“Klasik masalları sever misiniz?” Berna Günal Küçük, yazısına bu şekilde başlar başlamaz ben de hemen kendi kendime sordum. “Klasik masalları seviyor muyum?” Üstelik bu soru ve “Masallar hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusu Bir Dolap Kitap’a en çok yöneltilen sorulardan biri. Yıldıray masallarla ilgili daha çok şey okudu ve bu konu üzerine düşünüyor; bense konuya çok da derinlemesine bakmıyorum sanırım. Açıkçası masallara karşı özel bir ilgim yok. Berna, Ezop masalları hakkında yazacağını söylediği zaman da özel olarak merak etmedim kitabı. İlgi gören bir konu olduğu için Dolap okurlarının benden daha fazla ilgileneceğini düşünmüştüm. Berna’nın yazısını okuyunca tornistan ettiğimi itiraf ediyorum. Berna, benim önyargılarımın çok uzağında bir kitaptan söz etmiş meğer. Yazıyı okuyun, ne demek istediğimiz anlayacaksınız.

Berna’ya bu ayrıntılı değerlendirmesi için teşekkür ederiz. Berna Günal Küçük’ün Dolap’ta yazdığı diğer yazılara buradan ulaşabilirsiniz. 

SAMSUNG CAMERA PICTURESKlasik masalları sever misiniz? Yıllar yıllar boyunca defalarca anlatılan, basılıp yayınlanıp okunan, filmleri çekilen, hiç eskimeyen… (Konumuz hayvan öyküleri olduğu için) kahramanları olan hayvanlar üzerinden insanlığa ahlak dersi vermeye çalışan, doğrudanlığıyla farklı yorumlara pek meydan bırakmayan masallar. Ya bilgelik dolu geleneksel anlatılar? Nesilden nesile aktarılarak günümüze ulaşmış, geçmiş zamanların bilgeliğini yansıtan, Afrika’dan, Uzak Doğu’dan, Amerika’nın yerlisi Kızılderililerden bize ulaşan anlatılar… Yoksa çağdaş yazarların öykülerini mi seversiniz?

SAMSUNG CAMERA PICTURESBirazdan bahsedeceğim kitapta bu saydıklarımın hepsi var. Didaktik eski masallarla, geleneksel anlatıların ve modern öykülerin bir arada yer aldığı “Ezop’tan Günümüze Hayvan Öyküleri” adlı kitaptan söz etmek istiyorum. 2003 yılında “Das Fabelbuch-von Aesop bis Heute” adıyla basılan kitap, 2007 yılında dilimize çevrilmiş. Öykülerin ortak noktası başlığından da anlaşılacağı gibi “hayvan öyküleri” olmaları. Kısacık öyküler, uzun öyküler, kıssadan hisse sonlar, çarpıcı finaller, düzyazılar, şiirler, Afrika, Kızılderili, Budizm öyküleri, özetle nefis bir derleme var elimizde. Şimdiye kadar ilginizi çekmediyse kitapta öyküleri yer alan yazarları sıraladığımda bu durumun değişeceğinden eminim: Ezop, Lev Tolstoy, Italo Svevo, Franz Kafka, Leonardo da Vinci, Jean La Fontaine, Wilhelm Busch, Josef Guggenmos ve daha birçok isim…

Kitaptaki öyküler on başlıkta gruplanmış; Azla Yetinmeyenler, Başkasının Kuyusunu Kazanlar, Besle Kargayı Oysun Gözünü, Her Zaman Alçakgönüllü Ol, Hiç Göze Alamayanlar, Sevinçler Paylaştıkça Artar, Önce Düşün Sonra Davran, İkisi Kavga Ederse, Yaşam Sevinci ve Düş Kırıklığı, Son Gülen İyi Güler.

 

Bazı öykülerin sonlarında çıkarılacak dersler doğrudan yazılmış: “Sebat ve zeka daima hedefe götürür,” ya da “Eğer aynı amaç doğrultusunda çalışanlar arasında uyum sağlanmazsa başarı elde edilemez,” ya da “Başkalarına iyilikte kişi, ödül veya minnet beklememeli,” gibi. Benim aramın çok da hoş olmadığı bir anlatım şeklidir ne yalan söyleyeyim. Günümüzün çocuklarına, günümüzün insanlarına artık bu anlayışta bir anlatımın, didaktik, hani deyim yerindeyse parmak sallayan bir tutum içeren anlatımın uygun olmadığını düşünüyorum. O nedenle, eğer yeni bir anlatım ya da farklı bir uyarlama içermiyorsa (örneğin Selçuk Demirel’in La Fontaine’den uyarladığı “Karga ile Tilki ve Cırcır Böceği ile Karınca” kitabında olduğu gibi), Ekin’in kitaplığında klasik masallar pek yer almaz.  “Ezop’tan Günümüze Hayvan Öyküleri” kitabını sevmemin bir nedeni de, hayvanlar üzerinden insanlara ahlak dersleri verme tutumunun, klasiklerden uyarlanan öykülerin anlatımlarındaki zenginliği ya da lezzeti azaltmaması. Uyarlamaların kısa, sade ve keyifle okunabilir olması, öykülerin eskiden yeniye farklı dönemlerden, farklı yazarlardan seçilmesi yine kitabın sevdiğim özelliklerinden. Örneğin, bir Ezop uyarlaması okuduktan sonra karşınıza şöyle bir öykü çıkabiliyor:

SAMSUNG CAMERA PICTURESMinik Kuş

Italo Svevo

Kafesin kapısı açık kalmıştı. Minik bir kuş hafif bir sıçrayışla eşikteydi. Oradan engin evreni izliyordu; önce bir gözüyle, sonra diğeriyle. Ufacık bedeni, geniş mekanlara uçmak arzusuyla sarsıldı; zaten kanatları da bunun için yaratılmıştı. Ama sonra şöyle düşündü: “Eğer dışarıya uçarsam kafesi kapatabilirler ve ben dışarıda tutsak kalırım.”

Minik kuş geri döndü ve kısa süre sonra özgürlüğünü mühürleyen kapıcığın tekrar kapanışını hoşnutlukla seyretti.”

Ya da şöyle bir öykü:

Kelebek

Bir Budizm öyküsünden uyarlayan Folke Tegetthoff

Düşümde kendimi bir kelebek olarak gördüm. Oradan oraya uçuşan bir kelebek. Her yaptığımla, düşündüğümle ve algıladığımla bir kelebekten başka bir şey değildim.

Derken uyandım. Burada yatıyordum ve yeniden kendimdim.

Şimdi tam bilmiyorum: Ben kelebek olduğunu düşleyen bir insan mıydım, yoksa şu anda insan olduğunu düşleyen bir kelebek miydim?”

İşte bu öyküler, bu kitabı benim için özellikle değerli kılıyor. Bir de tabi ki tartışmasız güzellikteki illüstrasyonları… İllüstratör Silke Leffler bu kitapla 2004 yılında Avusturya’da En Güzel Çocuk Kitabı Ödülü’nü almış. Kullandığı sıcak renkler ve canlı anlatımıyla öykülere yeniden hayat vermiş. Ben özellikle ön ve arka kapakta kullanılan resimlerine bayılıyorum. Silke Leffler’in çalışmaları için web sitesine göz atabilirsiniz. Pinterest kullanıyorsanız eğer pek çok yerde adına ve çalışmalarına rastlayabilirsiniz. Silke Leffler, Kral ile Deniz, Futbol Rüyası, Köprüyü Geçerken / Dev ile Ayının Öyküsü, Bay Jaromir ve Çalınan Elmaslar gibi kitaplarıyla tanıdığımız Heinz Janisch’in yazdığı birkaç kitabı resimlemiş; “Why is the Snow White?” ve “I Have a Little Problem said the Bear”, ayrıca “Andersen’s Fairy Tales” isimli bir kitabın illüstrasyonlarını yapmış. Daha detaylı incelemek isteyenlere birkaç öneri olarak bulunsun.

Hazır Heinz Janisch demişken kitaptan yine bir alıntı yapmalı:

Salyangoz ile Kaplan

Heinz Janisch

Salyangoz ile kaplan

‘yenen ve yenilen’i oynarlar.

Kaplan salyangozu yener,

Salyangoz kaplanı yere serer.

Sonra yine değişirler.

Yenilenler de bazen yenerler.”

SAMSUNG CAMERA PICTURESÇok bilindik öykülerin (“Şehir Faresi ile Tarla Faresi”, “Şişinen Kurbağa”, “Horoz ile İnci”, “Karga ile Testi” gibi) yanı sıra, daha önceden bir yerlerden duyduğumuz ama kimin yazdığını bilmediğimiz öyküleri veya bildiğimiz sevdiğimiz çağdaş yazarların hiç bilmediğimiz öykülerini de okumak ve hepsini bir arada okumak, her açıdan güzel bir deneyim sağlıyor okuyana.

Tuzaktaki Fare

Franz Kafka

‘Ah’ dedi fare,’dünya her geçen gün daralıyor. Önceleri o kadar genişti ki, korkup ileriye koşardım. Uzakta, sağda ve solda duvarlar görmekten mutlu olurdum. Ama bu uzun duvarlar o denli birbirlerine doğru geliyorlar ki artık son odadayım ve orada, köşede doğrudan içine koştuğum tuzak duruyor.’

Kedi, ‘Sadece koşu yönünü değiştirmen yeter’ dedi ve fareyi yedi.”

Biraz iddialı bulabilirsiniz ama ben eski ya da yeni, seçilen tüm öykülerde felsefi bir nitelik olduğunu düşünüyorum. Her bir öykü, üzerinde konuşmak, sohbet etmek için birçok kapı açıyor okuyucuya. Bu nedenle her yaşta okuyucuya hitap edebilen, yaşsız, zamansız bir kitap bu.

“Hiçten de Öte – Hiçbir Ağırlığı Yok

Anlatı

‘Söyle bana, bir kar tanesinin ağırlığı ne kadardır?’ diye sormuş iskete kuşu yabani güvercine.

‘Hiçten de öte, hiçbir ağırlığı yoktur’ yanıtını vermiş diğeri.

‘O zaman sana harika bir öykü anlatmalıyım’ demiş iskete kuşu.

‘Bir çam dalının gövdeye yakın yerinde oturuyordum. Tam o sırada kar yağmaya başladı; hani fırtınalı, uğultulu değil, hayır düşte gibi; sessiz ve hafiften. Yapacak daha iyi bir işim olmadığından, dallara ve oturduğum daldaki çam iğnelerine düşen ve orada asılı kalan kar taneciklerini sayıyordum. Tam tamına 3.741.953 adettiler. 3.741.954 adet – senin deyiminle hiçten de öte hiçbir ağırlığı olmayan – kar taneciği düştüğünde dal kırıldı.’

Ardından iskete kuşu uçup gitmiş.

Nuh’un zamanından bu yana bu konuda uzman sayılan güvercin, uzunca bir süre düşünüp taşındıktan sonra kendi kendine, ‘Belki de dünya barışı için tek bir insanın oyu eksik’ demiş.”

Kitabın arka sayfasında şunlar yazıyor: “Hayvan öykülerinin bilgelik dolu ve nükteli anlatımlarında insana tutulan eşsiz bir ayna. Bütün aile için asla eskimeyecek bir temel yapıt.” Yıllardır evimizde olan bu kitabı hala aynı merak ve keyifle okuyorsak, eskimeyecek bir yapıt olduğu konusunda haksız sayılmaz bunu yazan, öyle değil mi?

ezoptan gunumuze - kapakEzop’tan Günümüze Hayvan Öyküleri
Özgün Adı: Das Fabelbuch- von Aesop bis Heute
Yazan: Karma
Resimleyen: Silke Leffler
Çeviren: Nur Erkılıç
Yaş Grubu: Her yaşa
Optimist Yayınları, 2007, 96  sayfa, ciltli
ISBN: 978-9944-186-11-7