi Frederick, eski taş duvarın içinde ailesiyle yaşamaktadır. Aile yaklaşan kışa hazırlık yapmak için gece gündüz çalışıp erzak toplarken, Frederick bir kenara çekilip derin derin düşünür, çayıra bakar ya da uykulu gözlerle pinekler. Ona neden çalışmadığını her sorduklarındaysa ilginç yanıtlarla karşılık verir.

“Soğuk, karanlık kış günleri için güneş topluyorum.”

“Renk topluyorum çünkü kış kül rengi olur.”

“Sözcük topluyorum. Kış günleri uzun olur, bitmek bilmez, o yüzden söyleyeceklerimiz tükenecek.”

frederick 4Kış gelip de herkes kovuğa çekilir. Keyifleri yerindedir; çünkü hem yiyecekleri boldur, hem de hikayeleri. Ama zaman geçtikçe her ikisi de tükenmeye başlar. İşte o zaman Frederick’in topladıkları akıllarına gelir. İşte Frederick’in sahneye çıkma vakti gelmiştir. Frederick önce topladığı güneşin sıcaklığını, sonra renkleri ve son olarak eşsiz bir tiratla sözcükleri dağıtır.

Masal boyunca Frederick’e sempati besleyecek, sonlara doğru ise iyiden iyiye kanınız kaynayacak. Kitabın en sonunda farelerle Frederick arasında geçen diyalogda ise Frederick’in mahcup tavrı karşısında bu fareyi hemen arayıp bulup bağrınıza basasınız gelecek.

Bugüne kadar farklılıkların ele alındığı pek çok kitaba yer verdik Bir Dolap Kitap’ta. “Frederick” de bu temada yazılmış bir kitap. Ancak benim şimdiye kadar okuduğum kitaplardan ayrılan yanı burada farklı olanın dışlanmıyor oluşu. Diğerleri Frederick’i asla dışlamıyor, hor görmüyor, kendileri çalıştıkları halde onun durmasına ve alışık olduklarından farklı yanıtlar vermesine kızmıyorlar. frederick 3Yeri geldiğinde, kendi görevleri ve rollerini tamamladıklarında sıranın ona geleceğini biliyorlar belki de. Zaten o vakit geldiğinde çatışmadan, kırılıp bozulmadan yer veriyorlar Frederick’e. Aynı şekilde çalışıp toparladıklarını paylaşmaktan çekinmiyorlar, “Biz çalışırken sen yattın, yoksa sana hiçbir şey!” gibi bir tavırları yok. Frederick de kendi bildiği biçimde “çalışıyor” çünkü ve yeri geldiğinde paylaşıyor. Bence harika bir ortak yaşam ve takas sistemi kurmuşlar.

Leo Lionni tıpkı Pezzettinoda olduğu gibi yine son derece felsefi bir konuyu alıp evirmiş, çevirmiş ve çocukların eline vermiş. Yeşil Kuyruklu Fare adlı kitabındaki karanlık taraf ise bu kitapta hiç yok. “Frederick” her ne kadar bir çocuk kitabı olarak tanımlansa da, aslında her yaşın kitabı… Yayınevinin sitesinde 5+ diye etiketlenmiş olsa da, bence daha küçüklere de okunabilir. “Ağustos Böceği ile Karınca” masalına selam gönderen, o ikisi arasındaki ilişkinin tam tersi bir iletişim biçimi ortaya koyan bu sevimli öykü hem yalın anlatımı, hem insana ilham veren resimleri, hem de Frederick’in alçakgönüllü bilgeliğiyle benim yüzümde her okuduğumda bir gülümseme bırakıyor.

Haa bir de bizim evin Frederick’i olarak sürekli bir köşede hayaller kurarken bana sabır gösteren sevgilim Yıldıray, sen de gülümsetiyorsun beni. :) 

frederick_kapakFrederick
Özgün adı: Frederick
Yazan ve Resimleyen: Leo Lionni
Çeviren: Kemal Atakay
Yaş grubu: 3+
Elma Yayınevi, 2015, 32 sayfa, sert kapak
ISBN: 978-605-5286-76-7