Bu kez bir antikahramanla karşıkarşıyayız sayın seyirciler.

by BANU on 02/11/2011

Son zamanlarda yüzümüz asık. Biz ister miyiz asık suratla dolaşalım? Ama öyle kötü şeyler oluyor ki surat asmamak elde değil. Sadece doğal afetleri kastetmiyorum; bazı insanlar var ki, çok ama çok kötüler. Yaptıkları kötülükler su yüzeyindeki dalgalar gibi, halka halka etrafına yayılıyor.

Neyse, o kötülere daha fazla değer vermeyip, bu yazıdan dışarı atttım onları. (Gidin kötüler gidin. Yaşamı zehirlemeyin!) ben size bugün başka bir “kötü”den söz edeceğim. Bu kötü, yol kesip adam soyuyor. Ama öyle laflar deiyor ki, gülmeden edemiyorsunuz.

Hanımlar, beyler, sizi kötü karakterimizle tanıştırayım. Ta-daaaaaaammm: Maskeli Fare!

Julia Donaldson’ın son kitabı “Maskeli Fare” kısa süre önce Ali Berktay’ın Türkçesiyle dilimize çevrildi. Pek çok Donaldson kitabında olduğu gibi, bu kitabın da resimleri Axel Scheffler’e ait.

Kitabın başkahramanı Maskeli Fare belalı bir hayduttur. Bütün yaptığı yoldan gelip geçenlerin önünü kesmek ve yanlarında ne yemek varsa el koymaktır. Fare şekerleme, çörek gibi abur cuburlar istese de genelde umduğunu bulamaz. Buna rağmen, yolcuları gasp etmeyi sürdürür. Tüm kasaba halkı açlıktan zayıf düşerken, Maskeli Fare bir güzel semirir. Fakat sonunda ava giden avlanır. Maskeli haydutumuz Bayan Vakvak’ın tuzağına düşer. Öykünün sonunda Maskeli Fare’nin kariyerinin nasıl son bulduğunu ve hayatına nasıl devam ettiğini öğreneceksiniz.

“Maskeli Fare”yi okuyunca, daha önce hiç başkahramanı kötü bir karakter olan resimli öykü kitabına rastlamadığımı düşündüm. Var mı? (Unuttuğum bir kitap varsa hatırlatın lütfen.) Yol kesen bir soyguncu fikri de garip geldi. Bu kitabın kahramanı uluorta zorbalık, haydutluk yapıyordu. “Böyle de çocuk kitabı olur mu? Çocuklara böyle mesaj verilir mi? Verilmeli mi?” soruları aklımdan hızla geçti. Geçtiği gibi de gitti. Geride Maskeli Fare’nin komik repliği kaldı zihnimde:

“Hop dedik, Sincap bey, nereye böyle acele acele?
Çıkar bakalım açmaları, simitleri
Dök bakalım çikolatalı bisküvileri!
Bana derler Maskeli Fare,
Bu yol benden sorulur
Yolcuların hepsi itinayla soyulur!
Paylaşmam hiçbir şeyimi kimseyle
Bana derler Maskeli Hırsız Fare.”

Julia Donaldson’ın kitaplarındaki o alışıldık ritmi yine kurduğunu gördüm. Bu sefer ritim şuydu:

Fare-Yolcu-Soygun repliği-Fare-Yolcu-Soygun repliği-Fare-Yolcu-Soygun repliği

Sonra ritim yükselişe geçti: Farenin tuzağa düşüşü, kurbanların kayıplarının telafisi ve aklı başına gelen farenin yeni bir yola girişi.

Julia Donaldson, öykülerinde bir yol çiziyor ve kahramanlar o yolu bir biçimde, değişmiş/dönüşmüş olarak yeniden katediyorlar. “Kasabanın En Şık Devi”nde George giysilerini dağıta dağıta yine en başta olduğu haline, yani kasabanın en hırpani devine dönüşmüştü; ama bu sayede yol boyunca pek çok dost edinmişti. “Tostoraman”da fare ormanda ilerlerken tehlikeli hayvanlarla karşılaşmış, sonunda aynı yolu Tostoraman’la katederek bu kez kendisi ormanın tehlikelisi olmuştu. “Nohut Oda Bakla Sofa”da yaşlı kadının evinin en ideal halini anlayabilmesi için evi hayvanlarla doldurup boşaltması gerekmişti.

Eh, bu sefer de “Maskeli Fare”nin haydut faresi bir yol kat ediyor. Tuzağa düşürdükleri tarafından tuzağa düşüyor. Kandırılarak girdiği mağaranın diğer tarafından, başka bir kasabaya giden yola çıkıyor. O yol, onun yeni yaşamına giden yol aynı zamanda…

Bu kitabı okuduktan sonra, Yıldıray öyküyü çok da sevmediğini söyledi. Bense sevdiğimi. O her zamanki gibi kurguya, kurgu örgüsüne ve neden sonuç ilişkisine baktı. Bense işin eğlence kısmına. Bu yazıyı yazmadan önce hâlâ nesini sevmediğini sorguluyordum. Ama şimdi şu an yazarken, yavaş yavaş farkına varıyorum. Evet, bu kitap diğer Donaldson kitaplarına göre sanki daha bir oldu bittiye getirilmiş gibi. Evet, metin çok eğlenceli; farenin ettiği laflar çok komik; ritim güzel, sözler güzel, çeviri güzel. Fakat farenin aklının başına gelişi biraz aceleye gelmiş. Belki de yazar bu kısmı okura bırakmış. Belki de çocuklara okurken, farenin mağaradan çıktığı anda, durup biraz üstüne konuşmamızı istemiştir. Ben en iyisi, yine ilk fikrimde karar kılayım ve kitabın eğlencesinden keyif alayım. (Bu arada Axel Scheffler bize yine Tostoraman’lı sürprizler bırakmış resimlerden birinde.)

Geçenlerde Açık Radyo’daki programımızda “Tostoraman” hakkında konuşurken, Donaldson ve Scheffler kitaplarını ne kadar özlediğimi fark ettim. İkilinin kitaplarını epeydir okumamıştım. İnsana ara ara bir doz J.D.-A.S. gerçekten iyi geliyor. Tam da bu sırada “Maskeli Fare” çıktı, iyi oldu. Bence siz de bu karamsar günlerde, bir doz alın. Gülümseme garantili!

Maskeli Fare
Özgün Adı: The Highway Rat
Yazan: Julia Donaldson
Resimleyen: Axel Scheffler
Çeviren: Ali Berktay
Yaş grubu: 3+
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 32 sayfa, 2011, sert kapak
ISBN: 978-605-360-191-3
 

Share

{ 15 comments… read them below or add one }

yeliz November 2, 2011 at 09:09

hepsini seviyorum J.D. kitaplarının:) Kasabanın en şık devi ile başlamıştık ve hiç biri yanıltmadı bizi. Sanırım mağara bebeği haricinde hepsi var bizde. Yıldırım Türker’in çevirilerine de bayılıyorduk, ama siz bu çeviriyi beğendiyseniz iyidir mutlaka. bu habere çok sevindim:)

Reply

esraozlem November 2, 2011 at 09:12

Maskeli Fare’nin çıktığını duyar duymaz hemen almıştım. Ne de olsa J.D. & A.S. kitabıydı. Ama ilk okuduğumda sevip sevemediğime karar veremedim. Farenin dönüşümünü algılayamadım bir türlü :) Ada ise bayıldı. Defalarca okuduk, okuyoruz. Bir çocuk için öykünün mutlu sonla bitmesi yetiyordu sanırım. En favori sayfası ise ormandaki hayvanların partisi :) Benim içinse, özlemişim bu ikiliyi ;)

Reply

Berna November 2, 2011 at 09:42

Bu kitabı görür görmez alma fikri bana değil, tamamen kızıma aitti. Evde hemen hemen tüm Donaldson&Scheffler kitapları olduğu için büyük ihtimalle tanıdık geldiğinden ısrarla almamı istedi :) İlk okuduğumda ben de karar veremedim, diyaloglar çok şirindi ama bütünü hakkında kararım net değildi. Fakat Ekin kıkırdayarak defalarca okumamı isteyince, bana söyleyecek söz kalmadı :) Ertesi gün okuluna da götürdü, arkadaşlarına anlattı (kitap anlatma günleri var haftada bir gün). Sonuç; eğlenerek okuyoruz :)

Reply

Eda November 2, 2011 at 09:48

“Salyangoz ve Balina” da Yıldırım Türker’in çevirisiyle yakında çıkacakmış piyasaya…

Reply

Umut November 2, 2011 at 15:11

Bizde de Degnek adam, Minik balik ve Zogi kitaplari var. Cizimlerine bayiliyorum ben. Cocuklar da cok seviyor tabi. cok cok okuduk okuyoruz. Arda’nin yasi icin artik kucuk kalsa da arkadan gelen minik Duru’ya guzel kitaplar kaliyor. :) Kutuphaneye eklenecek daha cok kitap var tabi.

Reply

Fatoş November 2, 2011 at 21:56

Geçenlerde kitapçıda görüp, basıldığını bilmediğimden pek de sevinerek aldık bu kitabı. Nitekim sevdik de. Ama ben de okurken, sanki kendini tekrar ediyormuş duygusuna kapıldım. Sanırım bizim en sevdiğimiz kitabı hala Değnek Adam.

Reply

A. Görkem Gürcan November 2, 2011 at 23:38

JD’nın web sitesine girip, niye hala cevirmediler bu kitapları diye söylenip duruyordum. Neyse ki birini daha çevirmişler.
Bütün kitaplarını çok seviyoruz. Ama Yıldırım Türker’in çevirileri bir başka oluyor. Benim de en sevdiğim eseri Tostoraman.
JD – AS ikilisinin bir tehlikeli yanları var. Onalarla tanıştıktan sonra bir çocuk kitabı beğenmek gerçekten zor. Tadlarını damağınızda bırakıyorlar.

Reply

Elif Ece Yürük Göksu November 3, 2011 at 09:23

J.D. & A. S. ikilisinin bütün kitapları mevcut bizde, Ceren bayılıyor ikisinin yarattığı dünyaya… :) Ali Berktay çevirmiş, nasıl olur kestiremedim. Biz Yıldırım Türker’in diline o kadar alışmışız ki, başkası çevirdiyse hemen farkediyor Ceren…
Neyse sonuçta kitap elimize geçince bir karara varırız.
Yalnız birşey söyleyeyim mi? Ben galiba Ceren’den çok kendim için alıyorum J.D. & A.S. ortak yapım kitapları… :)
Ece

Reply

Gülizar November 3, 2011 at 10:32

Olumlu davranışların mesaj verdiği kitaplar daha çok ağırlıkı oluyor.”soyguncu” anlamını cocuklarımıza anlatmak ,kitapla anlatmaktan daha zor.Soygunun maddi unsurlar yerine”para,takı vb.” tamemen cocuklar ıcın Olumsuz bir davranış, ama bunu anlatırken de ritm bu şekilde eglenceli “maddi soygunlar yerine, pasta börek v.b.” olarak bize sunması anlatım anlamında bize yardımcı olmuş.

Reply

Gülizar November 3, 2011 at 10:34

yorumu mu yazmaya devam ederken gönderdim yanlışlıkla, o yüzden anlamsız bir yorum cıktı ortaya :) gercekten komik oldu.Kıssadan hisse ben de oğlum da kitabı beğendi.

Reply

elif tuğ November 3, 2011 at 12:45

Tostoraman,tostoramanın yavrusu,nohut oda bakla sofadan sonra kasabanın en şık devi kargoyla eve geldiğinde paketi açınca Arda kapağı görür görmez sevinç çığlıkları attı nohut oda bakla sofa gibiiiii diye sıra şimdi bu kitapta sanırım.Çizimleri tanıyor artık oğlum Axel’i seviyor ve Julia’yı da tabi.

Reply

BAŞAK KÜÇÜK November 4, 2011 at 10:55

Biz de 2 gün önce aldık ve bayıldık. Yıldırım Türker çevirisi değil ama harika. Bayılıyoruz JD ve AS ikilisine. :-)

Reply

Elif Ece Yürük Göksu November 16, 2011 at 16:45

Kitap geldikten sonraki yorum: Evet sevdik! Ama bir Zogi, Tostoraman, Minik Balık kadar değil sanki…Bu kitap uzun olmuş diğerlerine göre…Ceren de farketti. Yıldırım Türker çevirisi olmadığını da anladık hemen. Ne bileyim, bir gariplik var bu kitapta…Ama bu ayıla bayıla okumamızı engelledi mi? Elbette ki hayır! Bugün kitap okuma gününe elinde bu kitapla gitti bizim dudu, “Ben yeni kitabımı göstereceğim öğretmenime! Bayılacak! Bayılacak!” diyerek…Bilmem anlatabildim mi? :)
Ece

Reply

esra December 15, 2011 at 10:37

Biz bu kitaba bayılıyoruz. Ben özellikle çevirisini çok beğendim. Bizde sadece Minik Balık var. O yüzden diğer çevirileri bilemiyorum tabii. Oğlum bu kitabı bize her akşam okutuyor. Ailecek ezberledik artık. Bu sabah kahvaltıda börek vardı. Oğlum hemen kitaptaki börek çörek kısmını hatırladı. :) Bu ikilinin diğer kitapları da alınacaklar listemizde :) Ancak Tostoraman’ı nedense bir türlü bulamadık :(

Reply

tuba-defne December 27, 2011 at 12:57

Her J.D& A.S. kitabı gibi bu da çok güzel.Şiirsel anlatım ve çizimler çok dikkat çekici.Keşke faredeki olumlu değişimi biraz daha vurgulasaydı,banu’nun dediği gibi sonu bu kadar acele olmasaydı.Ama yine de favori kitaplarımızdan :)

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: