Gerçek olmayan bir varlığın yanaklarını sıkmak istediniz mi hiç? Kulağa biraz tuhaf geldiğinin farkındayım. Fakat hislerimi başka türlü ifade edemiyorum. Bazen öyle bir tiple karşılaşıyorum ki, kağıt üzerindeki iki boyutlu resim olması ya da bir çizgi film karakteri olması pek fark etmiyor benim için: O sevimli tipin yanaklarını, tıpkı çizgi film dünyasının “en sevecen” kahramanı Elmyra gibi, sıkıştırmak, mıncıklamak istiyorum.

Mesela Küçük Ayı‘ya dakikalarca sarılabilirim. Sevgi arsızı yavru tavşan kucağıma koşsun diye kollarımı ardına kadar açabilirim. Koyun Russell‘ın yumuş tüylerini mıncıklayabilir, Üç Kuzucuk‘la yeşil çayırlarda hiç sıkılmadan yuvarlanabilirim. Küçük Vak Vak’a karşı hislerim de işte aynen böyle. Küçük Vak Vak’ın yanaklarını sıkmak istiyorum!

Küçük Vak Vak, benim kısa süre önce tanıştığım bir minik ördekçik. Pearson tarafından geçtiğimiz aylarda yayımlanan bir dizinin baş kahramanı. Dizinin Türkçe’ye çevrilmiş yedi kitabı var. Bunlardan dördü resimli öykü kitabı. Her birinde Küçük Vak Vak ve kardeşlerinin bir macerası konu ediliyor. Diğer üç kitapsa küçük boyutları, yumuşak kapakları, sert sayfaları ve tematik konularıyla “bebek kitabı” kategorisine giriyor. (Bize bebek kitaplarıyla ilgili çok fazla e-posta geldiği için, bu üç kitaptan ayrı bir yazıda söz edeceğim.)

Serinin ilk kitabı “Küçük Vak Vak” adını taşıyor. Vak Vak ile kardeşleri Süslü, Paytak, Çıtırık ve Bıdırık için artık yuvadan çıkma ve yüzmeyi öğrenme vakti gelmiştir. Anne Ördek yavrularını yüreklendirecek sözler söyler. Böylece yavrular birer birer suya atlamaya başlar. Bütün kardeşlerin en küçüğü olan Küçük Vak Vak’ın suya atlamasıysa bir hayli uzun sürer. “Küçük Vak Vak Haydi Beni Bul” adlı ikinci kitaptaysa artık ördek yavrularının suyla ilgili bir problemi kalmamıştır. Suda oyun oynamanın tadını sonuna kadar çıkarırlar. Yavrular öykü boyunca yaşadıkları gölün değişik yerlerine gizlenerek Anne Ördek’le saklambaç oynarlar.

Benim böyle üstünkörü anlattığıma bakmayın. Küçük Vak Vak kitaplarının her biri birbirinden keyifli. Öyküleri de, resimleri de çok sevdim. Favori sahnemse Küçük Vak Vak’ın suya girmeden önce ayağının ucunu suya dokundurduğu an. Gelelim kitapları sevme nedenlerime:

  • Anlatım dili akışkan. (Kitapların birinin özgün dilinde okudum; Türkçesi daha hoşuma gitti.) Uyaklı cümleler, okumayı melodi katıyor.
  • Kurgu, tekrarlanan cümlelerle kurulmuş. (Yavrulardan biri suya atlamadan önce, Anne Ördek hep aynı cümleyi tekrarlıyor. Saklambaç oynarken yine tekrarlanan soru-cevaplar var.) Bu tekrarlar ve ritim, küçük yaş grubundaki okurların hoşuna giden bir özellik.
  • Diğer kitaplarda değil ama bu iki kitap çocukları matematikle de tanıştırıyor. “Küçük Vak Vak”ta ördekler suya atlarken, her sahnenin altında yer alan bir bantta suda kaç ördek olduğu, kaç ördek eklendiği ve toplamın ne olduğu yazıyor. Her sahnede bir ördek eklenerek sayı artıyor. Böylece çocuklar beşe kadar saymayı ve oplamayı eğlenceli bir yolla öğreniyorlar. “Küçük Vak Vak Haydi Beni Bul”da ise ördekler saklandıkça, çocuklar da alttaki bantlardan çıkartma işlemini takip edebiliyorlar.
  • Her öyküde belli temalar ele alınıyor. İlk kitapta cesaret ve güven duyma, ikincisindeyse oyun oynama ve eğlence konuları işlenmiş. Ayrıca saklambaç bahanesiyle “iç, alt, yukarı, arka” gibi kavramlar da kullanılmış. İşin güzel yanı bu kavramların çocuklara ille de bir şey öğretme kaygısıyla verilmiyor oluşu. Öykü içine çok güzel yedirilmiş.
  • Kitaplar görsel olarak istikrarlı. Resimlerin kendi içinde bir ritmi olduğundan söz edebiliriz. Belli renk tonları, belli bir çizgi-boya-fırça izi anlayışı var. Az renk ama çok tonlama var. Resimler sade olmasına sade; ama çizer Derek Anderson, sadece suda on ayrı renk kullanmış.
  • Karakterlerin farklı özellikleri görsel olarak da vurgulanmış. Okur, öyküye paralel olarak, kahramanların fiziksel özelliklerini, davranış biçimlerini izleyip yorumlayabilir. Bu şekilde her kahramanın öyküsünü anlatmak bile mümkün.

Dizinin yazarı Lauren Thompson’a “Ne hakkında yazmaktan hoşlanırsınız?” diye bir soru yöneltilmiş. Yazar, çocukluğuna ait özel zamanlarda hissettiklerini anımsayıp yazmayı seviyormuş. Bu özel zamanlardan biri de, tatillerde, korktuğu halde havuza atladığı anlarmış. Çocukken suya bombalama atladınız mı hiç? Atladıysanız, şimdi gözünüzü kapatıp o anın heyecanını yeniden hissedin. İşte Thompson da tam olarak o hissi anlatmış ördek yavruları foşşş diye suya atladığında. Kitapların çizeri Derek Anderson, dizinin ilk iki kitabı boyunca yazarla hiç karşılaşmamış. Hatta hiç konuşmamışlar bile. (Herhalde yazışmışlardır ama!) Buna rağmen, ne kadar uyumlu bir iş çıkmış ortaya, değil mi?

Uyumlu olmasından daha iyisi ise, beni yanaklarını sıkabileceğim yeni bir kahramanla tanıştırmış olmaları!

Hamiş: Yazar Lauren Thompson’ın web sitesine bakmak isterseniz burayı tıklayın. Çizer Derek Anderson’ın web sitesi ise burada

Hamiş 2: Bu diziden ve dizinin bir diğer kitabı olan “Küçük Vak Vak Yeni Arkadaş“tan radyoda da söz ettik. Dinlemek için tıklayın.

Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:

Küçük Vak Vak
Özgün Adı: Little Quack
Yazan: Lauren Thompson
Resimleyen: Derek Anderson
Çeviren: Gülbin Baltacıoğlu
Yaş grubu: 2+
Pearson Türkiye, 2011, karton kapak, 32 sayfa,
ISBN: 978-605-4248-63-6
.
Küçük Vak Vak Haydi Bul Beni
Özgün Adı: Little Quack Hide and Seek
Yazan: Lauren Thompson
Resimleyen: Derek Anderson
Çeviren: Gülbin Baltacıoğlu
Yaş grubu: 2+
Pearson Türkiye, 2011, karton kapak, 32 sayfa,
ISBN: 978-605-4248-64-3