Bir an için çocuk olduğunuzu düşünün. Kapatın gözlerinizi, üç dört yaşlarınızdaki halinizi anımsayın. Her şey ne kadar büyük, siz ne küçüktünüz. Size yukarıdan bakan insanlar vardı. Yetişkinler gerçekten kocaman, koskocamandı. Onlar büyüktü; her şeyi bilirlerdi; güçleri her şeye yeterdi; ne isterlerse yapabilirlerdi.

Ben çocukken büyüklere hayrandım. Memo da annesine hayran.

Bu aralar Memo’yu çok sık görüyorum. Kitap fuarında gezinirken, Mavibulut Yayınları standının önünden ne zaman geçsem, duvardaki büyük boy “Memo ve Ay” afişine gözüm takılıyor. İçim ısınıveriyor birden. “Memo ve Ay” benim için çok özel bir kitap. Okurken o kadar etkileniyorum ki, bazen gözlerimin doluyor. Yok, yok, öyle hüzünlü bir kitap değil bu. Sadece fazlasıyla çarpıcı. Okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Ufak tefek bir oğlan çocuğu olan Memo, kocaman annesine, onun kocaman yüreğine yakışır bir hediye aramaya başlar. Sonunda hediye edebileceği bu büyüklükteki tek şeyin gökyüzündeki aydede olduğuna karar verir. İyi de Ay’ı oradan nasıl alacaktır? Böylece ufacık tefecik Memo babasına gider ve kendisini omuzlarına almasını ister ondan. Karşılığında da Ay’dan bir parça verecektir. Ne var ki, babasının omuzlarına çıkmak Ay’a ulaşmaya yetmez. Memo bu kez kuzenlerden yardım ister. Kuzenler, omuzlarında Memo’yu taşıyan babayı omuzlarına alırlar. Yine Ay’a ulaşılamayınca önce komşular, sonra hiç tanımadığı insanlar imdada yetişir. Ama bu kadar insana Ay’dan bir parça verirse, annesine ne kalacaktır? Memo her şeyden vazgeçip, hayal kırıklığıyla yollara düşer. Dünyanın etrafında tam bir tur atar. Döndüğünde değişmiştir. Herşeyi daha farklı görüyordur artık: Memo büyümüştür!

“Memo ve Ay” hem metni, hem resimleriyle şiirsel bir kitap. Kitabı Alice Brière-Haquet yazmış. Öyküyü dilimize çeviren kişiyse Sumru Ağıryürüyen. Ağıryürüyen, bal gibi tatlı bir metin ortaya koymuş. Okuması, duyması çok güzel bir metin… Öykünün içeriğine gerince, büyüme sancıları, dünyaya ve insalara bir çocuğun gözünden bakmak, en önemlisi, bir çocuğun kendinden çok daha büyük kalbi daha güzel nasıl anlatılırdı, bilemiyorum.

Farklı dillerde "Memo ve Ay".

Tabii bu anlatımda kitabın enfes resimlerine imza atan Celia Chauffrey’yi es geçmemek lazım. Öykü çok güzel; ama bu resimlerle daha güzel. “Memo ve Ay”ı her elime aldığımda “Bu öykü başka resimlerle olmazmış,” diye geçiriyorum içimden. Belki bu resimler de bu öykü olmadan eksik kalırmış. Chauffrey çocuksu bir üslupla kırmızı damlı evler ve arnavutkaldırımlı sokaklardan oluşan bir mahalle betimlemiş. İlk sahnede Memo bu mahallenin bir köşesinde dev gibi binaların arasında bisikletiyle geziyor. Dünya çok büyük! Sonra Memo’yu annesine çiçek uzatırken görüyoruz. Anne de çok büyük! Figür ve mekanlardaki bu abartılı yaklaşım, oranlardaki bozulma, Memo’nun dünya turuna çıktığı sahnede doruk noktasına ulaşıyor. Bu, gördüğüm en güzel dünya tasvirlerinden biri. Figürlerin giysilerinde kullanılan desen zenginliğiyse, kitabı adeta bir şekerci dükkanına çeviriyor.

“Memo ve Ay”dan daha önce radyo programımızda söz etmiştik. Merak edip dinlemek isterseniz, burayı tıklayıp ses dosyasının yer aldığı yazıya gidebilirsiniz.

Memo ve Ay’ı okumadıysanız ilk fırsatta edinmenizi öneririm.

Hamiş: Kitabın yazarı Alice Brière-Haquet’nin bir blogu var (Fransızca). Bir tık.

Kitabın çizeri Celia Chauffrey’nin de bir blogu var. O da Fransızca; ama içinde pek çok resim olduğunu anımsatayım. Bir tık.

Memo ve Ay
Özgün Adı: Pierre la Lune
Yazan: Alice Briere-Haquet
Resimleyen: Célia Chauffrey
 Çeviren: Sumru Ağıryürüyen
 Yaş grubu: 4+
 Mavibulut Yayınevi, 2011, 32 sayfa, sert kapak