geri donduk 4Şükür kavuşturana mı derler, ne derler? İşte geldik. Geri döndük. Aslında buralardaydık da ama değildik de bir yandan. Biraz karışık oldu, değil mi sevgili Dolap okurları?

Özetle: Sizi özledik.

Nerelerde miydik? Siz bizi sabırla beklerken (tamam, tamam, son zamanlarda epey sabırsızlandığınızın farkındayız) biz taşınmakla meşguldük. Bilen biliyor, duyanlar duydu, duymayanlar için söyleyelim: Biz İstanbul’dan göç ettik. Doğduğumuz, büyüdüğümüz kenti, kök saldığımız sevgili Kadıköy’ü arkamızda bırakarak kaçtık. BaĞzı rant düşkünleri kentimizi inşaat alanına çevirince İstanbul’a küstürdüler bizi aslında. Böylece tası tarağı topladık ve yıllar önce gelip “Bir gün buraya taşınalım” diyerek hayalini kurduğumuz Urla’ya geldik, İzmirli olduk.

geri donduk 2

Sevgili kolilerimizi öncesi ve sonrası.

Taşınma öncesi çok sıkışık bir devreydi bizim için. Tayga’yla zaten her şey azıcık daha zor. Ülke gündemi insanda yazacak moral de bırakmıyordu. Çocuk kitaplarının bile bizi neşelendiremediği bir hale düşmüştük. Bir de üstüne olaylı molaylı bir taşınma geçirince, bir süre kendimize gelemedik. Tüm bunlar olurken Dünyalı Dergi‘nin yeni sayılarını hazırlıyorduk. Biriken işlerin mi peşine düşsek, evi yerleştirmekle mi uğraşsak, bize çılgın bir gece hayatı yaşatan Tayga’yla uykusuzluğun doruklarına çıkıp zombilikle mi mücadele etsek… İşin içinden çıkamadık anlayacağınız.

geri donduk 3

Yürüyüş dostlarımızdan Pafi

Hazır taşınıyoruz, o arada Bir Dolap Kitap’ı da bir toparlayalım, elini yüzüne azıcık çeki düzen verelim, taşınmadan o da nasiplensin dedik. Planımız taşındıktan sonra Dolap’ı da hale yola sokup, Mayıs başında hemen açmaktı. Lakin evdeki hesap çarşıya uymadı. Dolap’ın düzenlenmesi için yardım aldık; ama tam da düzgün bir çalışma planı yürütemedik. İçimize sinmeyince uzadı da uzadı. Mayıs oldu Haziran, sonra bir baktık Haziran da bitiyor. Sizden gelen e-postalar yağmur gibi yağıyordu: “Niye dönmediniz?” Neredesiniz?” “Yazılarnızı özledik!” Ses verin!”  Ben de paçaları sıvadım ve yarım yamalak bilgimle siteye el attım, gördüğünüz hale getirebildim ancak. Bitti mi, hayır bitmedi. Daha hâlâ çok eksiği var. Zamanla tamamlayacağım bu eksikleri. Hiç değilse Dolap’ı tekrar açalım, bir yanda sizle sohbet eder, bir yandan da kalan son işleri yaparız, değil mi ama! En azından eskisinden daha hareketli, daha canlı bir görünüme kavuşturmayı başardık. Bundan sonrası daha da kıpırdak olur inşallah. Katılımınızı bekliyoruz, efen’im.

Biraz da yaptıklarımızla ilgili özet geçeyim:

  • geri donduk 1

    Grant Wood’un “Amerikan Gotiği”nden neyimiz eksik? Bu da bizim “Urla Gotiği”miz!

    Taşındığımızı söylemiştim. İş taşınmakla kalmadı elbette: Artık bir bahçemiz var ve biz bahçıvanlığa soyunduk. Domates, biber, soğan vs. yetiştiriyoruz. Yabani semizotu avlayıp misler gibi yiyoruz. Ama önce boyu iki metreyi aşan yabani otların kökünü kurutmakla uğraştık. Hayatı apartmanlarda geçmiş iki şehir çocuğu için hiç de fena bir iş çıkarmadık. Yapılacak hâlâ bir ton iş var ama yaz bitmeden gerçek bir bahçemiz olacak. Ayrıntıları Cincüce Bobin Hizmetleri‘nde yazmaya devam edeceğim.

  • Dolap Çekmecesi 16. ayını bitirdiği gün yürüdü. Herkes “Yürüyünce işiniz çok zor!” dese de, biz tersini düşünüyoruz. Kucakta Tayga taşıma devri sona erdi. Tayga günlerini ağaçtan meyve talep ederek, komşunun köpeğini ve onun yavrularını sevip dillerine parmak batırarak, Mırnık Kaşıksurat’ın kuyruğunu çekerek, hayranı olduğu çamaşır makinesi (Döndü) ve elektrik süpürgesini (Vuu) gözlemleyerek, bol çene çalıp bol kitap okuyarak geçiriyor. Aa bir de geceleri uyumuyor, uyutmuyor! (Hâlâ!)
  • Dünyalı Dergi’nin 5. Sayısı piyasaya çıktı. Biz çoktan sonraki sayılar için çalışmaya başladık. Her sayıda heyecanımız daha da artıyor ve Dünyalı’nın her geçen gün daha çok okur tarafından keşfedildiğini duyarak motive oluyoruz. Yoksa siz hâlâ Dünyalı Dergi okumadınız mı? Sizi abone yapalım, buyrun burada. (Reklamları dinlediniz.:))
  • Açık Radyo’daki programımız 7. Sezonuyla devam ediyor. Kendi adıma İstanbul’la ilgili özlediğim nadir birkaç şeyden biri açık Radyo’ya gidip stüdyoda canlı yayın yapmak. Artık programımız canlı değil maalesef. Yayın günü ve saati değişmedi, pazar günleri saat 10.00’da. Blog tadilattayken yaptığımız yayınların podcastlerini de önümüzdeki günlerde sitede yavaş yavaş yayınlayacağız. Kaçırdıklarınızı dinlersiniz.
  • Benim ve Moli ile Olaf Merak Ediyor dizisinin ikinci kitabı olan Ağaçlar Bizi Nasıl Mutlu Eder? çıktı. Yıldıray dayanamayıp hemen radyoda anlattı. Dinlemek isterseniz işte podcasti.

Unuttuğum başka bir şey var mı acaba? Bilmiyorum. Olursa tekrar yazarım. Ne de olsa Dolap’ın kapakları açıldı artık.

Sizi özlemişiz. Hoşbulduk!