Son zamanlarda kafayı en çok taktığım konu çocukluk anılarıma ne olduğu. Şaka yapmıyorum, habire bunu sorup duruyorum kendime.
Her şey çok sevdiğimiz Roald Dahl hakkında yazılar yazıp radyo programı yapmamızla başladı. Dahl’ın çocukluk anılarını anlattığı “Boy” adlı kitabı okumaya başlamam işleri iyice kızıştırdı. Benim çocukluk anılarıma ne olmuştu? Yaşadıklarımın ne kadarını anımsıyordum? Evet, bazı yazılarımda çocukluk anılarımdan söz ediyordum ama hepsi bu muydu? Galiba pek de iyi anımsamıyordum. Hemen bu işe bir defter ve iki dolmakalem tahsis edildi. Aslında benim el yazımı okuyabilen yegane insan Banu’dur ama yine de bazı konuları klavyeyle yazmak hoş olmuyor. Her neyse, işte ben kafayı buna takmışken (hâlâ da takık aslında), ta ne zaman Altın Kitaplar’ın gönderdiği, okumaya heves ettiğim ama uzun bir süre masamda bekleyen sonra bir ara ortalıkta görünmeyen “Ena Mena Dosi” yeniden geçti elime.
Ena Mena Dosi iki ana bölümü olan bir öykü kitabı. “DÜN Ben de çocuktum” adlı ilk bölümde öykülerin yazarı Nur İçözü’nün çocukluk anılarını okuyoruz. İçinde birçok lezzeti bir arada barındıran, bugün artık anlatıldığı kadarıyla yetinmek zorunda kaldığımız bir İstanbul’un, Bakırköy’ün öyküleri bunlar. Yazarın arkadaşları Hilda ve Mako, balıkçı Hristo, asıl adı Kirkor olan aktör Kenan Pars, bugün üzerinden dolgu sahil yolunun geçtiğini sandığım Miltiyadi Plajı, çocukların kafasının almadığı türden şeylerin olup bittiği 6-7 Eylül günleri, Rıfat Telgezer Cambazhanesi’nin gösterileri, Rasim Amca’nın kitapçı dükkanı ve okul günleri… Bu öyküleri okurken sanki Çeşme’de sakızlı kurabiye yemişim de oradan Antakya’ya kakuleli kahve içmeye gitmişim gibi hissettim.
Doğrusunu söylemek gerekirse, “BUGÜN Çocuklar öykülerimde” adlı ikinci bölüm, ilk bölümünün gölgesinde kaldı biraz. Öykülere diyeceğim yok ama, belki de ilk gençliğimin çok önemli bir
dönemini tam da yazarın anlattığı yerlerde geçirdiğim için, ilk bölümün lezzeti baskın çıktı.
Az sonra söyleyeceğim sözü ölçemem, doğru ya da yanlış diye sınıflayamam, kimse yapamaz. Bana öyle geliyor ki, öykü yazmak daha büyük bir çaba gerektiriyor. Yazı, kısaldıkça zorlaşıyor.
Biliyor musunuz, kendi anılarıma tahsis ettiğim defter çoktan yarıyı geçti. Dolmakalemlerden birinin de mürekkebini tazelemem gerekti. Tamamı çocukluk anılarımdan oluşmuyor elbette. Bir kısmı çocukluk anılarımdan devşirilmiş yazılar, bir kısmı günlük telaşlar…
Ena Mena Dosi Yazan: Nur İçözü Yaş grubu: 12+ Altın Kitaplar, 2011, 150 sayfa, karton kapak ISBN: 978-975-21-1340-4









{ 1 comment… read it below or add one }
Nur ablanın ellerine sağlık, kitabı hemen edineceğim.
Benim çocukluk anılarımın çoğu Kalamış’ta…şimdi hiç olmayan plajlarda, kumsallarda, iskelelerde… O günleri yaşadığım için kendimi o kadar şanslı hissediyorum ki!