Sözcüklerle aranız nasıldır? Benim iyi sayılır. Severim sözcükleri. Bazı sözcüklerin yalnızca anlamlarını değil, nereden geldiğini de merak ederim. Küçük bir çocukken bazı sözcükleri kafama taktığımı çok iyi hatırlıyorum. Örneğin “maydanoz” çok tuhaf gelirdi bana. Kim bir bitkiye maydanoz der ki? Sözcük uydurduğumu da anımsıyorum. Kendimce yabancı dil konuşuyordum.
Şimdi düşünüyorum da, sözcüklerle ilişkimiz Dünya’yla ilişkimizi gösteriyor aslında. Bir konu ya da durum hakkında ne kadar çok sözcüğümüz varsa, o durumla o kadar ilgiliyiz demek. Mesela İnuitlerin dilinde kar çeşitlerini belirleyen 40-50 sözcük varmış. Sözcüklerde büyülü bir şey yok mu sizce de? Her gün yüzlerce kez kullandığımız sözcükler buna pek neden olmuyordur belki ama bazen duyduğunuz bir sözcük zihninizde tuhaf şeyler canlandırmıyor mu? Örneğin “budunbilim” dendiği zaman ne düşüneceğimi bilemem. “Göstergebilim” denince de gözümün önüne bir sürü kadran gelir. Ancak bir uçağın pilot kabininde ya da bir nükleer denizaltıda olabilecek kadar çok kadran…
Peki siz hiç yeniçeri gördünüz mü?
Hah işte, Memo da görmemiş. Görmediği için de kalkıp arkadaşı Toto’ya soruyor. Böyle şeyler sormak insanın aklına nereden geliyor bilemiyorum. Muhtemelen Einstein’ın aklına izafiyet teorisi nereden geliyorsa oradan geliyordur ya neyse… Toto da görmemiş. Görmemiş ama bir fikri var. Meğer yeniçeriler göze görünmeyen, ağaçların içinde yaşayan ve kör karıncalarla beslenen yaratıklarmış. Artık Memo arkadaşına inanmıyor mu nedir, oradan geçen bir başka arkadaşına daha soruyor. O da kendince bir yeniçeri tarifi yapıyor. Memo sormaya devam ediyor. Sonunda üçer kişiden çift kale maç yapacak kadar çocuk birikiyor ve her biri de kendine göre bir yeniçeri tarifi yapıyor. Tam da top oynayacaklarken Memo’nun eve gitmesi gerekiyor. Memo, babasına da yeniçeri görüp görmediğini soruyor. Memo’nun babası yeniçeri görmemiş ama meğer babasının babasının dedesi bir yeniçeriymiş. Üstelik de aile albümünde fotoğrafı olan bir yeniçeri! Eh, Memo yeniçeri’nin neye benzediğini öğreniyor ve huzur içinde uyuyor.
Son zamanlarda okuduğum en şeker, en eğlenceli kitap! Kitap durup dururken başlıyor. Hiç haberimiz yokken Memo diye bir kahraman daha selam vermeden yeniçerileri sormaya başlıyor. Yetmezmiş gibi, birbirinden ilginç yanıtlar alıyor. (Bir yetişkin olarak söylemem gerektiği gibi söyleyecek olursam) Yanıtların hepsi de çocukça bir hayal gücüyle üretilmiş yanıtlar. Kitap boyunca yeniçeriler hakkında akla hayale sığmayacak şeyler duyuyoruz. Neyse ki Memo aynı soruyu babasına da sormayı akıl ediyor da, yeniçeri neye benzermiş görüyoruz. Yani bir sözcüğün peşine takılıp kitap boyunca türlü çeşitli fanteziyle karşılaştıktan sonra doğrusu neymiş onu da öğreniyoruz.
“Sen hiç yeniçeri gördün mü?” Zümrüt Alp tarafından yazılmış ve Engin Öztekin tarafından resimlenmiş. Kitap metni kadar resimleriyle de ilgi çekici. Hepsi de siyah çizgilerle sınırlandırılmış beyaz lekelerden ibaret figürlerin bu kadar çok ve ayrı ifade oluşturmasına şaşırmadan edemiyorum (kareli kâğıda cetvelle bile düz çizgi çekemeyen biri olarak).
O diil de, maslahatgüzar ne demek asıl onu söyleyin siz…
Bu kitabı da okumak isteyebilirsiniz:
Sen hiç yeniçeri gördün mü?
Yazan: Zümrüt Alp
Resimleyen: Engin Öztekin
Yaş grubu: 4+
Enkidu Yayıncılık, 2007, 30 sayfa, sert kapak
ISBN: 978-9944-207-02-7









