Benim bir tane “Kayganım” vardı. Annemin eski, ipek bir fularıydı bu Kaygan. Ya da belki de ben eskitmiştim, kim bilir… Nasıl oldu da benim elime geçmişti, hışır hışır ipekli kumaşı sürterek çıkardığım fışır fışır, gırç gırç sesten keyif almayı nasıl huy edinmiştim, hatırlamıyorum. Ama bu Kaygan bağımlılığımın da elbet bir sonu vardı. Bir gün bir baktım ki, annem lime lime olmuş Kayganım’ı atıvermiş! Amanın! Nasıl yıkıldığımı anlatamam.
Benim bir de süt içme merakım vardı. Bu merak, ucuna kauçuk emzik takılı gazoz şişelerinden süt içme şeklinde gerçekleşirdi ve ayıptır söylemesi, biraz uzun sürmüştü. Bir gün komşularımızdan birinin kızı gelmiş, başucumda akşamdan kalma emzikli şişeyi görmüş ve bir de yetmezmiş gibi “Aaa sen hâlâ biberondan mı içiyorsun?” deyip kikirdemişti. İşte o an süt içme merakıma kendi isteğimle, arkama bile bakmadan, tek celsede son verdim. Kaygan’daki gibi olmadı. Yıkılmadım.
“Nina’nın Emziği”ni okuyunca aklıma bu bücürlük maceralarım geliverdi elbette. Nina emziğini asla ağzından düşürmemektedir. Annesi ona emziği ne zaman bırakacağını sordukça, Nina ısrarla emziğini asla bırakmayacağını söyler. Gezmeye giderken takacaktır; havuza yüzmeye gittiğinde takacaktır; büyüyüp işe gittiğinde, hatta evlendiğinde bile emzipğini takmaya devam edecektir. Derken, günün birinde Nina ormanda oyun oynarken karşısına vahşi, acımasız ve aç bir kurt çıkar. Ninan kurtu savuşturmak için bir şeyler söyler; ama ağzındaki emzik yüzünden söyledikleri kurt tarafından anlaşılmaz. Nina da emziği çıkadığı gibi kurtun ağzına tıkıverir. Kurt emziği takınca neye dönüyor, Nina’nın annesi kızı emziksiz gelince Nina’dan nasıl bir yanıt alıyor diye merak ediyorsanız, “Nina’nın Emziği”ni okuyun. Yüzünüze haylaz bir sırıtma gelip konuverecek.
“Nina’nın Emziği”ni daha önce sözünü ettiğim “Şirin Yuvaya Gidiyor”un yazarı Christine Naumann-Villemin yazmış. Kır Çiçeği Yayınları tarafından dilimize çevrilen kitabın bir de devamı var. “Nina’ya Kardeş Geliyor” adını taşıyan kitapta, Nina’nın kardeşi doğana kadar yaşadığı kabuslarla doğumdan sonra kardeşine alışma süresi konu edilmiş. Pek çok çocuğun yaşadığı sıkıntıları yine esprili bir dille anlatılmış. İlk kitaptaki acımasız kurdun gerçek kimliği de “Nina’ya Kardeş Geliyor”un resimlerinden birinde gizli.
Resimler de Marianne Barcilon’a ait. Barcilon’un suluboya tekniğinde yaptığı resimlerin yalınlığını ve mizahi çizgisi hoşuma gidiyor. Nina yerden bitme, bıcırık bir karakter olarak canlandırılmış. Her sayfada şekilden şekile giren mimiklerini izlemek bana keyif veriyor. İki kitap da kısa cümleleri ve akıcı diyalogları sayesinde keyifle okunuyor. Yayınevi tarafından 3-7 yaş arasındaki çocuklar için önerilen Nina kitapları, çocukların bağımlılıklarından kurtulma / kurtarılma süreçleri ile kardeş kıskançlığı gibi konularda gülmeceyle karışık yol gösteriyor.
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:
- Bir Kocaman Eşşek
- Gönül Kuşu
- Melis’in Kardeşi Oluyor
- Şirin Yuvaya Gidiyor
- Üzüntüden Mutluluğa Duygularımız
Nina’nın EmziğiÖzgün Adı: La tétine de Nina
Yazan: Christine Naumann-Villemin
Resimleyen: Marianne Barcilon
Çeviren: Aslı Motchane
Yaş grubu: 3+
Kır Çiçeği Yayınları, 2007, sert kapak, 24 sayfa
ISBN: 978-9944-701-05-1
.
Nina’ya Kardeş GeliyorÖzgün Adı: Un petit frére pour Nina
Yazan: Christine Naumann-Villemin
Resimleyen: Marianne Barcilon
Çeviren: Aslı Motchane
Yaş grubu: 3+
Kır Çiçeği Yayınları, 2007, sert kapak, 24 sayfa
ISBN: 978-9944-701-04-4









{ 6 comments… read them below or add one }
Ceren’in emzik bağımlılığını anlatabilmem için size bir foto yollamam lazım sevgili Banu ve Yıldıray…Ağzında bir emzik, olur da hani o düşer de birşey olursa diye, elinde de 2-3 tane yedek emzikle gezerdi benim ceylan kızım.
Nina’yla işte o günlerde tanıştık biz, çok da sevdik. Dilini, resimlerini, kurdun “sevimliliğini”…
Her gece, bıkmadan usanmadan okuyup durduk. Yararı oldu mu? Pek değil, çünkü kitabı ilk okuyuşumuzda içerdiği mesajı kavrayan Ceren; bütün kitabı zevkle dinleyip tam da Nina’nın kurdun ağzına emziğini sokuşturuverdiği sahneye gelince; “Tamammm kitap bittiiiii!” deyip kitabı kaldırıp koyuyordu bir köşeye. 


Yine de hala ara ara okuruz ve Ceren de hala ayıla bayıla dinler bu öyküyü…
(Emziği bıraktık mı? Elbette…İnatçı annenin azminden hiçbirşey kurtulamaz ne diyeyim???)
EG
Biz de bu kitabi emzigi biraktirabilme umuduyla aldik ama bize kitabin tek katkisi (!) kizima” git basimdan “ve “bacaksiz” demeyi ogretmesi oldu. Herkese boyle soyluyor artik, emzigi de birakamadik hala, kitabi da okumuyoruz bir suredir.
Benim de emziğimle vedalaşmam bir hayli acılı olmuştu. Neredeyse tüm bebeklik fotoğraflarımda biri ağzımda, biri boynumda olmak suretiyle iki emzikle poz vermişim. Annemi sinirlendirmek için gözünün içine baka baka emzikleri duvarlara sürtüp sonra ağzıma sokmam da cabası : ) Annem tüm bu şantajlardan yılmış olacak ki bir gün emziğimin içine zeytin çekirdeği koymuş, elime alıp “öğğh” deyip yere atıp bir daha da görmek bile istememişim. Emziği unutalı çok oldu ama hâlen zeytin çekirdeklerinden tiksinir, bir tanesini bile görmeye bile tahammül edemem.
Alalım “Nina’nın Emziği”ni hemen : )
Hikayeler bayıldım….
Tesekkurler.
Okuyan anne Çiğdem
bizde bu kitabı emziği bıraktırma umudyla almıştık kitap çok şeker ama bizimki kitaptan sonra dahada bağımlı hale geldi bir süre kitabı ortadan kaldırdıktan sonra emziği kendiliğinden bıraktı .Şimdide kardeşimiz olacak çok sevinçli bu durumdan (tabi doğduktan sonra aynı sevinci yaşayacağını sanmıyorum )kitap olmayan korkuları artırırmı acaba diye korkuyorum
necla yiğit in sorusu benim hep kafamdadır kitap olmayan korkuyu arttırırmı? kızım 3,5 yaşını geçti ve 2 ay sonrada kardeşi dünyaya gelicek öğrendiği günden beri okadar mutlu ki kardeşi olucağı için günde belki 50 kere karnımı öpüyo, onu sevdiğini söylüyo,onunşla neler yapacağını anlatıyo v.b bi sürü olumlu şey, ben ninaya kardeş geliyoru yada kardeş beklemekle,abla olmakla ilgili diğer kitapları alsam olmayan bi korkuyumu oluşturmuş olurum yoksa aslında bilinçaltında olan şeyleri ortayamı çıkarmış olurum çok karışık oldu