Merhaba sevgili Dolap okurları,
Geçenlerde Dolap’a pek vakit ayıramadığımızdan dert yanmıştık, sonra hiç yazamaz olduk. Sanmayın ki yavruladık ve kayıplara karıştık. Yok öyle bir şey, daha hâlâ buralardayız.

Doğum vakti yaklaştıkça bizde paçalar bir tutuştu ki sormayı işleri yetiştireceğiz diye. Aynı zamanda bir gevşeme, bir…

Posted by Bir Dolap Kitap on 5 Mayıs 2015 Salı

Lakin internet bağlantımız için aynı şeyi söyleyemiyoruz. İki dakikada bir kesilerek bizi fıtık eden hat, teknik servisi aradığımızda “Teknik bir sorun yaşıyoruz,” yanıtıyla hiç düzelemeyecek bir hal aldı. Neyse, sonunda dün her şey normale döndü.

cocuk kitaplarinda cinsiyet ayrimi 1Geçen bu sürede bir habere denk geldik. İlginç ve bizim de hep takıldığımız bir konu hakkındaydı; sizinle paylaşmak istedik.

Bantmag’daki habere göre 8 yaşındaki bir çocuk, çocuk kitaplarındaki cinsiyet ayrımcılığına karşı bir kampanya başlatmış. Kitapçıda ilgisini çeken korsanlı bir kitabın üzerinde “erkekler için” yazdığını gören Els adındaki bu kız çocuğu, annesinin de desteğini alarak duruma el atmış. Kitapların herkes için olduğunu, isteyen kızın istediği canavar kitabını da sevebileceğini savunan Els’in girişimi başarılı olmuş ve pek çok imza toplamış. Korsanlı kitabın yayımcısı Scholastic Publishing ise bundan sonraki kitaplarında cinsiyet ayrımına dair herhangi bir etiketlendirme yapmayacaklarını açıklamış. (Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz. Konuyla ilgili The Independent’taki haber için buraya,  The Guardian’daki haber için buraya tıklayabilirsiniz.)

Bu kitapların kız ve erkek kitabı olarak ayrılması bizim de çok takıldığımız bir mesele. Hatta daha önce Bir Dolap Kitap’ta bu konu hakkında bir şeyler demiş, pek çok da yorum almıştık. Güzel bir tartışma olmuştu. Pembe kapaklı, prensesli kitaplar “kız kitabı”, korsanlı, hayaletli, canavarlılar “erkek kitabı” olarak baştan kafalarımızda etiketleniyor zaten. Kitapçı raflarında da bu kutuplaşma devam ediyor. Daha geçenlerde oğlu olan bir anne “Sevgi Kraliçesi”ni okudukları için çok mutlu olduğunu söylemişti. Önceden sadece kapağı yüzünden yanaşmadıkları bir kitapken, okuduktan sonra hem onun, hem oğlunun fikri değişmiş.

Tabii bu konu sadece kitaplarla sınırlanacak bir şey değil. Oyuncaklarda, giysilerde inanılmaz bir ayrımcılık almış başını gitmiş. Bir yandan tüketim kültürünün dayatması var, öte yandan çocukların doğal olarak içlerinden gelen bir kız/oğlan farklılığı durumu var. Siz istediğiniz kadar onları eşit ve cinsiyet ayrımı olmadan yetiştirin, onlar bir biçimde kendi iç seslerini dinliyorlar.

Neyse bu konu çok uzar… Bizim internet yine sinyal vermeye başladı (beş dakikalık yazıyı o kadar uzun zamandır yazmaya çalışıyorum ki!)

Böyleyken böyle…