İlüstrasyon: Alec Longstreth

İlüstrasyon: Alec Longstreth

Dolap kapaklarını açtığı günden beridir bize bazen günde birkaç defa sorulan bir soru var: “Şu yaşta (cinsiyet belirtilerek) çocuğum / kardeşim / yeğenim var, ona hangi kitapları okumalıyım?”

Teknik olarak, bu ve benzeri sorular yanıtlanması neredeyse imkânsız sorular aslında. Çocuğu tanımıyoruz, ne yer, ne içer bilmiyoruz, hangi oyunları oynar, neyi sever, nelerden hoşlanmaz fikrimiz yok… Yine de elimizden geldiğince yanıt vermeye çalışıyoruz bu soruya. Gerçi her soruya yanıt veremiyoruz, özellikle de son dönemde çok ihmal ettik yanıtları ama bu durum sorunun zorluğundan bağımsız nedenlere dayanıyor. Ayh, bi de lafı dolandırmasam bi gün! Her neyse, biz bu ve benzeri soruları önemsiyoruz ve yanıtlamaya çalışıyoruz. Bu yazıda da amacım bu soruya etraflıca bir (esasen yedi adet) yanıt vermek. “Madem bu soru bu kadar bilinmeyenli olduğu için yanıtlanamaz bir soru, madem yanıt her çocuğa göre değişiyor, şimdi nasıl yanıt vereceksin a keleş Dolap Kapağı!” diyen iç sesinizi duyar gibiyim. Yazıyı sonuna kadar okuyun hele de olmamışsa o zaman salın üstüme iç sesinizi, e mi?

  • Hangi kitapları okumayı seviyorsunuz? Hedef çocuğa okumayı sevdiğiniz kitabı okuyun. Elbette el kadar bebelere klasikleri dayamayın. Çocuğa göre olan kitaplardan okumayı sevdiğiniz bir tanesini seçin. Evet, bu, çocuk kitaplarını önce sizin okumanız gerektiği anlamına geliyor. Ağzınızı eğip bükmeyin hemen, “Yetişkinler neden çocuk kitabı okumalı?” yazımızı okuyun önce.
  • Hedef çocuk ne okumayı seviyor? Hedef çocuğa onun sevdiği kitapları okuyun elbette! Gözünüzün seveyim kitabın adına, şekline, ne kadar sattığına filan bakıp, “Abuk sabuk kitaplar!” demeyin. Siz onun yaşında değilsiniz, dünyayı onun gibi görmüyorsunuz. O da sizin gibi değil zaten. Bir de şöyle düşünün: Belki ileride bir gün sever ama hedef çocuğun eline Şolohov’un “Ve Durgun Akardı Don” adlı dört ciltlik romanını verseniz, o da “Ne abuk sabuk kitaplar bunlar,” diyecektir.

“Okumak,bulunduğumuz yerde kalmamız gerektiğinde gidebileceğimiz bir yer sağlar.”

  • Hedef çocuk okumayı sevmiyor mu? Bu soru size doğru bir soru gibi mi geliyor? Her şeyi yanlış anlamışsınız! Zira okumayı sevmeyen çocuk yoktur, okumayı seveceği kitapla karşılaşmamış çocuk vardır! Deneyeceksiniz! Macera romanı olmuyorsa şiir, bilim kitabı olmuyorsa çizgi roman, kitap olmuyorsa dergi, dergi olmuyorsa hırdavatçı kataloğu… Bulana kadar deneyeceksiniz!
  • Kitapların “uygun” olup olmamasıyla ilgili endişeleriniz mi var? Hedef çocuğa ayakkabı almıyorsunuz ki, kitap okuyorsunuz. Kitaplar okunan, üzerine düşünülen, hakkında konuşulan nesnelerdir. Kitaplar fikir, deneyim, bakış açısı, dünya görüşü barındırır. Bugün uygun gelmeyen bir fikrin, bir bakış açısının yarın da uygun gelmeyeceğini (ya da tam tersi) nasıl bilebilirsiniz ki? Ha, eğer derdiniz “baĞzı kitapların argo sözcükler barındırıyor olması, ahlaka uygun olmayan bölümler içermesi,” gibi bulanık nedenlerden kaynaklanıyorsa bir kez olsun gerçekçi olmayı deneyin: Kaç adet argo sözcük biliyorsunuz? Bunları ne sıklıkta ve ne zaman kullanıyorsunuz? Bu argo sözcükleri nasıl öğrendiniz? Çocuğunuz hiç argo sözcük bilmiyor mu yani, ciddi misiniz? Peki tamam bilmiyor da asla öğrenmeyecek mi? Yazar o argo sözcüğü oraya niye yazmış? Niye başka yere değil de öykünün tam orasına yazmış? Yormayın beni…
  • Kitabı hedef çocuk mu istiyor, yoksa siz hedef çocuğun kitap okuması gerektiğine mi inanıyorsunuz? Herkes kitap okumalı mı ki?
  • “Çocuğuma hangi kitabı okumalıyım?” diye sorarken içten içe kitabın hedef çocuğu düzeltici, hizaya getirici, adam edici, tornaya çekici özellikleri olmasını mı umuyorsunuz? O halde üzerine düşünmeniz gereken konu şu: Çocuk kitabı ne değildir?
  • Siz okuyor musunuz? Çünkü bize ne zaman bu soruyu sorsanız, biz sizin zaten kitap okuduğunuzu varsayarak yanıt veriyoruz. Kitap okumadığınız halde bu soruyu soruyorsanız, okumaya başlasanız iyi olur. Siz de okumaya çocuk kitaplarından başlayabilirsiniz. Önerimiz hoşunuza gitmediyse bile, karar vermeden önce şu yazıyı bir okuyun: Çocuk kitabı nedir?

Ne diyorsunuz? Yanıt verebilmiş miyim? Belki sizin de söyleyecekleriniz vardır, neden yorum kısmına yazmıyorsunuz?