Ben Güzelim

by YILDIRAY on 18/01/2012

Canım sıkkın olduğunda, gerginliklere yenik düştüğümde, kaygılarım denetimi ele geçirdiğinde fazla kilolarım ağırlaşır. Hayır, okuduğunuz cümle yanlış değil. Duygumu ancak böyle tarif edebiliyorum. Olumsuz bir ruh hali içindeysem fazla kilolarım ağırlaşır ve kendimi biçimsiz hissederim. Göbeğimden şikâyet ederim. Ergenken nasıldım peki? Ergenken sopa gibiydim. Pek yemezdim ve uyumazdım. Sanırım bu sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda bir ifadeydi. Ne demek istiyordum? Ben farklıyım? Ben de sizdenim? Şu derdimin acısını bedenimden çıkarıyorum? Bana böyle davrandığın için seni cezalandırıyorum? Ben böyleyim? Aynaya baktığım zaman kendimi beğendiğimi anımsıyorum.

Bir uzman değilim ama günümüzde zayıflığın bir tür ideolojiye dönüşmüş olduğunu ve bu ideolojinin insanların bedenleriyle kurduğu ilişkiye zarar verdiğini görebiliyorum. Canım sıkkın olduğunda kendimi şişman ilan etmem de buna işaret ediyor zaten. Ben birçok aşamayı halletmiş bir yetişkin olduğum halde kendime bunu yaşatıyorsam bir ergenin başına neler gelir?

Kitabımızın kahramanı genç kız, aynaya bakınca kendini beğenmiyor ne yazık ki. Kendini bazen şişko, bazen kısa boylu buluyor. Saçları asla istediği gibi olmuyor. Dergilerdeki mankenlere ve okuldaki havalı kızlara benzemiyor oluşunu dert ediyor kendine. Genç kızımız o havalı kızlar gibi olmak istiyor. Diyet yapıyor ama zorlanıyor. Bir arkadaşından o incecik kızların gizli formülünü öğreniyor: Meğer o kızlar canları ne isterse doyasıya yerlermiş de sonra kendilerini kustururlarmış. Sağduyu sahibi olan genç kızımız, pek aklına yatmayan bu formülü annesine danışmaya karar veriyor. Annesi ona bu yöntemin zararlarını anlatıyor (dişleri mahveder, ileride çocuk sahibi olmayı engelleyebilir, kalbe zarar verir) ve doğru yöntemin doktor kontrolünde zayıflamak olduğunu söylüyor. Genç kızımızın derdi zayıflamakla sınırlı değildir; annesine okuldaki o havalı kızların kendisiyle alay etmesinden korktuğunu söylüyor. Annenin yine bir cevabı var: Başkalarıyla alay eden insanlar, aslında özgüven eksikliklerini saklamaya çalışıyordur. Sağduyu sahibi genç kızımız annesinin söylediklerini düşünür ve insanların birbirlerinden farklı olmasının güzel olduğuna karar verir. Her hafta bedeninin sevdiği bir parçası seçip ona odaklanır. Yavaş yavaş kendisiyle barışır.

Sanırım bu konuda hepimizin kafası karışık. Her gün gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda zayıflık ideolojisinin amansız salvolarıyla karşılaşıyoruz. Reklamlar “fit” bedenlerin, zayıflık ideolojisinin destansı anlatımlarıyla dolduruyor zihnimizi. TV programlarında her gün bir başka diyetisyenin öğütlerine kulak veriyor, türlü çeşit uzmanın önerdiği beden egzersizlerini aklımızın bir köşesine not ediyoruz (ve çoklukla orada tutuyoruz). Filmlerde karşımıza çıkan kahramanların beden ölçülerini hayranlıkla izliyoruz. Her gün sosyal medya ortamlarında insanlar uyguladıkları diyet reçetelerini açıklıyor. Çocuklar ne yapsın?

“Ben Güzelim”, çok önemli bir soruna değiniyor ve kibarca yol gösteriyor. Çevirisinde bazı sorunlar olsa da (örneğin; sayfa 31: “Başkalarına nasıl davrandığın senin içindekilerin bir yansımasıdır.”), kitabın benzer sorundan muzdarip sağduyu sahibi çocuklar için ferahlatıcı bir etkisi olacağını sanıyorum. Hazır yeri gelmişken, konuyla ilgili olumsuz bir örnekle ilgili çok zaman önce yazdığımız bir yazıyı da anımsatmak istiyorum: Lütfen buraya bir tık.

Bu konudaki düşünce ve deneyimlerinizi paylaşmanız hepimiz için yararlı olabilir. Yazının altındaki yorum kısmı bu iş için zaten.

Ben Güzelim
Özgün adı: I Am Beautiful
Yazan: Debra Menase
Resimleyen: Dilara Arın
Çeviren: Zarife Öztürk
Yaş grubu: 8+
Çitlembik Yayınları, 2011, 32 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-9944-424-86-8

Share

{ 1 comment… read it below or add one }

Esra January 18, 2012 at 11:45

Merhabalar,
“Ben Güzelim” kitabının eleştiri yazısından Cemile’ye oradan Ayşegül’e oradan Ördek, Ölüm ve Lale’ye taşındım :)
Biz küçükken zorla okutulurdu Ayşegül serisi ve tüm sınıf heyecanla sayfaları çevirirken ben okumuş numarası yapardım ve kendimi “yabancı” hissederdim. hatta geçenlerde cemile’yi kitapçıda gördüğümde de aklıma Ayşegül gelmişti. Hislerime tercüman olduğunuz için ve “Ben neden Ayşegül sevmiyorum” düşüncesinden beni kuratdığınız için teşekkürler. tabii ki niyetim bir şeye özellikle de bir kitaba düşmanlık beslemek değil ancak Ayşegül isminden iğrenir hale gelmiştim :)
Kilo ile ilgili yazdıklarınıza da katılıyorum, 9 ve 13 yaşındaki iki yeğenim biz şaşırarak baksak da arkadaşları arasında kalori hesabı yaparak yemek yediklerini söylediler, bu açıdan kendi çocukluğumu şanslı buldum, yaşasın abur cuburlar :)

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

{ 1 trackback }

Previous post:

Next post: