The Cat in the Hat

The Cat in the Hat

Bugün Dr. Seuss’un belki de en bilinen kitabı var Dolap’ta. 1957’de yayımlandığında, çocuk edebiyatında çığır açan ve Dr. Seuss’un bu piyasadaki yerini perçinleyen “The Cat in the Hat” (Şapkalı Kedi).  Basıldığı andan itibaren büyük ilgi gören kitap, o tarihten bu yana milyonlarca adet satmış. Kırmızı beyaz çizgili şapkasıyla Şapkalı Kedi, bugün büyük bir sembol olmuş durumda. Bu hafta ABD’de kutlanan Dr. Seuss’un doğum günün etkinliklerine bakarsanız kırmızı-beyaz çizgileri her yerde görürsünüz.

Yıllar önce b ize “Horton Hears A Who!” adlı kitabı armağan ederek beni Dr. Seuss’le tanıştıran Evren’e Dr. Seuss hakkında yazıp yazmayacağını sormak olmazdı. Evren çocuk kitaplarıyla çok yakından ilgilenir; hatta bu ilgisini çocuk kütüphaneciliği üzerine eğitim alacak kadar ileri taşımıştır. Onunla kitaplar hakkında konuşmak bana büyük keyif veriyor. Daha ben ona teklifi yapar yazmaz “The Cat in the Hat’i yazmaya başladım bile!” diye yanıt geldi. Bana da merakla yazıyı beklemek düştü. (Evren’i YavruSu adlı blogundan da takip edebilirsiniz.)

Biz küçükken bu kadar çok kötülük var mıydı dünyada, yoksa biz küçük olduğumuz için mi bilmiyorduk, bilemiyorum ama eskiden, yani biz küçükken, ailemiz kardeşimle bizi evde bırakıp dışarı çıkabilirdi. Yapmaları gereken işler, gitmeleri gereken yerler olurdu ve her zaman bizi peşlerinden sürüklemezlerdi. Ya da arkadaşlarıyla birlikte çocuklar için uygun olmayan (günümüz tabiriyle oyun odası olmayan) yerlere eğlenmeye giderlerdi ve biz kardeşimle birlikte evde otururduk. Durun durun, hemen gözlerinizi belertip tek kaşınızı havaya kaldırmayın! Zalim anne baba, çocuklarını evde yalnız başlarına bırakıp eğlenmeye gidiyor gibi bir durum değildi bizimkisi. Hiçbir zaman bunu bir terkedilmişlik olarak yaşadığımızı hatırlamıyorum. Tam tersine çok eğlenirdik kardeşimle. Kocaman plastik evler ve kaydıraklar tıkıştırılmış o küçücük oyun odalarında tanımadığımız bir ablanın bakışları altında oynamaya çalışmaktan çok daha eğlenceli şeyler yapardık çünkü. Bu zamanlarda birbirimize daha da yakınlaşır, yetişkinlerin gözü üzerimizde olmadan rahat rahat oynardık. “Oyun” derdik biz, sadece oyun, şimdi moda tabirle “serbest oyun”.

Araştırmalar, o zamanlar, “serbest oyun” oynayan çocukların yaratıcılıklarının ve bilişsel yeteneklerinin geliştiğini söylemediği halde annem-babam serbest bırakırdı bizi. Yine araştırmalar ekran karşısında oturmanın zararlarını henüz kötülememiş olduğu halde ekranın pek yeri yoktu hayatımızda. Şans eseri şanslı büyüdük belki de.

Şimdi iki çocuğum var ve birlikte bol bol “serbest oyun” oynuyorlar. Aslında bazen onların tek yaptıklarının, evin altını üstüne getirmek olduğunu düşünüyorum ve böyle zamanlarda çocukların eline ayfon (bir nevi afyon) vb. veren anne-babalarla empati kurmuyor değilim. Ama sonra geçmişe dönüp baktığımda, kardeşimle birlikte koltuklardan, koltuk minderlerinden, annemin çekmecelerde özenle sakladığı örtülerden yaptığımız çadırlar aklıma geliyor ve bu zamanları gülümseyerek hatırlıyorum. Hatta şimdi yazarken bile yüzümde kocaman bir gülümseme ile yazıyorum.

the cat in the hat 04

İşte Dr. Seuss’un “The Cat in the Hat” kitabını da aynı gülümseme ile okuyorum çocuklarıma. “Şapkalı Kedi” olarak Türkçe’ye çevrilebilecek bu kitapta iki kardeşin yağmurlu bir günde evde yalnız kalıp yapacak hiçbir şey bulamadıklarından dert yandıkları sırada, eve gelen şapkalı bir kedi ile içine daldıkları oyunları, oyunlara eklenen hayali karakterleri anlatan eğlenceli ve komik bir kitap. Zaten Şapkalı Kedi de buna “eğlenceli eğlence” diyor (fun that is funny).

Kitapta bir de sürekli dırdırlanan, bu kedinin yaptığı yaramazlıkların anneleri tarafından pek de hoş karşılanmayacağını hatırlatan, süperego temsili bir balık karakteri var ki Şapkalı Kedi’nin eve girdiği anda “Hadi eğlenelim!” diyerek balığı şemsiyesinin üzerinde çevirmeye başlaması oldukça manidar. İd-süperego çekişmesi olarak da okunabilecek bu kitap çocuklar için adeta bir ‘yaramazlık’ şöleni sunuyor.

the cat in the hat 05“The Cat in the Hat” kitabı, yazıldığı dönemde, okullarda ilk okuma kitabı olarak okutulan Dick ve Jane kitaplarına alternatif olarak ortaya çıkmış. Bu kitaplardaki karakterler üzerinden anormal derecede kibar, mümkün olamayacak kadar temiz karakterlerin çocuklara dayatılmasına bir tepki olarak yazılmış. Ayrıca, o dönemde okuma metodu olarak kullanılan kelime tanıma yöntemine alternatif olarak ses temelli cümle yöntemini kullanması kitabın sesli olarak okunmasını da eğlenceli bir hale getirmiş.

The sun did not shine.
It was too wet to play.
So we sat in the house
All that cold, cold, wet day
I sat there with Sally.
We sat there, we two.
And I said “How I wish We had something to do!”
the cat in the hat 06Too wet to go out and too cold to play ball.
So we sat in the house.
We did nothing at all.
So all we could do was to Sit! Sit! Sit! Sit!
And we did not like it. Not one little bit.
And then Something went bump!
How that bump made us jump! We looked!
Then we saw him step in on the mat!
We looked! And we saw him!
The Cat in the Hat!
And he said to us, “Why do you sit there like that?”
“I know it is wet and the sun is not sunny.
But we can have lots of good fun that is funny!”
(…)

Kitap 12 dile çevrilmiş ve 10 milyondan fazla satış yapmış. Ancak çevrildiği diller arasında ne yazık ki Türkçe yok. Daha doğrusu henüz yok. Belki Bir Dolap Kitap vesilesiyle Dr. Seuss ile tanışan çocuk kitabı meraklıları çoktan çevirmeye başlamıştır bile. Ne demişti Yaşar Kemal usta, “Yaşam umutsuzluktan umut üretmektir.”

Kitabın sonu da alternatif bir son. Ne çocuklar, ne de aileler için herhangi bir ders çıkarılması gibi bir durum var. Kitapta en çok kullanılan kelime “eğlence” olsa da, salt eğlence de yok. Eğlendirirken düşündüren bir kitap aynı zamanda; üstelik hem çok boyutlu, hem de kuşaklar arası düşüncelere gark olabileceğiniz bir finali var. Çocuklarınızla bu kitap üzerinden yapabileceğiniz tartışmalar da cabası.

the cat in the hat 02İnternette kitap ile ilgili araştırma yaparken gördüm ki kitap üzerine çok tartışmalar yapılmış. Özellikle çocukların evde yalnız bırakılması üzerine bir sürü olumsuz yorum almış bu kitap. Evet, o zamanlarda, aileler çocuk-merkezli bir hayat sürmüyor, çocuklarını eğlendirmek için maddi manevi tüm olanaklarını seferber etmiyordu. Biz de bu şekilde büyüdük. Yanlış anlaşılmasın, çocuklar için özel şeyler yapılması, onların da toplumda bir yerinin olduğunun görülmesi ve Türkiye’de henüz çok ilkel düzeyde de olsa birtakım hakların tanınması çok önemli gelişmeler; ama yapılan şeylerin çocukların da tüketici olabileceğinin keşfedilmesinden sonra özel pazarlama stratejileri ile geliştirilmiş şeyler olup olmadığına dikkatlice bakmak, arka planını görmek gerekiyor. (Bkz. oyun grubu, oyun ablası, oyun atölyesi, atölye çocuk, aktivite, aktivite halısı, aktivite masası vs.). Artık çadırların da hazır yapılmışı var, hatta arkadaşlarımızla oynadığımız oyunların bile. Oysa bu kitapta gördüğümüz gibi evin içerisinde bile çok güzel vakit geçirilebilir. Aileler yaramazlık olarak algılasa da bunun asıl adı Şapkalı Kedi’nin de dediği gibi “eğlenceli eğlence”dir.

the cat in the hat - kapakThe Cat in the Cat
Yazan ve resimleyen: Dr. Seuss
Yaş grubu: 3+
Random House, 1957, 60 sayfa, sert kapak
ISBN: 039480001X