acaba 01İlkokula başlamamdan hemen önce yaşadığımız sokaktan geçtim geçenlerde. Oturduğumuz apartmanın bahçesi kocaman gelirdi bana. Bahçenin bir kenarındaki çam ağacı (hâlâ orada duruyor, neyse ki) tırmanmaya korkacağım kadar yüksek görünürdü gözüme. Bizim binadan çıkıp Sakıp Amca’nın bakkal dükkânına gitmek büyük maceraydı; uzun yoldu her şeyden önce. Kendimi küçücük bir nokta gibi hissettiğim o güne kadar, kocaman sandığım dünyamın sınırları böyleydi işte. O gün ne oldu da bahçede oynarken gökyüzüne bakakaldım bilmiyorum. Hiç bulut yoktu. Gökyüzü çok büyüktü. Ben, kocaman bahçenin içindeki küçücük çocuktum. Bahçe kocaman bir kentin, kent kocaman bir ülkenin, ülke kocaman bir dünyanın bir yerindeydi ve gökyüzü çok büyüktü. Dünya minicikti yani. Ben daha da miniktim. Sonsuzluk eziciydi. Devasa kanatlarıyla gökyüzünde süzüldüğünü gördüğüm, kanatlarının büyüklüğüyle midemi ağzıma getiren, yüreğimi hop ettiren kartal rüyaları o günden sonra mı başladı acaba? Sonsuzluk gerçek olamayacak kadar büyük, aklımı ele geçirecek kadar çekiciydi. Sonsuzluğun bir yerinde olma fikrinin korkunçluğu tuhaf bir keyif veriyordu. Ezici büyüklüğüyle sınırlarımı un ufak eden sonsuzluk durmadan yeni sorular saçıyordu. Yalnız mıydık? Sonsuzluğun içinde minik bir gezegenin üzerinde bile minicik bir noktadan ibaret olan o minicik bahçedeki mini minnacık çocuk ne yapabilirdi ki? Var olmasına ne gerek vardı? Ama vardı, oradaydı işte. Sonsuzluğun büyüklüğünü iliklerine kadar hissediyor ama ezilmiyordu. Nasıl dayanıyordu? Var olmasının nedeni neydi? O minik çocuk henüz farkında değildi ama, tıpkı diğer minik çocuklar gibi, evrenin büyüklüğü karşısında dayanmasını sağlayan, dışındaki sonsuzluğun baskısını dengeleyen güç, zihnindeki, ruhundaki sonsuzluktan geliyordu. Çocuğun içindeki sonsuzluk her soruyla genişliyordu. “Acaba”, çocuğun içindeki bu genişlemenin öyküsü gibi geliyor bana.

acaba 03“Acaba”, “Sophie’nin Dünyası” kitabının da yazarı olan Jostein Gaarder tarafından kaleme alınmış. Kitap, birçok çocuğun zihnini meşgul eden yaşama dair sorulardan oluşuyor. Soruların bir kısmı evrenle, insanın evrendeki varlığıyla ilgili. Bazı sorular doğaüstü konuları ele alıyor. Bilinç, bellek, duygular, uyku, hayat, ölüm gibi konuları içeren soruların yanında, yaşamın anlamı ve amacı da ele alınıyor. Gaarder’in yumuşak bir dille sorduğu soruları Ayfer Erbaydar aynı yumuşaklık ve sıcaklıkla çevirmiş.

Sorulara eşlik eden resimleri Norveçli Akın Düzakın yapmış. Adından da anlaşılacağı gibi, Düzakın Türkiye kökenli bir ressam. Düzakın’ın şiirsel ve mistik resimleri, sorularla birlikte akan bir öykü izlenimi yaratıyor. Rüya havasındaki bu resimler ayrı bir yazının konusu olabilir.

Teoriyi bilirsiniz, Büyük Patlama’dan sonra evrenin genişlemeye devam ettiğini söylüyor bilim insanları. Sonsuzluk böyle tuhaf bir şey işte; sonu olmadığı halde büyümeye devam ediyor. Genişleme kuramı çocuklar için de geçerlidir. Hem de misliyle geçerlidir çünkü her soru çocukların ruhunda, zihninde gerçekleşen bir büyük patlamadır. Engellenen her soru, geçiştirilen her yanıt sonsuz bir çocuğun baltalanmasıdır; yetişkinliğe gider.

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

 Acaba kapakAcaba
Özgün adı: Det spørs
Yazan: Jostein Gaarder
Resimleyen: Akın Düzakın
Çeviren: Ayfer Erbaydar
Yaş grubu: 8+
Pan Yayıncılık, 2013, karton kapak, 72 sayfa
ISBN: 978-605-4518-41-8