Benek, kedi olmayı düşleyen köpek

by YILDIRAY on 11/10/2011

Görsel temsilidir. Kaynak: Mynet galeri

Kitabın adını görür görmez bizim eski mahalleye, 8-9 yaşında olduğum günlere ışınlandım. Bugün ana cadde olan sokağımız (yani bizim mahalle), o günlerde geniş enli bir çıkmaz sokaktı. Asfalt, ta E5 karayoluna kadar uzanan (ki bu oldukça uzun bir mesafeydi) bir arazide son buluyordu. Sokağımızın iki yanında mütevazı apartmanlar diziliydi. Fransız balkonu gibi sahtekârlıkları olmayan, geniş balkonlu, harbi binalardı. Bahçelerinde bin bir türlü çiçek ve ağaç vardı. Üstelik otomobiller rahat etsin diye bahçeye asfalt dökecek kadar aklını yitirmiş kimseler yoktu henüz bina yönetimlerinde. Apartman bahçelerinde yarasalardan kirpilere kadar çeşitli hayvanlar yaşardı. Elbette sokakta en rahat dolaşan hayvanlar kedi ve köpeklerdi. Biz çocuklar bayılırdık onlara. Yavrularıyla oynardık, onları başka mahallenin çocuklarından korurduk. Tamam, kavga çıkarmak için yavru kedi ve köpekler iyi birer bahaneydi ama gerçekten sever ve bakardık onlara. Üstelik onları zehirlemeye ya da vurmaya gelen belediye görevlilerine karşı gerilla taktikleriyle savaştığımızı da gururla söyleyebilirim.

İşte bu mahallede köpek bedeninde dünyaya gelmiş bir kedi yaşıyordu. Adını Marul koymuştuk. Nedenini bilmiyorum, Marul kıvırcık tüylü bir köpek değildi. Kirli sarı tüyleri olan, düşük kulaklı, mahzun bakışlı bir sokak köpeğiydi. Daha doğrusu, köpek gibi görünen bir kediydi. Demek istediğim, kendini kedi zanneden, hatta kedi olduğuna karar vermiş bir köpekti. Marul kedilerle oynar, köpeklerden kaçardı. Öyle sıradan köpekler gibi yerlere serilip yatmazdı Marul. Onu, bir duvarın üstüne çıkmış, poposunun üstüne oturmuş, sırtı dimdik mahalleyi süzerken görebilirdiniz. Üstelik iki yanında birer kedi olurdu. Günün birinde öldü Marul. Onu koruyamadık da zehirlendi mi, eceli mi geldi bilmiyorum. Mahallenin tüm çocukları toplanıp cenaze töreni düzenledik Marul için. Bizim yan apartmanın bahçesindeki koca çitlembiğin dibine gömdük Marul’u.

Benek de bizim Marul’a benziyor biraz. Sahiplerinin evinde rahat bir yaşamı var aslında. Doğumlarına şahit olduğu çocuklar çoktan büyümüş. Dostu kanaryayla iyi anlaşıyor. Yemeği, yatacak yeri var. Yine de aklı sokakta özgür yaşayan kedilere gidiyor, onlara özeniyor, onlardan biri olmak istiyor. Bu düşüncesini kedilere de açıyor bir gün. Kediler, “Bir düşünelim,” deyip gidiyorlar. Haber çıkmıyor bir türlü. Benek üzülürken, dostu kanaryanın başının belada olduğunu fark ediyor. Bir de ne görsün, kediler kanaryanın kafesini devirmiş, kuşu yakalamaya çalışıyor! Benek, her kahraman köpeğin yapacağı gibi arkadaşının yardımına koşuyor. Kediler kaçıyor. Benek yeniden kendini buluyor.

“Benek, kedi olmayı düşleyen köpek”, çocukların hayvanları başka bir gözle görmelerini, evcil hayvan diye tutturan küçüklerin nasıl bir sorumluluk üstlenmek üzere olduklarını anlamalarını sağlayabilecek bir kitap. Öykü boyunca köpek ve kediler arasındaki farklar açıkça ortaya konuyor. Çocukların nasıl bir evcil hayvan istediklerine dair düşünmeleri için iyi bir fırsat var yani kitapta. Bir heves alınıp sonra kapının önüne konan hayvanları düşünecek olursak, bu çok önemli ve üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konu.

Öykünün başka özelikleri de var. Örneğin, Benek’in arkadaşı Kirpik, yani evin kanaryası, evin en küçük çocuğu Ahmet dişlerini fırçalamayınca tüm evin duygu ve düşüncelerini ifade edecek biçimde, üzgün ve sert bir şarkı söylüyor. Yani alttan alta bir öğüt de veriyor yazar. Benek’le Kirpik arasındaki ilişkinin tarifinde, nitelikli bir dostlukta aranan sevgi, güven ve nezaket gibi unsurlar sıralanıyor.

Öykü, Benek’in yaşadığı kimlik problemini ve bunu nasıl aştığını da anlatıyor. Evin çocukları da büyüdükten sonra, istediği kadar ilgi görmeyen ve bir işe yaradığını hissetmeyen köpek Benek, kendinden başka birisi, örneğin kedi olarak mutlu olabileceğini düşünüyor. Neyse ki, girişimi sonuçsuz kalıyor ve ardından kedilerin doğasıyla kendi doğası arasında ne kadar büyük bir fark olduğunu görmesini sağlayan olay yaşanıyor. Benek, unuttuğu kendisiyle karşılaşarak, yeniden kendisi olmaktan mutluluk duyuyor.

Kitabın sonunda bazı kavram ve sözcüklerin açıklandığı minik bir sözlük var. Son sayfadaysa kedi ve köpek arasındaki farkların anlatıldığı ve çocukların evcil hayvan seçerken yararlanabilecekleri kısa bilgiler var.

Eğer Marul’u tanımamış olsaydım, bu kitap beni o kadar da heyecanlandırmazdı. Bana göre kitabın anlatımı gereğinden fazla uzun. Yazar hiç aradan çekilmiyor ama bir dede, bir nine edasıyla anlattığı için o kadar da sorun olmuyor. Bir de, artık kitabın çevirisinden mi, dizgisinden mi kaynaklandığını bilemediğim bazı sorunlar var kitapta. Örneğin, sayfa sekizde “Korkusuzca etrafı keşfetmeyi çok biliyorlardı!” diye bir cümle var. Ya ben cümleyi kavrayamıyorum ya da cümle “Korkusuzca etrafı keşfetmeyi çok iyi biliyorlardı!” olmalı.

Sayfa on dokuzda daha karışık bir durum var. Uyuklamakta olan Benek, bahçeden gelen yüksek sesle uyanır. Gerisi şöyle anlatılıyor: “Benek yarı uyanıktı, bahçeye doğru hızla koşarak odadan geçti, bu arada rüyasında: Korkulacak bir şey olduğunda kedilerin tam tersi tarafa doğru koştuklarını düşündü.” Benek’in yarı uyanık halde bahçeye doğru koşarak rüya görmesini ve iki noktanın konduğu yeri anlamadım. “Rüyada düşünmek” de yabancısı olduğum bir durum.

Öykü boyunca “soylu”, “asil” gibi bazı kavramların özellikle vurgulanmış olması hakkında ne düşünmem gerektiğini bimiyorum.

Kitabın grafik tasarımını ve resimlerini sevdim. Özellikle Benek’in niyetini açıklamak için karşılarına çıktığı sahnede kedilerin kabarması ve çizerin bunu ifade biçimi hoşuma gitti.

Marul, günün birinde seni böyle anacağım aklıma gelmezdi. İyi ki seninle aynı zaman diliminde, aynı mahallede yaşamışız. İyi ki arkadaş olmuşuz. Biliyor musun, o duvar hâlâ duruyor orada. O çitlembik ağacı da duruyor.

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

 Benek, kedi olmayı düşleyen köpek
Özgün adı: Risoto, el perro que soñaba ser gato
Yazan: Damián Leibovich
Resimleyen: Ivanke&Lola
Çeviren: Merve Uygur Demiröz
Yaş grubu: 6+
Pegasus Yayınları, 2011, 24 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-605-4456-86-4
Share

{ 2 comments… read them below or add one }

Binnur October 11, 2011 at 11:01

Son paragraf içime işledi…
Eline saglık kedi-köpek-çocuk-kitap sever arkadaş….
Sevgiler,

Reply

esra ertugrul January 10, 2012 at 10:18

Merhabalar,
Bu kitabı geçen ay okuduk. 23 aylık oğlum kedileri çok seviyor. Köpekleri de öğrensin diye almıştım, hiç içini karıştırmadan. İyi de olmuş, sayesinde köpek ve kedi ilişkisini öğrendi. Biz çok sevdik.
Ara ar tekrar yapıyopruz halen:))

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: