kucukkanguru 1Ben Tayga’dan hiç ayrılmamıştım. Yıldıray da öyle. Tamam, arada bir ufak tefek işlerimizi halletmek için bir yerlere gidiyorduk ama kısa süreliğine… Birimiz gittiğinde diğerimiz Tayga’yla kalıyordu. Mümkün olduğunca Tayga’yı da peşimize taktığımızdan (bkz. son aylardaki radyo yayınlarımız) ayrılık acısını pek yaşamamıştık zaten.

Çarşamba günü bir ilki yaşadık. Hem ben, hem Yıldıray aynı anda Tayga’yı bıraktık ve uzağa gittik. Ne bileyim, Taksim’e ya da şehir içindeki başka bir yere gidiyor olsak böyle hissetmeyecektik belki. Fakat gidilen yer İstanbul Kitap Fuarı olunca, insanın içi bir hoş oluyor. Psikolojik olarak çöküyorsunuz bir anda. Yavruyu bırakıp şehirler arası yola gidiyormuşsunuz gibi bir ruh haline bürünüyorsunuz (ki yalan da değil, neredeyse Tekirdağ’a kadar gittik, döndük). Anneanne, hala ve kuzenlerin emin ellerine bırakılmıştı, onlardan sürekli fotoğraf/video desteğiyle telkin ediliyorduk ama aklımız yine de yavrumuzda kalmıştı. Sabahın köründe evden çıktık, saatlerce yol gittik, bütün günü fuarda geçirdik ve akşam yine saatlerce yol tepip eve döndük. Bizim sokağa girdiğimizde ikimizin de adımları hızlanmıştı. Zili çaldık, merdivenleri çıkarken Tayga halasının kucağında kapıya çıkmıştı bile. Ah, nasıl güldü bize. Ellerini yüzlerimizde gezdirdi. Bir bana, bir babasına bakıp güldü. Ah, ah... (Hayır, duygusallaşmayacağım.)

Hal böyle olunca fuarın tazelerinden “Küçük Kanguru”dan söz etmek şart oldu. Kır Çiçeği Yayınları’nın yeni yayımladığı kitaplardan olan “Küçük Kanguru”nun ilk sayfasında, başlığın hemen altında bir ithaf var. Bu ithaf, neden bu kitabı seçtiğimi açıklayacaktır:

“Günün birinde annelerinden ayrılacak tüm yavrulara (ve yavrularından ayrılmayı başaracak tüm annelere…)”

kucukkanguru 2Küçük Kanguru artık çok da küçük değildir. Evet, çok sevimlidir ama bir o kadar da ağırdır ve Anne Kanguru’nun kesesinin de bir dayanma gücü vardır. Anne Kanguru “Artık kendi ayaklarının üzerinde zıplamasının zamanı geldi,” dese de Küçük Kanguru’nun buna hiç niyeti yoktur. Çünkü kesenin içi yumuşak, kuru, sıcak ve güvenlidir. İstediği an sütü hazırdır ve bir yerden bir yere gitmek için zıplamasına gerek yoktur. Anne Kanguru yavrusunu ikna etmek için ona dışarıdaki hayatı, diğer hayvanların yaptıklarını ve dünyanın güzelliklerini anlatıp göstermeye başlar. Anne Kanguru bütün gün anlatıp durur ve sonunda çok yorulur. Küçük Kanguru halinden memnundur. Daha da görmek istiyordur ama ne annenin hali kalmıştır, ne de ufaklığın keseden çıkacağı vardır. Ta ki uzaktan gelen, hemde zıplayarak gelen birini görene kadar!

“Küçük Kanguru” bir özgürleşme, büyüme ve kendi ayakları üzerinde durma öyküsü. Burada annenin yavruyu cesaretlendirme çabasına hayranım. Aynı şekilde, yavrunun hazır olduğu anda tereddütsüz ayakları üzerinde doğrulma çabasına da hayranım. Anne sabırla yavrusuna dünyayı tanıtırken, ona her seferinde yeni bakış açıları da kazandırıyor. Yavru güvenli bölgesinden çıkmıyor çıkmasına ama daha fazlasını görüp öğrenme isteğine de karşı koyamıyor. Doğru zaman geldiğinde, bir anda keseden çıkıyor çıkmasına ama bu duraksamadan verilen kararın altında annenin attığı tohumlar var.

kucukkanguru 3Kitabı Hollandalı yazar ve illüstratör Guido van Genechten yazıp resimlemiş. Metin küçük yaştan çocukların ilgisini çekecek sadelikte. Keza resimler de öyle. Karakterler ön planda kalın siyah konturlarıyla vurgulanırken, fon olabildiğince yalın bırakılmış. Bu uçsuz bucaksızlık hissi, Küçük Kanguru’nun neden annesinin kesesinden çıkmamak için direndiğini de bize söylüyor aslında: Dünya çok ama çok büyük. Genechten boya ve kolajı bir arada kullanmış. Formların çocuksuluğu, kağıttan bulutların ya da kelebeklerin hemen ayak üstü kırpılıp da yapıştırılmış gibi durması çocukların hoşuna gidebilecek (hatta rahatlıkla deneyebilecekleri) bir özellik.

Genechten, bugüne kadar çoğu seri olmak üzere çok sayıda resimli kitaba imza atmış. Bunlardan “Küçük Kanguru” 2007 yılında “Yılın Resimli Kitabı” seçilmiş. Fillerin baş rolde olduğu bir diğer kitap da (“De Wiebelbillenboogie”) 2010 yılında aynı ödülü kazanmış. Guido van Genechten’in web sitesine göz atarsanız bu kitapları görebilirsiniz. Karakterler pek sevimli.

kucukkanguru 4Kitabı internette araştırırken Flaman bir kukla sanatçısı olan Jeanne van Midde‘nin sitesine denk geldim. Çocuklar için etkinlikler düzenleyen van Midde, “Küçük Kanguru”yu da bir kukla oyununa dönüştürmüş. Kitaptaki karakterleri kağıttan kuklalara dönüştüren van Midde, yine kağıttan hazırlanmış bir manzara önünde sahneliyormuş oyununu.

Kitapta kafama takılan tek şey kangurularla fillerin, zebraların aynı coğrafyada yaşamaları oldu. Belki benim hüsnükuruntum bu; çocukların bu ayrıntıya takılıp takılmayacaklarını bilmiyorum. Sonuçta bu bir kurgu, masal. Belgesel bir kaynak olma iddiasının olduğunu sanmıyorum.

Günün birinde Tayga’dan ayrılmam gerekecek, biliyorum. Yuvaya gidecek, okula gidecek, arkadaşlarıyla yolculuğa çıkacak, üniversite için evden ayrılacak, evlenecek… Yavru kangurum eninde sonunda keseden çıkacak. Ama o gün gelene kadar ben biraz daha tadını çıkarayım, bir dahaki fuara onunla birlikte gideyim, olur mu? Varsın sonra zıplasın.

Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:

kucuk kanguru - kapakKüçük Kanguru
Özgün adı: Kleine Kangoeroe
Yazan ve Resimleyen: Guido van Genechten
Çeviren: Gül Özlen
Yaş grubu: 4+
Kır Çiçeği Yayınları, 2013, 26 sayfa, ciltli
ISBN: 978-9944-701-13-6