babam sut pesinde 4Geçen hafta radyoda Neil Gaiman’ın Türkçe’de yayımlanan son kitabı “Babam Süt Peşinde” hakkında konuştuk. Radyo kaydını yapmadan önce bir dizi rastlantıyla karşılaştık. Şöyle ki, Gaiman’ın kitabının çıkacağını haber almış, sabırsızlıkla bekliyordum. Ancak kitabı daha gelir gelmez Yıldıray’a kaptırdığım için hevesim kursağımda kaldı. Sonra o bitirsin de ben okuyayım diye beklerken, geçen hafta bir sabah Esra’dan bir mesaj aldım:

“Güzel kitap alarmı. Seviye kırmızı!”

Söylediği kitap elbette Babam Süt Peşinde idi. Tam ona kitabı okumak için sırada olduğumu söylüyordum ki, Yıldıray radyo kaydı yapmak için yanıma geldi. Elinde “Babam Süt Peşinde” vardı. İşe bak! Ben heyecanı kaçmasın diye hakkında hiçbir şey okumadığım kitap hakkında pek çok şeyi Yıldıray anlatırken öğrendim. Heyecanımın kaçması bir yana, kitabı okumak için daha çok sabırsızlanmaya başladım. Radyo kaydını bitirdik. Hatta bu haftanın armağanı olarak da bu kitabı vermeye karar verdik. Kayıttan sonra telefonumu bir açtım ki Berna’dan bir mesaj:

“Bu kitabı biliyor musun? Hakkında yazacak mısınız? Ben de yazmak için talibim?”

Tahmin edin hangi kitap? Böylece kader ağlarını bir süt şişesinin etrafına ördü ve biz (ben, Esra ve Berna) Babam Süt Peşinde hakkında ortaklaşa bir yazı yazmaya karar verdik. Buyrun, sohbetimize katılın:

BANU: Neil Gaiman’ın yeni bir kitabın çıkacağından yakın zamana kadar haberim yoktu. Önce reklamını gördüm. Harika bir kapağı vardı ve kapağına bakınca içinde epey komik bir şeylerin olacağının sinyalini aldım hemen. Saçma sapan balonumsu bir cihazın içinde şapşal bir adam ve bir dinozor pek de hayra alamet değil. Siz nasıl tanıştınız “Babam Süt Peşinde” ile? Kitabı nasıl fark ettiniz?

ESRA: Geçtiğimiz hafta bir kitapçıya şöyle bir burnumu uzatıp çıkmak üzere girdim. Niyetim yeni gelen kitaplara uzaktan bakmaktı; çünkü vaktim kısaydı. Derken gözüme bir kitap takıldı, renkli çizimleri beni 5 metre öteden kendine doğru çekti, yazara baktım: Neil Gaiman! “Hiiiii!!!” dediğimi hatırlıyorum. Büyük bir ganimet bulduğumu anlamış ancak yanımda para olmadığından kitabı koklamakla yetinmiştim. Kısa sürede kitaba kavuştum ve kitabı bir dikişte içmek üzere sayfaları çevirdim. Kapak bence inanılmaz neşeli ama çizimlerle ilgili yorumumu buraya yazmayayım, sonraki satırlarda söyleyecek çok sözüm var.

BERNA: Kitabı ilk olarak Dünyalı Dergi’nin arka sayfasında gördü Ekin. Görür görmez hemen “Anne bu kitabı alalım!” dedi. Kitap kapağı koca sayfaya basılmıştı, dikkatimi çekmekten öte, içimi kıpır kıpır yaptı kapak resmi. Kesinlikle çok eğlenceli bir kitap olmalı diye düşündüm. Resim bizi absürd ve komik bir dünyaya davet ediyordu. Kitap fuarında hızlı bir tur yaparken karşılaşınca hemen aldık. Sonra da “Önce ben, hayır önce ben!” diye resmen itiştik ve ben kitabı Ekin’e kaptırdım. Neyse ki jet hızıyla yalayıp yuttu kitabı. Aralarda kahkahalar atıp beni kıskandırdı. Ama sabrettim, sıra bana gelince de çok eğlenerek okudum.

babam sut pesinde 1

 

BANU: Dolap Takipçileri radyo kaydını dinlerse kitabın konusunu öğrenecekler zaten ama dinlemeye üşenenler için kısaca özetleyeyim: evin annesi iş gezisi için evden ayrılınca, çocukların bakımı işi evin sarsak babasına kalır. Dakika bir, gol bir, Baba, kahvaltı için süt almayı unuttuğunu fark eder ve evden çıkar. Çıkış o çıkış. Saatler sonra eve döndüğünde çocuklarına sütü alabilmek için ne badireler atlattığını anlatır. Kitap işte bu süt peşinde geçen macerayı anlatıyor.

Benim favori kahramanım elbette babanın ta kendisi. Adamın kıvrak zekasına ve zaman-mekan ilişkisini anlatış biçimine bayıldım. Kafamı karıştırmadı da değil. Paralel evren, zaman sıçramaları… Adam resmen ayaklı fizik dersi gibiydi. Profesör Steg’in de hakkını yememek lazım.

Sizi en eğlendiren yeri, en çok güldüğünüz yer neresiydi kitabın?

ESRA: Müthiş ayrıntılı kehanetlerin olduğu bölümde çok güldüm: “Çünkü hesaplarıma göre iki ayrı zamandan gelmiş bir nesne kendine dokunursa iki şey olur. Ya evren yok olur… Ya da üç olağanüstü cüce başlarında çiçek saksılarıyla sokaklarda dans eder.” 

Çocukların arada bir şeyler söylemesi ve sonunda yaşadıkları “acaba” hali sanırım en sevdiğim yeri oldu. Babanın sütün peşini bırakmaması ve sütü tam düşecekken yakalaması gerçekten güzel detaylar. Hikayeyi bir ara kaçırdığımı, uykusuzluktan ne okuduğumu anlamadığımı düşündüm; çünkü kendimi paralel evrende vampirlerle süt içerken buldum. Kafam o kadar karıştı ki dönüp bazı yerleri yeniden okumak istediysem de bunu yapamadım; çünkü acayip komik bir kitaptı ve çok hızlı ilerliyordu. Bir yerde durursam bu kez de korsanların beni piranaların üzerine atacağından korktum. :) Kısacası, kitabın tamamında çok eğlendim.

 

BERNA: O kadar çok güldüğüm yer var ki, hangisini sayayım bilemedim. Aklıma ilk anda gelen birkaçını söyleyeyim:

  • Babanın çizimleri (O gamsız, rahat hali çok iyi resmedilmiş. Anneyle karşılıklı durdukları sayfadaki bakışları, gazetesi, terlikleri, sonraki sayfalardaki saçları atkısı, parmakları, hele o son sayfalardaki gazeteye geri dönüş pozu…)
  • Profesör Steg’in bir sürü nesneye taktığı uzun komik isimler (sert-kıllı-ıslak-beyaz-çıtırdak, kişi-taşıyıcı-uçar-küre, özel-parlak-mavimsi taş…) Bütün bunların yanında “düğme”ye sadece “düğme “ demesi (teyzesinin adı olduğu için) Sonra uzaylıların aynı “düğme”ye “grandıldofer” demesi (onların teyzesini adı da buymuş!)
  • ”Vamfir”lerin konuşmaları
  • Midillinin olaya birden dahil olması
  • Kızkardeşin vampir hayaline kardeşinin ve babasının bakışları
  • Uzaylıların dünyayı yeniden tasarlama projeleri (Bu projenin içeriğini okumak ayrı komikti, resmini görmek ayrı komik.)
  • Vampir kitabının adı: Az Isır :)
  • Profesör Steg’in dişi olması (Ekin çok komik bulmuş bu kısmı)
  • Dünyanın yok olmasını beklerken kafalarında çiçek saksıları taşıyan üç cücenin çıkıp dans etmesi.
  • Zamanlar arası yolculukta babanın sütü kendisinden alıp kendisine geri vermesi.
  • Çocukların ara ara hikayeye dahil olup hataları söylemesi ya da isteklerde bulunmaları.

Daha bir sürü sayabilirim ve bunları yazarken sürekli güldüğümü söylemeliyim. :)

babam sut pesinde 3

BANU: Kurgu hakkında ne düşünüyorsunuz? Kısa bölümler halinde olmasına alıştığımız kitapların aksine, upuzun tek bir bölümden (belki de masaldan demeliyim) ibaret aslında.

ESRA: Kurgu, benim de dikkatimi çekti. İşin aslı iyi ki bu kitabı bölümlere ayırmamışlar, senin de dediğin gibi uzun bir masal kıvamında. Baba başından geçenleri anlatırken kız ve oğlan birden lafa karışabiliyor, bu benim çok hoşuma gitti. Hatta aklıma “How I Met Your Mother” dizisi geldi. Oğlanın babasını piranalarla ilgili uyarması, kızın “Keşke bu hikayede midilli de olsaydı,” demesi beni çok güldürdü.

BERNA: Kurgu çok sürükleyici. Bir sürü abuk sabuk olay gerçekleşiyor ve zaman içinde oradan oraya atlarken heyecanla ve gülerek kendinizi öyle bir kaptırıyorsunuz ki kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. (Ekin eline aldığında evden çıkmak için yavaş yavaş hazırlanıyorduk. Ben hazırlanırken kıkırdayarak, gülerek okuyup, evden çıkma zamanımız geldiğinde bitirmişti.) Kısa bölümler halinde olmaması bence ayrı bir heyecan ve sürükleyicilik katmış kitaba.

babam sut pesinde 2

BANU: Bir de Yıldıray’ın yayında da dediği bir şey var. Bence çok önemli bu tespit. Gaiman çocuklar ne sever diye bakmış: Korsanlar, vampirler, uzaylılar, dinozorlar… Sonra bunların hepsini alıp birleştirmiş. Ama ne birleştirmek!

ESRA: Elif henüz 1 yaşında olduğundan çocukların bu ara neleri sevdiklerine ben biraz uzağım aslında. Çevremde gördüğüm annelerden dolayı korsan ve dinozorların oldukça popüler olduğunu; vampirlerinse özellikle gençlerin bir hayli ilgisini çektiğini gözlemledim. Tüm bunları Gaiman bilinçli bir şekilde kurgulamıştır elbette. Kitapta bölümler olmamasından kaynaklı olarak da sahnede az sonra kimin olacağını kestirmek zor, heyecan dozu –bence- yüksek, bir acayip gülmeli bir hikaye çıkmış ortaya. Uzaylılar komik, vampirler dişleriyle oldukça ürkünç, korsanlar ve dinozorlar da neşeli geldi bana.

BERNA: Yıldıray’ın dediği gibi Gaiman özellikle çocukların sevdiği konuları mı seçmiş, yoksa bir araya gelince en absürd durumu oluşturacak konuları mı seçmiş bilemedim. Sonuçta acayip eğlenceli ve heyecanlı ve de çok komik bir kitap çıkmış ortaya.

babam sut pesinde 6

BANU: Çizimler hakkında ne düşünüyorsunuz?

ESRA: Hikayenin çok çok çok güzel olmasında büyük katkısı olduğunu düşünüyorum çizimlerin. Bu kitapta çizimler hiç olmasaydı nasıl olurdu diye düşündüm, düşündüm ama yok, galiba hayal edemedim. Hikaye zihnime çizgileriyle oturmuş çünkü. Kızın midilli isterkenki sırıtışı, babanın gözleri kaygısız halleri, vampirler… Hepsi o kadar canlı ki! Okuduğumdan beri gözümden gitmiyor hiçbiri. İlk sayfadaki mutfak perspektifine uzun bir süre baktım. Son sayfadaki babanın bakışını hatırladıkça kıkırdıyorum. Bir de Özlem (Korçak) geçen gün, kitabın İngilizce olarak ikinci bir çizerle daha yayınlandığını söyledi ama ben onu görmedim.

BERNA: Kitabın çizimleri harika! Çok eğlendim çizimlere bakarken. Anlatımla beraber inanılmaz bir uyum yakalamış. Konu çok eğlenceli, Neil Gaiman zeki ve harika bir yazar, ama bu çizimler olmasaymış kitap eksik kalırmış diyebilirim. Öyle detaylı, öyle eğlenceli ki çizimler, sayfaları çevirip çevirip baktıkça hayran kaldım, bayıldım! Kitap bittikten sonra bile açıp bakıyorum ara sıra, hikaye resimlerde canlanıyor, kaldığı yerden devam edecekmiş gibi.

BANU: Kitabın sonuna geldiğimde aklımda bir anda bir şimşek çaktı: “Olağan Şüpheliler”. İzlemiş miydiniz?

BERNA: Aa, çok iyi yakalamışsın Banu! Gerçekten benzeşim süper olmuş! 

ESRA: İki kere izledim ama bende o şimşek çakmadı, belki sizin yorumlarınızla aydınlanabilirim.

babam sut pesinde_neilgaiman

BANU: Detektifin Kevin Spacey’yle konuştuğu ve Spacey’nin olan bitenleri anlattığı sahne diyeyim, daha da ipucu vermeyeyim.

Son bir soru: Daha önce başka Gaiman kitabı okumuş muydunuz? Bizim ailece favorilerimizden Gaiman. Daha önc de birkaç kitabına yer vermiştik Dolap’ta.

ESRA: Üniversitedeyken “Sandman” okumuş ve çok etkilenmiştim. Geçtiğimiz yıllarda daKoralini okudum. Düğme gözlerden hâlâ korktuğuma göre o kitaptan da etkilenmişim galiba. Yazarın muzip, absürd ve zeki olması benim çok hoşuma gitti. Hayal gücü deniz derya.

BERNA: BenKoralini okumuştum. Hatta bu kitaptan uyarlanan “Coraline” filmini de izlemiştim. Ayy o düğme gözleeer! Bir de Dr Who dizisi hayranı olarak onun dizinin bir bölümünü yazdığını biliyordum. Bundan sonra daha çok kitabını okuyacağım kesin.

BANU: Harika oldu sizle böyle söyleşmek. Ağzınıza, kaleminize sağlık! Bu sayede “Babm Süt Peşinde”yi bir an önce okumak isteyenler olursa, bu haftaki çekilişimize katılıp yorum bırakabilirler. 

babam sut pesinde - kapakBabam Süt Peşinde
Özgün adı: Fortunately the Milk
Yazan: Neil Gaiman
Resimleyen: Skottie Young
Çeviren: Niran Elçi
Yaş grubu: 10+
TUDEM, Nisan 2015, 128 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-9944-69-987-7
.