“Keşke … olsaydım,” ya da “Yeniden üniversiteye gitsem …. bölümüne girerdim,” dediğiniz anlar olur mu? Başka bir meslek yapmanın, o başka mesleği yapsaydınız nasıl yapacağınızın hayalini kurar mısınız? Benim aklımdan bazen bu tip düşünceler geçer. Şu anki halimden şikayetçi olduğum için değil, sırf keyif olsun diye kurarım o hayali. Kendimi şu ya da bu işi yaparken gözümün önüne getiririm; kendimce olası yöntemler geliştiririm kafamda. Fakat şu an elimde tuttuğum kitaba bakıp bir düşündüm de, ben hiç öğretmen olmayı hayal etmemişim. Öğretmenlik zor zanaat. Onca çocuğu bir arada tutmak, herbirinin halinden tavrından anlamak, huyunu suyunu bilmek, gerektiğinde nabza göre şerbet vermek ama disiplini asla elden bırakmamak, tatlı sert ama bir yandan da eğlenceli biri olabilmek, tüm bunların yanında da genç beyinlere iyi, güzel, nitelikli ve değerli şeyler öğretebilmek… Zor iş gerçekten de!

Bay Terupt işte tüm bu saydıklarımı yapan bir öğretmen. Bay Terupt, Altın Kitaplar’dan geçtiğimiz günlerde taze taze çıkan “Sınıftan Yükselen Sesler” adlı romandaki sıradışı öğretmenin ta kendisi. Öykünün merkezinde bu öğretmen var; ama hikaye onun sınıfındaki yedi öğrenci tarafından dönüşümlü olarak anlatılıyor. Ben kitabın kurgusunu çok beğendim ve bir solukta okudum. Öykü kısaca şöyle:

Snow Hill Okulu’na yeni bir öğretmen gelir. Öğrenciler okulun ilk gününde oldukça tedirgindirler. Bay terup adındaki bu adam nasıl biridir, sene onunla nasıl geçecektir? Sınıftaki herkesin ilk günü yeni ve hakkında hiçbir şey bilmedikleri öğretmenlerini tartarak geçer. Her biri öğretmenin farklı bir yönünü görür. Zaman ilerledikçe her öğrenci Bay Terupt hakkında yeni şeyler öğrenmeye başlar. Fakat işin güzel yanı, Bay Terupt sayesinde kendileri, arkadaşları, diğer insanlar ve yaşam hakkında da yeni şeyler öğrenmeye, daha önce fark etmedikleri ayrıntıları fark etmeye başlar. Okul yılının ilk yarısını devirdikleri sırada, herkes kendince bir hayli yol almış görünmektedir. Tam “Vay be, işler ne güzel ilerliyor,” dediğimiz sırada hiç beklenmedik bir kaza yaşanır ve tüm o güzel ilerleyen işler tepe taklak olur. Bu kaza ve yine Bay Terupt sayesinde çocuklar bir kere daha olaylara yeni bir bakış açısıyla bakmayı öğrenirler.

Yeni öğretmenle tanışılan ilk günden okulun kapanış gününe kadar yaşanan olaylar, Eylül’den Haziran’a ay ay anlatılıyor. Anlatıcılar ise yedi çocuk: Peter, Jessica, Luke, Alexia, Jeffrey, Danielle ve Anna. Her biri birbirinden farklı, apayrı yedi çocuk.

  • Peter sınıfın haylazı. Aklında sürekli bir hinlik geçiyor. Ders nasıl kaynatılır, diğerlerine nasıl şaka yapılır, ortalık nasıl karıştırılır… Daha ilk günden Bay Terupt’ın tepkilerini ölçme işine girişiyor ve öğretmenin kıyak biri olduğuna karar veriyor.
  • Jessica okula yeni gelmiş bir öğrenci. Annesi, kendisini başka biriyle aldatan babasını terk ederek başka bir eyalete taşınmış; tabii Jessica’yı da yanına alarak. Jessica hem bu durumdan memnun değil, hem babasını özlüyor, hem de bir kez olsun aramadığı için babasına kırgın. Çareyi elinden hiç düşürmediği kitapların arkasına saklanmakta bulmuş. Kendisi gibi sınıfın yenisi olan Bay Terupt’la ilk iletişimini de kitaplar üzerinden kuruyor.
  • Luke sınıfın parlak öğrencisi. Derslerde yeni fikirler hoşuna gidiyor. Bay Terupt’ın ilginç ders metodlarını tattıkça, dersleri daha da seviyor. Öğretmenini de…
  • Alexia diğer kızları parmağında oynatan bir kız. Yalan söylüyor, zorbalık yapıyor, insanları kullanıyor ve diğerlerinin onu koşulsuzca sevmesi için baskı kurmaya çalışıyor. Onun bu zayıf yanlarını gören öğretmeninden de nefret ediyor.
  • Jeffrey’nin okulla ve diğer çocuklarla ilişkisi sıfıra yakın. Ona göre en iyi yöntem göze batmamak ve etliye sütlüye karışmamak. Fark edilmemek istiyor. Ancak derslerin birinde yaşanan bir olayın ardından kendini öğretmenine borçlu hisseden Jeffrey, hayatında ilk defa bazı şeyler için çaba göstermesi gerektiğinin ayırdına varıyor.
  • Danielle kendi kararlarının arkasında duramayan, biraz zayıf karakterli bir çocuk. Dindar bir aileye mensup. Bazen aile içinde çok fazla baskıyla karşılaşıyor. Şişmanlığı yüzünden kendisiyle pek barışık değil ve çoğu zaman Alexia’nın boyunduruğu altında eziliyor. Bay Terupt’ın sınıfında olmak, ona sesini çıkarma gücünü kazandırıyor.
  • Anna, annesinin onu on altı yaşında, evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya getirmesinin ağırlığını taşıyor.  Annesiyle ve kendisiyle barışık fakat kendini okulda diğerlerinden uzak tutarak bir tür savunma kalkanı yaratmaya çalışıyor. Annesini uygun biriyle tanıştırıp evlendirirse “normal” bir aileye kavuşacağını varsayıyor. Bekar olan Bay Terupt’ın da iyi bir aday olduğunu düşünüyor.

Değişik yaşamlar, değişik dünya görüşleri… Bay Terupt, sınıftan yükselen tüm bu seslere kendileriyle yüzleşmeyi, insanların içindeki iyilikleri görmeyi öğretiyor. Daha da önemlisi, insan bu kitabı okuyunca beşinci sınıf çocuklarından da onlarca şey öğrenebileceğini öğreniyor.

Kitabın Korece baskısının kapağı

“Sınıftan Yükselen Sesler”, Rob Buyae’nın ilk romanı. Bir ilk roman için hayli başarılı bir iş ortaya koyduğunu söyleyebilirim. Yazarın böyle gerçek çocuklar yaratmasının sebebi belki de vaktiyle bir okulda öğretmenlik yapmış olmasıdır. Zaten web sitesinde kitaptaki kararkterlerin gerçek olup olmadığı sorusuna “Altı yıllık ilkokul öğretmenliğinden sonra, eski öğrencilerimin kimi özellikleri hayal gücümle birleşti ve Bay Terupt’ın sınıfındaki yedi öğrenciyi oluşturdu,” yanıtını vermiş. Ben hem karakterlerin ayağı yere basan tipler oluşunu, hem de anlatıcının sürekli değiştiği hareketli kurguyu çok beğendim. Olaylar kronolojik bir sırayla, düz bir çizgi halinde ilerliyor. Zaman zaman aynı anın, farklı çocuklar tarafından yorumlanışına tanık oluyoruz. Tıpkı bir belgesel filmde aynı anı birkaç kamerayla farklı açılardan ekrana yansıtılması gibi. Bu özellik okura olaylara farklı açılardan bakmanın önemini hatırlatıyor. Bu gündelik yaşamda bazen unuttuğumuz bir özellik. Bu yüzden zaman zaman önyargılara kapılıp yanılgı içine düşmez miyiz? “Sınıftan Yükselen Sesler” çocuklara yeni balış açılarını kavratabilmek için iyi bir fırsat.

Şimdi bir daha düşünüyorum da, Bay Terupt gibi, çocukların ruhunu okuyabilen ve her derse yepyeni ve alışılmadık bir fikirle gelen bir öğretmen olabilmek güzel olurdu. 4+4+4 diye bir kara delikle uğraştığımız şu günlerde bu gerçekten esaslı bir hayal gibi geliyor bana ya neyse…

Hamiş: “Sınıftan Yükselen Sesler” hakkında konuştuğumuz radyo programının kaydını dinlemek için tıklayın.

Sınıftan Yükselen Sesler
Özgün Adı: Because of Mr. Terupt
Yazan: Rob Buyea
Çeviren: Eda Aksan
Yaş grubu: 10+
Altın Kitaplar, 2012, karton kapak, 269 sayfa
ISBN: 978-975-21-1541-5