bellegini yitiren tilki kapakİnsan ne zaman büyüyor, ne zaman yaşlanıyor? Kulağa saçma bir soru gibi gelmesinin nedeni büyümek ve yaşlanmak eylemlerinin zamana yayılarak bize hiç çaktırmadan gerçekleşmesi olabilir mi? Ben şu gün şu saat büyüdüm, şu gün de yaşlandım diyebilen bir kimse var mıdır?

İnsan çocukken hemen herkes büyüktür zaten. Her büyüğün yaşamı macera doludur. Hele bir de büyüklerden dinlerseniz, her büyük süper kahraman mertebesinde bir zat-ı şahanedir. Derken bir şeyler değişmeye başlar. Birilerinin sizden küçük olduğunu fark edersiniz. Aynı zamanda büyükler de giderek normalleşiyordur ya da belki siz büyüklerin atıp tuttuklarını kesip biçmeyi, sadeleştirip asıl olaya ulaşmayı öğrenmişsinizdir. Bu arada eskinin büyüklerinde bir tür gerileme tespit edersiniz. Siz kendi süper kahramanlığınızı sürerken, eskinin büyükleri kişisel zat-ı şahaneliklerini elemiş, duvara asmış olurlar. Bazen onlara yardım etmeniz gerekir. Süper kahramanlığınızın çapı ölçüsünde, giderek çocuklaştığını düşündüğünüz eskinin büyüklerinin bakımını da üstlenirsiniz. Sonra bir gün… Neyse, ben henüz o konuya çalışmadım. Zaten bunca lafı “Belleğini Yitiren Tilkinin Öyküsü” adlı kitaptan söz etmek için yığdım önünüze.

Kitabın kahramanı kırmızı, akıllı, hızlı ve her zaman aç bir tilkidir. Keçilere tuzak kurmayı, tavşanları çukura düşürmeyi, tavukları pişirmeyi iyi bilir bu tilki. Bildiklerini genç tilkilere anlatmaktan da çekinmez. Örneğin bir tilkinin peşindeki av köpeklerinden nasıl kaçıp kurtulabileceğini anlatır onlara. Her şeyi bilenin uzun yaşayacağına inanan tilki, macera dolu uzun bir hayat yaşar ve yaşlanır. Unutkanlık da başlar biraz. Haftanın günlerini karıştırır mesela. Zamanla düşüncelerini de unutmaya başlar. Bir gün, evinin yolunu unutacak kadar karışır kafası. Bu durum tilki için hâlâ büyük sorun değildir. Bir gün ava çıkıp avlanmayı unutur. Bir böğürtlen çalılığındaki bütün böğürtlenleri yer. Genç tilkiler hâlâ ona gıptayla bakmaktadır; tilkinin böğürtlene bulanmış yüzünü görünce en az yedi oğlak yediğini düşünürler. Fakat bir gün tilki, tilki olduğunu unutur. Ne olduğunu bulmaya çalışarak dolanıp dururken büyük bir gürültüyle koşarak üzerine gelen, neydi bellegini yitiren tilki derekenarionlar, hani şu kırmızı dilleri de sarkıyor koşarken ve çok öfkeli oluyorlar ve hani kendileri için değil de sahipleri emrettiği için başka bir canlıya saldıran şeyler var ya hani… Neyse ki yaşlı tilki bir kez daha kurtulmayı başarır av köpeklerinden. Ne yazık ki, köpeklerden kaçarken çıktığı daldan düşer. İki gün sonra genç tilkiler bulur onu. Alıp evine götürürler, yaralarını iyileştirirler ama belleği için yapabilecekleri bir şey yoktur. Kısa süre içinde kazların, koyunların, tavukların diline düşer tilki. Duyduklarına öfkelenir ama neden öfkelendiğini unutuverir hemen. Hem zaten aşağı derenin oradaki sevimli yabancılarla sohbet etmek daha güzeldir.

İşte böyle sevgili okur, yine elimizde yaş grubu olmayan bir resimli kitap var. Üstelik zor bir konuyu çoluk çocuk hep beraber kavramamızı sağlayacak yalınlıkta, hepimizi eğlendirecek zekice şakalarla örülmüş bir kurguyla ve doğrudan kurgunun birer öğesi olan resimlerle şıp diye anlatıveriyor. Tilkinin yaşamına en acar olduğu günlerde girmemiz bana anlamlı geliyor. Bu sayede çocuk gözlerimizle yetişkinlerin maceralarını dinlediğimiz günlere dönüveriyoruz. Hali hazırda çocuk olan gözler içinse son derece tanıdık bir atmosfer kuruluveriyor böylece. Tilkinin dönüşümü başladıktan sonra, özellikle de artık tavukların bile diline düştüğü sahnede, tilkinin artık farkında olmadığı yalın gerçekle karşı karşıya kalıyoruz.

Yaşlanmak insana uzak bir gelecek, hatta belki de hiç gelmeyecek gibi geliyor. Başrolünde olduğumuz yaşamımızın her sahnesini belleğimizde canlı tutacağımızı zannediyoruz. Benim gibi Ajda Pekkan sendromuna yakalanıp yetişkinliğinizin büyük bölümünde kendinizi on sekiz yaşında zannetseniz bile, bedeniniz size bir şeyler söylemeye başlıyor. Böyle işte sevgili okur, “yaşamayı ciddiye alacaksın, bir sincap gibi mesela…”

bellegini yitiren tilki pipet

Hamiş 1: “Belleğini Yitiren Tilkinin Öyküsü” şu linkte Almanca seslendirilmiş.
Hamiş 2: “Yaşamayı ciddiye alacaksın, bir sincap gibi mesela…” diyerek Nazım Hikmet’in müthiş bir şiirini yanlış aktarmışım gibi görünüyor, biliyorum. Ben, şiirin kendisini değil de bendeki halini aktarmayı tercih ettim. Özgün halini şu linkte bulabilirsiniz.
Hamiş 3: “Belleğini Yitiren Tilkinin Öyküsü” hakkında konuştuğumuz radyo programı bu linkte.

Belleğini Yitiren Tilkinin Öyküsü
Özgün adı: Die Geschichte vom Fuchs, der den Verstand verlor
Yazan ve resimleyen: Martin Baltscheit
Çeviren: Kâzım Özdoğan
Yaş grubu: 5+
Gergedan Yayınları, 2013, 40 sayfa, sert kapak
ISBN: 978- 605- 63972 -5-7