Uygun kitap / Uygunsuz kitap

by BANU on 07/12/2011

Dikkat! Pıtırcık'ın çocuklarımız için "uygunsuz" olduğunu düşünenler var.

Birkaç hafta önce elime geçen bir e-posta, o günden beridir kafamı kurcalıyor. Bu yazıyı yazsam mı, yazmasam mı diye kafamda yetmiş bin kere evirdim, çevirdim. Sonunda yazmaya ve içimi Bir Dolap Kitap okurlarına dökmeye karar verdim. Belki siz de kendi görüşlerinizi paylaşırsınız.

Konu şu: Okurlarımızdan biri, kendisine gönderilmiş bir okuma listesini bizimle paylaştı. Bu, adını açıklamayacağım ama eski ve bilindik bir okulun ilköğretim birinci sınıf öğrencileri için hazırladığı bir kitap öneri listesi. Yaklaşık yüz kitaplık, yayınevi dağılımında eşitlik gözetilmiş bir liste bu. Yirmi beş kitabın üzeri boyanmış. Tahminimce, okunması planlanan kitaplar bunlar. Eğer öyleyse birinci sınıflar için oldukça doyurucu bir sayı. Listede neye takıldığımı söylemeden önce şunları belirtmeliyim:

1) Bu liste okul tarafından mı hazırlanıp öğretmenlere, öğrencilere, velilere veriliyor; yoksa bir öğretmen tarafından kendi sınıfı için mi hazırlanmış, BİLMİYORUM.
2) Bu tip kitap okuma listeleri neye göre hazırlanıyor, MEB mı belirliyor, okuldan okula değişiyor mu, BİLMİYORUM.
3) Listeye alınan kitapları belli bir kurul mu hazırlıyor, hazırlayan kişiler bu kitapları tek tek okuyup değerlendiriyor mu, BİLMİYORUM.

Gelelim listeye. Dediğim gibi, listede çok sayıda kitap önerisi var. Benim için can alıcı nokta, listenin ikinci yarısında, “İlköğretimde Önerilmeyen Kitaplar” cümlesiyle başlıyor.

Bu kısımda yaklaşık elli kitaptan oluşan bir liste var. Listedeki kitapların neden önerilmediği tek tek açıklanmış.

Bazı kitaplar düzeye uygun olmadığı için önerilmemiş. Bu bence önemli bir nokta. Çünkü kendi düzeyinin üstünde bir kitabı çocuğa okutmak, onu iyice okumadan soğutur. Çocuk kendi düzeyinin üstündeki kitapları okuyabiliyorsa, zaten problem kalmamıştır.

Bazı kitaplar çok fazla yazım hatası içerdiği için önerilmemiş. Bu da önemli. Okumayı yeni yeni öğrenen bir insana dilin doğru kullanılmadığı / yazılmadığı bir kitap vermek hiç doğru değil. Lakin yazım hatalı kitapların listede “çok fazla yazım ve imlâ hatası var” diyerek belirtilmesi de başlı başına bir “yazım hatası” değil mi? TDK sözlüğüne göre “yazım” ve “imlâ” eşanlamlı sözcüklerdir.

Bazı kitaplar şiddet ögeleri içerdiği için önerilmemiş. Şiddetin azı çoğu olmaz. Zaten çocuklar hergün televizyonda binlerce şiddet sahnesine tanık oluyorken, bir de kitaplarla şiddeti sokmayalım hayatlarına. Ama biri bana Yeşim Armutak”ın “Bataklığın Kıyısındaki Ev” kitabının neresinin şiddet ögesi içerdiğini lütfen söylesin.

Bu resim yüzünden yazarın-çizerin ağzına biber sürelim mi?

Listemiz, Can Göknil’in “Beni Annem Yavruladı” başlıklı kitabını cinsel ögeler içerdiği için önermemiş. Benim bildiğim, çocuklar yaklaşık 4 yaşlarından itibaren cinsiyet farkları, bebek nasıl yapılır meseselerine giriş yapıyorlar. İlkokul 1′e giden çocuklar bu konuyu çoktan geride bırakmış olmuyor mu? Yanlış mı düşünüyorum? Zaten Can Çocuk da bu kitabı okul öncesi kategorisinde yayımlamış. Ayrıca bakınız “Ben Nasıl Oldum?” (Liste düzenleyenler oradaki sevişen anne-baba illüstrasyonu hakkında ne düşünüyorlar acaba? Ağzıma biber sürmeye geliyor olabilirler.)

Andrew Clements’in “Karne Oyunu” kitabı çocukları yanlış davranışlara yönlendirdiği için önerilmemiş. Ben Andrew Clements kitaplarına ve yazarın çocuk dünyasına bu kadar ustaca sızabilme becerisine bayılırım. “Karne Oyunu”nu okumayanlar için kısaca özetleyeyim: Kitabın deha düzeyindeki kahramanı, ailesi ve öğretmenleri zekasını anlamasın diye, sınavlarda “tersine hile” yapıyor ve düşük notlar alıyor. Andrew Clements bugüne kadar çok sayıda ödül almış bir yazar. Söz konusu listedeyse sınıfta kalmış (!). (İlgilenenler için yazarın “Konuşmak Yok!” ve “Tek mi? Çift mi?” kitaplarına göz atabilirler.)

Alev Saçlı Çocuk” uçma, büyü vb. ögeler içerdiği için önerilmemiş. Bir usta yazar daha payını almış. O zaman hiçbir masalı okumayalım, dinlemeyelim.

Brigitte Labbé’nin “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinden çıkan “Özgür Olan ve Olmayan” kitabı, Düzeye uygun değil. Sigara, Alkol vb.” gerekçesiyle önerilmemiş. Düzey kısmına bir şey diyemem; ama bir dakika bir dakika… Kitap sigaraya mı özendiriyor yoksa insanların özgürlükleri ve özgürlüğün sınırları meselesine mi değiniyor? Kitabı okumayanlar için kısaca özetleyeyim: Sigara içme / içmeme özgürlüğüne değinilen kısımda bazı insanların sigara içtiği söylenip, ardından sigaranın vücudumuza etkileri sıralanıyor. Bu kısmı okuyan çocukların sigara hakkında özgürce akıl yürütebileceklerini sanıyorum.

Benim için listenin bomba maddesiyse şu: Hani şu dünyaca ünlü sevimllilik abidesi Pıtırcık var ya… Hani şu çoğumuzun çocukken bir öyküsünü olsun okuduğumuz Pıtırcık… Hani Sempé ve Goscinny ikilisinin ölümsüz kahramanı olan Pıtırcık… İşte onun “Pıtırcık Satranç Oynuyor” başlıklı kitabı, “gırgır, matrak kıyak gibi argo sözcükler içerdiği ve çocukların sürekli birbirleriyle kavga etmesi” nedeniyle uygunsuz bulunmuş. Burada Pıtırcık’tan söz ediyoruz. Ben çocukken Pıtırcık okudum. Çocukluk arkadaşım Zeynep’le Pıtırcık okuduk. Yıldıray çocukken Pıtırcık okudu. Yeğenim Deniz büyürken Pıtırcık okudu. Tanıdığım pek çok kişi Pıtırcık’la büyümüş. Şöyle bir bakıyorum bize. Yoo, hiç birimiz küfürbaz (gırgır, matrak, kıyak!) olmadık. Kavgacı çocuklar olduğumuzu da düşünmüyorum.

İşte böyle… İçimi döktüm. Rahatladım mı? Hayır. Pıtırcık’ın da dediği gibi, “Ne yani, yalan mı, iyi valla!”

Şimdi sizin düşüncelerinizi merak ediyorum.

Çocuğunuzun okuduğu kitaplar onu nasıl etkiliyor? Onu, doğru ya da yanlış, nasıl yönlendiriyor?
Okuldan verilen listeler neye göre belirleniyor?
Okulların belirlediği listelerden memnun musunuz?
Öğretmen okurlarımız da görüşlerini paylaşırsa çok sevinirim.

Şu yazılar da ilginizi çekebilir:

 

Share

{ 50 comments… read them below or add one }

Ozan Tortop December 7, 2011 at 08:56

Uslu çocuk yetiştirmek isteyen, fazla sesi çıkmasın diyen, bu daha küçük, kafası çalışmaz diye düşünen, kafasının ilerleyen yıllarda da ‘yeterince’ çalışmasını, fazlasına karışmamasını dileyen, kendi çocuklarına da leylek masallarını yediren, tek tip çocuk bilen, o bildiği çocuk tipi de yavan ders kitaplarının uslu dünyasından fırlamış – pardon fırlamamış, usulca çıkmış – olan öğretmenin, yöneticinin, büyüğün, erkin; Andrew Clements’in Karne Oyunu’ndaki gözleri ışık saçan çocuktan korkması çok normal. Korksunlar da zaten. Buna hakları var.

Reply

beyhan December 7, 2011 at 09:30

Bu bakış açısına göre herhalde Roald Dahl’ın değil okula girmesi okulun semtinde bile bulundurulması yasaktır herhalde..
Çocukların hayal dünyasının gelişmesini engellemenin adının eğitim olması çok üzücü.

Reply

Biranda December 7, 2011 at 09:37

Kitap değerlemek ve de değerlendirmek en zor işlerden biri. Objektif ve bilimsel bir yaklaşım benimsemekle kendi değer yargılarının (daha doğrusu önyargılarının) arasında kaybolma riski yüksek. Bu listeyi oluştururken nereden, hangi biliminsanından görüş alındı – bilemiyorum. Listeyi alan ailelerden herhangi bir yorum geldi mi, onu da bilemiyorum. Listeyi hazırlayanlar arasında ileriki yaşlarında Bukowski ya da Kosinski filan okuyan var mıydı mesela, çok merak ettim. Sözün özü, sadece kendi çocuğunu etkileyecek bir liste yapıyorsan tabii ki kendi deneyiminden, bakış açından yola çıkabilirsin ama, bir kitle etkisi yaratacaksan işte orada öznelliğini sınırlayacaksın. Benim fikrim budur.

Ha bu arada, henüz 3 yaşında bir küçükadam annesi olarak ben daha yolun çok başındayım tabii. Ama bir taraftan da kitaplara olan takıntım nedeniyle yolun başka bir yerlerindeyim. O yüzden ukalalık yapma hakkı gördüm kendimde. Bizim küçük arkadaşa ilk okuduğumuz kitaplar arasında “Şimdiki Çocuklar Harika” var. Hadi bakalım buyrun burdan yakın!

Reply

Yersuss December 7, 2011 at 09:40

Kızım 8 yaşında, ve ona öncelikle kitap sevgisini aşılamaya , kitap okuma alışkanlığını kazandırmaya çalışıyorum..Başardığımı sanıyorum , çünkü eskiden barbie almak için tuttururken artık teenage kitaplar alarak koleksiyon yapmak için hevesleniyor. Hayali kahramanları okumaktan zevk alıyor ama etkilenmiyor..Şeytan veya büyü yada vampir gibi kavramları okuyor, görüyor , ne olduğu ve olmadığını biliyor , etkilenmiyor. Çünkü bizden doğru bilgileri alıyor ..
Okulumuzda öğretmen kitap seçimlerini bize bırakıyor , önerdikleri oluyor , ama biz seçiyoruz. Kendi korkularını kitap seçimlerine yansıtan öğretmenlerimiz de var elbette. Bu kişisel bir durum ise veliler sevgi ile yaklaşarak sorunu çözebiliyor.Ama müfredat uygulaması ise, bu toplumsal bir çözüm gerektiriyor..Aslında hepsi 1 günlüğüne çocuk olsa ,ona kitabı biz versek , okusa, sevse sorun çözülmüştür. :)

Reply

Nilay Yılmaz December 7, 2011 at 10:50

Kumkurdu ile kızınızı mutlaka tanıştırmalısınız…

Reply

Nilay Yılmaz December 7, 2011 at 09:48

Değerlendirme ölçütü, MEB’in 100 Temel Eser seçkisindeki ölçütlere benzemesi açısından şaşırtıcı değil elbette. İçinde küfür olmasın, bir yetişkine başkaldırı vb. olmasın, milli değerlere ve beklentilere uygun olsun vb. beklentileri vurgulayan bir ölçüt. İnsanı düşündüren kısım, bu öğretmenin yeni dünyanın çocuklarına nasıl seslendiği, onlarla iletişimini hangi dil üzerinden kurduğu (acaba kurmaya çalışıyor mu, o da ayrı bir konu elbette). Beni asıl şaşırtan şey ise eğer “bu kitaplar listede olmasın” deniyorsa, bu listeyi oluşturan kişinin bunları okumuş olma ihtimali (okumamış olması da olası ama okumuş gibi görünüyor-gerçi anlamamış ama olsun, en azından okumuş di mi ama, okuyan öğretmen bulmak da zorlaştı çünkü :) ). Kısacası, eğer bir öğretmen bunları okuduysa sevinmek lazım, çünkü hepsi iyi kitaplar gerçekten de. Demek ki bu öğretmen yeni çıkan kitapları takip ediyor (ne yazık ki böyle öğretmenlerin sayısı çok az, o yüzden sevinmek gerektiği konusunda ısrarlıyım). Bu durumda da geriye sadece zihniyet ve amaçlı bir ideolojinin tavrı olduğu düşüncesi kalıyor. Yani tek tip düşünen, egosentrik biri olarak dünyaya kendi olumladığı değerler açısından bakan bu eğitimci, kendi düşüncesine/ideolojisine uymayan her kitabı sakıncalı bulacaktır. Şiddeti, içinde şiddet olmadan nasıl olumsuzlayacak ve de anlatacak bir kitap, bu öğretmene bunu sormak lazım aslında. Sanırım satır arası okumayı bilmeyen toplum olmamızın bir ürünü bu tavır. Bir problemin pek çok çözümü olacağına bir türlü aklı yatmayan yetişkinlerin okuma listesi de elbet böyle olacaktır… Duruma neresinden baksak üzücü… Pıtırcık okumayan çocuk, çocuk olur mu? İyi valla…

Reply

Simla Sunay December 7, 2011 at 09:52

Çocukları heykel zannediyorlar. Bu durumda kitaplar da her türlü kesici alet konumunda. İşin en kötü tarafı bu işin “sanata” bakış açısına kadar uzanacak olması. İşte başbakanın heykel yıktığı bir ülkede çok doğal bunlar. Bu nedenle itiraz etmek önemli. Yaza yaza, konuşa konuşa aşacağımızı umuyorum.

Bir başka mesele ise -belki de tam tersi- özel okulların çocuklara bazı kitapları okutması. Belirli bir liste veriliyor her yıl. Bunlar iyi listeler olsalar da çocuğun seçme şansı yok. Bu listeleri -seçim hakkı vermek açısından- genişleterek sunmalılar.

Reply

esra December 7, 2011 at 10:30

Özle okulların görüşlerine görede değişiyor listeler:(

Reply

handan December 7, 2011 at 09:53

daha okula başlamadı ama zamanı durdurasım var, “eğitim”le nasıl da donuklaştırılıyor gözlerdeki pırıltılar!

Reply

esra December 7, 2011 at 10:28

Katılıyorum Gözlerdeki pırıltıların donuklaştığına:(((

Reply

esra December 7, 2011 at 10:05

Kitap listesi hazırlamada sınıf olarak bunun yorumunu yapabileceğin tüm okulda aynı değil sınıf komisyonu oluşturduk velilerle kara verdik(öğretmen velilerde vardı) sonrasında öğretmenimizle görüştük oda ekledi çıkardı liste oluştu..
Yanlış etkilendiği kitap olmadı!!
Ama oluşturulan listede beğenmediği kitap olduğundan okuma direnci ile karşılaştık!
Diğer sınıfların kitap listeleri derseniz beğenmediğim çok:(

Reply

Simla Sunay December 7, 2011 at 11:17

Velilerin katılımı çok önemli, işçilik sağlayabilirler. Bir sürü sınıf anneleri var. Zamanı olan anneler kitap okuyup seçme görevi alabilir. Yeni yeni bazı anneler kütüphanelerde gönüllü çalışmaya başladı. Bu çok önemli. Eleman olmadığından pek çok devlet okulunda kütüphaneler kapalı.

Biz listeyi eleştirirken bir arkadaş bu listeyi istemiş. Bence bu listeyi dikkate almayın. Çocuklara kurgu ile gerçeğin farkını doğru olarak öğrettikten sonra kitaptan korkmak çok tuhaf değil mi. Okuduğu kitap kötüyse çocuk bunu eleştirebilir, olumsuz fikirlerini paylaşabilir. Hepsi bu. Bir yeri kanamayacaktır.

Yeni, cesur, deneysel, özgür çocuk kitaplarına yönelme vakti gelmedi mi?

Reply

esra December 7, 2011 at 11:28

Bizimde okul kütüphanemiz şu an belirli sattelerde açık düzenli açamıyoruz kütüphanecimiz yok maalesef: ( Nöbetçi öğrenci şu anki durum..
Veli hergün gel dendiğinde maalesef olmuyor 1 ay belki sonra işi var vb:( Kitap okuma seçim konusunda sağolsun velilerimizle iyi irtibat sağlıyoruz..
Liste verilmesi eleştirilmiş evet benim oğlumda listedekilerin bazılarını okumayı red etti Ama şu var ki bu sayede evine çocuk kitabı giren çocuklarda oluyor bu bence önemli bir ayrıntı:)Her çocuk çocuk kitabı sahibi olmak konusunda aynı şansa sahip değil:(Bunu anne babanın çocuğa çocuk kitabı alması tercihi konusunda yazıyorum!!Alamaması değil!!

Reply

basak December 7, 2011 at 10:22

Merhaba, ben çocuk kitaplarına ayrı bir düşkünlüğü olan ve özel bir ilköğretim okulunda anaokulu yöneticiliği yapan bir okurum. Konu çocuklar, kitaplar ve yetişkinlerin hazırladığı listeler olunca yazamadan edemedim.
Öncelikle MEB’in bu konuda okul öncesi için belirlediği bir liste yok, ilköğretim için hazırlananlar ise tarafımdan (!), taraflı bulunmaktadır. Ben uzun uzun “uygundur, değildir listeleri” hazırlanmasından ziyade iyi kitap nasıl seçilmelidir noktasında bilgiler verip, kararı ailelere bırakmaktan ya da bu seçimi de öğrenebilmeleri için çocuklara bilgilendirme yapmaktan yanayım.

Reply

saricizmeli December 7, 2011 at 10:34

Başak Hanım okulunuz Ankara’da mı?

Reply

basak December 7, 2011 at 13:58

Hayır şu an İstanbul’da çalışıyorum ancak Ankara’da da çalıştım eğitimci olarak.

Reply

Papatya Papadopoulos December 7, 2011 at 10:29

Vah zavallı Pıtırcık’ın başına gelenler.. O bile sansüre takıldı Türkiye’de!

Reply

saricizmeli December 7, 2011 at 10:32

Eyvahlar olsun! Ben NE’ye hamileyken okumuştum ilk kez Pıtırcık’ı. Ben çocukken okumadığım için küfürbaz olmadım, ama NE’nin ilk kelimesi gırgır olmasın sakın. İlk kelimesi lumba(lamba) olan UE için aydınlık bir geleceği olacak diye sevinmiştim, NE’nin ilk kelimesi gırgır olursa tadından yenmez gerçi. ırgır şamata bir hayat, var mı dahası…
http://okuryaziyor.blogspot.com/2010/12/ptrck.html burda da minik not almışım Pıtırcık’a dair. Dönüp okudum, yazmak gibisi yok işte bir daha döndüm o anlarıma okurken. Sevgileeer…

Reply

aysegul December 7, 2011 at 10:55

İlköğretimde Önerilmeyen Kitaplar olarak belirtilen listeyi nereden bulabilirim?
Okuduğumuz çoğu kitapta noktalama işaretleri, yazım hataları mevcut. Cümleler devrik, anlamlar bozuk ve hatta tarihsel ve coğrafik hatalar da yapılmış. İlkokulda zaten bunlar öğretilir. Eğer noktalama işaretleri hatalı yazılmış ise çocuk bunu bu şekilde öğrenecektir. Hadi bunu geçtim, Anadolu’da geçen bir hikayede Kızılderililer var! Hikayenin geçtiği ülkedeki insanların kıyafetleri ile anlatılan tarihteki yaşam ile uyuşmuyor! Coğrafik konum, hayvanlar, bitkiler, iklim şartları kendi içerisinde bile tutarsız. Nasıl soğuk bir ülkede tropik bitkiler yetişir ! Masal olur, büyücü sihir yapar, zaman makinesi ile gider gelir ancak hikayede bunlar normalmış gibi anlatılmaz. Resimler konu ile bağdaşmıyor, gibi.. Çocuklar bu kitapların bazılarını da kütüphaneden alıp gelmişler. Bir kısmını da nasıl olduysa biz almışız. Gidip hemen iade edin dedim, bir daha da yayınevlerine dikkat ederek kitap alın uyarısında bulundum. Bu listeyi de bu nedenle merak ediyorum aslında. Okula bir yayınevi geliyor, çocuklar buradan beğeniyor, kitap alıyor. Kitabı alıp okuyorum, saçma sapan bomboş!! Kapağını albenili tasarlıyor, çocukların dikkatini çekiyor. Bu kitapları burada saymayacağım. Sizin tavsiyelerinizle bazı kitapları takip ederek onları almak istiyorum ancak kendileri kitap seçmek istiyorlar. Kendi seçtikleri kitabı da anında okuyorlar. Bu nedenle artık okusunlar da ne okurlarsa okusunlara döndüm. Sizden ricam, sizler de okullara gelin, stand açın ve seçtiklerini sergileyin çocuklar görsün beğensin alsın. Sorularınıza gelince, okul listelerini beğeniyorum ancak, o kadar güzel kitap arasından neden bunlar seçilmiş şeklinde hayretler içinde kalıyorum. İkiz oldukları için aynı kitabı iki kere almak da sinirimi bozuyor. Seçilmiş kitapları da okumaktan hoşlanmıyorlar. Kendileri seçmek istiyorlar. Bence serinin ismi verseler içnden bari özgürse kendileri seçseler daha iyi olurdu. Çocuklarımın okuduğu kitaplar onları gerçekten çok etkiliyor, hatta bana bile tekrar tekrar okuyorlar, aralarında paylaşıyorlar, içinde bulunan esprileri de günlük hayatta kullanıyorlar, kitaptaki davranışları sergiliyor, karakterleri arkadaşları ile bağdaştırıyorlar. Bu önerilmeyen kitap listesini de rica ediyorum linkini lütfen gönderiniz.

Reply

eda özel December 7, 2011 at 11:01

Listeyi anlamak çok zor.
Karne Oyunu bu listeyi hazırlayanlar için fazla parlak bulunmuştur muhtemelen, olur da çocuklar aynı şeyi yapacaklar diye korkmuşlardır. Andrew Clements yasaklanmak bir yana bütün sınıf birlikte okunması gereken bir kitap. Keza diğer yasaklananlar için de geçerli bu durum. Bataklığın Kıyısındaki Ev, Alev Saçlı Çocuk, Pıtırcık’ın yasaklanması akıl alır gibi değil.

Benim asıl merak ettiğim önerilen ya da yasaklanan listenin içinde Gülten Dayıoğlu’nun Yeşil Kiraz kitabı var mı? Nasıl oluyorsa her öneri listesinde yer alan bu kitapta çocuklara açıkça değerli olmak eşittir zengin olmak fikri aşılanırken, çocukların (hatta büyüklerin) hayal dünyasını zenginleştirecek, yaratıcılıklarını artıracak kitaplar yasaklanabiliyor.

Reply

Nilay Yılmaz December 7, 2011 at 11:35

Eda hanım, Kemalettin Tuğcu ve Ömer Seyfettin de benzer değerleri olumluyor ve ne yazık ki bu yazarların yapıtları hem ders kitaplarında, hem de 100 Temel Eser Listesinde var. Değerli, başarılı ve mutlu olmak sadece zengin olmakla eşleştirilse iyi, güzel olmak (ki bu da çoğunlukla sarı saç, mavi göz vb. fiziksel özellikleri ön plana çıkaran kitap görsellerinde de vurgulanıyor), haksız yere ezilip mağdur olsa da sessizce oturmak, sabretmek, biri gelsin de beni kurtarsın diye beklemek (ki bu da erkeklerin kızları kurtarmasıyla vurgulanıyor) vb. şeyler de okula giren kitapların vurguladığı değerler arasında… Acıların çocuğunu seven ve bununla beslenen bir toplumuz ne yazık ki. Kitaplarda da bunu görmek iyi geliyor bu tür kitapları onaylayan insanlara…

Reply

Simla Sunay December 7, 2011 at 11:02

Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ı ile ilgili durum nedir? O da sansüre uğruyor mu acaba? Pıtırcıkla benzerlerdir. Sigarayı dener Bacaksız bir öyküde.

Reply

Nilay Yılmaz December 7, 2011 at 11:46

Fuarda rastlamıştım Simla, kitabın kapağında sigara var diye annesi “Bacaksız Sigara Kaçakçısı” kitabını çocuğa aldırmadı. Oysa çocuk okusaydı o kitabı, sigarayla ilgili pek çok şeyi görüp düşünecekti. Anneye anlatmaya çalıştım ama beni dinlemedi. Hatta yanlış düşünüyorum diye beni de zararlı yazarlar listesine ekledi ve bakmak için eline aldığı kitabımı korkuyla yerine bıraktı. “İlk aşk” isimli kitabım da aynı şekilde… sadece eğitimciler değil anne-babalar da bazen kendi okuma listelerini çocuklara dayatabiliyorlar yani.

Reply

Nilay Yılmaz December 7, 2011 at 11:50

Hatta dedi ki bu anne, ben Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı’nı da yanlış buluyorum zaten. Ben de kitabı okuyup okumadığını sordum, okumamış ama Mehmet Ali Erbil versiyonu olan filmi izlemiş. O filme bakarak Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ını, Pıtırcık gibi zararlı gören birine ne deseniz anlamayacaktır zaten…

Reply

Simla Sunay December 7, 2011 at 16:01

Teşekkürler Nilay. Çok önemli analizler bunlar. Oysa Bacaksız Türkiye çocuk edebiyatı için önemli bir dizidir. Bugün Felaket Henry’ler daha çok satsa da…

Kim ne derse desin bu ülke Hababam Sınıfı’nı çok sevdi. )Sinema versiyonları gerçekten kötü). Demek ki yeni çocuk kitapları yazarları tutucu öğretmen ve velilere aldanmadan cesaretle özgün eserler yaratabilir. Deneyler yapabilir. Hatta bu tür olaylar beni daha da çok kamçılıyor doğrusu. Çocuğu gerçek hayattan soyutlamadan sanatla buluşturmak en azından bunu denemek çok değerli.

Biri yazmış masallar gerçekten çok daha tehlikeli bugün kurt fobisi olan kızlar tanıyorum. Kurtlu masallar raflara kaldırılmış evlerde. Sevgili Yıldıray ve Banu izninizle iki uzantı veriyorum:

MASALLARDAN SAKININIZ http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&ay=10&yil=2011&bolum=13

PITIRCIK; HİÇ BÜYÜMEYEN ÇOCUK
http://www.remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&kayitID=0&ay=2&yil=2010&bolum=2&sayfaNo=6

Bu arada çocuk kitaplarını çok seven ve onlarla ilgili yazan Yıldıray ve Banu da çocuk kitapları kahramanları kadar sevimliler yakında böyle bir niyetim olabilir söylemedi demeyin.

Reply

Deniz Güngör December 7, 2011 at 11:04

Yazıyı okurken adeta tüylerim diken diken oldu. Sansürlenen kitapların bence hiç bir zararı yok. Ben özel bir okulda kütüphaneciyim. Türkçe öğretmenlerimiz sene başında bir araya gelerek çeşitli kitaplar okuyarak bunları seçer ve öğrencilerine okuma listesi olarak verir. Çocuklar da bu listeden seçtikleri kitapları sene boyunca okurlar. Zaten seçtikleri kitaplar da çocukların seviyesine uygun, güzel eğlenceli kitaplardır.
Bir de 100 temel eser olayı var ki ona hiç girmeyeyim. MEB zorunlu kılıyor illaki bu kitaplar olacak var ya inanırmısınız kütüphanede bilmem kaç takım 100 temel eser var hiç bir çocuk dönüpte yüzünü bakmıyor. ki haklı olarak .
Ayrıca 1.kademe öğrecilerinin(1-2-3-4-5) okuyacağı kitapları da yine Türkçe öğretmenleri ve eğitim uzmanları kendiler bizzat okuyarak tavsiye ediyor. Benim bildiğim çoğu özel okullarda bu iş böyle
Gelelim pıtırcak’ a. ya ben bu kitabı gözü kapalı veriyorum çocuklara yapmayın canımm

Reply

Simla Sunay December 7, 2011 at 11:05

Aslında sonuç gelip dayanıyor çocuk kitabı yorumu-tanıtımı-eleştirisinin ne kadar önemli olduğuna. Bir yorumcu bir öğretmeni bir kitabı okutmaya ikna edebilir.

Gülten Dayıoğlu meselesi bambaşka. Orada eleştirmenler yeterince “cesur” değiller hala.

Reply

hayatmelodisi/gulin December 7, 2011 at 11:07

benim çocuğum yok ama bildiğim kadarıyla listede verilmedi yeğenlerime..bu listeyi oluşturanlar Türkiye’demi yaşıyorlar acaba? Sihirli,argolu diziler her daim ekranda ve kimse aman çocuğum sen izleme demiyor,e yani bu ne perhiz,bu ne lahana turşusu anlamadım ben ?

Reply

esra ertuğrul December 7, 2011 at 13:05

Merhabalar,
Uzun zamandır sitenizi severek takip ediyorum. Tanıttığınız kitaplardan oğlum ve benim sevdikleri alıyoruz. EN başat bu yararlı paylaşımınız için çok teşekkurler.
Bana ilginç gelen okunması gereken listenin yanında sakıncalı ya da okunmaması gereken kitapların olduğu bir listenin verilmesi. Neden? anlamadım, doğrusu…
Oğlum çok küçük , büyüyüp okula gittiğinde inşallah neleri okuyacağı tavsiye edilir? neler sakıncalı, okumamalı diye birşeyle karşılaşmayız…

Bu arada Pıtırcık, benim çok sevdiğim ve neden yasaklı olduğunu anlamadığım bir kitap. Gerçketen çok enteresanlarmış..

Reply

Emel December 7, 2011 at 13:06

Bence cocuklarimizin zekasini kucumsuyorlar. Ya da hayal dunyalarina sinirlar koymak istiyorlar. yeni neslin kendi cocukluklarina benzemedigini kabul etmek zorundalar. Cocuklarimiz cok sukur, iyiyi kotuyu ayirdedebilecek akla sahipler. Yasaklar koymak, ancak onlarin dikkatini yasak olana ceker. Oysa ki, bunlar sadece ayrinti. Kitabin uzerinde sigara resminin olmasi, kitabin okunmamasi icin bir neden midir? Oyle cizgi filmler goruyorum ki, ustelik bunlar muhafazakar insanlarin kanallarinda. Hurrem hayrani olan 3-4 yasinda cocuklar taniyorum. Bunlari seyretmesi daha mi normal? İmla ve yazimin esanlamli oldugunu bilmeyen bir insan hayatinda kac kitap okumustur zaten?

Reply

Emel December 7, 2011 at 13:14

Bu arada eski masallar(alaaddin, sihirli fasulye gibi) daha tehlikeli degil mi? Hepsinde hirsizliga ve yalan soylemeye tesvik eden durumlar yok mu?

Not: Bence “ben nasil oldum” cok eglenceli ve renkli bir kitap. Oglum, 6 yasini doldurur doldurmaz alacagim:)

Reply

Sevgin December 7, 2011 at 14:03

Merhaba,
Sizi uzun süredir tkip ediyorum. Bir çok yazınızla ilgili fikrimi yazmak isterdim ama zaman sıkıntım var. Bu yazıya cevapsız kalamadım. Ben bir 4. ve 5. sınıf Türkçe öğretmeniyim. Biz de velilerimize ve öğrencilerimize yardımcı olmak için kitap, yazar önerilerinde bulunuyoruz. Bu gerçekten çok yarar sağlıyor. Ancak okunmayacak kitaplar diye kitapların sınıflandırılmasına çok karşıyım. Böyle bir liste, kitapların listeye girme sebebi ne olursa olsun olamaz. Her kitaptan çocukların öğrenecekleri vardır. Yaşamın gerçekleri içinde olan küfür, kötülük, cinsellik, yanlış davranışlar gibi durumları çocuklarımıza okutmayarak, onlardan gizleyerek onları korumuş ve iyi yetiştirmiş olmayız. Aksine ilgi duymalarını ve yanlış davranışları kazanmalarına çekicilik getirmiş oluruz. Bu seferde yarım yamalak, gizli saklı arkadaşlardan öğrenilen şeyler bir de büyüklere duyulan tepkiyle birlikte iyice yerleşir ve o korumaya kalktığımız çocuklarımız daha kötü bir hale gelir. Çocuk her şeyi, yaşına uygun düzeyde bilmeli. Bunları anne babalarıyla, öğretmenleriyle ve diğer büyükleriyle konuşabilmeli ve ona göre yönlendirmeler alabilmeli. Bu aşamada çocuk kendisi gibi olmayı öğrenir, neyin doğru neyin yanlış olduğunu kavrar. Çocuklar kendilerine yasak olan, gizlenen konulara karşı daha ilgilidirler. Bir de o yasaklanan yazarların adlarını okuyunca çok şaşırdım. Keyifle okunacak, gerçekten çok güzel kitaplar, yazarlar. Bu bahsedilen yazarları tüm velilerime, öğrencilerime, arkadaşlarımın çocuklarına zevkle öneriyorum. Sizi de sonuna kadar destekliyorum. Sevgiler.

Reply

muhterem December 7, 2011 at 19:27

Sunduğunuz bu durum bir eğitimci (okul öncesi) olarak bana öyle tanıdık ve öyle iç acıtıcı geliyor ki. Eğer eğitimcilerimiz bu duruma kafa yormuyorsa vay halimize diye geçiyor aklımdan ama biliyorum ki gerçek bu.
Kitaplar çocuklarımızı nasıl mı etkiliyor? Yeni dünyalar, yeni yaşamlar, yeni hayaller, yeni bakış açıları sunarak . Benim düşüncelerimi etkileyecektir elbet ama bana oradaki yaşamı, davranışı olduğu gibi kazandırır mı? Yani kitapta küfür var diye küfür edecekse çocuk, izlediği filmler düşünüldüğünde seri katil olması gerekmez mi?
Ben inanıyorum ki yakın çevresinde ne yaşanıyorsa öyle yaşıyor çocuk.
Bu listelerin oluşturulma biçimi eğitimciye göre değişir. Kimileri kendi hazırlar,kimileri aynı şube öğretmeni ile ortak yapar. Bazen de okul idaresi tarafından yönlendirme yapılır ( bu özellikle 100 temel eser ilk yayınlandığı dönemde yapılıyordu). Eğitimcilerin bir çoğu da karşı çıkmak yerine istenileni yapar. 6. sınıf ve üst sınıflara Türkçe öğretmenleri verir bu listeyi (ki çoğunlukla önerilenlerin size gelen listeden çok vahim olduğunu iddia ediyorum). Okuma sevgisi yaratabilmek için çoğu önerdiği kitabı çocuklar okuduktan sonra özetini isterler. Kitabın ANA FİKRİ(!), konusu kahramanları, v.b. Hatta bir de yazılı yaparak değerlendirenler ( bana göre kitap sevmez yaratanlar) vardır. Eğer çocuk okuyamamışsa…İşte o vakit internetten özetleri okunur.
Sorularınızı yanıtlarken içimizdekileri de ortaya döktük. 
Çocuklarım henüz 6 yaşındalar. Hani büyüdüklerinde de okumayı sevmeleri benim hayalim. Onlara kitap seçerken gösterdiğimiz özeni okurken de göstermeye çabalıyorum. Biliyor musunuz dört aydır birlikte olduğum çocuklarım henüz kitap okumaya başlamadan sorularını soruyorlar: Öğretmenim yazarı kimmiş? Resimleyen? Ya evi?( her kitabında bizim gibi bir evi olduğunu söylemiştim). Bu sorulardan anne babalarda paylarına düşeni alıyorlar. Hayallerimden biri de onların iyi kitap seçimi yapabilecek erişkinler olması.
Bu arada yazınızda adı geçen kitaplar TÜLAY ÇAKIR ÇOCUK KÜTÜPHANESİnde çocukların beğeniyle okudukları “umarım benden önce başkası almamıştır” dedikleri kitaplar. Üstelik bende seviyorum. Benim de dilime biber sürerler mi acaba?

Reply

gülşah December 9, 2011 at 09:22

Ben konuya farklı açıdan bakmak istiyorum. İlk kitabı ona anne karnında okunmuş çocukların ebeveynleri olarak Pıtırcık’ın bizim çocuklarımızı etkileyemeyeceğini gururla söylüyoruz. 3.5 yaşındaki oğlumu şu sıralar yeni yeni masallarla tanıştırıyorum ve korkularımın boşuna olduğunu anlıyorum.Evet hayatımızda masallara da yer var ve olmalı o da bunu OLGUNLUKLA karşılıyor. Hatta kendisi de hayal gücünü katarak masallar türetiyor.
Bir de şu var ki ilk kitabını okumayı öğrendikten sonra kendisi okuyan çocuklar. Bu çocukların düşünceleri o kadar sığ oluyor ki inanın mecaz nedir ima nedir , mübalağa nedir haberleri bile yok. Duyduklarını alıyorlar sadece. Her kelimeden etkileniyorlar. Öğretmenlik yaptığım meslek lisesi öğrencileri bile böyleyken ilk okul çocuklarını düşünemiyorum bile.Bu liste nasıl bir coğrafyada nasıl bir kitleye verilmiş onu da bilemiyoruz. Dolayısıyla bu kadar az bilgiyle biryerlere varmak mümkün değil. Kendi kendimize kime olduğunu bile bilmeden tü kaka diyoruz gibi geldi bana. Bence bu yazıyı yazmadan önce çok düşünmek yerine listeyle ilgili ayrıntılı bilgi edinilseydi.

Reply

aysegul December 9, 2011 at 09:42

Ben de size katılıyorum. Biri kuyuya taş atmış çıkarabilene aşkolsun. Daha listeyi bilmeden burada tartışıyoruz. Belli bir yaş grubu için sakıncalı olabilen bir kitap başka bir yaş grubu için ise okunma listesine alınabilir.

Reply

Yıldıray December 9, 2011 at 10:16

Gülşah Hanım, yazıyı dikkatli okursanız Banu, adını vermediğimiz okulun “eski ve bilindik” bir okul olduğunu belirtmiş. Ben buna, duruma dair herhangi bir fark yaratacağına inanmasam da, söz konusu okulun en önemli büyükşehirlerimizden birinde olduğunu ekleyeyim. Lakin burada mesele okulun nerede olduğu değil. Mesele, örneğin “Pıtırcık” gibi bir kitabın “argo” gibi saçma sapan bir “suçlamayla” okunmaması gereken kitaplar listesine girmiş olması. Mesele bu listeyi hazırlayan zihniyet.

Reply

Simla Sunay December 9, 2011 at 10:18

“Dolayısıyla bu kadar az bilgiyle biryerlere varmak mümkün değil. Kendi kendimize kime olduğunu bile bilmeden tü kaka diyoruz gibi geldi bana. Bence bu yazıyı yazmadan önce çok düşünmek yerine listeyle ilgili ayrıntılı bilgi edinilseydi.”

Böyle bir sürü liste var, liste gizli değil ayrıca bulunur, verilir. Biz burada Pıtırcık’ın yasaklanmasını konuşuyoruz. Asıl mesele, çocuğu çocuk bakış açısından yakalayabilecek ender eserlerden olan Pıtırcık’ın uzaklaştırılması. Pıtırcık, dizleri üzerinde eğilip çocuğa onun göz seviyesinden bakan bir metin. Elbette yasaklanmasına karşı olmalıyız ya da en azından bunu tartışmalıyız. Tartışmak tu kaka demek değil olmalı… :)

Reply

gülşah December 9, 2011 at 10:43

“Pıtırcık’ın alamet-i farikası belki de budur. Haylazlıklarına ortak ettiği çocukları ve yetişkinleri de çetesinden biri gibi hissettirmek. Pıtırcık’ın da dediği gibi, “Ne yani, yalan mı, iyi valla!”

Bu da sizin yazınızdan bir alıntı. Benim derdim Pıtırcık’la falan değil benim derdim tartışmayla da değil aslında benim bir derdim yok ben sadece bu ülkedeki çocukların buraya yazı yazan yorum bırakan insanların çevresindeki çocuklardan ibaret olmadığının altını çizmek istedim. Okulu ve çevresini bilmediğimiz için ki ben en önemli büyükşehirlerimizden birinde “eski ve bilindik” pek çok okul tanıyorum,bahsettiğim tarzda öğrenci profili olan.Sadece farklı açıdan bakılabileceğini, bu konuyu TARTIŞMAK için bile elimizde yeterli bilgi olmadığını dile getirdim.

Reply

sibel December 9, 2011 at 10:51

üzerinde daha da çok tartışılması, yazılması gereken bir konuyu ele almışsınız, ellerinize sağlık.
bu arada, o “uygunsuz” listesi çok ilgimi çekti, aralarından okumadıklarımı da en kısa zamanda bulup okuyacağım. pek sevgili sansürcü öğretmenler, okullar, acaba böyle listelerin bir de böyle bir etkisinin olduğunun farkındalar mı? :) )

Reply

özlem erdemci December 9, 2011 at 10:54

Sizden ricam meb İN ÖNERMEDİĞİ KİTAPLARIN LİSTESİNİ ÖZELLİKLE YAYINLAMANIZDIR TAM LİSTE HALİNDE..Muhtemelen çoğu bizde mevcut ama eksik olanları da edinmek istiyorum.
Bu ülkemizdeki genel eğitim yaklaşımının sadece küçük bir yansıması.Bununla ilişik Banu Hanım ında netten paylaştığı filtreler v.s. aslında yaklaşımın ne olduğunu ve ne hedeflendiğini gayet iyi ortaya koyuyor.http://www.bilim.org/?s=haber&haberid=5889 Bugün yayınlanmamış kitapları yasaklayıp yazarlarını aylardır hukuka aykırı biçimde içeride tutan zihiniyetin elbetteki miniklerimiz içinde planları ve projeleri var.lütfen ÖNERİLMEYEN KİTAP LİSTESİNDEN MÜMKÜN OLDUĞUNCA ÇOK KİTAP EDİNELİM …

Reply

gülşah December 9, 2011 at 11:13

Evet bu uygunsuz listesindeki kitapları alıp çocuklarımıza okuyalım bence de ama ben sadece MEB in herhangi bir okulunda herhangi birinin hazırladığı herhangi bir listede uygunsuz kitap olarak etiketlendiği için sırf inadına alıp okumam bu kitabı çocuğuma. Uygun olanı da uygunsuz olanı da önce kendim değerlendirir ona göre okur ya da okumam. Buradaki bir çok ebeveynin de böyle yaptığını düşünüyorum. Hep şunu savunmuşumdur. Kitap seçimi çocuğa özel olmalı. O an hayatındaki dinamikleri desteklemeli,kaygılarından uzak konulardan seçilmeli.Bu , o kadar özelleşmesi gereken birşey benim için. Sadece kitap olduğu için ya da güzel bir kitap olduğu için okunmamalı çocuğa.Onu kötü etkileyeceğini düşündüklerimiz okunmamalı.Bu seçimi de onu en yakından tanıyan ebeveynleri yapmalı. Öğretmenin hazırladığı liste en uç noktada olan çocukları da etkileyebileceğini düşünerek hazırlanmış da olabilir. Bu konuya bu açıdan bakamayanlara hak veriyorum tabi ki.Bunun için herşeyi olduğu gibi anlayan ve analitik düşünce yeteneğinden yoksun çocukları yakından tanımak gerekir elbette. Bu çocuklar belli bir aşamaya geldiğinde liste yeniden değerlendirilip uygunsuz kitapların uygun kitaplar tarafına geçirilmediğini de BİLMİYORUZ sonuçta:)

Reply

BANU December 9, 2011 at 16:13

Gülşah Hanım, elbette her okul, her çocuk, her öğretmen, her veli bir değil. her birimizin dünyayı, yaşamı, olayları algılama biçimimiz farklı. Gün geliyor ki kendi düşüncelerimiz vs. bile değişime uğruyor. Her geçen gün evriliyoruz.
Ama siz de demişsiniz zaten, “Uygun olanı da uygunsuz olanı da önce kendim değerlendirir ona göre okur ya da okumam” diye. Birilerinin kendi uygunluk kriterlerine göre çocukların önünü kesmesi fikri bana ters geliyor. Yazımda da bunu belirttim zaten.

Reply

gülşah December 9, 2011 at 20:13

“Birilerinin kendi uygunluk kriterlerine göre çocukların önünü kesmesi fikri bana ters geliyor.”

http://www.birdolapkitap.com/2011/02/22/kel-kedi/

Bu kitap da sizin kriterlerinize uymadığı için büyük bir kitleye okunmaması gereken kitap diye duyurmuştunuz. Elbette bu kitabı Pıtırcık’la kıyaslayamayız , bence de hiçbir çocuğa okunmaması gerekir ama yapılan eylem aynı sonuçta .

Reply

Yıldıray December 9, 2011 at 21:02

Gülşah Hanım, çok çaba harcamışsınız. Lakin iddia ettiğiniz gibi “eylem” ne sonuçta, ne başka bir yerde aynı değil. “Kel Kedi” hakkındaki yazıda söz konusu olan kişisel kriterler değil. “Kel Kedi”, çocuk kitaplarının aşağı yukarı sahip olması beklenen genel geçer niteliklerden yoksun bir kitap. “Kel Kedi”, tıpkı bizim yine okunmamasını dilediğimiz “Cemile Doğru Beslenmeyi Öğreniyor” adlı kitap gibi, çocukları derinden yaralayabilecek özelliklere sahip. Yani burada söz konusu olan kitabın “argo sözcükler içermesi”, “balandıra ballandıra yaramazlıkları anlatması” gibi sudan ve “ciciliği bozan” sebepler değil. Çabanızı takdir ediyorum ancak hedefini bulmuyor.

Reply

gülşah December 9, 2011 at 21:40

Ben de en başından beri burada söz konusu olan listeden yola çıkarak(kimin,kime ,ne için hazırladığını bilmediğimiz) genel geçer nitelikler değil tamamen ÖZEL bir kitleye hitap ediyor olabileceğini bu nedenle okunmaması gerekir diye etiketlendiğini belki bir sonraki sene de okunacaklar listesinin başına konabileceğini söylüyorum zaten ve evet haklısınız çabam hedefini bulmamış .

mehmet özçataloğlu December 9, 2011 at 15:49

Merhaba dolap,
Hemen belirtmeliyim ki okullarda hiç kimse hangi kitabın okunacağını öğrencilerine söylemiyor. Üzerinde çocuk kitabı yazan hemen her kitap dolaba girer. (Öyle ki önümüzdeki haftalarda Ömer Seyfettin üzerinden giderek bu konuyu irdelediğim bir yazı da Cumhuriyet Kitap’ta yer alacak.) Tahminim, adı geçen listeyi de öğretmen sınıfındaki öğrencileri için hazırlamıştır . Geçen sene ben de Türkçe öğretmeni arkadaşımla bir liste hazırlamıştım okulun tümü için. Biz genelde kendi okuduğmuz kitapları ya da okuduğumuz yazarların kitaplarını tavsiyede bulunmuştuk. Sözün kısası okuldaki dolaplar denetimsiz, öğretmenin insiyatifine kalmış durumda.

Reply

BANU December 9, 2011 at 16:09

Yazıya gelen yorumlar, yazının önüne geçti, çok değerli bir arşiv oluştu. Herkese değerli yorumları için çok teşekkür ederim.
yazının başında da belirttiğim gibi, ben bir liste üzerinden “kişisel” görüşümü yazdım. Bu listenin (ve muadili başka listelerin) neye göre hazırlandığını bilmediğimi de ekledim. Bazı yorumlarda tek bir liste üzerinden kuyuya taş atan deli gibi algılandığımı fark ettim. Evet, tek bir liste üzerinden yazdım; ama var olan ve benim haberdar olmadığım başka listeler üzerinden bir genelleme yapmadığımı ve okuyup bildiğim kitapların liste dışı bırakılış nedenlerine olan şaşkınlığımı dile getirmeye çalıştım.
Veli, öğretmen ve yayımcılardan gelen yorum, e-posta ve konuşmalara dayanarak bu gibi listelerde genel olarak bir sorun olduğu izlenimi edindiğimi söyleyebilirim. yarın öbür gün “MEB 100 Temel eser Listesi” ile ilgili bir yazı yazacak olsam, çok hoş bir tablo ortaya çıkmayacağına da adım gibi eminim.

Reply

Eymenim December 9, 2011 at 19:08

Liste olayı gercekten ilginç. Ben büyükşehirde ve taşrada da çalıştım. Halen de çalışıyorum. Hiç bir okulumda bize liste verilmedi, bız de velilere vermedik. Zaten kitaP alacak ya da doğru düzgün okunacak kitaba ulaşacak imkanları olmadı öğrencilerimin. Öyle ki burada dolapta bahsedilen kitapların hiçbiri yok. Sadece küçük kırtasiyelerde küçük, basit ve bilindik kitaplar satılmakta. Oğlum için ben internetten alıyorum. Herkesin bu imkanı da yok malesef burda. O yüzden böyle bir liste hazırlasak da uygulanabilirligi mümkün değil. Kitaplar hakkındaki yorumlar güzel ancak resmi kurumların idaresi işleyişi gercekten çok farklı. Zaten doğru düzgün bir inceleme de yapılmıyor hiçbir konuda. Özel kurumlarda da yanlı davranılması mümkündür. Burada bir okuma kampanyası yapılıyor. (il genelinde yapilan bir kampanya-odullu bir yarisma ayni zamanda)Ogrenci için Ve veliler için ayrı olarak. Sadece bunda okunması gereken kitaplar tavsiye edilmiş. Ancak okunmaları gereken diye bir şey yok. Liste veriliyor da okullarda kütüphane yok. Sınıf kitaplığında o kitapların hiçbiri yok, nasıl okuyacaklar kitapları dusunen yok. Böyle bir şey iste bunlarin mantığı. O yüzden bu tarz hareketleri yapmaları çok anormal gelmiyor bana artık. Sevgiler…

Reply

Yıldıray December 9, 2011 at 22:52

Gülşah Hanım, listede herhangi özel bir durumdan söz edilmemiş. Önerilen kitaplar “ilkokul 1. sınıflara” önerilirken, önerilmeyen kitaplar için “ilköğretimde önerilmeyen kitaplar” ifadesi kullanılmış. Yani önerilmeyen kitapların “bir sonraki sene de okunacaklar listesinin başına konabileceğini” düşünmek için bir neden yok. Tam tersine, söz konusu kitaplar ilköğretim dönemince “okunmamalı” diye işaretlenmiş.

Reply

firarperest December 14, 2011 at 16:10

Okudum, okudum, okudum… Sinirden bir şey yazamıyorum. Şunu belirtmek isterim sadece: 4 yaşındaki oğlumun harika bir kütüphanesi var. Kitap sayısı bilemediğim kadar çok. Pek sevmediğim Ezop Masalları da, burda çok güzel yorumladığınız “Maskeli Fare” de, “Islık Çalabilir misin Johanna” da, birçok insanın ürkütücü bulup bizim listemizin en başında yer alan “Tostoraman” da, yine Julia Donaldson’ın “The Troll” u da, Sennur Sezer’in “Keloğlan ve Köse” si de, ” Simla Sunay’ın “Yürüyen Çınar”ı da,son zamanlarda ayıla bayıla okuduğumuz “Dev Şalgam” ve “Leonardo ve Uçan Çocuk” da, “Elmer”, “Koyun Russel”, “Yavru Baykuşlar”, “Kütüphanedeki Aslan,” “Neyse ki Ne Yazık ki”… yani yaşına hitap etsin etmesin bazen sadece resimlerine baktığımız bazen de sadece okuduğumuz bir dolap kitabımız var. “Pıtırcık” serisini bile tamamladık şimdiden. Okuduğumuz hiçbir kitabın zararını görmedik.
Son zamanlarda tartışılan, olumsuz eleştirilere maruz kalan ve sonu müthiş bağlanan “Bir Tanecik Oğlum”u da aldık okuduk hemen. Okuduğumuz, incelediğimiz, resimlerinden kendi masallarımızı oluşturduğumuz bütün kitaplarda kendi yorumumdan ziyade oğlumun tepkilerini önemsedim. “Bir Tanecik Oğlum”da çocuğun sürekli annesinin saçlarını okşamasını tek kelimeyke ifade etti: “Sevgi!”. Okul dönemine gelince verdiği tepki: “E bu çocuk kocaman olmuş, niye hâlâ annesinin saçlarını tutuyo ki?” sorusuyla karşılaştım.

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: