“Ben yapıcam! Ben yapıcam! Ben yapıcam!”
Çocuğunuzdan bunu kaç kere ve nerelerde duydunuz? Alışveriş yaparken, tam da kredi kartı şifresini yazıp giriş tuşuna basacakken mi? Patlamış ampulün yerine yenisini takarken mi? Otomobilinizin kilidini açmak üzere kumandaya elinizi attığınızda mı? Dolma yapmak üzere kabakları oyarken mi? Vapurun kalkmasına saniyeler kala akbilinizi basıp turnikeden geçmeye çalışırken mi? Belki de çocuğunuz daha minicik bir bebekken mama kaşığını illa da kendisi tutup ağzına götürmek istiyordu. Kim bilir nasıl batmıştır üstü başı!
Yazan kimmiş, uzman mıymış, bilmiyorum ama bu linkteki yazı hoşuma gitti. Yazıya göre, 0-6 yaş arasındaki çocuklarda hem bağımsız olma ve kendi başına başarma isteği, hem de ait olma isteği olurmuş. Yani çocuklar ebeveynin elini bırakıp koşmak için can atarlarmış ama dönüp baktıklarında ebeveynlerini göremeyince yaygarayı koparırlarmış.
Bunu söylemek için uzman olmaya gerek yok: Çocuklara başaramayacaklarını, beceremeyeceklerini, yapamayacaklarını söylemek çok da iyi bir fikir değil. Bu her seferinde nasıl başarılır bilmiyorum ama en iyisi yapmak istedikleri şeyi onların yapabileceği bir hale getirmek olsa gerek. Çocuklar oyun oynamayı severler, değil mi? O zaman çocuğunuz matkapla duvarı sizin yerinize delmek istiyorsa, ona engel olmak yerine onun matkapla duvar delmece oynamasını sağlamak çok daha yapıcı bir yaklaşım olur. Aklınızdan ne geçiyor biliyorum: “Oradan konuşması kolay tabii!”
Peki, tamam, her seferinde çocuğunuzun sizin yerinize yapmak istediği eylemi oyunlaştırarak ona sunamayabilirsiniz. Yine de çocuğunuzun kendi başına yapabileceği bir sürü şey olmalı. Üstelik de son derece işe yarar, çocuğunuzun bedensel ve zihinsel becerilerini geliştiren ve onun sorumluk almasını öğreneceği türden işler vardır mutlaka. Bu konuda biraz yardım almak ister misiniz? Buyurun o zaman Mavibulut’un yakın zamanda yayımladığı “Artık Kendim Yapabilirim” dizisine.
Dizi dört kitaptan oluşuyor: “Artık Kendim Temizleyebilirim”, “Artık Kendim Tamir Edebilirim”, “Artık Kendim Pişirebilirim”, “Artık Kendim Yetiştirebilirim”
Kitapların yaptığı öneriye bayıldım. Her kitapta, çocuk kahramanımız bir işin üstesinden geliyor. Bunu yaparken gerektiğinde bir büyüğünden yardım alıyor. En nihayetinde, giriştiği işi tamamlıyor. Kimse ona “Yapamazsın, daha küçüksün, beceremezsin vs.” demiyor.
Dizinin editörü Keriman Güldiken, tanıtım yazısında kitapların önemli bir özelliğine dikkatimizi çekmiş: “Artık Kendim Tamir Edebilirim” adlı kitapta, tamirat yapan bir kız çocuğu. “Artık Kendim Pişirebilirim” adlı kitapta, aşçı çocuğumuza mutfakta annesi değil, babası yardımcı oluyor. “Artık Kendim Temizleyebilirim” adlı kitapta, temizlik işini yapan bir erkek çocuk. Yani cinsiyete göre benimsenmiş, öğrenilmiş, dayatılmış işbölümü bu kitaplarda yer almıyor. Bu yaşıma geldiğim halde annemin bulaşık yıkamamdan rahatsız olduğunu düşünürsek, bu ezberi bozmak için her fırsatı değerlendirmemiz gerektiği görülüyor.
Önce iş güvenliği! “Ne ilgisi var?” demeyin. Bu dizinin çok önemli bir özelliği de bu. Kitabın resimlerine bakarsanız, çocuk karakterlerin ve yanlarındaki yetişkinlerin tedbiri asla elden bırakmadığını, tüm güvenlik önlemlerini aldıklarını rahatça görürsünüz. Yemeği
küçük kız pişiriyor ama biberleri kesen ve elinde eldivenle tepsiyi fırına veren babası. Tamirci çocuğun her tür araç gereci var ama çekici can yakmıyor, matkabı ses bile çıkarmıyor çünkü hepsi de oyuncak. Üstelik aletleri oyuncak olduğu halde kafasında bareti, gözünde koruyucu gözlüğü eksik değil. Emniyet kemeri takmanın delikanlılığı bozduğuna inanan bir toplumumuz olduğunu göz önünde bulundurursak, iş güvenliği meselesini gündeme getirmenin yaşı olmadığını söyleyebiliriz.
“Artık Kendim Yetiştirebilirim”, (en azından Türkiye’deki) çocuk kitaplarında pek bulamadığımız, ihmal edildiğini düşündüğümüz bir durumu içeriyor. Bahçıvanlık eden küçük çocuğun yanında gördüğümüz yetişkinlerden biri tekerlekli iskemlede oturuyor. Bu tekerlekli iskemle gözümüze sokulmuyor, duygularımızı dürtmüyor. Resimlerdeki diğer yetişkinlerin tekerleksiz iskemlede oturması ne kadar olağansa, o yetişkinin tekerlekli iskemlede oturması da o derece olağan. Bu ayar çok önemli. Tekerlekli iskemlenin göründüğü resimler çok önemli. O resimler hakkında çocuğunuzla konuşmayı sakın ihmal etmeyin. Çünkü biz, bırakın bedensel engelli olmayı, komando olsak bile belediyecilerimizin görevlerini yerine getirmiş gibi görünmek için yaptıkları kaldırımlarda yürümekte zorlanıyoruz. Motorlu taşıt faşizmine teslim olmuş bir ülkede yaşadığımız için, her yere kaymak gibi asfalt döşenirken yayalar alt ve üst geçitlere mahkûmdur, o da eğer bacaklarınız tutuyorsa. Yoksa yolun hangi tarafındaysanız o tarafta kalırsınız.
Uzun lafın kısası, bizim ülkemizde engel bacakların tutmaması, gözlerin görmemesi değil; bozuk kaldırımlara ve alt ya da üst geçitlere razı olan yayalar, otomobillerini kaldırımlara park eden bencil şoförler, görevini gerektiği gibi yapmayan belediyeler, engelli vatandaşları yok sayan yöneticilerdir. Bu nedenle bir çocuk kitabındaki resimde bir kişinin tekerlekli iskemlede oturması ve resimdeki diğer insanlarla eşit olduğunun açıkça görülmesi çok ama çok önemlidir.
“Artık Kendim Yapabilirim” dizisi her kitabında başka bir etkinlik öneriyor zaten. Yine de bu konuya değinmeden edemeyeceğim. Lütfen çocuklarınıza yapabilecekleri işleri yapma olanağı verin, gerektiğinde onlara yardım ederek başladıkları işleri bitirmelerini sağlayın. “Çocuğumun çiçek yetiştirmesini çok isterim ama ne yazık ki bahçemiz yok,” gibi bahaneler uydurmayın. Bir saksı bulabilirsiniz, değil mi? En azından ıslak pamuğun içine konacak bir fasulye tanesi bulmak zor olmasa gerek. Hem çocuğunuzla karşılıklı oturup bir liste çıkarın bakalım tamir edilmesi gereken neler var, evin nereleri temizlenebilir, hangi yemekleri pişirebilirsiniz, hangi bitkileri yetiştirebilirsiniz? Bu işleri yapmak için hangi malzemelere, hangi araç gereçlere ihtiyaç var? Bir sürü liste işte…
Sizin için birkaç yazı buldum internette. Bu linkteki yazıda, 0-12 ay arasındaki bebeklerin el becerisi ve zekâ gelişimi hakkında bilgi var. Bu linkteki yazıda, okul öncesi çocuklarda küçük motor gelişimi konu ediliyor ve 3-6 yaş arasındaki çocukların becerileri tablo biçiminde veriliyor. Bu linkteki yazıda, 5-6 yaşındaki çocukların el becerileri konu ediliyor.
Söyleyin bakalım, sizin çocuğunuz hangi işleri kendi başına yapmak istiyor?
Hamiş: Bu kitapları ele aldığımız radyo yayınını dinlemek için tıklayın.
Bu kitapları da okumak isteyebilirisniz:
- Anne Ben Kimim?
- “Armağan” dizisi
- Değnek Adam
Artık Kendim Yetiştirebilirim
Özgün adı: Grow it! (Helping Hands)
Yazan ve resimleyen: Georgie Birkett
Çeviren: Fatih Erdoğan
Yaş grubu: 4+
Mavibulut Yayıncılık, 2011, karton kapak
ISBN: 978-975-310-113-4
.
.
.
.
Artık Kendim Tamir Edebilirim
Özgün adı: Fix it! (Helping Hands)
Yazan ve resimleyen: Georgie Birkett
Çeviren: Fatih Erdoğan
Yaş grubu: 4+
Mavibulut Yayıncılık, 2011, karton kapak
ISBN: 978-975-310-116-5
.
.
..
Artık Kendim Temizleyebilirim
Özgün adı: Clean it! (Helping Hands)
Yazan ve resimleyen: Georgie Birkett
Çeviren: Fatih Erdoğan
Yaş grubu: 4+
Mavibulut Yayıncılık, 2011, karton kapak
ISBN: 978-975-310-115-8
.
.
.
.
Artık Kendim Pişirebilirim
Özgün adı: Cook it! (Helping Hands)
Yazan ve resimleyen: Georgie Birkett
Çeviren: Fatih Erdoğan
Yaş grubu: 4+
Mavibulut Yayıncılık, 2011, karton kapak
ISBN: 978-975-310-114-1










{ 8 comments… read them below or add one }
Ben de bu seriye bayıldım. Anlatımın basitliği ve önerilerin yapılabilirliği vurdu beni. Çevremizdeki ebeveynlerde çok görüyoruz: “Sen daha bunu yapmak için çok küçüksün” ya da daha kötüsü direk “sen bunu yapamazsın” lafları çok duyuluyor. Oysa çocukların da yapabileceği çok şey var. Mesela benim 7 yaşındaki becerikli kızım hiç tarife bakmadan, yardım almadan, herşeyi kendi kafasından uydurarak (ama tüm sıralamayı benden daha doğru bir şekilde yaparak) kek yapabiliyor. Bir büyük gözetiminde fırına koyup, fırını da doğru dereceye ayarlayabiliyor. Oysa “Sen daha küçüksün yapamazsın” söylemleriyle büyüseydi, eminim benim gibi mutfakla küs (ben yapıcı diil, yiyiciyim!) bir yetişkin olacaktı!
Harika bir yazı olmuş, kitapları merak ettim, listeme ekledim. İlk satırlarda çok güldüm. Benim 23 aylık kızım da artık herhangi bir alışveriş esnasında kredi kartı şifresi girmemize izin vermiyor. ” Ben basiiiiim, ben basiiiiim” diye tutturuyor. Bunun dışında yumurta kırmak, kek hamuru karıştırmak, bulaşık makinesinden bardak boşaltmak, asansör çağırmak, çayımıza şeker atmak, marketten gelindiğinde torbaları mutfağa taşımak gibi işleri ısrarla kendi yapmak istiyor. E bizde izin veriyoruz ve mutlu oluyor bunları yapınca. Yapamayacağı bir şey istediğinde de ”Yapamazsın, hayır” yerine, ” e bir dene bakalım”, ” yardım ister misin?”, ” birlikte yapalım mı?” gibi şeyler söylüyoruz. Sonuç; her durumda kendine eğlenecek bir şey bulabilen, meraklı, mutlu, pozitif, kıpır kıpır bir çocuk oluyor günden güne.
Yalın bir anlatım, sanki kendi halinde bir “Yapabilirsiniz!” seslenişi, eğlenceli bir buluşma (kitap-çocuk-anababa) için sessizce yaratılmış harika bir olanak… Ve sizin değerlendirmedeki (artık bana da tanıdık) sıcaklığınız…
Herkesin emeği var olsun.
Yazınızda cok guzel noktalara deginmissiniz…Elinize sağlık..
Çocuğun birşeyleri başarmasını ve bundan mutluluk duymasını seyretmek müthiş bir şey:) Aslında bence o işi başarması hiç önemli değil.. Çocugun kendi becerilerinin farkında olması ve bunun sorumlulugunu alması önemli olan. Ayrıca ebevyn olarak çocugunuzu daha iyi tanıma fırsatınız da oluyor bu süreçte. Ör: Dikkatini uzun süre belli bir konuda toplayabiliyor mu, el becerisi gelişmiş mi, yenilgiye ugradığında çabuk yıkılıp pes ediyor mu yoksa yeniden denemeye devam ediyor mu gibi pekçok ipucu ulaşıyor size:)
Ev işlerinin erkek-bayan olarak ayrılması konusuna ben de karşıyım. Oglumu da bu ayrımcılıktan(!) uzak yetiştirmeye gayret ediyorum…2,5 yasındaki oglumla yaptıklarımız ise şunlar: Bezelye fasulye gibi sebzeleri ayıklamak, bulaşık makinası-çamaşır makinası boşaltmak, kek yapmak, elektrik supurgesiyle ortalıgı süpürmek, saksıdaki çiçeklere su vermek…
Bir de oglumun kitaplarını eline alıp -bizi taklit ederek- okuyor gibi mırıldanması da cok hosuma gidiyor:)
Teşekkürler bir dolap kitap… yine harika kitaplarla tanıştırdığın için bizi. Zaten “keçi ile eşek” ve “kafasına edeni bulmaya çalışan köstebek” elimizden düşmüyor şu aralar… bunlara da bayıldım.
ebevyn olarak bizim de en büyük dertlerimizden biridir bu. yiğit’e habire iş vermekten adam görev adamı oldu çıktı. çamaşırları makineye koyar, asarken mandalları verir, çiçekleri sular vs. bu seri de bize çok çok yardımcı olacak…
teşekkürler, sevgiler,
Pınar
Merhabalar! Benim 2,5 yaşındaki oğlum bu seriye pek meraklı…ancak kitabı aldığında ilk sorusu “çocuğun adı ne” oldu. Ben de o an yazar/çizere bakıp Georgie demiş bulundum! Artık bu kitaplar Georgie’nin maceralarını anlatıyor…:)
Yine harika bir kitap serisiyle tanıştm. Sanırım teşekkür size karşı hislerime tercüman olmakta yetersiz kalıyor. Ece 4 yaşında sayenizde hem yaşına uygun hem gelişimine uygun harika kitaplarla tanışıyoruz. Emeğinize sağlık,iyi ki varsınız.
Geriye dönük yazılarınızı tarayıp, alınacak kitaplar listemi hazırlarken farkettim bu seriyi, çok beğendim.Tabi ki listeme eklendi, okumak için sabırsızlanıyorum.