La Fontaine masallarından pek hoşlanmam. Hem masalların sonunda ders verilmesi, masaldan ne anlamam gerektiğinin söylenmesi canımı sıkar hem de masallarda iyiyle kötünün, akıllıyla akılsızın, kurnazla safın bu kadar kesin çizgilerle ayrılması bana biraz fazla gelir. Neyse ki üretken insanlar benim gibi yalnızca düşünmekle kalmıyor, konuyla ilgili bir şeyler de yapıyorlar. Önce Yalvaç Ural’ın şu yazıda ele aldığımız kitabında hesap soruldu La Fontaine insanına. Şimdi de Selçuk Demirel La Fontaine’in masallarını yeniden ele alarak içimizi ferahlatıyor, fabllarda haksızlığa uğrayan hayvanlardan birkaçının makûs talihini değiştiriyor.

La Fontaine masallarını bilirsiniz. Türkçeye en güzel çevirilerini Orhan Veli yapmıştır zamanında. La Fontaine, yazdığı masallardaki hayvanlara ahlaki karakterler vererek bize ders vermeye soyunmuş. Uzunca bir zaman da ciddiyetle okunmuş yazdıkları. Kim bilir kaç kuşak onun masalları yüzünden kargayı salak, cırcır böceğini tembel ve işe yaramaz zannetmiş; kurnazlığından dolayı tilkiyi, çalışkanlığından dolayı karıncayı övmüştür. Muhtemelen çoğumuzun aklına, La Fontaine efendinin verdiği dersi karganın da alabileceği, karıncanın biri cimri ve sanat düşmanı diye hepsinin de cimri ve sanat düşmanı olması gerekmediği gelmemiştir. Selçuk Demirel’in aklına gelmiş.

Selçuk Demirel, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Jean de la Fontaine’den Karga ile Tilki ve Cırcır böceği ile Karınca” adlı kitabında, La Fontaine’in masallarını, küçük müdahalelerle yeniden anlatıyor.

İlk masalda, bildiğimiz üzere, karga, gagasında kim bilir nereden bulduğu bir parça peynirle dalın birine konar. Tilki, hemen alır peynirin kokusunu. O eski masalı bildiği için, karganın gagasından peyniri kapmanın en kolay yolunun, onu şarkı söylemeye ikna etmek olduğunu bilir. Tilki hamlesini yapar. Gelin görün ki, o masalı bilen bir tek tilki değildir. Karga gagasındaki peyniri bir kenara koyar ve hemen tilkinin kafasına kafasına gaklamaya başlar. Zavallı tilki konserden kaçarken, “Masalın sonu böyle bitmiyordu, dolandırıldım,” diye söylenir. Kargaların ne kadar hızlı öğrendiğini ve sorun çözdüğünü görmek isterseniz, La Fontaine masallarının çizgi roman uyarlamaları için yazdığım şu yazıdaki linke tıklayarak videoyu izleyin lütfen.

İkinci masalda, yine bildiğiniz üzere, karıncalar çalışıp yiyecek biriktirirken, cırcır böceği birbirinden güzel şarkılar çalar söyler. Derken yaz geçer, kış gelir. Cırcır böceği, o eski masalı bildiği halde, gidip bir karıncanın kapısını çalar. Karınca karşısında bütün yaz çalışırken şarkılarını dinlediği, hatta şarkılarından güç aldığı cırcır böceğini karşısında görünce pek bir sevinir. Hemen evine buyur eder cırcır böceğini. O eski masalın böyle bitmediğinin farkında olan kıymet bilir karıncamız, “Bir karıncanın hatasını yüklememeli bütün karıncalara,” diye düşünür.

Tamam, tamam, belki de La Fontaine efendiye bu kadar yüklenmemek lazım. En nihayetinde adamcağız kötüyü gösterip iyiye işaret etmek için yazmış bu masalları. Yine de, keşke hayvanları bu kadar (Sezen Aksu’nun şarkısına göndermedir) kategorize etmeseymiş, yaftayı yapıştırıp ona buna isim takmasaymış. Neyse, Selçuk Demirel yeterince ve ustaca söylemiş zaten söyleneceği.

Kitabın resimlerini de Selçuk Demirel yapmış. Bu sevimli resimlerin içinde en çok sevdiğim sahne, karganın peyniri bir kenara koyup konserine başladığı sahne oldu. Karganın ağzından fırlayan notalar doğrudan tilkinin kafasına taş gibi düşüveriyor.

Simla Sunay bu kitapla ilgili şuradaki yazısında kitabın kendisine “Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız’dan?” adlı kitabı anımsattığını söylemiş. İyi de etmiş. Benim aklıma gelmemişti.

La Fontaine masallarını değil ama o masallara yazılan nazireleri seviyorum.

Jean de la Fontaine’den Karga ile Tilki ve Cırcır böceği ile Karınca
Yeniden yazan ve resimleyen: Selçuk Demirel
Yaş grubu: 4+
YKY, 2011,50 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-08-2101-1