Cömert dut arkadaşımız

Ağaç…
Dünya üzerinde en uzun süre yaşayan canlı…
Yeşil renk denince zihnimizde canlanan ilk imgelerden biri. Yeşillik… Ferahlık… Oksijen… Hava… YAŞAM!
Ağaç benim için kutsaldır. Ağaca saygı duyarım. Her türünü severim. Yoldan geçerken rastladıklarımı okşar, meyvesini yediklerime teşekkür ederim. Ağaçlar benim dostlarımdır.

Söz ağaç ve dostluktan açılmışken, hazır bugün de 5 Haziran Dünya Çevre Günü‘yken, sorayım: Siz hiç “Cömert Ağaç”ı okudunuz mu? Mutlaka bilenleriniz vardır. 1964 yılında Shel Silverstein tarafından yazılıp resimlenmiş bir klasik “Cömert Ağaç”. Kitap, bir çocuk ile ağacın bir ömür süren dostluğunu anlatıyor. Ben “Cömert Ağaç”ı ilk kez İyi Cüceler’de görmüştüm. Orada, ayaküstü okuyuvermiştim. Sonra da kalakalmıştım. O an ne düşüneceğimi, nasıl hissetmem gerektiğini bile bilememiştim. Yüreğimde bir sıkışma, kafamda sorular oluşmuştu. Bu ne hüzünlü bir öyküydü böyle. Üstelik bu sadece ve sadece çocuklar okusun diye yazılmış bir kitap mıydı acaba? Her yetişkinin çocuk kitaplarından alacağı, öğreneceği bir şeylerin mutlaka var olduğuna inanıyorum; ama çocuk kitapları okumayan, çocuklar için yazılanlarla ilgilenmeyen yetişkinlerin bile mutlaka okuması gereken bir kitap “Cömert Ağaç”.


Kitap “Bir zamanlar bir ağaç vardı…” diye başlıyor. “Ve bu ağaç küçük bir çocuğu çok severdi,” diye devam ediyor. Belli ki çocuk da ağacı çok seviyordur ki, onu her gün görmeye gider. Yapraklarını toplar. Ağaca tırmanıp dallarında sallanır. Ağacın elmalarını yer. Gölgesine sığınır. Zamanla çocuk büyür. Ağacı yine sevmektedir; ama artık hayatında ilgi duyduğu başka konular, başka insanlar vardır: Ağaca uğramaz olur. Ağaç yalnız kalır. Günün birinde çocuk bir yetişkin olarak geri döner. Paraya ihtiyacı vardır. Ağaçtan yardım ister. Ağaç elmalarını verir. Ağaç eski dostunu yeniden gördüğü için çok mutludur. Onu mutlu etmek için elinden gelen ne varsa yapar. Çocuk bundan sonra hep ihtiyacı oldukça ağaca gelir. Çocuk ister, ağaç verir, çocuk ister, ağaç verir… Ta ki iyice tükenene kadar… Çocuk yorgun bir ihtiyar olarak geri döndüğünde, artık bir kütükten ibaret ağaçtan yardım ister yine. Ağaç çocuğu bir kez daha koşulsuz kabul eder.

“Artık elmalarım yok”
“Elma yemek için dişlerim çok güçsüz” dedi çocuk.
“Dallarım kalmadı, onların üzerinde sallanamayacaksın!” dedi ağaç.
“Dallarında sallanamayacak kadar yaşlıyım,” dedi çocuk.
“Gövdem kalmadı.
Ona tırmanamayacaksın!” dedi ağaç.
“Tırmanmak için çok yorgunum!” dedi çocuk.
“Üzgünüm!” diye içini çekti ağaç.
“Keşke sana bir şeyler verebilseydim…
Ancak hiçbir şeyim kalmadı.
Ben sadece yaşlı bir kütüğüm.
Çok üzgünüm…”

“Cömert Ağaç” farklı katmanlar halinde okunabilecek bir metin. Dostluk, karşılıksız sevgi, fedakarlık işin bir boyutu. Diğer yandaysa insan-doğa ilişkisi var. Bu kitap her iki haliyle de takkeyi önümüze koyup düşünmemizi sağlıyor. (Burada bir parantez açıp, sevgi uğruna -sonunda kendini tüketme pahasına bile olsa- her şeyini vrmekten söz ediyorken, Tülin Kozikoğlu’nun “Bir Tanecik Oğlum” adlı kitabını da hatırlamakta yarar var.)

Kitabın yazarı Shel Silverstein’e dair uzun süre bir fikrim olmadı. Sadece arka kapak fotoğrafından bakarak onu Tenten’deki kötü adam Dr. Müller’e benzetmiştim. Sonra bir gün, Beyhan, Silverstein ile ilgili bir yazı yazdı.  Silverstein’in ilginç ve çok yönlü bir kişilik olduğunu ilk oradan öğrendim. “Cömert Ağaç” hakkında yazmaya karar verince bu kez Shel Amca’nın hayatına gömülüp kaldım; işin içinden çıkamadım. Niyeyse, kitaptan bahsederken, ondan da uzun uzun bahsetmem gerekliymiş gibi bir inacım vardı. Bir süre debelendim ve sonunda ben kaynakları paylaşayım, siz bakın diye düşündüm. Shel Silverstein’ı merak edenler şağıdaki kaynakçaya bakabilirler.

“Cömert Ağaç”a dönecek olursak… Ağaçları çok ama çok severim. Onlar gerçekten de bu öyküdeki gibidir. Bize karşılıksız verirler. Biz insanoğlu ise öyküdeki o çocuk gibiyiz. Bencil, kendini ve anı düşünen, sonrasını hesaplamayan… Ağaçları üçer beşer kesmek, baltalamak, sökmek yetmez oldu artık bize. Artık orman arazisine bile fütursuzca girip talan ediyoruz. Ağaçların ruhlarından çıkan çığlıkları duymadan dikiyoruz yerine betondan kuleleri. Yeşil yerini griye bırakıyor bizim yüzümüzden. Yine de cömert ağaçlarıız meyvelerini, çiçek kokularını, gölgelerini bize sunmaya devam ediyor. Biz bu karşılıksız cömertliği fazlasıyla tükettik. Umarım bizim çocuklarımız silkelenip kendilerine gelirler. Son cömert ağaçlar da tükenmeden… 5 Haziran Dünya Çevre Gününüz kutlu olsun.

Cömert Ağaç
Özgün Adı: The Giving Tree
Yazan ve Resimleyen: Shel Silverstein
Çeviren: Sevim Öztürk
Yaş grubu: 3+
Bulut Yayınları & Özel Sezin Okulu, 2009, sert kapak, 54 sayfa
ISBN: 978-975-286-312-5