ahlakiolanolmayan 1Öyle değilmiş gibi davranırız, atıp tutarken sık sık değiniriz, yargılarken en acımasız oklarımızın ucunu ondan yaparız ama aslında ahlak ucuz bir malzemedir, hem de çok ucuz. Ahlak o kadar ucuz bir malzemedir ki, ne zaman birileri kendini ahlaka sarsa o kişide bir sorun, ne zaman birileri ishal olmuş gibi etrafa ahlak saçsa eylemlerinde bir şeytanlık olduğunu biliriz.

Ucuz olmayan, daha doğrusu paha biçilemez bir başka ahlak daha vardır. İmitasyon değildir öbürü gibi, onu sahte bir elmas gibi takıp elmastan anlamayanlara caka satamazsınız. Doğaldır çünkü bazı insanların doğasıdır. Mesela Gezi Direnişi sırasında öldüresiye dövülen, biber gazıyla boğulan, gaz kapsülüyle kafasından vurulan insanların yardımına sorgusuz koşan ve bugün bu yüzden yargılanan doktorların davranışı işte bu doğal ahlaka dayanır.

Doğal bile olsa “ahlak” dedikçe insanın içi gıcıklanıyor, öylesine ayağa düştü sözcük. Ahlak yerine doğa sevgisi, yaşam hakkına saygı gibi ifadeleri kullanmak daha doğru aslında.

ahlakiolanolmayan 2Yanlış olduğunu, başkalarının hoşuna gitmeyeceğini, hatta maruz kalsak bizim de hoşumuza gitmeyecek bir şeyi kimse görmeden yaparsak sorumluluğumuzdan kurtulmuş olur muyuz? Yapabiliriz, kimse görmüyor, yakalanma olasılığımız yok, ceza almayacağız. Bizi durdurudan ne? O eylemi niye gerçekleştiremiyoruz? Ya da tersten gidelim: Yaparsak başımıza kötü şeyler gelebileceğini biliyoruz. Kılıfına uydurup bizi “yasal” olarak cezalandırabileceklerini, kaba kuvvet kullanarak bizi yaralayabileceklerini, hatta öldürebileceklerini biliyoruz ama yine de hakkımızı, hepimizin hakkını aramak için meydanlara çıkıyoruz, Gezi’nin ağaçlarına sarılıyoruz mesela. Bizi harekete geçiren ne?

Brigitte Labbé, Çıtır Çıtır Felsefe dizisinin yeni kitabında, çocuklarla birlikte bu sorulara yanıt arıyor. Öyle ki, aslında tüm bunları yazmak yerine kitaptan birkaç alıntı yapsaydım da olurdu.

Ablasının erkek arkadaşının rüşvetle ikna etmeye çalıştığı Lusin, ablasının günlüğünü vermiyor. Kimsenin haberi olmadan bunu yapabilir ve karşılığında hoşuna gidecek bir şeyler elde edebilir oysa. Onu engelleyen hiçbir yasa, hiçbir yönetmelik yok. Onu engelleyen şey, Lusin’in içinde: Vicdanı, ahlaki bilinci.

Peki ahlakı oluşturan kural ne? Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyi, başkalarına yapmamak.

ahlakiolanolmayan 3Hiç kimseye mi? Mesela yakın arkadaşımız olmayan kişilere yapsak? Komşulara değil de mesela yabancılara yapsak? Kendi memleketimizde yemediğimiz naneleri turist olarak gittiğimiz memleketlerde yesek? İkiye bölünmüş böyle bir dünya gerçekten de var. Bu dünya, kendilerine özgü ahlak anlayışları olan mafyaların, suç örgütlerinin ve çetelerin dünyası: kendi içlerinde, herkes doğru, dürüst, cesur davranıyor; birbirlerine güveniyor, yardımlaşıyorlar. Kendi cemaatlerinin dışındaysa çalmak, yalan söylemek, şantaj yapmak, hırpalamak, hatta öldürmek serbest. Sıfırlayalım mı?

Peki ya dinlere göre ahlak? Yüzlerce din vardır, hepsi belli kurallar ve yasaklar koyar. Bunlar ahlaki kurallar değil, dini kurallardır.

Ya töreler, gelenekler, inanışlar, alışkanlıklar? …hiçbir şeyi kanıtlamaz. Hatta kimi zaman aklı uyutabilirler. Bugüne kadar hep yapılagelen şeyleri, hiç sorgulamadan tekrarlama tehlikesiyle karşı karşıya kalırız.

Size de Brigitte Labbé bu kitap için gereken ilhamı Türkiye’de bulmuş gibi geliyor mu?

Ahlakın ne olduğunu, ne olmadığını iyi anlamalı ve iyi anlatmalıyız. Serin suyun içinde ocağa konan kurbağa olmamak için yapmalıyız bunu.

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

CCF AhlakiOlan kpk ozlAhlaki Olan ve Olmayan
Özgün Adı: Moral et pas moral
Yazan: Brigitte Labbé, P.F. Dupont-Beurier
Resimleyen: Jacques Azam
Çeviren: Azade Aslan
Yaş grubu: 8+
Günışığı Kitaplığı, 2014, 40 sayfa
ISBN: 978-605-4603-97-8