Saklı Miras

by BANU on 08/11/2012

Komşusu olan insanlara pek özenirim. Yok, öyle apartmanda karşı dairenizde, üst ya da alt katınızda elbette birileri oturuyordur; onları kastetmiyorum ben. Sahiden “komşu” olan komşuları kastediyorum.

Çocukken oturduğumuz sitede bırakın bizim binayı, yan binalarda bile komşularımız vardı. Boş fincanla gidip biraz şeker istediğimiz, kapıda kalınca çekinmeden kapısını çaldığımız, iyi günü de kötü günü de paylaştığımız, giden tabağın boş gönderilmediği komşularımız vardı. Bütün çocukların ana babaları, diğer çocukları gözetir, herkes birbirini kollardı. 1987 yılında şubat tatili kar yüzünden iki hafta daha uzadığında bütün o komşular (koca bir site) bahçede saatlerce kartopu oynamıştı. Bütün bunlar bir yana, herkes birbirinden güler yüzü, bir “Merhaba” ya da “İyi akşamlar” ya da “Günaydın”ı esirgemezdi. Şimdiki apartmanımızda ner’deeee….!

Favori yazarlarımdan Christine Nöstlinger’in Türkçe’de yayımlanan son kitabı “Saklı Miras”ı okurken “Keşke şöyle en şahanesinden bir komşumuz olsaydı,” diye hayıflanmadım değil. Kitabın kahramanı Jakob, nam-ı diğer “Komşu Çocuk” annesiyle birlikte bir apartman dairesinde yaşamaktadır. Karşı dairelerinde oturan Zwoch Ailesi’nin iki büyük kızı Tete ve Pups Jakob’un en yakın arkadaşlarıdır. Evin en küçük kızı, huysuz ve dediğim dedik Wuzi’yle ise arası pek hoş değildir Jakob’un. Jakob, Zwoch Ailesi’yle öyle sıkı fıkıdır ki, çoğu zaman kendi evinde değil onların evinde görürüz Jakob’u. Bir de bakıcı Ksandi vardır. Aileye yıllardır katlanmakta olan ve ilk fırsatta istifa etmeyi planladığı halde bir türlü bırakıp gidemeyen çocuk bakıcısı, ev toplayıcısı, aşçı, kısaca ailenin daimi kurtarıcısı Ksandi.

Hasta olduğu için okula gitmeyen Jakob, karşı komşulara gelen bir mektubu teslim alır. Mektup bir avukat-noterden geldiğine göre önemli bir şey olsa gerektir. Çok geçmeden mektubun içeriği ortaya çıkar. Meğerse Bay Zwoch’un yaşlı bir akrabası ölmüş ve tüm malvarlığı (eski bir ev) Bay Zwoch’a kalmıştır. İlk başta koca bir evin miras kalması fikri herkesi çok heyecanlandırı. Ne var ki, evi gidip gördüklerinde tam bir harabeyle karşılaşırlar. Bırakın zengin olmayı, bu evin onların cebindeki tüm parayı emip bitireceği kesindir. Anne Zwoch kârdan çok zarar getirecek bu evin satılmasında yana oy kullanırken, evin kızları kocaman bir evde ne güzel yaşayabileceklerini düşünüp hayal kurmaya başlarlar. Bay Zwoch’a da orta yolu bulmak kalır. Tüm bu karışıklığın ortasında Jakob’un da ev ile ilgili planları vardır. Jakob yaşlı ve zengin olması muhtemel bu yaşlı kadının ev dışında yüklü bir hazine bıraktığına da inanmaktadır. Ortaya bazı teoriler atsa ve başını çeşitli defalar derde soksa da sonunda yanıldığını kabul eder. Ta ki…

Ya işte böyle… Öyle kolaycacık sonlanacağını sanılıyorsanız yanılıyorsunuz. Usta yazar Nöstlinger, kitabın son sayfasına kadar okurun ilgisini ayakta tutmayı başarıyor. Bunu yaparken de o kendine özgü (ve benim bayıldığım) mizah anlayışını da biraz olsun kısıtlamıyor. Kitabın anlatımında üçüncü tekil şahıs kullanılmış. Fakat ara ara Jakob’un günlüğünden sayfalar devreye girmiş. Böylece doğrudan baş karakterin zihnini okuma şansımız oluyor. Bu dönüşümlü anlatım biçimi kitabın kurgusuna daha da keyifli hale getirmiş.

Saklı Miras” tam bir durum komedisi… Jakob’un gösterdiği çaba, olayları ve insanları algılama biçimini izlemek çok keyifli. Birbirinden farklı karakterlerin yaklaşım biçimlerini, uzlaşma ve çatışmalarını izlemek de öyle. Benim kitaptaki favori karakterim Ksandi oldu. “Saklı Miras” bir film olsaydı ve benden oyunculara ödül dağıtmam istense Ksandi kesinlikle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülünü alırdı.

Nöstlinger’in daha önce “Alev Saçlı Çocuk” adlı kitabına yer vermiştik Dolap’ta. Yazdığı onlarca çocuk ve gençlik kitabını aralarında Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü, Hans Christian Andersen Ödülü ve Astrid Lindgren Ödülü‘nün de yer aldığı pek çok ödülle taçlandıran Christine Nöstlinger’in üslubundan çok hoşlanıyorum. Kitaplarında genellikle çocuk-yetişkin ilişkileri, ebeveyn-çocuk çatışmaları, boşanmış ebeveynlerin çocuğu olmak, arkadaşlık, aşk vs. gibi temaları ele alan yazar, bize çocukların dünyayı nasıl algıladıklarını büyük bir başarıyla aktarıyor. Nöstlinger, yarattığı karakterler, kurguladığı ilişki biçimleri ve seçtiği konularla “antiotoriter, antididaktik, antiterbiyeci yazar” olarak tanımlanıyor. Kimi yetişkinlerin onun kitaplarını okuduklarında “Böyle de şey denir miymiş? Bu nasıl çocuk kitabı? Bak argo da kullanmış! Çocuklara kötü örnek teşkil etmiyor mu bu davranış? Böyle de çocuk mu terbiye edilir?” vs vs. diyeceklerine/dediklerine eminim. Christine Nöstlinger’in üslubundan mutlaka rahatsız olanlar vardır. Hani şu çocuklara hep parmak sallayan, onlara ille de “doğruyu” öğretmek isteyen, onları terbiye etmeye meraklı yetişkinler… Oysa bir yarışma düzenlense ve “Onlar mı kazanır, yoksa Nöstlingervari yaklaşım mı?” diye sorulsa yanıtım kesinlikle ikinci şık olur.

Christine Nöstlinger ideal olanın peşinde değil. Onun derdi çocukları terbiye etmek değil. Onun amacı yaşamın içinde olabilecek ya da olan milyonlarca sıradan durumdan birini cımbızla seçmek ve buna büyüteç tutmak. Yalnız onun büyütecinin durumu biraz farklı göstrediğini de belirtmek gerek. Nöstlinger’in büyüteci öyle bir alet ki, bize sıradan durumların içinde saklı duran mizahı da gösteriyor.

Daha önce herhangi bir Christine Nöstlinger kitabı okumadıysanız, “Saklı Miras”ı okuyarak başlamanızı önerebilirim. Bakalım siz de benim gibi Jakob’un çat kapı karşı daireye girmesinden, kendince dedektifliğe soyunmasından zevk alacak, karakterler arasındaki diyalogları keyifli bir film sahnesi izler gibi izleyecek misiniz? Bakalım siz de C. Nöstlinger’in hınzır anlatımı karşısında kıkırdayacak mısınız? Bence bu zevki kendinizden esirgemeyin.

Son olarak, herkese çatkapı kapısını çalabileceği bir komşu dilerim.

Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:


Saklı Miras
Özgün Adı: Spürnase Jakob-Nachbarkind 
Yazan: Christine Nöstlinger
Çeviren: Mine Kazmaoğlu
Yaş grubu: 10+
Günışığı Kitaplığı, 2012, 177sayfa
ISBN: 978-605-4603-31-2
Alev Saçlı Kız
Share

{ 3 comments… read them below or add one }

Ozlem November 8, 2012 at 10:26

Merhaba
Web sitenizi yeni kesfettim, severek takip ediyorum. Christine Nöstlinger benim en favori yazarım, bütün kitaplarını kızımdan önce okudum. Pek çok arkadaşıma da tavsiye ettiğim bir yazardır, ama çok yakın arkadaşım olmayanları hep uyarırım, içinde yazanlar hoşunuza gitmeyebilir diye. Gerçekten otoriteyle, “aile kurumu” ile, “cici çocuklar” ile ince ince dalgasını geçer, benim de her Nöstlinger okuyuşumda içim mutluluk ve ümitle dolar. Yeni kitabının çıktığını şimdi sizden öğrendim, okuma fikri bile mutlu etti, tesekkür ederim.

Reply

Esra November 8, 2012 at 10:32

Alev saçlı kızı okumadım ama “Kim Takar Salatalık Kralı” beni Nöstlinger hayranı yapmaya yetmişti :) Bu kitabını da merak ediyordum açıkçası. Komşuluk ilişkilerinin alakasızlığından ben de mustaribim,belki ben de çok iyi bir komşu sayılmam şimdi hakkımı yemeyeyim :) ama bu tür şeyler de karşılıklı etkileşim olunca oluyor sanırım :)

Reply

cigdemsokmen December 19, 2012 at 01:08

Merhaba, Nostinger’i sizin yazilarinizdan tanidim. Once Alev sacli Kiz ve Kucuk Korsan’i okuduk, en son da ben Sakli Miras’i okudum. Bende tarif edilmez bir tat birakti bu kitap, sanki onlu yaslarima geri dondum, kitabi elimden birakamadim bitirmeden.. Cansu’cum buyuse birlikte karakterkeri, diyaloglari konussak, miras kalan evi hayal etsek filan diye hayallere daldim:) Cocuk dunyasini cok icten yansitmis, Jakob’un herkese (ve kendine) terapist gibi yaklasmasi hem guldurdu hem cok etkiledi.. Acaba bazen ben de Anne Zwoch gibi kotumser oluyor muyum diye dusundurttu vs vs. Kisacasi iyi ki bahsettiniz bu kitaptan ve yazardan, cok keyifliydi, tesekkurler..

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: