le prince tigre kapakMalum, İstanbul Kitap Fuarı tüm hızıyla devam ediyor. Etkinlikler sürüyor, yazarlar harıl harıl kitap imzalıyor. İtiraf etmeliyim ki okur olarak şu kitap imzalatma işini pek anlayamadım bugüne kadar. “Şuşu ve Üçtekeri”nden sonra, kitap imzalama işini de pek anlamadığımı fark ettim. (Böyle söylüyorum ama beni yarın (6 Kasım) Redhouse Kidz standında kitap imzalarken görürseniz şaşırmayın. Banu da Hayykitap standında kitabını imzalayacak.) Derken geçen gün bir zarf geldi.

Zarfı görür görmez Fransa’dan, çocukluk arkadaşım Esra’dan geldiğini anladım. Esra ara sıra bize minik sürprizler yapar. Bu da onlardan biriydi ama acaba neydi? Zarfın içinde bir kitap çıktı. Sarı bir post-it üzerine yazılmış mini bir mektup kitabın kapağına yapışık duruyordu. Fakat asıl sürpriz kitap ya da kapağına yapışık mini mektup değildi. Asıl sürpriz kitabın kapak içinde bizi bekliyordu. Esra mini mektubunda imza günlerini pek sevmediğini ama Bay Chen ile tanışmaktan, çizim yapmasını izlemekten pek hoşlandığını anlatıyordu. Bay Chen zarftan çıkan kitabı yazıp resimleyen kişiydi. Bu kitabın İstanbul’a, Tayga Guçi’ye geleceğini öğrenince Bay Chen kapak içine kitabın ana karakterlerinden kaplanı ve bir de At Meydanı’ndaki dikilitaşların arasından görünen Ayasofya manzarası çizivermişti. İmzasını ve tarihi atmış, bir köşeye de “pour Tayga / Tayga için” yazmıştı.

le prince tigre 01

Bay Chen Jiang Hong’un yazıp resimlediği kitabın adı “Le Prince Tigre / Kaplan Prens”. Kulağa biraz sert gelebilecek fakat yoğun duygular ve net dönüşümler içeren enfes bir öyküsü var.

le prince tigre 02Anne kaplan çok üzgündür çünkü avcılar yavrularını öldürmüştür. Öfkeden çılgına dönen dişi kaplan, kalbi öfke ve kinle dolu, günlerce köylerin etrafında dolanır durur. Bir gece saldırır ve bir köyü yerle bir eder, insanları katleder. Sonra bir köyü daha, bir köyü daha… Acısı, bırakın dinmeyi, azalmıyordur bile. İntikam isteği insanları yok ederek yok olmayacak kadar büyüktür. Dişi kaplan aradığı teselliyi bulamamıştır. Bu arada kral çoktan ordusunu toplamış halkını kırıp geçiren kaplanın peşine düşmeden önce falcı Lao Lao’ya danışmaktadır. Lao Lao, bambu çubuklara ve çakıl taşlarına bakarak geleceği okuyabilmektedir. Falcı, krala ordusunu kaplanın üzerine göndermemesini, bunun bir işe yarmayacağını, yapması gerekenin başka bir şey olduğunu söyler. Kral dişi kaplanın öfkesini dindirebilmek için oğlu Wen’i feda etmelidir. Lao Lao, dişi kaplanın oğlanın kılına bile zarar vermeyeceğini garanti eder. Kral, halkının iyiliği için oğlu Wen’i alıp ormana, kaplanın bölgesinin kenarına kadar gider. Wen, oradan sonra yalnız devam edecektir.

le prince tigre 03Wen ormanın derinliklerinde bir kuytuda uyuyakalır. Kaplan küçük çocuğun kokusunu alır. Tam o nefret ettiği insanlar gibi kokan yaratığın üzerine atlayacakken, kendi yavruları gelir aklına. Wen’i, zamanında tıpkı kendi yavrularına yaptığı gibi ağzıyla olabildiğince nazik biçimde kaldırır, güvenli bir yere taşır ve üşümemesi için yanına yatar. Wen ve dişi kaplan çok iyi anlaşırlar. Wen kaplandan orman hakkında öğrenebileceği her şeyi, bir kaplan olmanın tüm inceliklerini öğrenir ve bu arada büyürken, sarayda anne babası üzüntüden harap olmuştur. Kral daha fazla dayanamaz ve ordusunu toplayıp ormana gider. Ordu, kaplanı ve Wen’i kıstırır fakat Wen kaplanı vurmalarına izin vermez. Ona artık diğer annesine dönmesi gerektiğini, her yıl ziyarete geleceğini açıklar. Dediği gibi de yapar. Yıllar sonra bir ziyarete Wen yanında küçük oğluyla gelir. Prens olabilmek için önce kaplan olmayı öğrenmek gerektiğini bilen prens, oğlunu kaplana emanet eder.

“Le Prince Tigre / Kaplan Prens”, saf iyi ile saf kötünün çatışmasından söz etmiyor. Kitaptaki karakterlerin her biri iyi olduğu kadar kötü de olabilir. Karakterlerin yaptıkları, aldıkları kararlar mutlak doğru değil, her seferinde başka seçenekleri var. Öykünün akışı içinde gerçekleşen dönüşümleri adım adım izleyebiliyoruz. Kadim öyküler nasıl anlatılmışsa, “Le Prince Tigre / Kaplan Prens” de öyle anlatılmış.

le prince tigre 04Kahraman” adlı kitap hakkındaki yazımda Heinrich Zimmer’in “Kral ve Hortlak” kitabında anlattığı Prens Conn-Eda’nın öyküsüne değinmiştim. İdeal bir ülkenin ideal kralıyla kraliçesinin oğlu olan prens Conn-Eda, tüm idealliğine rağmen kral olmaya uygun değildir. Zira Conn-Eda saf ve aydındır, en iyi eğitimleri almıştır, hal ve gidişattan notu bin yıldızlı on bindir ama insan karakterinin diğer yanıyla, gücün karanlık yüzüyle henüz tanışmamıştır. Bu nedenle, her mitolojik kahramanın maruz kaldığı dış güçlerin zorlamasıyla tanıdığı güvenli ortamdan ayrılmak zorunda kalır. Tıpkı Kaplan Prens gibi… Kaplan Prens, yavrularının acısıyla yüreği dağlanmış, intikam için yanıp tutuşan dişi kaplana teslim edilince aslında neye teslim edilmiş oldu? Dişi kaplan küçük bir çocukla karşılaşınca neye dönüştü? Kaplan prensten ne öğrendi? Prens kaplandan ne öğrendi?

25901-9Kitabın yazarı ve çizeri Chen Jiang Hong, yirmi yıldan uzun süredir Paris’te yaşayan Çin kökenli bir sanatçı. Yazar öykülerini kökenlerinden bulup çıkarmayı seviyor. Kitabın son sayfasındaki açıklamaya göre, “Le Prince Tigre / Kaplan Prens”, MÖ. 11 yüzyıldan kalma, ağzında bir insan taşıyan dişi kaplan figürüne ve dişi bir kaplan tarafından yetiştirilen Ziwen adlı küçük erkek çocuğu anlatan Çin masalına dayanıyor. Chen Jiang Hong’un çizimleri de sanatçının Çin’e dayanan kökenlerini açıkça gösteriyor zaten: Zaman zaman minyatür inceliğinde işlenmiş geniş ve kalabalık sahnelerle monokrom Çin resimlerindeki geniş ve serbest fırça hareketleri bir arada.

Biliyorum, kitap fuarı zamanı kalkıp Türkçe bulunmayan bir kitaptan, eserleri Türkçeye hiç çevrilmemiş bir yazardan söz etmem biraz tuhaf görünüyor. Olsun. Belki bu yazı sayesinde bir yayıncı Chen Jiang Hong’un kitaplarıyla ilgilenir de gelecek fuara “Le Prince Tigre” Türkçe yayımlanır.

Ha, bu arada kitap imzalatmak ve imzalamakla ilgili sıkıntımın kaynağını da bulduğumu sanıyorum. Başı kalabalık bir yazarın bana adımı sormasında ve hızla kitabın bir kenarına sanayi tipi bir iki sözcük yazıp imzalamasında pek bir iletişim göremiyorum. Kitap imzalayan kişi olarak durum daha karmaşık. Karşınıza gelen insana adını soruyorsunuz, el alışkanlığıyla hızla bir şey yazıyorsunuz ve sıradaki insanın adını sorarken öncekini unutuyorsunuz. Bunun “kişiye özel” hiçbir yanı yok. Oysa Bay Chen’in kitabın kapak içine yaptığı çizim birbirini hiç tanımayan, belki birbiriyle hiç karşılaşmayacak insanlar arasında gerçek, somut bir köprü kuruyor çünkü son derece samimi ve özgün bir imza.

Hamiş: Bu yazının Diyarbakır’da belki de son Anadolu leoparının vurulduğu günlere denk gelmesi benim için biraz sorun oldu. Vurulup öldürülmeseydi o güzelim leopardan neler öğrenirdik kim bilir…

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

Le Prince Tigre
Yazan ve resimleyen: Chen Jiang Hong
Yaş grubu: 5+
Ecole des Loisirs, 2005, 46 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-2-211-08663-9