Mary Poppins
11 yaşındayken “ilk romanıma” başladım. Adı “Mübeccel Hanım”dı ve bir ailenin çocuklarına bakmaya gelen ciciannenin maceralarını anlatıyordu. Bir bölümde Mübeccel Hanım, birçok insanın ahını alan ünlü iş adamı Hilmi Taktak’a dersini veriyordu. Küçülüp Hilmi Taktak’ın kulağından girip örs kemiğine çekiç kemiğiyle vurarak adamı fıttırtıyordu. Sihirli güçleri olan bu dadı tanıdık geldi mi? Geldi, değil mi? Evet, o sıralar bana da tanıdık gelmişti ve aslında Mary Poppins’in yerli versiyonunu yazmaya başladığımı fark edince ilk romanım da daha en başından sona ermiş oldu. Mary Poppins, benim çocukluğumun en önemli karakterlerinden biri.
Gizli Kapı
Son iki haftadır hoş olmayan günler geçirdim. Çok sevgilim, bir tanecik anneannem Cicoş bizi çok üzdü. Hastanede hoş olmayan günler, geceler geçirdik. Zamanın gerçekten göreceli olduğunu bir kez daha anladım. Günbatımından sonra hastanede zaman geçmiyormuş meğer. İyi ki kitaplar var. İzmit’e gidip gelirken yolda ve hastanede geçen sürede elimin altında güzel kitaplar olmasaydı, ne yapardım bilemiyorum. Bu kitaplardan biri de neredeyse bir yıldır okunmayı bekleyen bir macera kitabıydı. “Gizli Kapı”yı ilk kez kitap fuarında görmüş ve daha kapağını görür görmez içinde karanlık bir şeyler olduğunu anlamıştım.
Şaşkın Cengaver
Nicedir kitap raflarımız, hayal dünyamız elflerle, cücelerle, kahraman şövalyelerle, Harry Potter ve daha türlü çeşit büyücüyle dolup duruyordu. Artık yatıya kalmayı da geçip iyice yerleştiklerini düşünürken, İsmet Bertan kalemine davrandı. Günışığı Kitaplığı’nı arkasına alan Şaşkın Cengâver rafta kendisine yer açabildi. Şaşkın Cengâver, içinde geleneksel Anadolu masal motiflerini barındıran çağdaş bir anlatı. Keloğlan’a benzetebileceğimiz Cengâver’in yolculuğu sırasında köylü kurnazıyla, haramilerle, (kim olduğu söylenmediği halde o olduğunu anladığımız) Nasreddin Hoca’yla, çirkin kızını evlendirmek isteyen sultanla, uçan halıyla, devlerle, cinlerle, uçan bir işkembeyle, bilinmeyen yerdeki ulaşılmaz dağ (Kaf) ile karşılaşıyoruz.
Alis Masallarda
Neden kitap okuduğunuzu biliyor musunuz?Bocaladınız, değil mi? Yanıt vermesi, daha doğrusu ilkokulda bize belletilen kalıp ifadeleri bir kenara bırakıp yanıt vermesi hiç de kolay değil. Muhtemelen kitap okumayan biri niçin kitap okumadığını kolaylıkla açıklayacaktır. Zaten kaç yanıtı olabilir ki? Alis’in neden kitap okuduğunu düşündüğünü sanmıyorum. Alis, yağmur yağdığı için bahçeye çıkamıyordu. Televizyon sıkıcıydı. Alis de ne yapsın, bir kitap alıp okumaya başladı. Kitap daha ilk sayfada o kadar ilgisini çekti ki, Alis cup diye kitaba düştü.








