Madem burası bir kitap günlüğü, madem biz burada sevip beğendiğimiz kitapları sizlerle paylaşıyoruz ve madem bizim ekibe bir Dolap Çekmecesi katıldı, o halde onun da sevip beğendiklerini paylaşmasında sakınca yok değil mi? (İkinci Dolap Çekmecesi henüz aktif görevde değil, yedekte bekliyor.)

Ne zamandır Tayga’nın sevdiği kitapları aylık olarak listelemek gibi bir niyetim vardı. Ancak Orman’ın doğumunda beri aksayan blog düzenimizi bir türlü toparlayamayınca, bu konu da diğerleri gibi ertelendi durdu. Bugün başlıyoruz. Bundan böyle fırsat buldukça Tayga’nın okuğu / okuttuğu kitapları burada bir liste olarak güncelleyeceğim. Böylece hem onun adına bir tür mini blog tutmuş olacağım, hem de yaşıtları için örnek okuma listeleri birikecek burada. Hem burada Dolap okurlarıyla da fikir alışverişinde bulunuruz belki.

tayga_kasim 2015

“Ben Bayan Tatlıhava oldum anne.”

Listeyi yaparken, unuttuğum bir şey kalmasın diye Tayga’ya da sorayım dedim:

- En sevdiğin kitap hangisi Tayga?
– Hepsini seviyorum.
– Ama bu aralar en çok hangisini okumayı seviyorsun?
– Bana kitap sorma Banu!

Bir ukala kolay yetişmiyor! Daha fazla üstelemedim ve mini röportajımdan anında vazgeçtim. İşte başlıyoruz! Tayga kasım ayında en çok aşağıdaki kitapları okudu:

Elmer ve Kelebek

Önceki aylarda favorisi “Elmer ve Hipopotamlar” iken şimdi kelebeği tercih etmeye başladı. En çok patikanın çöktüğü sahneyi seviyor ve gün içinde zaman zaman bunu soruyor:

-Elmer neden yolu çökertmiş? Taşlar neden çatlamış?

Bir de Elmer’ı kurtarmaya gelen fillerden birinin hortumuyla gözlerini kapamasından çok etkileniyor. İşin tehlikeli yanı onu heyecanlandırıyor sanırım.

Fare Evi

Sadece Tayga’nın değil, benim her daim favorim. Bakılacak o kadar ayrıntı var ve büyük boy fotoğraflara bakarak o kadar çok öykü uydurabiliyorsunuz ki insan bu kitaptan asla bıkmıyor. Bizim felaket tellalı Tayga burada da Julia’nın bacağını kırdığı sahneye takmış durumda.

-Neden scooterla merdivenden inmiş?

-Bacağı neden kırılmış?

-Doktor nasıl alçıyla sarmış?

– Sam ona neden oyuncak ayı getirmiş?

Kapı Komşumuz Korsanlar

Tayga “Ben korsanım, ahoy!” diye ortalıkta gezinmeye başlayınca aklıma gelmişti bu kitap. Hemen gidip indirdim raftan. O gün bugündür, yani bi iki aydır en sevdiklerinden biri bu kitap. Kitabın metninin neredeyse tamamının diyaloglardan oluşması da okurken eğlenceli seslendirmeler yapmamızı sağlıyor. Resimler, ayrıntılar çok zengin. İşin ilginç yanı her seferinde baştan sona ilgiyle dinlediği halde, bu kitap Tayga üzerinde bir iz bırakıyor mu emin değilim. Günlük yaşamına pek sokmuyor bu kitabı. Diğer favorilerinden alıntılar yapıyor ama buradan bir alıntıya rastlamadım henüz.

Uzayın Kralı

Kapı Komşumuz Korsanlar’ı sevince Johnny Duddle’ın diğer kitaplarını da sever mi acaba diye düşünüp “Uzayın Kralı”nı çıkardım bir gün. (Çünkü Ay’daki Adamı da çok seviyor ve “Ben Aycıyım,” diye geziyor ortalıkta). Doğru tahmin etmişim. Bu kitap korsanlara açık ara fark attı. Hatta içinden çıkan posteri de astı dolabına. İçinde uzaylılar var, inekler -daha doğrusu möögler- var, uzay araçları var, dev robotlar var, tezek püskürtücüler var. Daha ne olsun, di mi ama? Ama kendi açımdan bunu okumayı daha az seviyorum ben. Görsel olarak çok güzel ama  metin benim için akmıyor.

Kütüphanedeki Aslan

Tayga’ya ilk okuduğumuz uzun metrajlı resimli kitaplardan biriydi “Kütüphanedeki Aslan”. İki yaşında falandı. Metni sonuna kadar pür dikkat dinlemişti ve resimlere bakışından aslandan çok etkilendiğini belli etmişti. Ondan sonra karakterlere iyice alıştı. Aslanı sevmek, okşamak istiyor. Bayan Tatlıhava’nın düştüğü sahneyi elbette favorisi. Bir de aslan döndükten sonra sevinç gösterisi yapan çocuklardan amuda kalkanıyla çok ilgileniyor. En büyük eğlencesi de aslanın kükrediği sahnelerde dublaj yapmak. Bu kitabın bizim aile yaşantımıza en büyük katkısıysa Bayan Tatlıhava’nın kitapları bir servis arabasıyla kütüphanede taşımasını gören Tayga’nın kitapları yerlerine yerleştirme alışkanlığı kazanması oldu. Alıp bakıyor ve işi bitince yerlerine koyuyor elinden geldiğince. Yamuk, ters, yan koyuyor, yanlış rafa koyuyor; ama koyuyor.

Doğum Günü Pastası

Pettson ve Findus’a çok gülüyor. Kitapların çevirisi iyi değil ve bu yüzden okumak bazen zor olabiliyor. (Bir de metin çok uzun olduğu için sesli okuyan kişiye biraz eziyetli olabiliyor.) Ama resimler o kadar ayrıntılı ki, bazen metne ara verip resimleri inceliyoruz. Sven Nordqvist’in sağa sola yerleştirdiği küçük yaratıkları buluyoruz. Findus çok eğlendiriyor Tayga’yı. Kuyruğunda perde, boğanın (Tayga’nın deyişiyle “bua”) çayırında koştuğu sahne favorisi.

go_kapakGo!

Türkçe’ye çevrilmemiş olan bu kitabın tam adı “Go! Cars, planes, boats, trains – the world on the move” adını taşıyor ve  Amazon’da 5+ olarak etiketli. Tayga milyon defa evire çevire eskitti kitabı. Kitapta taşıtlarla ilgili o kadar çok bilgi ve fotoğraf var ki, konuş konuş bitmiyor. Okutmak yerine fotoğraflarla ve taşıtların ayrıntılarıyla ilgilenmeyi tercih ediyor. Zaten metinler ona fazla gelir; son derece teknik, zaman zaman istatistiklerin, çok fazla sayının ve tarihin olduğu bir kitap bu. Ama örneğin yapraklarla açılıp genişleyen birkaç özel sayfa (bir bisikletin, motosikletin, uçağın, teknenin ve otomobilin tüm parçalarını söküp fotoğrafladıkları sayfalar) çok ilgisini çekiyor. Yaşı tutmuyor ama problem değil; çünkü severek ve ilgiyle “okuyor” kitabı. Bu tip kitapların çocuklar için müthiş bir genel kültür kaynağı olduğu çok açık. Çocukların ilgi alanından seçilmiş bu tip büyük kitaplar bir yere giderken çantada, arabada, uçakta vs. mutlaka bulundurulmalı bence.

tayga_kasim 2015_2

 

 

Can ile Zortan’ın Maceraları – Flaş Disk Operasyonu

Tamamen tesadüfen tanıştığı bir kitap bu. matbaadan çıktıktan sonra Yıldray kendine ait kopyaları eve getirdiğinde Tayga kitapları gördü ve hemen kapaktaki fotoğrafı incelemeye başladı. Sonra da hemen okutmak istedi. Şimdi haftada birkaç kere oturup okuyoruz. Metin uzun olduğu için sesli okumak zor oluyor ama asıl şeytan tüyü Gökçe’nin resimlerinde. Özellikle Can’ın boyayı sıktığı ve annesinin” HIIIAAAAARGHHHH!” diye bağırdı sahne favorisi. Zortan’ın göbeğinde bir dolap olması çok ilgisini çekiyor. Kanepelerin üstünden tırmanma becerisi de bu kitap sayesinde gelişti. Son bombasıysa şu:

- Sen yoldaki adam ol anne, ben camdan senin kafana kavanozdan salça dökeyim.

Dixie ve Percy Kitapları (Dixie ve Percy ile Son Sürat ve Elmas Hırsızlarının Peşinde)

Biri Flaş Disk Operasyonu’na uzun mu dedi? O zaman Dixie ve Percy kitaplarını okuyun da göreyim. Okutuyor. “Bu bölüm bitti, diğer bölümü de sona okuyalım Tayga,” dememize rağmen okutuyor. Çünkü bu kitapların resimleri çok güzel, sayfa tasarımları çok iyi. Bu özelliği yüzünden sadece ilkokul çocuklarının değil, daha küçüklerin bile rahatlıkla ilgisini çekebiliyor.

Canını En Çok Ne Yakar

Bu en yeni keşfi. Ne zaman, nasıl okumaya başladı bilmiyorum. Bir akşam yanlarına gittiğimde Yıldıray ona bunu okuyordu. belki de o hatırlayıp bulup çıkardı Tayga’ya. her nasıl olduysa fark etmez, Tayga çok sevdi kitabı. Ben de ne zamandır elime almamıştım Canını En Çok Ne Yakarı. Tayga babası ona okuduktan sonra bu sefer bir tur da bana okuttu kitabı o akşam. Çürük dişler çok ilgisini çekiyor. Bir de tavşanın hop oturup hop kalkıp bir çörek bırakması. Kitabı okurken o da bunun canlandırmasını yaptı gülerek. O zamandan beri bir iki defa Tayga’nın oyun oynarken kendi kendine konuştuğu sıralarda mırıldanmasına tanık oldum:

Sırtlan ısırırsa acır mı? Acımaz. Diş çürükleri acıtır mı? Acıtmaz. Canını en çok ne yakar? Yalan yakar.