Fotoğraf: Aunt Owwee / Flickr

Çocuklarınızın kitap okumayı sevmediğini söylemekten vazgeçin.

Çocuklarınızın kitap okumayı sevmediğini düşünmekten vazgeçin.

Çocuklarınız kitap okumayı sevmiyor diye üzülmekten vazgeçin.

Çocuğunuzun nelerden hoşlandığını araştırın. Tamam, biliyorum onu en iyi siz tanıyorsunuz, bir bakışından ne halde olduğunu anlıyorsunuz vs. vs. Bu onun hakkında her şeyi bildiğiniz anlamına gelmiyor. Öyleymiş gibi hissetmeyi ve davranmayı sevdiğinizi biliyorum ama biraz gerçekçi olun. Çocuğunuzu araştırın. Bakın bakalım başka neleri seviyor? Acaba o konularda kitap var mı?

Çocuğunuzu deneyin. Ne diyeceğinizi biliyorum: Okulun önerdiği kitapları bile okumuyor, sizin önerdiklerinizi görmek bile istemiyor vs. vs. Olsun. Siz yine de evin çeşitli köşelerine farklı tarzlarda kitaplar serpiştirin. Yalnız rica ediyorum, “Bu çizgi roman tu kaka, şu kitap ejderhalı abuk sabuk, o kitapta hep boş laf,” demeyin. Sizin sevdiğiniz ve çocuğunuzun okuması gerektiğine inandığınız o sıkıcı kitapları kimse okumak zorunda değil, vazgeçin bu saplantıdan.

Çocuğunuza destek olun. Dersin yalnızca ders kitaplarından, bilginin yalnızca ansiklopediden edinildiğini, geriye kalan kitapların gayriciddî olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hah! Çocuğunuzun ders konularına uygun macera kitapları, bilimkurgular, fantastik öyküler, çizgi romanlar bulun. Örneğin, ders konusu “Dünyamızın Uydusu Ay” ise, Ay’da geçen ya da içinde Ay geçen bir kitap bulun. Çocuğunuzun gözüne çarpacak bir yere koyun ve kitap hakkında ona kısaca bilgi verin (ona zarf atın). Özel ders masrafınızın azaldığını göreceksiniz.

Fotoğraf: Superfem / Flickr

Çocuğunuzun arkadaşlarının hangi kitapları okuduklarını öğrenin. Siz ne derseniz deyin, çocukların kendilerine has bir sosyal yaşantıları var. Bu sosyal yaşantının bir kısmı (siz öyle olmadığını zannetseniz de) gizli. Çocukların sosyal ortamlarında en çok hangi kitaplar hakkında konuşulduğunu bulursanız ve evinizin çeşitli yerlerine bu kitaplardan bubi tuzakları kurarsanız, çocuğunuz kitap okur, okumayı da sever.

Çocuğunuzun kitaplarını okuyun. Evet, evet, bu yaştan sonra oturun çocuk kitabı okuyun. Korkmayın, görenler bir şey demiyor. Bakın, biz yıllardır her yerde çocuk kitabı okuyoruz. Siz de okuyun. Çocuğunuzun kitaplarını okuyun ki, onunla bunlar hakkında konuşabilesiniz; sevmediği kitapları niye sevmediğini, sevdiklerini niye sevdiğini anlayabilesiniz. Kısa zaman içinde çocuğunuz size kitap önermeye başlayacak, dediydi dersiniz.

Çocuğunuzun okuduğu kitapları kötülemeyi bırakın. Ne yani, sizin okuduğunuz her kitap şahane mi? Bugüne kadar kaç tane uyduruk aşk romanı okuyup nemli gözlerle camdan baktığınızı bir düşünün. Okuyup da çok eğlendiğiniz halde okumamış gibi yaptığınız çoksatarları bir geçirin aklınızdan. Tamam, tamam, kızarıp bozarmaya gerek yok; çocuğun okuduğu kitapları kötülemeyin, yeter.

Uzun lafın kısası, “Benim çocuk okumayı sevmiyor, çocuğa okumayı bir türlü sevdiremedik,” diye kestirip atmayın. Okumayı sevmeyen çocuk yoktur, okumayı seveceği kitapla karşılaşmamış çocuk vardır!