Okullar açıldı. Okulların açılması kimi anneler tarafından “okullar nihayet açıldı” biçiminde de ifade ediliyor. Bunu attıkları sevinç çığlıklarından ve sosyal medyada paylaştıkları kahve fotoğraflarından anlamak mümkün. Öte yandan okullar açılana kadar eğitim sistemini değiştirdik, değişiklikleri tartıştık ve kınadık, çocuğumuz için okul seçtik, okul seçemiyorsak öğretmen seçmeye çalıştık, yeni kitapları ve defterleri edindik, defterleri kapladık, kalemlerin ucunu açtık ve sonunda çocuğumuzu götürüp okula bıraktık. Ben buraya kadar bir eğitimcinin ya da velinin okullarda çocuk kitaplarının okutulmasından ya da kütüphanelerin durumundan söz ettiğini duymadım. Siz duydunuz mu?

Peki, çocukların kendilerine hazır verilen bilgileri kafalarına tıkıştırıp bu bilgileri hunharca hazırlanmış sınavlarda kusarak yaşamlarının seyrini belirledikleri bir eğitim sistemi içinde çocuk kitapları ve okul kütüphanesi ne işe yarayabilir? Sistem açısından bakınca sorunun yanıtı devasa bir HİÇ! Hah! Kim takar sistemi! İşte yanıtlar:

  • einsteinİlk yanıt değerli büyüğümüz Einstein’dan geliyor: “Çocuklarınızın zeki olmasını istiyorsanız onlara masal okuyun. Daha da zeki olmalarını istiyorsanız onlara daha fazla masal okuyun.”
  • Okul demek otoriteyle tanışmak, onu benimsemek ve onun yönergelerine göre davranmak demek. Sustalı maymun gibi çocuk isteyen var mı aranızda? İyi o vakit, eğitim sisteminin içine sokabileceğiniz en etkili ve faydalı virüs çocuk kitaplarıdır. Elinizi korkak alıştırmayın.
  • Okul demek başarı kaygısı demek; başarı kaygısı demek tatminsizlik, huysuzluk, sevimsizlik, toplamda mutsuz bir yaşam demek. Oysa başka bir dünya mümkün ve o dünyayı en iyi anlatan da çocuk kitapları!
  • Eğer bir ülkenin eğitim sistemini bağımsız bilim insanları, düşünürler, sanatçılar ve meslek erbapları değil de devlet düzenliyorsa o eğitim sisteminde, hatta o ülkede devasa bir bit yeniği vardır. İhtiyacınız olan yararlı virüs yine çocuk kitaplarıdır!
  • Bir şeyin sıkıcı, zevksiz, boğucu olması onun mutlaka yararsız olduğu anlamına gelmez. Tıpkı eğitim sistemi gibi… Bu sıkıcı devasa sistemi biraz olsun keyifli hale getirmek, sistemin hantal gövdesine çocukların nefes alabilecekleri pencereler açmak için çocuk kitaplarından daha iyi bir araç mı var?
  • Sistem böyle olunca iş öğretmenlerin yaratıcılığına ve sorumluluk alma becerilerine kalıyor. Okulu zevkli hale getirmeyi başaran bir öğretmenin en iyi yardımcısı çocuk kitaplarından başka ne olabilir ki?
  • Ve okul kütüphaneleri! Okul kütüphaneleri eğitim sisteminin kendi kendine attığı kazıktır! Okul kütüphaneleri eğitimde gerilla yöntemlerden yana olan öğretmenlerin gizli üssüdür. Okul kütüphaneleri, “Teneffüs diye bir şey koyalım ders aralarına da çocuklar her 40 dakikada bir enerjilerini boşaltsınlar, çişlerini yapsınlar ki derste rahat dursunlar,” diye düşünecek kadar hin olan sistemin kör noktasıdır, basiretinin bağlandığı andır.