Tekerleme gibi bir başlık olmuş, öyle değil mi? Ama durumumuzu en iyi ifade eden laf öbeği bu olsa gerek.

Bir Dolap Kitap’ı ilk açtığımızda çocuksuz bir çifttik. Pek çok da çocuk kitabımız vardı evde. Almaya, okumaya, anlatmaya doyamadığımız kitaplar… Kitaplar arttıkça Dolap genişledi; Dolap genişledikçe daha çok kitap okuduk.

Hic cocuk cok kitap 2Derken iki “Kapaklı” bu Dolap’a önce bir “Çekmece” ekledik; ardından tek çekmecenin yetmeyeceğine karar verip ikinci bir “Çekmece” daha ekledik. Oldu mu size koskoca modüler bir Dolap?

Tayga doğduktan sonra aldığımız en büyük darbe uykusuzluktu. Normal insanlar gibi uyuyabilsek belki yine kitap okumaya bol zaman ayırabilecektik; ama olmadı. Araya bir de taşınma girdi; al sana bir tokat daha! Orman’da işler biraz daha rahat. benim en büyük avantajım bebekleri emzirirken bol bol kitap okuyabilmem. tabii bu keyfin de bir sonu var. Orman doğduğundan beri sayısız kitap okudum. Ancak kucakta tutması zorlaşmaya, daha kıpır kıpır bir hal almaya ve nispeten daha az meme emmeye başladığı günler de gelecek. İşte o zaman kitap okuma konusunda ikinci büyük darbeyi yaşayacağım.

defolu kalpler - kapak

Son günlerde en sevdiğim ikili bu ve sanırım bundan sonra da bende çok özel bir yerleri olacak: Soldaki tedbil-i kıyafetli Oscar, sağda kafasında bingo topları dönüp duran Rico.

Bir yandan çok güzel kitaplar yayımlanmaya devam ediyor. Hepsini okuyasım var. Bazen heyecanlanıp aynı anda birkaç tanesini okumaya başlıyorum ama başa çıkamayınca sıraya diziyorum. ben sıraladıkça listeye yenileri ekleniyor. Bakalım kitaplarla yarışım ne kadar sürecek? okumak işin kolay kısmı. Asıl zor kısım yazmakta. Kitabı her an her yerde okuyabilirsiniz; ama yazmak için masa başına geçmek lazım. Yanı başınızda Tayga gibi bir yerden bitme varken bilgisayar başında on dakika oturun da göreyim ben sizi! Oysa ben son zamanlarda okuduğum şahane kitaplardan söz etmeyi nasıl da istiyorum size. Neil Gaiman’ın “Yolun Sonundaki Okyanus”unu okudum geçenlerde. “Uzun zamandır bu kadar güzel kitap okumamıştım,” dedim. Birkaç gün önce “Rico ve Oscar” dizine başladım. Bu sefer aynı cümleyi onun için kurdum. İlk kitap “Derin Gölgeler” hakkında Yıldıray daha önce yazmıştı. Ta o zamandır okuyasım vardı, bugüne kısmetmiş. Rico’ya tek kelimeyle BA-YILD-DIM!. Hatta abartısız diyebilirm ki Rico benim en sevdiğim kitap kahramanları listesinde üst sıraları zorlar. Şimdi ikinci kitap “Defolu Kalpler”i okuyorum. Sırada üçüncü kitap “Çalıntı Taş” var. Daha önce Andreas Steinhöfler’in Sıkı Arkadaşlar ve Spagetti Canavarı ve Kiralık Canavar adlı kitaplarını okumuş ve bunlardan ilkini çok sevmiştim; ama yazar Rico ve Oscar ile muazzam iş çıkarmış. Hani olur da denk gelirseniz, tümünü tavsiye ederim, mutlaka okuyun. Başka kitaplar da var ama hangisini sayayım?

Müzik Çekmecesi” bölümümüze yen yeni şarkılar eklemek istiyorum. Zira Tayga’nın sevdiği şarkılara her geçen gün bir yenisi ekleniyor.

Bazen filmler hakkında da yazmak istiyorum. Çocuk kitaplarından uyarlanan filmler hakkında… Film eleştirmeni falan değilim tabii. Yapmayı istediğim şey kitaplar hakkında yazdığım gibi, sevdiğim çocuk filmlerinden söz etmek. Fırsat bulabilir miyim bilemiyorum ama bu yakınlarda, en sevdiğim kitaplardan biriyle ilgili bir filmi paylaşasım var.

Hic cocuk cok kitap 1Tayga’yla zaman çok güzel geçiyor. Yıldıray “Babalamalar” adıyla deneyimlerinden söz etmek niyetindeydi. Aklında pek çok konu olduğunu biliyorum, vakit bulsa yazacak. Aynı şekilde ben de Tayga’yla gün içinde yaptıklarımızı buraya not etmek istiyorum. Hem paylaşması keyifli olduğu için, hem de yazılı bir kayıt tutmak adına. Instagram’da görsel olarak kayıt tutuyorum ama küçük adamımızın ettiği lafları da unutmak istemiyorum.

Ha bu arada Açık Radyo’da her pazar saat 10’daki programımız devam ediyor. Ancak bir süredir radyodan bant kayıtlarımızı alma konusunda teknik bir sıkıntı yaşıyoruz ve burada da gecikmeli paylaşıyoruz. Radyodan kayıtlar gönderilir gönderilmez yayınlamaya çalışıyoruz, merak etmeyin

İşte böyle… Aklımdan geçenler, yapmaya niyetlendiklerimin bir kısmı bunlar. Yavaş yavaş geri dönme vakti. Ne dersiniz?