Fotoğraf: Slightly Everything / Flickr

Bugün kitap okumaktan söz edelim (Sanki başka zaman başka şeyden söz edermiş gibi!) Kitap okumayı sevdiğimi artık anlamışsınızdır. :) Kendimi bildim bileli okuyorum. Gün içinde kitap okumazsam, büyük eksiklik duyarım. Gece yattığımda, hiç değilse birkaç sayfa okumaya çalışıp eksikliği tamamlamaya çalışırım. Dün gece de aynı şey oldu. Kitabımı almak için evin içinde dolanırken, gözüm sağda solda duran başka kitaplara takıldı. Kitap okuma alışkanlıklarımı, ritüellerimi düşündüm bir an. Sonra bunu size de sormak geldi aklıma. Benim kitap okumayla ilgili çeşitli alışkanlıklarım var. Sizin de var mı?

Mesela nedir bu alışkanlıklar?

  • Başta da dediğim gibi, her gün mutlaka kitap okumalıyım. Bazı yapılacak işleri ihmal edersem, “Olsun, yarın halledirim,” derim rahatça. Ama kitap okumayı atladıysam, telafisi yokmuş gibi gelir. Kitap içinde çok önemli olaylar olmaktadır (tam da o anda!) ve ben okumadığım için bir şeyleri kaçırdığım duygusuna kapılırım. O yüzden, gece yatağa girince, uyumadan önce mutlaka okumaya çalışırım.
  • Kitap okumak için belli bir mekanınız var mıdır? Benim için yoktur. Evde değilsem, hemen hemen her yerde ve koşulda kitap okuyabilirim. Otobüste, trende, vapurda ve akla gelen diğer her tür toplu taşıma aracında; çay bahçesi ya da kafede, birini beklerken…Her yerde…
  • Toplu taşıma araçlarında kurallarım olabilir. Vapurdaysam, mutlaka çay alırım. Vapurda kitap keyfinin en güzel yanı işe çayı da katmaktır. Bazen Yıldray’la vapura biner, çay söyler ve inene kadar tek kelime konuşmadan kitaplarımızı okur; arada da başımızı kaldırıp Boğaz’da yunus görmeye çalışırız. Bu en büyük keyiflerimizdendir.
  •  Otobüse binip oturacak yer bulursam, iş çok kolaydır. Paltomu, çantamı vs. kucağımda güzelce masa haline getirip kitabımı da bunların üzerine yerleştirirm. Ayaktaysam yine okurum. Otobüste ayakta kitap okumak için uygun noktalar vardır. Mümkünse o konumlardan birini ele geçirmeye çalışırım.

Fotoğraf: LWY / Flickr

  • Yolculuklarda kitabım mutlaka elimin altında olmalı. Bagajdaki çantada da mutlaka yedeği olur. Tatil sırasında da sağda solda gezinirken bile, o kitap mutlaka ağırlık yapsın diye sırt çantasında gezer durur. Kronik hastalığı olanlar nasıl ki ilaçlarını hep yanlarında taşımak zorundadırlar, işte benimkisi de o hesap.
  • Çocukken ablamla odanın ışığı sönecek/sönmeyecek tartışması yaptığımızda, fenerle yorganın altında okumayı pek severdim. Okuduğum şey bir de Afacan Beşler falansa, işin içine epey gizem katardı fener ışığı. Çocukken elektrik kesintisi olduğunda mum ışığında da okumayı severdim. Yıldıray ise çocukken, gece herkes uyuyunca mutfakta kitap okurmuş. Kalabalık bir evde büyüdüğünden, rahat rahat kitap okuyabilmek için uykusuz kalmayı göze alır, evin telaşının bittiği ama yüksek perdeden horultuların akapella tadında gürüldediği gece saatlerini mutfakta bir tabure tepesinde kitap okuyarak geçirirmiş.
  • “Mektup Okuyan kadın” / Jan Vermeer

  • “Yüzüklerin Efendisi” ilk yayımlandığında kendimi öyle kaptırmıştım ki, okuldan eve dönmek için otobüs beklerken, sokak lambasının ışında okumaya devam etmiştim. Evet, okumak için yeterli miktarda ışık gerektiği, aksi durumda gözlerin bozulacağı söylenir. Valla sokak lambası da bazen gayet yeterli oluyor.
  • Kitap okurken evde yalnızsam, okuma eylemimi bir şeyler yiyerek taçlandırırım. Macera ve polisiye kitaplarına sandviç çok yakışır. Bugüne kadar Yıldıray’ın kitap okurken bir şeyle yerken hiç görmedim. Çoğunlukla çay, arada bir kahve içer; ama asla yemez. Bu bana hep garip gelmiştir.
  • Evde kitap okumak için belli köşelerim vardır. Salonun en köşesinde, yanında ayaklı lamba duran koltuk favori okuma yerimdir. Yorgun değilsem oraya çöreklenirim. Biraz yorgunsam, koltuğun kolçağına doğru yayılırım. Eni konu yorgunsam, kanepeye uzanarak kitap okurum. Yıldıray, çoklukla kanepenin bir köşesine oturup ayaklarını pufa uzatır evde okurken.
  • Yazlık okuma mekanım sahildir. Termosa çay doldurup, bisiklete atlayıp sahile gider güzel bir bank buluruz. Değmeyin keyfimize!

Muhtemelen daha çoook alışkanlığım vardır. Peki yaz siz? Sizin kitap okurken mutlaka yaptığınız ya da “Kitabımı ille de şöyle okurum,” dediğiniz neler var?