Bizim Dolap’ta genel olarak yeni çıkan kitaplar içinden beğendiklerimizi yazıyoruz. Ara sıra çocukluğumuzda iz bırakan, eskiden okuduğumuz kitaplara da yer veriyoruz. Zaman zaman da Bir Dolap Kitap izleyicilerinden öneriler geliyor. “Şu kitap hakkında yazdınız mı? Yazsanıza. Böyle bir kitap çıkmış,” vs. vs. “Küçük Kara Balık” da zaman zaman sözü geçen kitaplardan biri.

Ne zamandır Küçük Kara Balık’ı yeniden okumaya niyetliydim. Kitabı ilk ne zaman, nerede okuduğumu hatırlamıyorum. Biz de var mıydı, yok muydu, başkasından mı alıp okumuştum; onu da hatırlamıyorum. Bende fazla iz bırakmadığını da düşünürsek, çoook eskiden, belki de yeni yeni okumaya başlamışken elime geçmişti. Bir balığın yolculuğuna dair bir şey olduğunu biliyordum da ama ne… Sonradan, yetişkin olunca sağda solda Küçük kara Balık’a dair bir şeyler okudukça, kitaba dair bir bilgim, fikrim oldu. Okumak için bugünü beklemem gerekiyormuş demek ki… Sonunda okudum.

Günün birinde Küçük Kara balık annesine içinde yaşadıkları derenin ötesini görmek istediğini ve orada nelerin olduğunu bilmek için gitmesi gerektiğini söyler.

“Böyle amaçsızca yüzmekten bıktım usandım. Başka yerlerde neler olduğunu öğrenmek istiyorum. Bu düşünceleri kafama bir başkasının soktuğunu sanabilirsin, ama ben uzunca bir süredir kendim düşünüyorum bunları. Arkadaşlarımdan da bazı şeyler öğrendim elbette; örneğin, birçok balığın yaşlanınca, hayatta hiçbir şey yapmadık, hayatımızı boşa geçirdik, diye yakındıklarını biliyorum. Durmadan sızlanıp dururlar. Ben yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istiyorum; durmadan aynı şeyleri yapmak, yaşlanana kadar başka bir şey yapmadan yaşamak olamaz; dünyada yaşamanın anlamı bundan daha fazla olmalı!”

Önce annesi, ardından deredeki diğer balıklar Küçük Kara Balık’a itiraz ederler. Gitmek mi? O nasıl laftır öyle? Otursundur oturduğu yerde. Onların yaşadığı dünya burasıdır, ötesi yoktur. Saçma sapan konuşmanın, gitme lafı edip huzur bozmanın, fazlaca soru sormanın ve sorgulamanın da gereği yoktur. İş öyle bir noktaya varır ki, diğer balıklar Küçük Kara Balık’ı linç etmeye bile kalkarlar. Sadece diğer küçük balıklar ona arka çıkar ve çağlayanın ucuna kadar ona eşlik ederler. Küçük Kara Balık sonunda hiç bilmediği diğer dünyaya adım atar ve nerede biteceğini bilmediği upuzun bir yolculuğa çıkar.

Küçük Kara Balık bir masal. Fakat aynı zamanda çok hassas konulara değinen bir alegori. Yazar Samed Behrengi, bu kitabı yazdığı yıllardaki ülkesine ciddi eleştiri okları yollamış. Öyle ki, yazdıkları, henüz 29 yaşındayken hayatına malolmuş (Bir görüşe göre öldürülmüşmüş, bir görüşe göreyse kaza sonucu ölmüş.) “Küçük Kara Balık” içeriğinden ötürü İran’da yasaklanmış. Hatta kitap bir dönem Türkiye’de de yasaklıymış. Bazı yetişkinler çocuk zihinlerinden nasıl da korkuyor. Ee tabii, “körü körüne yaşamayın, kendiniz olun, keşfedin, sorgulayın” diyen bir kitabın, sorgulamaktan, kendilerinin sorgulanmasından korkan insanlar tarafından yasaklanması kulağa hiç de mantıksız gelmiyor.

Bu kitap hakkında yazmayı düşündüğümü söyleyince Yıldıray “Emin misin?” diye sordu. O pek hoşlanmıyor Küçük Kara Balık’tan. Hoşlanmadığı yerlerin de farkındayım. Kitapta benim de takıldığım, beni rahatsız eden bölümler oldu. Bir kere öldürmenin lafı çok geçiyor kitapta. Dikkatinizi çekerim, “ölüm” değil, “öldürmek”. Bu rahatsız edici. Kitabın alegorik yanının farkındayım; ama yine de bir çocuk kitabında bu kavramın böylece rahatlıkla, zaman zaman vahşiliğe kaçan biçimde kullanılması insanı rahatsız ediyor. Bilmiyorum, belki ben yetişkin aklımla bakıp bu kadar kurcalıyorum. Belki de çocuklar bu ayrıntıya bu kadar takılıp kalmıyorlardır. Benzer konuyu klasik masallardaki şiddet için de pek çok defa konuştuk ve yazıştık okurlarımızla. Çocuğunuz Küçük Kara Balık’ı okuduğunda (ya da siz ona okuduğunuzda) verdiği tepki ne oldu?

“Balıklarla salyangozların arkadaş olduğu duyulmuş şey değil,” diye yanıtlamış onu annesi.
“Düşman olduklarını da duymadım ben,” demiş Küçük Kara Balık üzüntülü bir sesle. “Ama siz onu ortadan kaldırdınız.”
“Geçmişi unutalım,” demiş komşu balık.
“Bu konuyu sen açtın,” demiş anne balık. “Keşke onu öldürseydik. Ortalıkta dolaşıp söylediği o kötü şeyleri de anımsıyor musun?”
“O zaman beni de öldürseydin!” diye bağırmış Küçük Kara Balık. “Çünkü ben de onun söylediklerini söyledim.”

İşin bu kısmı bir yana, Küçük Kara Balık’ın asıl önemli yanı insanı bolca düşünceye sevk ediyor olması. Sorgulatıyor. Özgürlük üzerine, eşitlik üzerine, merak üzerine, kendi ayakları üzerinde durma meselesi üzerine, dünyayı ve yaşamı anlamak üzerine kafa yorduruyor. Böyle bakınca, çocukların akıllarının bir köşesine güzel fikirler ekecekse, neden olmasın? Üstelik kitabı okuyan çocuğunuzla (ya da birlikte okurken) üzerine pek çok şey konuşabilirsiniz. Ucu açık kitapları seviyorum.

Anladığım kadarıyla “Küçük Kara Balık” çocuk kitapları içinde en çok okunan, bilinen kitaplardan biri.Çocukluğunda bu kitabı okumuş ana babalar, çocuklarına da alıyorlar bu kitabı. Sanırım benim çocukken okuduğum kitabı Can Yayınları yayımlamıştı ve galiba bu kitabı ilk kez Türkçe’ye kazandıran da aynı yayıneviydi (yanılıyorsam düzeltin). Can Çocuk Küçük Kara Balık’ı hâlâ basıyor; fakat ben Kırmızıkedi Çocuk’un çevirisini okudum. Kitabı İlknur Özdemir dilimize çevirmiş. Resimleriyse daha önce Dolap’ta çeşitli kitaplarına yer verdiğimiz Serap Deliorman’a ait. Deliorman’ın üslubunu seviyorum. Daha önceki illüstrasyonlarına göre sanki daha bir hafifleyen resimleri bana keyif veriyor.

İnternette kitap satış sitelerine bakınca Küçük Kara Balık’ın başka yayınevleri tarafından da yayımlandığını görebilirsiniz. Ben yirmiye yakın farklı “Küçük Kara Balık” baskısı saydım. Hangisi iyi, hangisi kötü bilemem; karşılaştırmak lazım.

Behrengi, “Küçük Kara Balık”ı 1967 yılında yazmış. Kitabın o zamanki çizeri Farshid Mesghali, yaptığı resimlerle (yandaki resimler) ertesi yıl 6. Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nda ve 1974 yılında illüstrasyon dalında Hans Christian Andersen ödülüne değer görülmüş.

Geçen hafta katıldığımız Zeynep Cemali Öykü Yarışması‘nın ödül töreninde, ödül kazanan öğrencilerden birinin öğretmeni, öğrencisi için “O benim Küçük Kara Balığımdı,” demişti. Ne mutlu ki, küçük kara balıkların yolunu kesmek yerine, onları okyanusları keşfetmeye teşvik edenler de var. Cesur küçük kara balıkların yüzlerce, binlerce kez yepyeni yolculuklara atılmasını diliyorum.

Hamiş: Aranızda Küçük Kara Balık’ı çocukluğunda ya da şimdi okuyanlarınız varsa, kitap hakkındaki düşüncelerinizi bekliyoruz.

Küçük Kara Balık
Özgün Adı: Mahi ye siyah e kuçuli
Yazan: Samed Behrengi
Resimleyen: Serap Deliorman
Çeviren: İlknur Özdemir
Yaş grubu: 7 +
Kırmızı Kedi Çocuk, 2012, karton kapak, 60 sayfa
ISBN: 978-605-5340-54-4