Resimli kitap mı, resimle bezenmiş kitap mı?

by BANU on 09/06/2011

Bir süredir kafamın içinde bir soru dolanıp duruyor: Resimli kitap ile resimle bezenmiş kitap arasındaki fark nedir?

Hani geçtiğimiz haftalarda Koç Üniversitesi’ne gitmiştik ya… İşte bu soruyu orada katıldığımız derste Yıldıray sormuştu öğrencilere. Ben de o günden beri bu konuyu düşünüyorum. Kafamda evirip çeviriyorum. Ben çocuk kitapları uzamanı değilim. Ressam ya da illüstratör de değilim. Bu konuda ahkâm kesmek bana düşer mi bilmiyorum. O nedenle aşağıda kendimce yaptığım listeyi resimli çocuk kitaplarını çok seven birinin görüşleri olarak kabul edin ve lütfen yazının sonuna kendi eklemelerinizi de yapın.

1. Resimler ve metin dengelidir. Hatta resimlerin yazıya oranı daha fazladır.

2. Metnin uzunluğu kararındadır. Uzun metin sığsın diye cümleler balık istifi gibi sıkıştırılmamıştır. Her sayfada en fazla birkaç cümle vardır. Cümleler karmaşık değil, basittir.

3. Cümleler melodik ve ritmiktir. Ses ve sözcük oyunlarından yararlanılır.

4. Resimlerde metinde anlatılanların aynısını bir kere daha söylemez. Resimler metnin tekrarı değil, tamamlayıcısıdır.

5. Resimlerde metinden bağımsız yan öyküler vardır.

Favori çizerlerimden Axel Scheffler. (Kaynak: The Telegraph)

6. Her sayfada ayrı bir resim kullanılmışsa, resimler tüm sayfayı kaplayacak, sayfa kenarına sıfırlanacak kadar büyük değildir. Aksi takdirde her iki sayfadaki resim birbirine karışabilir. Görsel olarak gözü rahatsız eder.

7. Resim karelerinin kendi içinde bir bütünlüğü, ritmi, dengesi vardır.

8. Resimlerde, metinde olduğu gibi bir başlangıç, bir süreklilik, bir doruk noktası ve bir final vardır.

9. Resimlerde kitabın ana karakterini tanımamıza, ona yakınlık duymamıza neden olan ayrıntılar vardır.

Peki söyleyin bakalım; sizce resimli kitapla resimlerle bezenmiş kitap arasındaki fark nedir? Soruyu biraz daha açayım: Size göre iyi bir resimli kitap nasıl olmalı? Beğendiğiniz resimli kitaplar hangileri? Yorumlarınızı bekliyorum.

Share

{ 21 comments… read them below or add one }

Blogcu Anne June 9, 2011 at 09:34

Deniz henüz okumayı bilmediğinden resimlere bakarak takip ediyor hikayeleri. Bense hikayeyi okuduğumdan, resimlere bakmayı atlıyorum bazen.

Bazı zamanlar kitabı babası okuyor Deniz’e, ben de yanlarında oturuyor oluyorum. İşte öyle zamanlarda kelimelere değil, Deniz’in yaptığı gibi resimlere odaklanmaya çalışıyorum. İşte kitabın asıl anlamı o zaman çıkıyor ortaya.

Resim dediğin bence hikayeyi tek başına taşıyabilmeli. Büyük ölçüde. Kelimeleri okuyamasan bile resimlere bakarak anlayabilmelisin hikayenin ana fikrini. Kelimeler destekleyici olmalı sadece.

Tabii ki yaş grubuna göre resimin ağırlığı değişecektir. Ancak okul öncesi dönemde resimler çok önemli gibi geliyor bana.

Küçk Ayı serisinin (örneğin Eve Dönelim Küçük Ayı) resimleri bu anlamda kusursuz geliyor bana. Basit çizimlere o kadar çok şey sığdırılmış ki…

Reply

pinooo June 9, 2011 at 09:49

Sevdiğim bazı çizerlerin linkleri aşağıda (daha çok var ama fazla yer kaplamak istemedim:) Benim için resimli kitap nasıl olmalıyı tarif etmem güç. Sanırım rafta gördüğümde gözlerim büyüyerek sevinçle saldırıyorsam o iyi bir resimli kitaptır bana göre:) Resimli kitabın sayfalarında kaybolmalıyım, okumasam da bakmaktan zevk almalıyım. İlk bakışta fark edilmeyen ama tekrar tekrar bakıldığında dikkat çeken minicik detaylar ve sürprizler barındırmalı. Ve çizgiler komik olmalı (bu tamamen kişisel bir tercih:)

http://www.kipitap.com/kitap/Minik/424

http://www.amazon.co.uk/Lost-Found-Oliver-Jeffers/dp/0007150369/ref=pd_ys_qtk_general_recs_2?pf_rd_p=231460247&pf_rd_s=center-1&pf_rd_t=1501&pf_rd_i=home&pf_rd_m=A3P5ROKL5A1OLE&pf_rd_r=0HFE61X282JKEYRDGPMY

https://www.amazon.co.uk/Going-Bed-Book-Boynton/dp/0689861141/ref=sr_1_1?ie=UTF8&qid=1307601457&sr=8-1

https://www.amazon.co.uk/Mrs-Armitage-Wheels-Quentin-Blake/dp/0099400529/ref=sr_1_4?s=books&ie=UTF8&qid=1307601547&sr=1-4

https://www.amazon.co.uk/Histoires-Inedites-Du-Petit-Nicholas/dp/2915732000/ref=sr_1_5?s=books&ie=UTF8&qid=1307601591&sr=1-5

Reply

Anil Tortop June 9, 2011 at 10:39

Resimli kitap miii? Bayilirim!

Yukaridaki 2. ve 6. maddelerle ilgili bir seyler soylemek isterim. Resim-yazi dengesi ve cizgi yapisi konusunda yas grubu cok cok onemli. Birkac cumleden fazla yazi da olabilir bir sayfada, sadece bir cumle yazi da. Resimler gozu rahatsiz etmemek sartiyla istedikleri buyuklukte olabilirler. Yazilari okumak rahat olacaksa resmin onunde yer alabilirler. Eger arkasinda yer almislarsa o bir hatadir :)

Reply

imge June 9, 2011 at 10:47

Öncelikle yaş grubuna göre resimlenmeli kitaplar.baktığınızda bazı kitaplar hem resimle takip edilebiliyor hem de cümlelerle.resimler bu anlamda hem çocuğa hem okuyana yol gösterici olmalı.okuyan kişinin dağılan dikkati toplaması açısından ya da resimden yola çıkarak tahminlerde bulunmakta mümkün(çocuklarla birlikte).ayrıca resimlerdeki çizgilerin ve renklerinde önemli olduğunu düşünüyorum.ama yaş büyüdükçe resimlerin küçüldüğü bir gerçek…

Reply

onur June 9, 2011 at 11:09

Merhaba,

Benim gözlemlerime göre çocuklar en az 9-10 yaşlarına kadar okudukları kitaplarda mutlaka resim görmek istiyorlar. Bunlar olayları anlatan resimler de olabilir ana karakterin resmi de olabilir. Ancak farklı ve komik çizimler daha etkili gibi görünüyor. Aytül Akal’ın hikaye kitaplarında kullanılan çizimler güzel ve etkili. Benim oğlum Mustafa Delioğlu nun çizimlerine bayılıyor özellikle yeni okumaya geçtiği dönemlerde bordo siyah yayınlarından çıkan ufak masal kitaplarındaki resimleri bayılarak izliyordu.

Reply

Keriman June 9, 2011 at 11:28

Sanıyorum bu ayrımın yapılamamasının nedeni Türkçede “Picture Book”u kavram olarak ifade edecek ayrı bir kelimenin bulunmaması. Doğrudan yapılan ‘resimli kitap’ çevirisi “Picture Book” kavramının içeriğini tam ifade etmiyor galiba.
Sıralanan maddelerle ilgili kendi yorumlarımı söylemek isterim.
1. madde. Bence resim ve metin dengeli değildir. Kesinlikle resim ağır basar.
2. ve 3. madde. Metin özelliklerinin resimli kitaplarda (ben resim-kitap diyeceğim) bence bir önemi yoktur. Resimleri görmemi engelleyecek kadar fazla olmadıktan sonra… :) )
4. madde. Resim metni tekrar edebilir bence. Bunun ne sakıncası olabilir ki? Bazen iyi de olur…
5. madde. Şart değil.
6. madde. Profesyonel bir çizer ve tasarımcı için bu sorun olmaz.
7.madde. Evettt, bence de…
8.madde. İşte galiba bu madde resim-kitapla resimli kitaplar arasındaki farka ulaşmamızın ipuçlarını veriyor. Yani resim-kitapta metin olmasa da ben sadece resimlerine bakarak metnin anlattığını anlayabilirim. Ama bu anlayış sadece kurguyu anlamak değil, kurguyu ‘hikayedeki’ edebi tadı alarak ama metni okumadan da alabilmektir. (Hatta bazen daha fazla/farklı bir tat alabilmektir) Yani resim-kitap resimleriyle bir kitaptan metinden bağımsız olarak edebi zevk almamı sağlayabilen kitaptır. Hımmmm, düşünmeye açık bir konu.
9. madde. Bence şart değil.

İşte bunlar da benim düşüncelerim. Biraz uzun oldu galiba. Ama ne hoş bir konu. Özellikle yayın hayatıyla ilgilenenler için :) ))

Reply

Nelihan Öz June 9, 2011 at 12:17

Kitaplardaki resimlerin büyüdükçe azaldığı ve sadece kapakta kaldığı doğru; kapak resmi dolayısıyla alınan kitaplarda azımsanmamalı bence.
Bir kitap kurdu olarak kapak düzenlemesi ve arka sayfa sunumu kitap için bir anahtar niteliğini taşıyor. Bu Büyüklere yönelik kitaplarda aradığım şey diyebilirim.

Kızımla birlikteyse çocuk kitaplarını keşfettim. Çok büyük ve konudan alakasız resimler olması hikayeyi okuyan kişi içinde zor. Maddeleri onaylıyorum. Eklentimse,
— Çocuklar gülen yüzleri ve resimlerdeki sıcaklığı seviyor. Resimlerde renk seçimi o nedenle çok önemli. Pozitif duygular uyandıran resimler etkili

— Hikayeyi tamamlamanın yanında resimlerdeki küçük detaylarda farklı bakışlar ve minik karakterler olması da eğlence etkisini arttırıyor. Yani sayfada” burada farklı ne var ?” diye baktıran resimlerden söz ediyorum.

— Çocukların çok farklı ilgileri olabiliyor ve ne kadar korumaya uğraşsanız da bazı markalar takıntı haline gelebiliyor. Bunu kırmak için benzerler değil de farklı çizgiler yakalanabilir.
( Kızım özellikle fil, zürafa, kuş vesaire, bilindik hayvan resimlerinden canlı ve güleç kullanılan kitapları raflarda bulup seçiyor. Okurken de elinden bırakmıyor. :)
Aytül Akal’ın kitapları gerçekten kendi içinde özellikler ve desenler taşıdığından çok keyif veriyor.
Konu seçimi ve önemli konuya değinme konusunda Bir dolap Kitap yine güzel bir nokta bulmuş tebrikler. :)

Reply

Fatoş June 9, 2011 at 12:29

Yukarıdaki maddelere bende katılıyorum. Resim çok çok önemli. Mesela Julia Donaldson’ı çok sevmeme rağmen, “Yataktan Düşen Ayıcık” kitabını almaya elim varmıyor bir türlü. Çizeri Axel Schiffler olmadığı için. Ben çoğu zaman hiç metni okumadan resim üzerinden anlatıyorum hikayeyi. Bu yüzden bence bir kitabı sattıran resim. Alır evde metni beğenmezsiniz, kendi hikayenizi anlatırsınız. Ama resim kötüyse, metin ne kadar iyi olursa olsun cezbetmez beni.
Bence çizer, sırf kitabı tamamlamak için, sadece bir maddi karşılık için çizmemeli. Öncelikle bunu çizerken zevk almalı, içine küçük sürprizler saklamalı, çizerken bir çocuğun gözüyle bakıp mutlu olabilmeli, içine sindirebilmeli.
Beğendiğim resimli kitaplar, Axel Schiffler’in çizdikleri, Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor, Koyun Russell.. Aslında daha pek çok var ama ilk aklıma gelenler bunlar.

Reply

Sheena June 9, 2011 at 12:32

Good Night Gorilla!
Favori kitabimiz bu..
Acaba bu resim kitabina mi giriyor onu da bilemedim metin cok az ve hikaye hemen hemen tamamen resimlerle anlatilmis.
Sadece diyaloglar yaziya dokulmus..
Ama, gercekten inanilmaz yaratici ve detaylari da bir o kadar eglenceli olmus..

Ben upuzun yazilar, upuzun yazilarin kopkoyu ve keskin resimlerin arasina sikistirildigi kitaplari sevmiyorum, o nedenle ya biri ya digeri olmali benim icin..
Kizim icin ise ne kadar az yazi ne kadar cok resim o kadar iyi bir kitap oluyor..

Reply

berna June 9, 2011 at 12:48

Yorumlar süper zaten ama ben de kendi fikrimi yazayım dedim :)

Çocuk kitapları son 4-5 yıldır ilgi alanımda, kızım dolayısıyla. Mesleğim (mimarlık) dolayısıyla da tasarımı çok önemsiyorum. Bu ikisi birleşince buna kitapseverlik de eklenince resimli kitaplar benim için çok özel bir yere sahip oluyor okuyucu olarak.

Ben metinde ve resimlerde zeka pırıltıları olan kitapları seviyorum. Ben okurken kızımın da resimlerden keyif almasını, merak etmesini, eğlenmesini istiyorum. Resimlerdeki ayrıntıları takip etmek hem okuyan yetişkini hem okuyamayıp resimlere bakan çocuğu mutlu etmeli. Buna hızlıca aklıma gelen birkaç örnek vereyim, Mamutlu Börek/Taş Devri, Yetenek Yarışması, El Bebek Gül Bebek Metin. Daha çok var ama ilk anda Ekin’in de benim de okurken çok mutlu olduğumuz (hatta kahkahalarla okuduğumuz) kitaplar bunlar. Metinlerinin güzelliği bir yana, resimleri başlı başına ayrı bir olay :)

Reply

gülşah June 9, 2011 at 16:08

Ben de oğluma kitap okurken daha önce üzerinde konuştuğumuz resimlerden bahsetmezsem resmi gösterip burayı okumadın anne diyor dolayısıyla ben tüm kitapları resimleriyle okumak zorunda kalıyorum,bu da haliyle bir kitaba ayrılan zamanı çok uzatıyor. E buna bi de “ben 3 yaşında olduğuma göre 3 kitap okumalıyız”diye ısrar eden oğlumla bizim kitap seanslarımız en az 1 saat. Hoşlanmıyor muyum bu durumdan?Çoook keyif alıyorum hem de.Benim en sevdiğim resimli kitap “Burun”.Resimleri gerçekten harika.Oğlum da benim farketmediğim pek çok şeyi farkediyor resimlerde.Burunda da anne bak büyükannesi bilgisayarı tamir etmeye çalışıyor ama aslında fişi takılı değil diyerek çok gülmüştü.

Reply

cigdem karal June 9, 2011 at 16:40

Bizim yorumumuz ise şöyle;

Ada kız 4-5 yaş aralığında ve resimli ve hersayfaya düşen bir iki cümle olan kitaplar onun daha çok ilgisini çekiyor. Böyle kitapları çabuk ezberleyip bebeklerine de okuyabilmek onu mutlu ediyor sanırım.

Babası okuduğunda ise resimleri az ama yazıları çok olan kitapları tercih ediyor. Babası yanında çok kalsınmış. Bu durumda benim için düşündükleri de ortaya çıkıyor. :-)

Sevgiler
Mutlu anne Çiğdem

Reply

Nuray Karakiya June 9, 2011 at 17:35

bütün kitaplar resimli olmalı… söz az, resim çok olmalı.. söz işaret etmeli, düşündürmeli, sözün bittiği yerde resim tamamlamalı sahnenin bütününü. sözcüklerle yol alınırken resimle sonuca varılmalı…ve okuyana kafasının içinde yeni resimler çizme yeteneği kazandırmalı renk renk..resimler hayal aleminin kapılarını açmalı…bence…

Reply

firarperest June 9, 2011 at 17:50

Aslında iyi bir resimli kitabın nasıl olması gerektiğini siz ve yorum yapan tüm arkadaşlar çok güzel dile getirmişsiniz. Birçoğuna katılıyorum. İlk başlarda metinden bağımsız olarak sadece resimlere bakarak kitap seçimleri yapıyorduk. Şimdi ise bazen metinler, bazen sadece resimler, bazen de her ikisi ön plana çıkıyor. Değişiyor yani. Ben daha çok çocuğu bülbül gibi şakıtan, hayal gücünü konuşturan resim kitaplara bayılıyorum. İllüstratörün çok çok önemli olduğuna inanıyorum. Örneğin; Tostoraman en sevdiğimiz kitaplardan biri. Şayet Axel Schefferler ‘ın çizimleri ve Yıldırım Türker’in çevirisi olmasaydı ilk sıralarda yer almazdı bizim için bu kitap. Tabii Julia Donaldson’ın da hakkını yememek gerek; ama resimler daha önemli . Ya da şöyle diyelim: Julia Donaldson + Axel Schefferler + Yıldırım Türker = Harika kitap.
Kitabın çocuğa nasıl sunulduğunu ve çocuğun ilgilerini de atlamamak lazım. Oğlum yaşına uygun hazırlanan “Neyse ki Ne Yazık ki”ye de bayılıyor. 8+ diye geçen Nazım’ın “Sevdalı Bulut” undaki bazı masalları da sonuna kadar defalarca okutturup can kulağıyla dinliyor. “Aslan Kral” hem resimleri hem öyküyü büyük bir sabırsızlıkla sonuna kadar takip ettiği kitap.(ki oğlum 2,5 yaşındayken bir arkadaşımızın verdiği bu kitabı almak aklımın ucundan geçmezdi)
Sonuç olarak; bir gün resimli kitaplar ön plana çıkıyor bir başka gün sadece dinlemek istiyor.

Reply

Nese June 10, 2011 at 22:00

6. madde onemli bence de, benim oglusum sasiriyordu “iki tane var fil” diyordu mesela ;-)

Reply

Papatya Papadopoulos June 11, 2011 at 01:16

Çocuk kitaplarını resimden mahrum bırakmak hikayeyi okuyan ya da dinleyen çocuk açısından elbette çok şey kaybettirir. Çocuğun zihninde okuduğu/dinlediği şekil almasında her sayfadaki resmin ne kadar büyük bir payı olduğuna kendim tanık oluyorum. Kızım artık 7,5 yaşında ve defalarca okunmuş bazı kitaplarda hikayenin bir yerine gelince, ya üşenmeden yattığı yerden uzanıp ille de o resmi, belki o resimdeki ufacık bir detayı görmek istiyor… ya da o sayfadaki resim beynine öyle güzel kazınmış ki onu yattığı yerden, kitaba bakmadan belki de gözleri bile kapalıyken; orda nasıl yapıyor…nasıl gülüyor… di mi anne? diye bana onaylatıyor. Özellikle kendileri okuyamayacak yaştayken, resmin hikayeyi tek başına anlatabilecek kadar detaylı ve zengin olması çok hoşlarına gidiyor. O yüzden 3 yaşındaki oğlum gibi iyice küçükler bazen resimli bir hikaye kitabını kendisi eline alıp tek başına “okuyormuş gibi” yapabiliyor. Çünkü hikayeyi adım adım renkli resimlere bakıp kendi cümleleriyle tekrar edebiliyor/etmeye çalışıyor. Resimler hikayeyle paralel gitmezse o zaman kafaları karışıyor. Ama bence de Pinonunda dediği gibi, bir sayfadaki resimde ilk bakışta dikkat çekmeyip her yeniden okuyuşta fark edilen minicik detaylar çocukların çok hoşuna gidiyor. Kitabı yeniden yeniden keşfediyorlar, tekrar ellerine alıp incelemek istiyorlar :)

Reply

Banu June 13, 2011 at 14:05

Biz de Julia Donaldson ve Aytül Akal’ın kitaplarına bayılıyoruz . İki yazarın da birlikte çalıştığı illüstratörler bir kitaba başka bir kitabın çizimlerinden ekliyorlar. Galiba Kasabanın En Şık Devi’ndeydi, resmin bir köşesinde Değnek Adam vardı. Aytül Akal’ın Kitap Perisi kitabında da bir resimdeki kitabevi vitrininde Canı Sıkılan Aydede kitabı duruyordu. Oğlum iki kitabı da çok sevdiği için hemen fark etti o detayı. Şimdi 4 yaşında ama daha küçükken yazısı uzun olan sayfalardan sıkılıp sayfayı çevirmek istiyordu. Yaş-resim-metin uzunluğu arasındaki bağa dikkat edilmeli diye düşünüyorum. Aytül Akal ve Julia Donaldson kitapları, İdil’in Dağınık Saç Günü, Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız’dan (harika bir kitap!) ve Noktalarım Nerede resim-yazı uyumu ve metnin uzunluğu açısından çok başarılı. Tudem Yayınları’nın Bisiklet, Kızak ve Vapur, Çayır, Ahır ve Çiftlik Evi adlı katlanan kitaplarını da tavsiye ederim, bilmece kitabı gibi ikisi de, nefisler!

Reply

Aslı Motchane June 13, 2011 at 17:52

Merhaba Banu Hanım,

Yine çok önemli bir konuya parmak basmışsınız. :)

Yukarıda Keriman Hanım’ın belirttiği gibi, dilimizde “picture books” kavramının karşılığı olmaması nedeniyle bir karışıklık ortaya çıkıyor. “Resimli Kitaplar” (picture books) ve “resimlenmiş öykü kitapları” olarak çevirebileceğimiz “illustrated story books” aslında sınırları biraz belirsiz olsa da iki ayrı tür. Bu iki tür arasındaki fark şu:

Resimlenmiş öykü kitaplarında, metin, öyküyü bütünüyle anlatıyor. Hiç resim olmasa da öykü her yönüyle anlaşılabiliyor. İllüstrasyonlar ise, çocukların ilgisini çeken bir tür süs, her ne kadar çok önemli olsa da.

Resimli kitaplarda ise, öykü, metin ile resimlerin oluşturduğu ortak dil ile anlatılıyor. Metin olmadan resimler, resimler olmadan da metin öyküyü her yönüyle ve doğru olarak anlatmıyor. (Ancak metinsiz resimli kitaplar da var.)

Sizin de belirttiğiniz gibi, resimli kitaplarda resim ve metin birbirini yinelememeli. Bunun yanısıra, metin ve resim arasında, resimlenmiş öykü kitaplarında olmayan ilginç dinamikler oluşuyor:
Örneğin resimli kitaplarda illüstrasyonlar
- metni tamamlayabilir,
- metne paralel başka bir öykü anlatabilir
- metinde söylenenin tersini söyleyebilir.

Resmin metnin tersini söylemesi bazı okuyucuları şaşırtabilir, bu nedenle kendi kitaplarımızdan çok kısa bir örnek vereyim: David McKee’nin “Elmer” isimli kitabının il sayfasında metin şöyle:

“Bir zamanlar bir fil sürüsü varmış. Genç filler, yaşlı filler, uzun, şişman ya da zayıf filler…. Böyle, öyle ya da şöyle filler, hepsi başka başka ama hepsi mutlu ve hepsi aynı renkmişler. Daha doğrusu Elmer dışında hepsi.”

Metin böyle diyor ama, sayfada hepsinin aynı renk olduğu söylenen gri fillerin arasında bir tane yavru fil mavimsi. Evet, belki Elmer gibi rengârenk değil, yalnızca gri-mavi ama bu da bir başlangıç. Bu kitabı okuduğum her çocuk, hemen küçük parmağını götürüp o filin üstüne basarak “Ama bu değişik!” dedi. Haklılar da, çünkü herkesin aynı olduğu söylenen bir sürüde bile, aslında her birey aynı olamaz. Ayrıca insan her söylenene, her okunana inanmamalı, bir yandan gözünü açık tutup, kafasını da çalıştırmalı. Çocuklar bunu hissediyorlar, hiçbir şey söylemeye gerek yok. Tabi bunu metin, öğüt verir gibi anlatsa, çocuğun hemen dikkati dağılır. Oysa bu birinci sayfa sayesinde gözlerini faltaşı gibi açarak dinliyorlar gerisini.

Çok uzun oldu, kusura bakmayın!

Sevgiler,
Aslı Motchane

Reply

BANU June 14, 2011 at 12:02

Aslı Hanım, bizde “picture book” geleneğinin olmaması, daha emekle çağında olmasından kaynaklanıyor sanırım bu kavram karmaşası. Yoksa “kavram yetersizliği” mi demeliyim? Paylaştığınız bilgiler için ve Elmer örneği için teşekkürler.
Bu arada çocukların kitapla, resimlerle kurdukları ilişkiye hayranım!

Reply

BANU June 14, 2011 at 11:59

Harika görüşler geliyor. Bu paylaşımları toplaym ayrı bir yazıda kaçıranlar için bir daha sunmak lazım aslında. Hepinize teşekkürler. :)

Reply

Deniz Milnes June 17, 2011 at 22:45

resimli kitaplarda kullanilan renk tonlari da onemli; ayrica metin rengi ve sayfadaki resmin rengi de uyum icinde olmali . Ornegin Isiklari Seven Bocek’te bazi metinleri secmek zor. Ayrica cizimlerin kalitesi benim kriterlerimden biri kitap secerken, bazen karakterlerin yuz ifadeleri anlamsiz yere korkunc olabiliyor. resimde ifade edilenle oykude anlatilmak istenen uyusmali. bazi kitaplarda bir onceki sayfada cizilen secilmis bir objenin takip eden sayfada tekrarlanmasi da bazen kitabi cekici kilabiliyor, cocuklar bu ayrintiyi hemen farkediyorlar.

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: