İpek’le ilk ne zaman, nasıl tanıştık hatırlamıyorum. Ama kesin olarak bildiğim bir şey var ki, o da İpek’le biz Dolap Kapakları’nı buluşturan konu çocuk kitaplarına olan sevgimiz oldu. Zamanla daha birçok ortak noktamız olduğunu öğrendim: Roald Dahl’a, kırtasiye malzemelerine, Snoopy’ye, Dire Straits’e olan sevgimiz ve ve Nil ile Tayga’nın maceralarını birbirimizle değiş tokuş edip günümüzü şenlendirmek aklıma ilk gelenler…

Daha önce Dolap’ta Minik Violetin çevirmeni olarak yer alan İpek Şoran’a “Madem çocuk kitaplarını çok seviyorsun ve madem biz bu konuda seninle çok konuşuyoruz, ee o zaman gel Dolap’a konuk ol,” dedik. O da kabul etti. Bizim için çok güzel bir kitap seçti.

ayicik ile farecik_ben nereden geldimGeorge Bernard Shaw’un çok sevdiğim bir sözü vardır: “Okumak istemediğiniz bir kitabı asla bir çocuğa vermemeyi kural haline getirin,” diye. Ben de 3,5 yaşındaki yeğenim Nil’e kitap seçerken önce kitapları kendim okurum, sonra da ona gerçekten “en sevdiklerimi” hediye ederim. İşte tam da yine böyle bir Nil’e kitap keşfimde tanıştım Gabrielle Vincent’in “Ayıcık ve Farecik’in Maceraları” serisiyle… YKY’nin yayınladığı 6 kitabı da alıp hepsini Karaköy’den Kadıköy’e  bir geçimlik vapur yolculuğunda okuyup bol bol duygulanarak bitirdim, sonra da hepsini Nil’e gönderdim.

Processed with VSCOcam with f2 presetSonra bir gün Instagram’da gezinirken, ayıları çok seven  tatlı bir arkadaşım “Ayıcık Ernest ile Farecik Célestine’in Romanı”nı paylaştı. Kapakta Ernest ve Célestine’i, yazarının da Daniel Pennac olduğunu görünce iyice heyecanlanıp hemen o gün kitabı aldım. Bazı kitapları okuduğumda hissettiğim “Keşke bu kitabı ben yazmış olsaydım!” duygusu bu kitapla yüz katına filan çıktı desem abartmış olmam herhalde.

Kitabın büyüsünü bozmamak adına fazla detaya girmeyeceğim ama “Ayıcık Ernest ile Farecik Célestine’in Romanı”nın yazılma fikri (kitabın son bölümünde anlatılıyor) o kadar güzel ve naif ki, bölüm (aynı zamanda kitap) bitince oturup uzun uzun birbirini hiç görmeyen, birbirinin sesini hiç duymayan, mürekkep, suluboya ve kağıt arkadaşı iki insanın yaratabileceklerinin ve güzel yazılmış çocuk kitaplarının değerini tekrar tekrar düşündüm.

Kitap, “Tanışma” bölümüyle başlıyor. Célestine kendini tanıtıyor, Ernest kendini tanıtıyor; sonra da hikaye boyunca eğlenceli diyaloglarla karşımıza çıkan Okur ve Yazar kendilerini tanıtıyorlar. Yukarı Dünya sakini Ernest ve Aşağı Dünya sakini Célestine’in bir çöp kutusunda başlayan hikayesi, bir sürü macerayla birlikte  -kimse inanmasa da- dünyanın en güzel arkadaşlığına dönüşüyor. Sonunda kendilerini kamu düzenini bozmaktan çete kurmaya, polisten kaçmaktan diş kaçakçılığına (aslında tüm bu kriminal olaylar bu diş meselesiyle başlıyor!), kırmızı kamyonet hırsızlığından çalınan malları iade etmemeye kadar birçok şeyle suçlanıyorlar. Aslında suçlandıkları şeyse Ernest’in Mahkeme Başkanı Kunduz’a açık yüreklilikle söylediği gibi “Célestine’le dünyanın en iyi arkadaşı olmaları”:

ayicik ile farecik 3“Beni yargılıyorsunuz çünkü Célestine’le dünyanın en iyi arkadaşıyız! İşte bu nedenle yargılıyorsunuz! Ayılar ile fareler arkadaş olamaz! İhanettir! Korkunç bir suçtur! Her zaman ayılar yukarıda, fareler aşağıda olmuştur! Kime isterseniz sorun! İşte bu nedenle yargılıyorsunuz! Sizin yargıladığınız, Ernest ile Célestine’in dostluğudur!” [Syf. 183-184]

Ayıcık Ernest ile ve Farecik Célestine’in hikayesi, sıradışı bir arkadaşlık, bir dolu macera, farklılıklardan doğan dünyanın en iyi arkadaşlığının romanı belki ama, benim için ne zaman kendimi kötü hissetsem ya da kötü bir gün geçirsem “ormanın derinlerine iyice gizlenmiş kulübecik”i düşlediğimde bana kendimi tekrar iyi hissettiren; yani her şeyin yanında küçük farkındalıkların, inceliklerin ve ayrıntıların yarattığı “mutluluk”a dair, içinde “karın incelikleri”nden, “baharın renklerine boyanmış bir kamyonet”ten, “her bir kar kristalindeki bin bir gökyüzü pırıltısı”ndan, şarkıcı olmak isteyen bir ayı ve ressam olmak isteyen bir fareden bahsettiği için Pennac’ın deyimiyle “Çok yaşasın kitap!” dedirten türden bir kitap.

ayicik ile farecik  2Mutluluk anlatılmaz derler. Mutluluk çok sıkıcıdır derler. Mutlu olanların evlerinde hiçbir şey olmazmış. Mutlu olurlarmış, o kadar. Zaman durmuş gibi. Söylendiğine göre, anlatılacak bir şey yokmuş. Ben katılmıyorum. Hem de hiç katılmıyorum! Hatte bence Ernest ile Célestine’in mutluluğunu anlatmak için binlerce sayfa gerekir. Çünkü mutluluk hem minicik hem de kocamandır. Ernest ile Célestine’in kocaman mutluluğunu anlatmak kolay, tek cümle yeter: “Ernest ile Célestine son derece mutluydu.” O kadar. Ama bu kocaman mutluluğu oluşturan bin bir minicik mutluluğu tarif etmek derseniz, ona dev bir kitap gerekir! [Syf. 116]

Kitaba dair [bence önemli]  birkaç not:

  • Kitaptaki çizimler Gabrielle Vincent’in kahramanlarından uyarlanmıştır. “Ayıcık ile Farecik’in Maceraları” serisine şuradan göz atabilirsiniz.
  • Gabriel Vincet’ın kitaplarından uyarlayarak Daniel Pennac’ın senaryolaştırdığı “Ernest et Célestine” adlı animasyon 2012 yılında vizyona girmiş.
  • Kitabı okurken yer yer çok duygulanıp, yer yer kahkahalar atabilirsiniz.
  • Bölüm başlıklarının altındaki parantez içi cümleler çok komik ve yaratıcı!
  • “Bir ayı ile fareden arkadaş olmaz! Çünkü onlar ayrı dünyaların hayvanları…” diyenler özellikle okusun.
  • Çocuklarının illa ki diş hekimi, doktor, mühendis vs. olmasını isteyenler de mutlaka ve mutlaka okusun.
ayicik ile farecik - kapakAyıcık Ernest ile Farecik Célestine’in Romanı
Özgün adı: Le Roman d’Ernest et Célestine
Yazan:  Daniel Pennac
Çeviren: Füsun Önen
Yaş grubu: 9 +
Yapı Kredi Yayınları, 2014, 204 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-08-3997-0