Arkadaş istiyorum!

by BANU on 30/06/2011

Bir kitabın insanın karşısına ne zaman çıkacağı belli olmaz. Ben bazen toz alırken karşılaşıyorum. Elbette bu nadiren oluyor. Nadiren çünkü evimiz tozlu değil. Her neyse, bazen bir başka kitabı ararken karşıma çıkar bazı kitaplar. Bazen kitap konusuyla hiç ilgisi olmayan bir şeyi ararken, örneğin bisiklet pompamı ya da su mataramın kapağını ararken karşılaşırım kitaplarla (Mataramasuko küçük bir Japon çocuğudur). Bazen de canım sıkıldığı, moralim bozuk olduğu ya da bir değişiklik istediğim zamanlarda çıkar kitaplar karşıma. Daha doğrusu, böyle zamanlarda, bir kitap karşıma çıksın diye ona rastlayabileceğim yerlerde dolanırım. Belediye otobüsünde çok bunalmışsam ilk durakta inip en yakın kitapçıya gidebilirim mesela. Bazen de bizim kütüphaneyi karıştırırım.

Yine kütüphaneyi karıştırıyordum. “Tek sevdiğim”, diyecek kadar ileri gitmeyeceğim ama sevdiğim birkaç prensesten biri olan “Küçük Prenses” orada, kütüphanenin bir rafında durup duruyordu. Ne zamandır karşılıklı oturup iki lafın belini kırmamıştık kendisiyle. Daha ciltleri görür görmez sırıttım. Her birini şöyle bir elden geçirdim ve “Arkadaş İstiyorum” adlı ciltte karar kıldım. Zira arkadaş istiyordum.

Küçük Prenses sırf erkek oyunları oynayan kardeşinden şikâyetçidir. Annesi ertesi gün okula başlayacağını ve bir sürü arkadaş edineceğini söyleyerek onu yatıştırmaya çalışır. Okula gider gitmez, şapkasını ve ceketini askıya asan Küçük Prenses, diğer çocuklarla arkadaş olup oynamak için bahçeye fırlar. Ne yazık ki, evdeki hesap çarşıya uymaz. Karşılaştığı ilk birkaç çocuk onunla oynamak istemez. Küçük Prenses üzgün bir halde bahçenin bir kenarına çekilir. O sırada, kendisi gibi bahçenin bir kenarında üzgün üzgün duran bir çocuk olduğunu fark eder. Derken bahçenin çeşitli noktalarında tek başına duran başka çocuklar olduğunu da fark eder. O sırada tek başına duran her bir çocuk bir başka çocuğun bahçenin bir kenarında tek başına durduğunu fark eder. Böylece oynayacak arkadaş bulamayan tüm çocuklar birleşir ve birlikte oynayamaya başlarlar.

Evet, farkındayım, bu bir “okulun ilk günü” kitabı ve biz şu anda yaz tatilinin sadece ikinci haftasındayız. Öte yandan, çocuklar her zaman ve her yerde oynayacak arkadaş isterler. Tamam, bu kitap okulun ilk gününü, yani birbirini tanımayan bir sürü çocuğun yabancısı oldukları bir ortamda karşılaşmasını anlatıyor. Peki, çocuğunuzla birlikte ilk defa gittiğiniz bir tatil yerinde durum ne kadar farklı oluyor? Yani bizim okullar tatil diye bu kitabı görmezden gelmeyeceğim.

Öykünün en sevdiğim yanı, kendileriyle oynamak isteyen çocukları reddedip birlikte oynayan çocukların küçük bir grup olarak kalması, buna karşılık, Küçük Prenses’in ve diğer “tek başına kalmış” çocukların birbirlerini fark edip oyuna dalmaları oldu. Belki de reddedilmenin yarattığı ya da en azından güçlendirdiği o yalnızlık duygusunu birbirleriyle oynarken bile kolayca üstlerinden atamadılar ama oynamaya da devam ettiler. En güzeliyse, Küçük Prenses birlikte oynadığı tüm “tek başına kalmış” çocukları çaya davet edince, en başta herkesi reddeden o küçük çocuk grubunun da bu etkinliğe katılmak istemesi oldu. Daha doğrusu, onlar bu çay partisine katılmak isteyince, Küçük Prenses’in reddedilmişlikten kaynaklanan kırgınlığını bir kenara koyup intikam almaması ve o küçük gruptaki çocukları da çaya davet etmesine bayıldım. “Al bakalım yavrucuğum bu olumlu mesajın, bu da üstüne iki öğüdün, hadi bakalım,” diyen kimse yok. Eğlenceyi öne çıkaran aklı başında bir kurguyla her şey güzelce anlatılıyor.

Dizinin yazarı ve çizeri Tony Ross ile, dolayısıyla Küçük Prenses ile de, ilk karşılaşmamız sallanan bir diş meselesiyle olmuştu. O zaman da, her fırsatta söylediğim gibi, Tony Ross’un haylaz bir çizer olduğunu söylemiştim. Değişen bir şey yok.

Anlaşılan o ki, Küçük Prenses’in “Arkadaş İstiyorum” adlı macerası bir süre masamda, pek sevdiğim bir başka prenses olan ve Kıllı Canavar’ı çileden çıkaran Lucile ile birlikte duracak. Eh, beni masamın başında sırıtırken görürseniz, nedenlerden birini artık biliyorsunuz.

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

Arkadaş İstiyorum
Özgün Adı: I Want a Friend
Yazan ve Resimleyen: Tony Ross
Çeviren: İlke Aykanat Çam
Yaş grubu: 3+
TUDEM Yayınları, 2007, 32 sayfa, sert kapak
ISBN: 978-9944-69-144-4

Share

{ 8 comments… read them below or add one }

bap June 30, 2011 at 09:12

Bize iyi gelecek bir kitap daha :) teşekkürler,

Reply

pinooo June 30, 2011 at 09:37

İlkokula küçük yaşta başlayıp 1 ay bir kenara pısıp kimseyle iletişim kuramamıştım. Tüm bunları da içime atıp eve yansıtmamıştım. 1 ay sonunda annem arkadaşlarımla neler yaptığımı sorunca (o zamanlar çocuklar şimdiki gibi kurcalanmıyormuş, pedagoji falan yokmuşmuş:) boynuna sarılıp ağlayarak gerçekleri anlatmışım. O da işinden izin alıp çantasına doldurduğu şeker ve çikolatalarla sınıfımıza gelip gözüne kestirdiği boyu boyuma huyu huyuma benzer çocuklara dağıtarak 2. tenefüse kadar bahçede gizlenip verdiği rüşvetlerin işe yarayıp yaramadığını gözlemlemiş.
Evet, rüşvet işe yaramıştı, çikolata ve şekerleri midelerine indiren çocuklar beni 2. tenefüs kollarına takıp bahçeye çıkarıp çinçan oynamaya başlamışlardı. İlk etapta beni ipin içinde sokup kendileri zıp zıp oynasa da zaman içinde bende onlarla zıplayacak kademeye ulaşmıştım. Çocukların dünyası çoook acımasız çoook :D (Eğer benimle oynamazsanız annem orayı basar sizi çikolatalara şekerlere boğar ona göre:))

Reply

Burcu June 30, 2011 at 10:22

Sizin önerdiğiniz kitaplar sayesinde çocukalrıma kitap okumayı sevdiriyorum. Okuduğumuz kitapların kiütüphanede olması çok güzel, onlarla bağımız var fakat her zaman almaya yetişemiyorum.Bir değiş tokuş klubü gibi bir şey olsa veya başka bir yöntem olabilir mi ?

Reply

Ebru June 30, 2011 at 10:42

Mahalle muhtarımıza, ilçe belediyelerimize hatta Kültür Bakanlığı’na her mahalleye, her semte çocuk kütüphanesi kurmaları yönünde baskı yapsak, bunun öneminden, kütüphanenin gerçek bir ihtiyaç olduğundan bahseden dilekçelerle işe başlasak belki işe yarar. Ne dersiniz? Hatta çocuklarımızı gönderdiğimiz her düzeydeki okulun yönetimine gerçek, işlevsel bir kütüphane kurmaları ve kurulan kütüphanelerde bu işin eğitimini almış kütüphanecilerin çalıştırılması konusunda taleplerimizi bildirsek…Kimbilir belki taleplerimizi ciddiye alan bir yönetici çıkar karşımıza. Böylece her birimiz evlerimize kitap satın almaktansa, pek çok yabancı çizgi-filmde gördüğümüz gibi bizim de çocuklarımız kütüphaneye üye olabilir ve diledikleri kitabı hiçbir ücret ödemeden ödünç alıp okuyabilirler. Bu konudaki Beyoğlu Turabibaba Kütüphanesi iyi örneklerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bakmak isterseniz web adresi: http://kutuphane.beyoglu.bel.tr/

Reply

Fatoş June 30, 2011 at 13:22

Bende aynen bir kenara çekilen o çocuklardandım. Reddedilmekten değilde çekingenlikten. Hala da öyleyimdir. İlk adımları atamam hiç. Belki bu kitabı o zaman biri bana okusaydı şimdi durum farklı olurdu, kimbilir…

Reply

cigdem karal June 30, 2011 at 13:36

Benim kızım da bu aralar hep arkadaş, hatta ileri gidip hep kardeş istiyor.
Güzel bir kitap, çizimler bizce harika.

Biliyormusunuz kızım artık sizin sembolü veya yazıyı tanıyor ve ben okumadan ; ” aaa anne bak bir dolap kitap ” diyiveriyor. Ne güzel.

Ellerinize sağlık.
Gururlu anne Çiğdem
ha bide tatil yapmış.

Reply

tuba-defne November 11, 2011 at 13:19

Kitap yorumunu okuduğumda ‘Tam da bize göre ” demiştim,çünkü Defne de yuvaya gidiyor ve bizim de ufak tefek sorunlarımız oluyor okulla ilgili.Ama maalesef aradığımı bulamadım,birlikte aldığım ”ŞİRİN YUVAYA GİGİYOR” kitabı gibi güzel bulmadım.Bir kere tüm arkadaşı olmayan çocuklar okul bahçesinde bir şeyler paylaştıktan sonra ”arkadaş” olmuşlardır artık ama kitapta hala ”Diğer arkadş olmayan çocuklar” diye bahsediyor bu kalabalık gruptan.Ayrıca keşke Ekin ,Pınar,Zeynep ve Efe bu kalabalık grubun eğlenceli arkadaşlığını beğendiği için onlara katılmak isteseydi,oysa onlar kahramanımızın ‘PRENSES’ olduğunu anlayınca bu gruba katılmak istiyor.Ben kafamda kitabı yeniden yazdım sanırım :) .Sevgiler..

Reply

Yıldıray November 11, 2011 at 15:52

ben değindiğiniz noktaların çocukların ilişkisinde doğal olarak rastlanılan durumlardan olduğunu düşünüyorum. o nedenle beni rahatsız etmiyor bunlar. Şirin Yuvaya Gidiyor gerçekten esaslı bir kitap:)

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: