kaplumbaga 01“Aşkın gözü kördür,” derler. Gerçi, “Aşk bir sudur, iç iç kudur,” da derler. Aşkı anlatan en anlamlı sözler bunlar değil elbette. Hakkında en çok yazılan konu aşktır sanırım. En çok da, “acı, hüsran, hüzün,” üçgeninde ele alınıyor aşk. Nedense anlatılan aşk öykülerinin çoğunda kalp kırığı, yürek yarası, gönül sürgünü, dünya batması, hayal kırıklığı vs gibi iç kıyıcı, moral bozucu durumlar ele alınıyor genelde. Aşkın anlata anlata bitiremediğimiz bu sıkıcı halinin dışında bir örnekle karşılaşmak hayli zor ama imkânsız değil. Hele ki Roald Dahl gibi yazarlar varken, hiç imkansız değil. İşte karşınızda bizim Dolap’ın en sevilen yazarlarından Roald Dahl tarafından yazılmış “Kaplumbağa”!

Bay Zıpzıp, yalnız yaşayan, memur emeklisi (yani emekli maaşı olan hayırlı bir kısmet) bir adamdı. Yüksek bir apartmanın üst katında yaşıyordu ve birbirinden güzel çiçekler yetiştiriyordu. Gümüş Hanım, Zıpzıp Bey’in alt komşusuydu. Gümüş Hanım’ın balkonu Zıpzıp Bey’in balkonunda daha dışarı çıkıktı. Gümüş Hanım ne zaman balkona çıksa, Zıpzıp Bey onu görebiliyordu. Çiçeklerine duyduğu aşk ne kadar görünürse, Zıpzıp Bey’in Gümüş Hanım’a duyduğu aşk o kadar gizliydi. Eğer utangaç, içine kapanık biri olmasaydı, Zıpzıp Bey Gümüş Hanım’a açılırdı belki ama şimdilik sadece balkondan balkona merhabalaşmakla yetiniyordu. Gümüş Hanım’ın esas ilgi alanı, Alfie adlı bir kaplumbağaydı. Her ilkbaharda Alfie kış uykusundan uyanır, yuvasından salınarak çıkardı. Alfie uyanınca Gümüş Hanım çok sevinir, her gün kaplumbağasını sevip okşar, ona sevgi sözleri söyler ve en taze marulları yedirirdi. Yani Bay Zıpzıp için bahar, Alfie uyanmadan gelmezdi. Bay Zıpzıp, Alfie’yi içten içe kıskanırdı. Ah, ne çok isterdi Gümüş kaplumbaga 02Hanım’dan birkaç sevgi sözcüğü duymayı! Heyhat, Gümüş Hanım bütün ilgisini Alfie’ye vermişti. Fakat bir derdi vardı; yıllardır beslediği Alfie bir türlü büyümüyordu. Zıpzıp Bey, Alfie’nin büyüyememe meselesine el atarak Gümüş Hanım’ın gönlünü kazanmaya karar verdi ve içinde onlarca kaplumbağa, sihir değilse de sihirli sözler, el yapımı bir alet ve bolca marul yaprağı bulunan bir plan yaptı. İnsan sevdiceği için neleri göze almaz ki…

“Kaplumbağa”, okuduğum en çarpıcı Roald Dahl öyküsü değil ama sevimliliğiyle gönlümü kazandı. Bay Zıpzıp’ın çiçeklerine duyduğu sevgiyi, Bayan Gümüş’ün kaplumbağasına olan düşkünlüğünü yaşama bağlılığın bir simgesi olarak görüyorum. Öyle ya, yaşama yeterince bağlı olmayan birinin emeklilik yaşı geldikten sonra kalkıp muhtemelen yüz yıl yaşayacak bir kaplumbağayı sahiplenmesi başka nasıl mümkün olabilir. Her gün çiçekleri sulamak, ölü yaprakları ayıklamak, saksıların toprağını değiştirmek yaşamın sürmekte olduğunu hissetmenin en renkli ve güzel kokulu yollarından biri değil mi? Bunlar ancak yaşama bağlı insanların uğraşı olabilir ve yaşama bağlı insanlar her zaman yeniden başlayacak, yeni bir şeye başlayacak gücü bulurlar. Belki de iki yaşlı insanın birbirini bulması bu yüzden yüzümüzü güldürüyordur. Şimdi dedikodu yapmış gibi olacağım ama Muazzez İlmiye Çığ ile Hayrettin Karaca’yı düşününce gülümsemiyor musunuz? Yaşama bağlı, yaşamayı seven mutlu insanlar kadar kim çocuklara iyi örnek olabilir?

Kitabın resimlerini en sevdiğimiz illüstratörlerden Quentin Blake yapmış. Roald Dahl’ın tatlı tatlı anlattığı (ve birçok noktada çocukları kıkırdattığını duyar gibi olduğumuz) öykü Blake’in siyah beyaz çizimleriyle iyice renklenmiş.

Roald Dahl, kitaparıyla bizim Dolap’ta birkaç kere yer almış bir yazar. Hatta sırf kitapları üzerine değil, doğrudan kendisi hakkında yazdığımız, bir radyo yayınını sırf kendisine ayırdığımız bir yazar. Onu neden bu kadar çok seviyoruz? Yanıt ortada aslında; Roald Dahl, yaşama bağlı, yaşamın içinde olan bir yazar. Kitaplarını okuyunca Dahl’ın sadece yazar olmak için değil, yaşamayı sevdiği için de yazdığını hissediyoruz. Yaşasaydı, bugün 97 yaşına basmış olacaktı. İyi ki doğdun Roald Dahl.

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

 kaplumbaga.inddKaplumbağa
Özgün Adı: Esio Trot
Yazan: Roald Dahl
Resimleyen: Quentin Blake
Çeviren: Cem Akaş
Yaş grubu: 9+
Can Çocuk, 2012, karton kapak, 69 sayfa
ISBN: 978-975-07-0782-7