Degas ve Küçük Dansçı

by YILDIRAY on 09/12/2011

Kalkın birlikte bir müzeye gidelim. Hangi müze olduğu o kadar da önemli değil. Müzenin duvarlarında bir sürü resim asılı olsun, orta yerde de küçük bir balerin heykeli. Adını bilmediğimiz bir bale pozisyonunda öylece duruyor. Öndeki ayağı dışa bakıyor. Ellerini arkasında birleştirmiş. Yüzü yukarı dönük ama tam değil. Hatta gözleriyle bize bakıyor sanki. Böyle durmak kolaymış gibi görünüyor ama balerinin boynundaki gerilim başka bir şey söylüyor. Kaç saattir bu pozda bekliyor acaba? Peki, bu heykeli kim yapmış? Niye yapmış ki? Bir tane balerin kızcağız ortalık yerde durup duruyor.

Şimdi gelin, heykeli, heykeli yapan sanatçıyı ve heykelin konusu olan balerini biraz daha yakından tanıyalım.

Marie dünyanın en ünlü balerini olmak istiyordu. Babası terzi, annesi çamaşırcıydı ve pek paraları yoktu. Anne babası biriktirdikleri parayla Marie’yi bale okuluna gönderdi. Marie, bale okulunda bağırıp çağıran bir adamla karşılaştı. Adamın elinde tuvaller vardı ve öfkeli görünüyordu. Marie bale öğrenirken öfkeli adam dansçıların resmini yapıyordu. Fakat resmini yaptığı dansçılara pek de iyi davranmıyordu. Bir gün Marie’nin babası hastalandı. Zaten fakir olan Marie’nin artık bale okuluna devam edecek parası hiç yoktu. Durumu öğretmenine anlatırken, yaşlı adam geliverdi ve Marie’ye poz vermesi karşılığında para teklif etti. Marie öfkeli adama poz vermeye başladı. Çok çalışması gerekiyordu. Saatlerce kıpırdamadan duruyordu. Bu arada arkadaşları dans gösterisine hazırlanıyordu. Marie’nin poz vererek kazandığı bütün para babasının doktor masraflarına gidiyordu. Gösteri günü geldi. Arkadaşları sahnedeyken Marie öfkeli adama poz veriyordu. O gün çok uzun süre poz verdi. Sonunda artık eve gitmesi gerektiğini söyledi, çünkü ailesi endişelenebilirdi. Öfkeli adam, “Benim için kim endişelenecek biliyor musun? Hiç kimse. Benim tek arkadaşım işim ve üstelik artık gözlerim bile beni terk ediyor,” dedi. Marie adamın öfkesinin kaynağını anlamaya başladı. Adam bir parça kil çıkarıp yoğurmaya başladı ve Marie’nin heykelini yaptı. Marie adama saçındaki kurdeleyi armağan etti. İki yıl sonra Marie bir sergi davetiyesi aldı: Öfkeli adam, Degas, heykelini sergiliyordu. Heykelin saçında Marie’nin kurdelesi vardı.

Ne dersiniz? Öyküsünü dinledikten sonra heykele karşı bir sıcaklık hissettiniz mi? Öyle ortada durup duran bir dansçı mı görüyorsunuz hâlâ?

Özetlediğim öykü Degas’nın “Küçük Dansçı” adlı heykelinin gerçek öyküsüdür. Ben bu öyküyü size Laurence Anholt tarafından yazılan ve Türkçesi Pearson tarafından yayımlanan “Degas ve Küçük Dansçı” adlı çocuk kitabından aktardım. Kitap, gerçek bir öykünün yanında, metniyle Degas’yı, görselleriyle sanatını anlatıyor.

Kitabın bence en ilgi çekici özelliği Degas’yı yücelten bir yanının olmaması. Degas önemli bir sanatçı ama önce insan ve biz kitapta bir insan olarak sanatçı Degas ile karşılaşıyoruz. Böylece okurun anlatılanları benimsemesi kolaylaşıyor. Okur, sanatçının içinde bulunduğu durumun ışığında eserini görüyor. Böylece eseri (anlamak şart değil ama) benimsemek kolaylaşıyor. Çocukları sanatla tanıştırmak için etkili bir yöntem.

“Anholt Sanatçılar Serisi”, Degas’dan başka Van Gogh, Leonardo da Vinci, Picasso ve Claude Monet’nin yaşamından gerçek birer öykünün aktarıldığı kitaplardan oluşuyor. Her kitabın yanında bir de hikâye CD’si var. Yani anlatılan öyküleri dinlemek de mümkün.

Yine de ilk paragrafta sorduğum soruya bir yanıt bulabilmiş değilim. Degas bu heykeli niye yapmış? Bir insan niye heykel ya da resim yapar, şiir ya da roman yazar? Ne dersiniz?

Hamiş: Anholt sanatçılar Dizisi’nin tüm kitaplarını Açık Radyo’da da ele aldık. Dinlemek için tıklayın.

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

Degas ve Küçük Dansçı
Özgün adı: Degas and the Little Dancer
Yazan ve resimleyen: Laurence Anholt
Çeviren: Cemile Şenulubaş Tankurt
Yaş grubu: 6+
Pearson, 2011, 30 sayfa, sert kapak
ISBN: 978-605-4248-46-9

Share

{ 4 comments… read them below or add one }

Duygu December 9, 2011 at 10:53

Bir insan icinden geldigi icin resim-heykel vb yapar.Neden icinden gelir?Toplumda var olmak, ama oldugu gibi var olmak icin degil, kendi istedigi bicimde var olmak, farkini ortaya koymak dusunduklerini genis kitlelere ulastirabilmek ve takdir gormek icin. Degas cok sevilen bir kisi degilmis, ama bugun onun eserlerini begenmek icin onu sevmemiz gerekmiyor, fiilen var olmasi da gerekmiyor. Cocuk olsam ne cikarirdim bu kitaptan bilemiyorum, balerine uzulurdum herhalde:)Ha bir de;” bir ressam-heykeltras soyle? “deseler, Degas yi hic unutmazdim.

Reply

Fatoş December 9, 2011 at 14:10

Bence kişi mutlu olmak için uğraşır sanatla. Bir amaç belirlemez kendine. Sonrasında farklı anlamlar yükleyebilir, o ayrı. Ara sıra yaptığım resimler, o anda beni öyle mutlu ediyor ki, sonucu süreçten aldığım zevki gölgeleyemiyor.
Dün bu kitaplardan ikisi geldi bizim eve. Van Gogh ve Leanordo. Yağız için erken olduğunu bilsem de ressamları görünce dayanamayıp sipariş vermiştim. Zaten kitapları kendim için mi oğlum için mi alıyorum karar veremedim :-) Van Gogh daha az ve büyük yazılı olduğu ve resimleri daha çok ilgisini çektiği için hoşuna gitti oğlumun. Leonardo biraz daha ağır. Böyle bakınca serinin kitapları farklı yaş gruplarına hitap ediyor anlaşılan. Almadan önce siz bahsettiniz mi, hangisini seçsem diye bakmıştım dolaba yoktu. Bir kaç gün bekleseymişim bulacakmışım :-) Neyse ki aldığıma pişman olmadım, çok güzeller. En çok da kitaplardaki resimlerin, ilgili ressamın tarzına göre çizilmesi çok hoş olmuş. Diğerleri hakkındaki yazılarınızı da bekliyorum merakla.

Reply

gülşah December 9, 2011 at 15:16

Bu seri gerçekten çok ilgimi çekti.Daha önce de bu ya da buna benzer sanatçıları konu eden kitaplar olduğunu duymuştum. Ne yazık ki görsel sanatlarla pek alakam yok ama bir ressam ya da heykeltraşa hayran olan sergilerde resimlerle ilgili fikir beyan edebilen insanlara hep özenmişimdir. Bu nedenle de oğluma tüm ressamların klasiklerinden oluşan bir set hazırlamıştım.(Eşleştirme kartı olarak).En azından küçükken tanışsın ve kafasında tarzları hakkında fikir oluşsun diye . Bu seriyi de hemen temin edeceğim teşekkürler:)
Sorunuz da bana sürekli tartışılan sanat sanat için midir toplum için midir ? ‘i hatırlattı.
Kimisi sanatın, sanatçının seviyesinde olması gerektiğini ,toplumu o seviyeye çıkarması gerektiğini savunurken,kimisi de sanatçının toplum seviyesine inerek onlara göre sanat yapılması gerektiğini savunur. Sorunun net cevabını bilmemekle beraber bu soruya (ne yazık ki )sanatçı değil de toplum gözüyle bakabilirim sadece ve bence sanat sanat için yapılmalı,toplum onu anlamak için çaba sarfetmeli , sanatçı kendinden ödün vermemelidir.
Ayrıca çalışmalarınızı takdir ediyorum siz ikiniz gerçekten toplum yararına gönüllü çalışıyor ve çok önemli işlere imza atıyorsunuz Yıldıray ve Banu.Tekrar teşekkürler.

Reply

Berceste December 10, 2011 at 04:29

Merak ettim simdi bizim La Ballerina’yi http://berceste.blogspot.com/2007/08/la-ballerina_12.html kim yapmis? Az dolasmadik onu bulacagizdiye!

Oykuye de bayildim…

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: