Bir zamanlar, damı yemyeşil çimenlerle kaplı tepedeki kulübede Shon adlı bir adamla, Sian adlı bir kadın yaşarmış. Shon her sabah tarlaya gider çalışırmış. Akşam yorgun argın döndüğünde, evde kalıp çiftliğin işlerini yapan Sian’ın hiç yorgun olmadığını görürmüş. Bir süre sonra Shon şikâyet etmeye, bütün zor işleri kendisinin yaptığını söylemeye başlamış. Shon’un şikâyetleri karşısında Sian işleri değiş tokuş etmeyi önermiş. Sian tarlaya çalışmaya giderken, Shon evde kalmış. Halinden pek memnunmuş. Zaten yapacak ne iş varmış ki? Yayıkta tereyağı yapılacak, inek otlağa götürülecek, domuzlarla tavuklar yemlenecek… Shon önce ayaklarını şöyle bir uzatıp oturmuş. Boş oturmaya doyunca, yapılacak işlerin peşine düşmüş. Düşmüş ama… Öykünün buradan sonrasında bir dizi felaket var. Shon ne kadar çırpsa da tereyağı olmaz; yorulan Shon içecek bir şey almaya kilere iner, o sırada domuz eve dalar yayığı devirir; gürültüye koşan Shon manzarayı gördüğü anda kilerdeki fıçının tıpasını takmadığını anımsar; derken ineği otlatması gerektiğini anımsar ve işini kolaylaştırmak için ineği otlağa götürmek yerine dama çıkarır; o sırada evi tavuklar basar ve akşam yemeği olacak yulafa dalarlar; Shon tavukları kışkışladıktan sonra mutfağa döner ve damdaki ineğin bacadan sarkan ipini bacağına bağlar ki ineğin damda ne yaptığını bilebilsin ama inek damdan düşünce Shon baş aşağı bacaya sıkışır. Neyse ki Sian tarladan döner, damdan sarkan ineğin ipini keser de Shon bacadan kurtulur. Sian felaket manzarasına bakarak, “Ne yapalım! Olan oldu!” der. Shon da bir daha kendi işinden şikâyet etmez.
Bu genetik bir farklılık mı bilmiyorum ama ev işlerine soyunan biz erkeklerin doğal felaket süsü verilmiş bir yıkıma neden olduğumuzu biliyorum. Oysa kadınlar erkeklerin uğraştığı işlere el atınca çok daha başarılı oluyorlar. Olumlu da olsa cinsiyet ayrımı yapmak değil niyetim. Kitabın da böyle bir iddiası yok. Lakin açlıktan bıyıkları titreyerek tek bir salatalık soyan ve mutfağı tavana kadar batırabilen arkadaşlarım var benim. Her neyse, kitabın asıl konusu bu değil.
Biraz araştırınca, yukarda kabaca özetlediğim öykü karşıma hem bir Galler, hem de bir Norveç halk masalı olarak çıktı. Gerçek kaynak hangisi bilmiyorum, ama kahramanların isimlerini duyunca kendi kendime Galler diye bir tahmin yürütmüştüm. Aslında bu da o kadar önemli bir mesele değil. Öyküyü Eric Maddern yeniden anlatmış, Paul Hess resimlemiş, Mandolin Yayınları da Türkçesini yayımlamış.
“Damdaki İnek” hakkında yazan bazı kişiler, öykünün en iyi Eric Maddern tarafından anlatıldığını söylemiş. Ben bu kıyaslamayı yapabilecek durumda değilim ama Maddern’in anlatımından keyif aldığımı söyleyebilirim. Elbette, Dilanaz Ünal’ın çevirisinin de bunda payı var.
Eric Maddern’le daha önce “Çivi Çorbası” adlı kitap sayesinde tanışmıştık. Benim en sevdiklerim arasında yer alan “Çivi Çorbası” gibi, “Damdaki İnek” de Paul Hess tarafından resimlenmiş. Hess’in resimleri bana ortaçağ minyatürlerinin çok hareketli bir türüymüş gibi geliyor. Hess, en hareketli resimlerinde bile anı dondurmayı seviyor. Örneğin, Shon’un domuzu evden kovduğu sahnede, kaçan domuzu havada, neredeyse kaskatı görüyoruz. Hayvan aslında
kaçıyor, ayaklarının yerden kesilmiş olması da bunu doğruluyor ama resme bakınca kaçma hareketini görmekten çok seziyoruz. Hess’in resimlerine baktıkça ortaçağ minyatürlerini düşünmemin nedeni, belki de bu katılaşmış hareketlerdir. Sakın bu yorumumdan resimlerin durağan, sıkıcı, boğucu olduğunu sanmayın. Resimler, katılaştırılmış hareketlere karşılık renklerle, desenlerle, deformasyonla ve sürekli değişen unsurlarla kıpır kıpır. İnanmazsanız Shon’un gömleğine bakın.
Hess’in ayırıcı özelliklerinden biri de, resimlediği kitaplara imza niyetine üç kör fare çiziyor olması. Ben fareleri aradım, buldum. Siz de bulun.
Kendi adıma, eğer birileri helikopter uçurabiliyorsa ben de uçurabilirim diye düşünüyorum. Sonra da bugüne kadar elime alıp batırdığım işleri düşünüyorum ve kendime geliyorum. Nasıl ki en kısa yol bildiğimiz yolsa, en kolay iş de bildiğimiz iş. Sanırım.
Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:
• Çivi Çorbası
• Doğum Günü Pastası
Damdaki İnekÖzgün Adı: The Cow on the Roof
Yazan: Eric Maddern
Resimleyen: Paul Hess
Çeviren: Dilanaz Ünal
Yaş grubu: 5+
Mandolin Yayınları, 2011, 32 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-10-3157-0










{ 64 comments… read them below or add one }
Next Comments →
hikayeye bayıldım…
Damda ki İnek bizim Cancanımızın olsunnnn
Çivi Çorbası’nı çok sevmiştik, Damdaki İnek’i seveceğimizi düşünüyorum. Doğrusu bir şekilde içine girip uğraşınca yapılmayacak iş yok gibi. Ama bazen de olmayınca olmuyor
“Yetenek” denen şey bu yüzden var
kitap okumayı çok seviyorum kitabın hakkında yazılanları okudum çok beğendim inşallah bana çıkar
Seviyorum hikayeleri ahh küçüklüğüm
Sıra oğlumda hadi bizim olsun
inşallah bize çıkar
biz de istiyoruzzzz::)))
yaaaa artık bize çıksın
))
hikaye tabi ki güzel ama görseller tüm hayal güçlerini harekete geçirecek kadar olumlu geldi bana.
Kitap okumayı seven ben, hikaye dinlemeyi çok seven kızım ve bize eşlik etmeye çalışan oğluşumuz için gelsin….
bu sefer bizim olsun!:)
Empati kurmamız da yardımcı olduğu için, iş ve mekan değişiliği zorlasada insanı, denemekte yarar olduğunu düşünüyorum…
Cok guzel bizim olmali
Harikaaa, oğlum bayılır kesin
Fareler mi? Bulamadım
Ama hikaye hakikaten çok güzel resmedilmiş. Kazanamasam da mutlaka edineceğiz.
Teşekkür ederiz
Elbet bir gün bize de çıkacak
BU arada çizimle gorebildigim kadarıyla cok güzelmiş.
oğlumla ikimiz bunu çok istiyoruz.çok istiyoruz. çok istiyoruuuzzz:))
Yeğenim bu hikayeye bayılacak.
Hikaye çok güzel ama resimlere bayıldım. Kazanmayı diliyorum ama olmazsa mutlaka alıp bizim cadıya hediye etmeli.
Sevgilerimle
bayıldım ! bize olsun
Resimleri çok begendim. Kızım henüz 5 yaşında değil ama resimler üzerinden anlatınca kitabı çok seveceğini düşünüyorum. inşallah Ayşe’ye çıkar..
Eglenceli bir kitaba benziyor. Bize ciksin isteriz tabi.
Kuzey avrupalı yazarların ince mizah anlayışını hikaye ve resimlerine ince ince işleyişlerini çok seviyoruz biz.Soğuk ülkelerin sıcacık espri anlayışını.
Pattson ve Findus’u hatırlattı yukarıdaki yazınız bana. Bu arada Mö Anne ile tanıştınız mı? Pegasus yayınlarından 6 kitap halinde çıkmış, Findusu çizen Sven Nordquist resimlemiş, ve inanın çok keyifli. Geçmiş yazılarınızda yer vermediyseniz, sizin kaleminizden herkesin tanımasını çok isterim. Biz kitap fuarında tanıştık, şimdi yelek cebinden çıkan şekerler gibi özel gün ve gecelerde birer birer çıkıyor. Damdaki inek insanın sınırlarını tanıması ile ilgili görünüyor belli ki, henüz okumadık ( ^o^) , Mö anne ise pek sınır tanımıyor. Su kaydırağından ağaç evine kadar her şeyi yapan bir inek..
güzel yazınız için teşekkürler,
sevgiler..
tatlı kuzenime güzel bir hediye
Bayıldım! Bide şu cümleye bayıldım; “Nasıl ki en kısa yol bildiğimiz yolsa, en kolay iş de bildiğimiz iş.”
Ama helikopter uçurabiliriz hala bence
Biraz haksılız etmişler sanki. Benim eşim ev işlerini benden çok daha iyi kıvırıyor. Erkekler de isterlerse gayet güzel yemek pişirebilir, temizlik ve ütü yapabilir, bir evi düzenli tutabilirler
) Yeter ki fırsat verilsin ve istesinler
Yine de bu kitap bizim olsun çok isterim tabi!!
Bize çıkarsa ne ala ama ya çıkmazsa
Bu ayki listemize bir kitap daha eklendi sayenizde, tesekkurler…
ben kendim için istiyorum o kitabı:)
Yine harika bir kitap secmissiniz umarım bu kitapta bizim olur
Kızım, bütün babaların pazar günleri ev süpürdüğünü sanıyor, o sırada anneleri de çocuklarıyla oyun oynuyor tabii. Yine de erkekler ve ev işleri meselesine başka bir açıdan bakması lazım belki de değil mi… Hem kitabın az rastlanır tarzdaki resimleri ve renkleri de çok güzel görünüyor.
aras ve tuna’nın olsun o kitap
)
Güzel bir kitaba benziyor…Herkesin işi kendine ağırdır
Kitaplara bayılıyoruz biz ama bu kitap ikinci cücemizin şansı olsun
çizimleri çok sevdim
Kitabı sevdim. Bu kitap Kurabiyem Kerem’in olmalı… =)
Keyifli bir hikaye sanırım. Bugün egitim yaşantısının ilk karnesini alan oglusuma güzel bir hediye olur inşallah. Tüm karne alan ogrencilere BDK ‘li, uzun ve başarılı egitim yılları diliyorum. Sevgiler…
süper bir hikaye….
çok güzelmişşş, oğlumun olmalııı
yine deniyeyim şansımı
Guzel bir kitap bize çıkmazsa alırız mutlaka..
tesekkurler
hoş bir kitaba benziyor çıkarsa sevinirim
Siteyi ilk açtığımda anlamıştım Çivi Çorbasının çizeri tarafından çizildiğini
Güzel bir kitaba benziyor.Biz de isteriz
çizimleri çok sevdik. yazınızdan anladığımız kadarıyla hikayesi de ilginç. e o zaman biz de isteriz : )
Bana ve de Egehana ciksin bu guzel kitap:)
yeğenim efe furkan bu kitaba bayılkacak, dilerim benim olur
Bana çıkmasını ümit ediyorum. Çıkmasada yeğenime hediye alacağım…
Rengin’im 4.5 yaşında ve tam bir kitap delisi
Bu guzel kitap bizim olsun
Ben küçük kızıma okudum ,anlattım ve çok sevdi ..Kızımla beraber kitapları çok seviyoruz:)))
benim olsun
Next Comments →