Kekik

by BANU on 13/10/2011

Ne kadar meraklı olduğumuzu hiç düşünmüş müydünüz? Merak edecek ne çok şeyimiz var aslında… İnsanları merak ederiz. Karşımızdaki insanın bilmediğimiz yönlerini, davranışlarının gerekçesini, en sevdiği yemeği, en zayıf yerini, en büyük hayalini merak ederiz. Yerleri merak ederiz. Hiç görmediğimiz yerleri, hep gitmek istediğimiz yerleri, gidip de doyamadığımız yerlerin bilmediğimiz gizlerini merak ederiz. Bilmediğimizi merak etmek… Keşfedilmeyeni keşfetmek…

Size de olur mu? Yeni bir yere gideceğim zaman, daha yola çıktığım an başlar heyecan benim için. İçim içime sığmaz. Acaba neler göreceğim? Karşıma farklı neler çıkacak? Belleğimin derinlerine unutamayacağım hangi fotoğraflar kazınacak? O yol bitmek bilmez. Yeni yere varıp, araçtan inip ayağımı toprağa bastığımda, sanki bahar havasını solurmuşum gibi bir tazelik dolar içime. Sanki oraya ilk ayak basan benmişim gibi, kanım kaynar. Artık keşif zamanıdır.

İşte bu yüzden, Kekik, dünyayı görmek için evinden ayrıldığında, trenle bilmediği büyük şehre doğru giderken ve şehrin tuhaf sokaklarında gezinirken benzer bir heyecan yaşadım. Kekik ne hissettiyse, okurken ben de aynısını hissettim. “Kekik”i bir solukta okudum.
“Kekik”, genç ve tecrübesiz bir kır faresinin dere kenarındaki huzurlu evinden ayrılıp, dünyayı görmek için çıktığı macerayı anlatıyor. Kekik, yola çıktıktan kısa bir süre sonra bir yol ayrımına varır. Tam da o sırada yaşlı bir fareyle karşılaşan Kekik, ihtiyarın “Şehir tehlikelidir, gideceksen ormana gidip orayı keşfet!” uyarılarına aldırmayıp, yol ayrımının heyecan kokan tarafını, yani şehri tercih eder. Ne var ki, şehre gitmek için bindiği trenden daha iner inmez bir kedinin saldırısına uğrar. Bu kedi, fareleri yok etmeye kendini adamış, hatta bu uğurda K.O.R.K.U (Kemirgen Ordusunu Reddeden Kediler Uygarlığı) isimli bir dernek kurmuş, acımasız Düşes’tir. Kekik Düşeş’ten kaçarken, daha sonra yakın arkadaş olacağı Korna ile tanışır. Korna, bir araba hurdasında yaşayan, akşamları Kemir Peynir Kulübü‘nde müzik grubu “Patlak Tekerler” ile sahneye çıkan, saçının bir ucu yeşile boyalı kıpır kıpır bir faredir.

Kekik öykü boyunca şehirli farelerin yaşam biçimine, dünya görüşüne ve konuşma tarzına uyum sağlamaya çalışırken, biz de hem onu hem de romanın diğer kahramanlarını tanıma şansı buluruz. Korna’nın müzisyen arkadaşları Pedal ve Debriyaj, anne ve babası Buji ile Vites, Düşes’le aynı evde yaşayan beyaz fare Kırıntı ve Düşes’in kendi kadar acımasız arkadaşı Batak…

Her macerada olduğu gibi, bunda da heyecanın dozu giderek artar. Kediler, farelerin kökünü kurutmak için gizli planlar yaparken, fareler de boş durmaz. Kedilerin yıktığı kulüplerinin yerine gizli ve çok daha sağlam bir mekan aramaya başlarlar. Üstelik hiç umulmadık bir liderin, Kekik’in önderliğinde… Kediler güçlüdür; ama fareler de artık onlarla başedecek kadar kalabalıktır. Kekik’in de dediği gibi “Bir fare yapması gereken neyse onu yapmalıdır.

“Kekik”i bir film izler gibi okudum. Kitabın yazarı benim için tanıdık bir isim: Avi. Avi’den daha önce “Saçtaki Tuz” adlı kitapta söz etmiştim. O kitaptan sonra “Kekik”i okurken şaşırdım; çünkü yazar karşıma bambaşka bir üslupla çıktı. Usta yazar olmak demek böyle bir şeymiş. Öykünün karakterleri çok güçlü. Kekik, Korna ve Kırıntı’da özgürlük kavramını farklı biçimlerde tanıyoruz. Düşes cephesineyse intikam duygusunun onu nasıl kemirdiğini ve kendi kendini nasıl zehirlediğine tanık oluyoruz. Kedinin zihninden geçen gelgitli düşünceler bence çok etkileyiciydi. Ah, bir de Türk filmlerini aratmayacak bir aşk var ki… Kimler olduğunu söylemem ama!

“Kekik”te beni eğlendiren şeylerin başında farelerin isimleri geldi. Kahramanımız Kekik’in gittiği kentin adı Amperkent. Orada yaşayan farelerin her biri, ismini bir otomobil parçasından alıyor: Korna, Buji, Vites, Piston, Debriyaj, Akü, Bijon, Sinyal, Balata… Bu arada fare çeşitliliğini de atlamayalım: Altın rengi fareler, ak ayaklı fareler, kısa kuyruklu çekirge fareleri, ev fareleri, tarla fareleri… Tüm fareler arasındaki favorimse Korna’nın devrim meraklısı entel ressam babası Vites oldu. Resimleri duvarlara kuyruğuyla çizen Vites, ne manzara çiziyor, ne de ölüdoğa. Vites’in teması “peynir portreleri”. Korna onun sanatını şöyle anlatıyor kitapta:

“Bak, buradaki onun meşhur Merdivenden İnen Kaşkaval’ı. Bu, Rokfor Döneminden. Şuradaki Amerikan Peyniri. Şuradaki boş resim aslında boş değil. Gravyerdeki bir delik o. Bence dehşet güzel. Yani işte, kötü düşücnelerden arınmak için bire bir; sence de öyle değil mi?”

Bir de Korna ve tayfasının konuşma biçimi var ki, en eğlenceli kısım buydu sanırım: “Hey abicim, çak bir dörtlük! Anlatabildim mi?

“Kekik”, “Badem ve Arkadaşları” dizsinin birinci kitabıymış. Kitabın içinde Badem diye birine rastlamayınca bu bana tuhaf ve anlamsız geldi. İnternette biraz araştırınca işin aslını anladım. Meğerse bu kitap aslında yazarın diziye en son eklediği bölümmüş. Ama tarihsel sıralamaya göre maceranın en başını anlatıyormuş. Kekik, bir sonraki ciltte Badem’le tanışacak merak etmeyin. Kısacası Kekik’in dünyayı gezip tanıma macerası devam edecek, anlatabildim mi abicim?

Hamiş: “Kekik” ve dizinin ikinci kitabı olan “Badem”den söz ettiğimiz radyo programını dinlemek için buraya tıklayın.

Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:

Kekik
Özgün Adı: Ragweed
Yazan: Avi
Resimleyen: Brian Floca
Çeviren: Hande Anapa
Yaş grubu: 9+
Hayykitap,211 sayfa, 2011, karton kapak
ISBN: 978-605-4325-64-1

Share

{ 1 comment… read it below or add one }

Elif Ece Yürük Göksu October 13, 2011 at 08:51

Ama ama o kadar güzel anlatmışsınız ki, hemen koşup alasım geldi. Niye 9+ yaaaa? Alıp şimdiden kütüphanemizin başköşesine koysakkk? :)
EG

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: