guvercin 3Uyumayı hayatım boyunca sevdim. Gece insanı değilim ben. Akşam oldu muydu vücudum kendini bırakır, bir gevşeme, bir ağırlık çöker üstüme. Bazı insanlar vardır ki çalışmak için gecenin sessizliğini beklerler. Geceleri oturup çalışan insanlardan da değilim ben. Çalışmadım mı? Çalıştım elbette. Ama o çalışmaların ertesinde yatağa pestil gibi girdim hep.

Ne zamanki 1. Dolap Çekmecesi doğdu, dünyam şaştı işte. Uykuyu daha da sever oldum. Uyunan uyku azaldığı oranda uykuya olan sevgim arttı. Üstelik biz 16-17 ay boyunca uyumadık! REM uykusu falan hak getire. Bir ara Yıldıray’la evde zombili mombili bir film mi çeksek acaba dedik. Ya da vampir temalı… Çünkü pek çok kere sabahın ilk ışıklarıyla yatıp örtüyü birer vampir edasıyla başımıza çektiğimizi hatırlıyorum. (Bir vampir filminden daha korkutucu olansa, önümüzdeki aylarda tarihe 2. Dolap Çekmecesi Vakası olarak geçecek ikinci bir uyku krizinin bizi beklemesi.)

Durum böyle olunca Tayga’nın uyuması konusunda epey hassas olduğumuz doğru. Yatma saatleri, ne kadar uyuduğu vs. hep gündemimizde olan konular. İşte tam da bu noktada Güvercin’le tanıştık! Güvercin deyince tatlı, yumuş, uysal ve ürkek bir kuşcağız gelmesin aklınıza. Yo, değil. Hem de hiç değil.

Güvercin, çocuğunuzu ayartacak kötü arkadaş!

Güvercin, yavrunuza kötü alışkanlıklar (“Uyumiycam!”) kazandıracak bir musibet!

Güvercin, başa çıkılmaz bir bahane bulucu.

Güvercin, uykudan önce karşınıza çıkan kasis!

Güvercin, bütün kötülüklerin anası!

Güvercin, “Güvercin Geç Yatmasın!”ın baş karakteri.

Kitap uyku takkesini takmış, yatmaya hazırlanan bir adamın bizden istediği yardımla başlıyor:

guvercin 2

“Bir kere hiç uykum yok!”

“Merhaba, seni gördüğüme sevindim. Saat geç oldu ve dişlerimi fırçalamam gerek, bana bir konuda yardım eder misin? Güvercin geç yatmasın!”

Adam bize teşekkür edip parmak ucunda uzaklaşırken, “Bir kere hiç uykum yok!” diyen  Güvercin’le tanışırız. Hatta o kadar uykusu yoktur ki, parti bile verebilecek durumdadır. Karşısındakinin aynı havada olmadığını ve bizim onu uyumaya ikna etmeye çalıştığımızı anladığı anda ise uykudan kaçmak için bin türlü bahane sıralamaya, bizim dikkatimizi dağıtıp bizi atlatmaya çalışır. Televizyonda belgesel izlemeyi önermekten tutun, koca bir günün içinde beş dakika daha ayakta kalmanın ne önemi olduğuna, geç yatma hakkını savunan eylemler yapmaktan, ertesi akşam erken yatacağına dair pazarlıklara kadar, yaratıcılıkta sınır tanımayan bahaneler…

Güvercinimiz duygusal iniş çıkışları olan coşkulu bir tip. Sakin sakin konuşurken ansızın, “BENİM UYKUM YOK!” diye hezeyanlara kapılır ve ara ara masumane tavırlarıyla duygusal yanımıza oynar. Ara ara esnediğini bizden saklasa da, %110 uyanık olduğunu iddia etse de sonunda ne olur tahmin edin.

Mo Willems’in yazıp çizdiği Güvercin, Willems’in en ünlü karakterlerinden biri. Size daha önce Mo Willems’in iki sevimli kahramanı olan Fil Gerald ve Piggie’den söz etmiştim. Güvercin’i de o sıralar Willems’i araştırırken tanımıştım; ama bu kadar yakından tanımam kitaplarının Türkçe’ye çevrilmesiyle oldu. Kısa süre önce yayımlanan “Güvercin Geç Yatmasın” ve “Güvercin Otobüsü Kullanmasın”, bize Güvercin hakkında bilmemiz gereken her şeyi bilmemizi ve gardımızı almamızı sağlıyor. Okurken gıcık oluyorsunuz ona; ama bir yandan da cazibesinden kendinizi alamıyorsunuz. Bildiğiniz deli bu hayvan ve onun bu deli tavırları karşısında gülmekten başka bir şey yapamıyorsunuz.

Mo Willems’in kitaplarında az laf ve yalın çizimler var. Ama bu sadeliğin etkisi çok büyük. Bu boşluk hissi sayesinde sadece kitap kahramanı ve siz kalıyorsunuz. Başbaşasınız. Kahraman doğrudan sizinle konuşuyor. Kalın konturlu, belirgin çizgilerin küçük bebeklerin ilgisini çektiği hep söylenir zaten. Güvercin kitaplarında da (daha doğrusu genel olarak Willems’in çizgilerinde) bu özellik mevcut. Tayga artık kalın kontur aşamasını geçti sanırım; ama bebekken onaWe Are in A Booku okurken resimlerine dikkatle baktığını ve ben komik komik okudukça kıkır kıkır güldüğünü anımsıyorum. Hatta o kitap Tayga’nın kahkaha attığı ilk kitaptı.

“Güvercin Geç Yatmasın”ı okuduğumuzda ise bambaşka ve o sırada hiç beklemediğimiz bir tepkiyle karşılaştık. Bir kitabı Tayga’ya ilk kez okuduğumuzda, her çocuk gibi, ilgisini çekmediyse bırakıp gider, ilgisini çektiyse genellikle büyük bölümünü dinler. Aşinalık kazandıkça sonuna kadar dinleme oranı da artıyor. Güvercin’i de ilk okuduğumda biraz dinler ve sonra bırakır sanmıştım. Beklediğimin tersi oldu. Tayga dinledi. Beni değil ama, Güvercin’i! Hatta Güvercin’e yanıt verdi. Güvercin’le konuştu.

mo willems 1Güvercin: Hem son zamanlarda pek konuşmuyoruz. Söylesene, günün nasıl geçti?

Tayga: Havalar soğuk

Güvercin: Ah! Aklıma harika bir fikir geldi! Haydi yıldızları sayalım!

Tayga: Dört, beş, altı, dokuz…

Mo Willems kendisiyle yapılmış bir röportajda şöyle demiş: “Amacım kitabın yüzde 49’unu yazmak ve sonra kalan yüzde 51’i okuyucunun yaratmasına izin vermek. Onlar aslında benim okuyucum değil, ortaklarım.” 

İkinci sınıftan itibaren çzimeye başlayan Mo Willems uzun yıllar animatör olarak çalıştıktan sonra çocuklar için yazıp çizmeye karar vermiş. 2004 yılında yayımlanan ilk çocuk kitabı “Güvercin otobüsü kullanmasın” ile Caldecott madalyası kazanmış. Sonra bir kısmı seri olmak üzere çok sayıda kitap çıkarmış ve hâlâ üretmeye devam ediyor.

Hakkında okudukça Willems daha çok ilgimi çekti. Bunları önümüzdeki günlerde burada paylaşmaya devam edeceğim. Belki Dr. Seuss haftası gibi bir de Mo Willems haftası yaparız Dolap’ta. Ne dersiniz? İster misiniz?

Guvercin Gec Yatmasin_kapakGüvercin Geç Yatmasın!
Özgün adı: Pigeon
Yazan ve resimleyen: Mo Willems
Çeviren: Fırat Yenici
Uçan Fil, 2+, sert kapak, 32 sayfa
ISBN: 978-605-9933-26-1