Bir Dolap Kitap sayesinde tanıştığımız, bebekliğinden bu yana oğlunun okuma sürecine uzaktan da olsa tanıklık ettiğimiz Fatoş Akyürek Aytekin, bugünkü konuk yazarımız. Yağız’la Hayat – Oğlumu Büyütürken adlı blogun yazarı olan Fatoş, yıllardır oğlunun kitaplarla deneyimini blogunda paylaşıyor.

Geçtiğimiz haftalarda sevgili 2Balık1Kedi Esra’nın henüz yaşını tamamlamamış kızı Elif’in kitaplarla ilişkisini okumuştuk. Fatoş’un yazısı, Esra’nın yazısını tamamlar nitelikte. Çünkü her iki anne için de anahtar sözcük “eğlence”. Kitap okurken eğlenirseniz, siz eğlenirsniz, çocuğunuz eğlenirse, kitapla kurulan ilişki de çok daha farklı (ve güçlü) gelişir. Açıkçası biz hem Elif’in, hem Yağız’ın önümüzdeki senelerdeki kitap maceralarını izlemek için sabırsızlanıyoruz. Şimdi sözü Fatoş A. Aytekin’e bırakalım ve onun 5 yıllık deneyimine kulak verelim.

 

oglumu buyuturken 1Babamın bir kütüphaneci olmasından belki, kitapları hep çok sevdim ben. Daha çok küçükken onunla kütüphaneye gidip, orada vakit geçirmek benim için büyük mutluluktu. Hele o üst raflarda duran üç boyutlu kitaplar yok mu, beni benden alır, hayallere daldırırdı. İçe kapanık bir çocuk olduğumdan, evde de tek başıma olmayı sever, bahçede bir ağaca tırmanıp, tepesinde rahatsız edilmeden kitap okurdum.

Oğlum dünyaya geldiğinde, onun da hayatında kitapların yer etmesini çok istedim. Benim aldığım tadı, onun da hissetmesi için bir an önce bir şeyler yapmak için sabırsızlandım. 4-5 aylık olduğundaysa oğluma ilk kitabını aldım.

Ben sanıyordum ki elime bir masal kitabı alıp okuyacağım, çocuğum da beni akıllı akıllı dinleyecek. :) Öyle değilmiş, öğrendim. Bebekken kitap okumak değil, kitapla oynamakmış onun adı.

Oğlum, onun için çizdiğim kartlara çok ilgi gösterince, elinde tutabileceği bir kitabın hoşuna gideceğini düşündüm. Bingo! Aldığım küçük pencereli karton kitaplar oğlumun en büyük eğlenceleri oldu. Çoğu bebeğin aksine, kitapların tadına bakmayı hiç denememesi ve de yırtmaya çalışmaması da bizim şansımız oldu. Artık her yere çantamızda kitapla gider olmuştuk.

Birlikte kitaplara bakmamız, bizi eğlendirmenin yanında, iletişimimizi de güçlendirdi. Öyle ya bir bebekle en fazla ne konuşulabilir ki? Ona sevgi sözcükleri söylersiniz, bir kaç şarkı ninni mırıldanırsınız. Bir süre sonra hep aynı şeyleri yaptığınızın, aynı cümleleri kullandığınızın farkına varırsınız. Oysa bir kitap varsa elinizde, pek çok şeyden bahsedebilir, bu arada çocuğunuzun kelime dağarcığını artırır ve biraz büyüdüğünde kurduğu cümlelere şaşar kalırsınız.

oglumu buyuturken 4O dönemde kitapları nasıl okuduğumuza gelince… Kitaptaki karakterleri konuşturuyor, ses tonumu eğlenceli hallere dönüştürüyor, eğer karakterlere ilişkin oyuncaklarımız varsa tiyatro sahnesine çeviriyordum ortamı. Tüm bunları yaparken de eğleniyordum. Ben eğlendikçe de, oğlum daha çok coşuyordu kitapları gördükçe.  İlk iki yıl oğluma ben baktığımdan, kitaplar için bir zaman dilimi kısıtlamamız olmadı. Her an elimizin altında oldular ve günün büyük bir bölümü onlarla geçti. Bu kadar ilgi duymasında, evde televizyonun açılmamasının da etkili olduğunu düşünüyorum. Ne yapsın çocuk, el mecbur kitaplara sardı.

Emeklediği dönemde, gidip bizim National Geographic dergilerimizi almaya ve incelemeye başlamıştı. Parmağımızı tutup, merak ettiği şeylerin üzerine koyuyor ve anlatmamızı istiyordu. Sayfa çevirmeyi bu dergiler sayesinde öğrendi diyebilirim. Ardından biz ona uygun bir dergi arayışına girdik ve karşımıza Meraklı Minik çıktı. İyi ki de çıkmış. Bir yaşından beri alıyor ve keyifle okuyoruz.

Oğlumun ilgi alanlarını gözlemlediğimizde, en çok hayvan resimleri gördüğünde heyecanlandığını fark ettik ve kitapları da  o yönde seçmeye çalıştık. Bu aşamada, yaşadığımız yerde taleplerimizi karşılayacak bir kitabevi olmaması, bizi internet üzerinden siparişe yönlendirdi. Ama oradan aldığımız kitapların kalitesinden nasıl emin olacaktık? Bir gün karşıma Bir Dolap Kitap çıktı. Tam ihtiyacım olan şey, tam zamanımda karşımda duruyordu. Sonrasında ona göz atmadan kitap alamamaya başladım. :-) Sadece kitap seçimi için yararlanmadım Dolap’tan. Çocuk kitaplarına bakış açım değişti. İyi bir çocuk kitabının nasıl olması gerektiği hakkında yeni kriterlerim oluştu. Ve şimdi bunları size, o dolabın kapaklarından anlatıyor olmak, benim için heyecan verici!

Yağız büyüdükçe, kitapla olan ilişkisi de değişmeye başladı. Önce kitapları okumama izin verdi. Sonra kitapta yazmayan, arka planda gerçekleşebilecek muhtemel olaylardan bahsetmemi istedi. Sonra kitap karakterlerini, kitaptan bağımsız konuşturmaya, hatta rolleri paylaşıp yeni maceralara yelken açmaya başladık.Artık her kitap yeni bir projeydi bizim için. :-)

oglumu buyuturken 2Her ne kadar hikaye kitaplarını sevse de, kitapla yapacağı her şeyi yaptıktan sonra, uzun süre bir köşede unutuyor oğlum. Oysa bilgi veren kitaplarla ilişkisi bambaşka. Onlar hiç bir zaman gözden düşmüyor bizim evde. Her defasında ilgiyle dinliyor ve oradaki tüm resimleri de konuşturmamı istiyor. Örneğin “Keşfedin” serisi kitaplarında, dinozoru inceleyen bilim adamını konuşturmak benim de hayal gücümü oldukça geliştiriyor. Anlayacağınız biz kitapları sadece okumuyor, onlarda yaşıyoruz ailecek.

Son zamanlarda ise oğlumun tercihleri, daha uzun soluklu, maceralı, içinde kötü karakterler de barındıran kitaplar. Tabi ki sonunda iyiler kazanması şartıyla. Artık eskisi gibi sınırsız vaktimiz olmadığından, kitap okuma zamanlarımız uyku öncesine kaydı. Bazen öyle kitaplar seçiyor ki, ben okumak istemiyorum. Kim ister ki uykudan önce kamyonlar hakkında bir kitap okumayı? Tabi ki bu da ses tonuma yansıyor. O zaman oğlum masum bir ses tonuyla “Anne, lütfen mutlu mutlu oku,” diyor. Nasıl olacaksa o… Yani oğlum artık 5.5 yaşında ama hala okuma biçimim onun zevk almasında etkili.

oglumu buyuturken3Bloglara ya da forum sitelerine baktığımda, sanki tüm çocuklar daha bebekken kitapla haşır neşir oluyor gibi bir yanlış intiba uyanıyor. Bu belki de zaten o konuda merakı olan kişilerin oluşturduğu platformlarda dolaştığımdan olsa gerek. Oysa çevreme baktığımda, okul öncesi kitapla tanıştırılmış çocuk sayısı öyle az ki. Okuma bilmeyen bir çocuğa kitap almak anlamsız geliyor çoğu anne babaya. Eğer gidiyorlarsa, kreş ve anaokullarında karşılaştıkları kitaplar, seçme yayınlar olmuyor genelde. Hatta küçük şehirlerde bulunan kitabevlerinde satılan kitaplar genellikle dehşet verici. Keşke her çocuğun kaliteli kitaba erişebilme ve kitapların büyülü dünyasına adım atabilme şansı olabilse…

Bugüne kadar yaptıklarımın, oğlumun kitaba olan sevgisine katkısı ne oranda olmuştur bilemiyorum. Belki hiçbir şey yapmamış olsaydım da sevecekti, kim bilir? İlerde kitapla ilişkisi nasıl olacak oğlumun çok merak ediyorum doğrusu. Umarım büyüdüğünde, her gece uyurken başucunda bir kitap olur oğlumun ve hayallerinde okuduğum hikayeler canlandığında yüzünde bir gülümseme belirir. Tıpkı babamın bana küçükken anlattığı masallar gibi…

Tüm çabam bunun için…