Gönül Kuşu

by YILDIRAY on 08/06/2011

Pueblo Kızılderilileri, beyazların hepten kaçık olduğunu düşünürlermiş. Pueblolara göre, beyaz adam gibi kafasıyla düşündüğünü iddia eden herkes kaçıkmış; çünkü Pueblolar yürekleriyle düşündüklerine inanırlarmış. Bizim kültürümüzdeyse yürek, bırakın düşünmeyi, asıl işlevi olan kan pompalamaktan bile daha çok duygularla, hissetmekle ilişkilendirilir. Akılsa (yaşta değil) baştadır. Duygularımızla düşüncelerimiz ayrıdır yani. Puebloları bilmem ama ben bu ayrımı defalarca ve gayet net olarak yaşadım. Kim bilir kaç kere aklımla, mantığımla açıklayabildiğim bir olay, bir durum karşısında elimde olmadan korkuya kapıldım, kederlendim, acı çektim, kıskançlık hissettim, salak salak sırıttım. Aklım ne derse desin, duygularım kendi bildiklerini okudular.

Duygularınızı neye benzetirsiniz? Çok sevindiğim ya da heyecanlandığım zamanlarda, benim aklıma yavru köpekler gelir hep. Zihnimde yeni bir fikir oluşmaya başladığında örneğin, heyecan beni ele geçirir, aklımı kafatasımda tutamam (Uçtu, uçtu!), yerimde bile duramam. O minik fikir kırıntısına büyüteçle, ne büyüteci, yakınlığına aldırmadan bildiğiniz teleskopla bakmaya başlarım. Birden zihnimde kendi kendini mayalayarak büyüyen, bir iken on olan bir proje belirir. Durmadan konuşmaya başlarım. “Şöyle yaparız, o zaman böyle olur, onu da şöyle yapar buna çeviririz. Önce mahallede başlarız. Yok be! Niye mahallede başlayalım, fon bulur doğrudan uluslararası bir uygulama yaparız, gerekirse uzaya açılırız!” Tıpkı sahibinin elindeki kemik biçimli kurabiyeyi görünce sevincinden çişini kaçıran yavru bir köpek gibi, fikrimi altıma kaçırırım.

Üzüldüğümde mideme bir yumruk yemiş gibi hissederim. Kayıp duygusu bende, sınırlı bedenimin içinde sonsuz bir boşluk yaratabilir. Kendi içimdeki boşluğa düştüğümü zannederim bazen. Öfke beni yakar, tıpkı utanç gibi. Utanç beni yakarak tüketir; öfke yakarak çoğaltır, lav püskürtürüm. Sevgi, sıcak çikolata ya da muhallebi gibi bir şeye çevirir beni. Aşk? Anlatmaya hiç niyetim yok.

Ben hissettiğim duyguları bu kadar çok şeye benzetirken, Michal Snunit hepsini bir kuşun bünyesinde toplamış: “Gönül Kuşu” (birkuşuellerimdenkaçırırgibibazenkaçarımkendiellerimden)

Bir kuş vardır içimizde
Tek ayağı üstünde durur.
Gönül Kuşu’dur adı.
Biz ne hissedersek,
Aynısını hisseder o da.

“Gönül Kuşu”, büyük küçük, her insanın yüreğinde olup bitenlerin yalın, şairane bir tarifi aslında. Biri bizi incittiğinde, Gönül Kuşu da incinir. Biri bizi sevdiğinde, Gönül Kuşu yerinde duramaz. Bu kuş kutulardan yapılmıştır. Kutular yalnızca Gönül Kuşu’nun kullanabildiği bir anahtarla açılır: Mutluluk kutusu, keder kutusu, kıskançlık kutusu, sabırsızlık kutusu, umut kutusu, umutsuzluk kutusu, nefret kutusu, sevgi kutusu… Bazen, Gönül Kuşu’na hangi kutuyu açmasını istediğimizi söyleyebiliriz. Bazen de, biz hangisini istersek isteyelim, Gönül Kuşu kendi istediği kutuyu açar. Kimsenin Gönül Kuşu bir başkasınınkine benzemez. Yoksa herkes niye farklı olsun birbirinden?

Çocuklara duyguları anlatabilmek beceri istiyor. Ama onlara duyguları anlatmaktan daha önemlisi, onların duygularını ifade edebilecekleri ortamı vermektir bence. Dil becerileri yetmediği için çocuklar bazı duygularını ya da duygularının konuşarak anlatamadıkları kısmını davranışlarıyla gösterirlermiş. Anlatmanın ve anlamanın fişle priz gibi olduğunu düşünürüm. Yani her anlatana bir anlayan, her anlayana da bir anlatan gerekir. Ne yazık ki, anlatmak da anlamak da kolay olmayabilir. Bazen bir rehber, rehber değilse bile bir yön işaretine ihtiyaç duyarız. “Gönül Kuşu” ihtiyacımız olan o yön işaretlerinden biri olabilir. “Gönül Kuşu”, yalın diliyle, basit ama güçlü anlatımıyla çocukların duygularını tanımlamalarına, anlamalarına ve dolayısıyla ifade etmelerine yardımcı olabilir.

Kitabın resimlerini Na’ama Golomb yapmış. Resimler de Michal Snunit’in anlatımı kadar yalın ve basit. Na’ama Golomb, tam olarak tanımlanmamış bir Gönül Kuşu çizerek okuyucunun Gönül Kuşu’na “Kışt!” dememeyi başarmış.

“Gönül Kuşu”, Fatih Erdoğan tarafından Türkçeye çevrilmiş. Kitap, “kadife sesli siyahî bir şarkıcıyı” dinlermiş gibi okunuyor.

Duygularla tanışmak ve onları ifade etmek çocukların tüm yaşamları için belirleyici olabilecek birer deneyim. Belki de Pueblolar “Yüreğimizle düşünüyoruz,” derken, yürekleriyle kafaları, akıllarıyla duyguları arasındaki dengeden söz ediyorlardır. Belki de Pueblolar ne bir tek akıllarına, ne de bir tek yüreklerine teslim oluyorlardır. Belki de duygularıyla tanışmış, onları ifade edebilen kişiler yürekleriyle düşünüp akıllarıyla hissedebiliyorlardır. Belki de duygularla tanışıp onları ifade etmekle denge kuruluyordur.

Siz çocuğunuzun duygularıyla nasıl tanıştığını gözlemleyebildiniz mi? Çocuğunuz duygularını ifade ediyor mu? Siz duygularınızı nelere benzetiyorsunuz?

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

Gönül Kuşu
Yazan: Michal Snunit
Resimleyen: Na’ama Golomb
Çeviren: Fatih Erdoğan
Yaş grubu: 4+
Mavibulut Yayıncılık, 2007, 40 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-310-070-0

Share

{ 12 comments… read them below or add one }

berna June 8, 2011 at 12:47

Bu anlatıma bayıldım! “Kadife sesli siyahi şarkıcı”yı “dinlemek” için büyük heyecan duydum bu yazıyı okuyunca :)

Kızıma her zaman duygularını ifade edebilmesi için fırsat tanıdım. Onun yerine adlandırmaya çalışmadım hislerini. Ona sordum, tanımlayamadığında yardımcı oldum. Daha küçükkken tanımlayamadığı bir duygusunu anlatmaya çalışırken şöyle derdi: “Anne, içimde bir his var” :) Nasıl bir his diye sorunca da bilmiyorum derdi. Üzerinde konuşurduk. Şimdi büyüdükçe kendisi daha iyi ifade edebiliyor duygularını, detaylı olarak anlatıyor hatta :)

Ben kendi duygularımı, genellikle heyecanlı ve coşkulu biri olduğum için, coşkun sulara benzetirim. Gideceği yön belli olmayan, coşunca kendini durduramayan, ara sıra dolup taşan :) Bu yaşamsal heyecanımı kaybetmekten ölesiye korkarım, çünkü beni ben yapan bu her daim duyduğum heyecandır ;)

Sevgiler…

Reply

pinooo June 8, 2011 at 13:53

Yazdım sildim yazdım sildim ve karar verdim, ben duygularımı bir tek çizerek anlatabiliyorum:))

Reply

Neşe June 8, 2011 at 14:41

Bu kitabı kendime alacağım:)
Hayat, hep çocukların etrafında-hatta onların belirlediği koşullarda-onlara endeksli gibi görünse de; hayatın çocuklar için de ciddi zorluklar taşıdığını düşünürüm.Yürümeyi,düşmemeyi,dengeyi,kelimeleri,cümleleri,iletişimi,derdini anlatmayı,anlatırken doğru sözcüğü bulmayı,cısı,çişini söylemeyi,ağrıyan yerini anlatabilmeyi…Bütün bunları öğrenme süreci başlı başına bir iş.Yüzlerce uyaran,bu uyaranlara verilecek tepkiyi bulması,bilmesi…
Eninde sonunda aynı noktaya varıyoruz:Tüm bunları kitapların kolaylaştırması,doğrultması,bilinç yaratması noktası.
Kolay gelsin,sevgili “bir dolap kitap”

Reply

BANU June 8, 2011 at 15:38

Bu kitap sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de başucu kitabı olmalı. Hangimiz duygularımızı adam gibi ifade edebilmeyi beceriyoruz ki?

Reply

nazan tacer June 8, 2011 at 20:27

Merhaba Banu, senin de belirttiğin gibi Gönül Kuşu “sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de başucu kitabı olmalı” Benim için öyle… Her şeyden kitabın adını çok seviyorum. Aynı yazarın diğer kitabı “Beni Kucakla”yı da tavsiye ederim. İki kitabı da pek çok kez armağan olarak verdim… (çocuklara değil… :) ))

Beni Kucakla
“Gönül Kuşu” yazarından kucaklaşma ve sevgi üzerine şiirsel bir çeşitleme…
Yazan: Michal Snunit • Türkçesi: Fatih Erdoğan
14 x 205 cm • 40 s. • karton kapak • renkli • 1. hamur

Reply

handan June 8, 2011 at 22:04

Bazı durumlarda ne hissettiğim sorulunca verdiğim yanıtlar hep ne düşündüğüm üzerineydi, ne hissettiğimi bulana kadar çok zorlanırdım eskiden. Artık ne hissettiğimi daha kolay bulabiliyorum ama ne hissettiğini anlamayı ve anlatmayı destekleyen bir toplumda yaşamıyoruz. Çok güzel bir kitaba benziyor, görmemiştim. Hemen listeye girdi. “Beni kucakla” önerisi için de “nazan tacer”e teşekkürler. Bir çocuk şarkısı aklıma geldi, son dörtlüğü özellikle çok severim:

Duygularımız

Söz-Müzik: Banu Kanıbelli

Bazen sevinçli
Bazen öfkeli
Bazen de şaşkın oluruz

Bazen korkarız
Bazen ağlarız
Bazen kahkaha atarız

İnsan olmak böyle bir şey
Duygularımız bazen her şey
Onları anlatabiliriz, onları paylaşabiliriz
Belki o zaman kolay olur her şey.

Reply

BAŞAK KÜÇÜK June 9, 2011 at 00:20

Harika bir yazı olmuş. Özellikle ” her anlatana bir anlayan, her anlayana da bir anlatan gerekir” kısmına ayrıca bayıldım. Acaba bize duygularını anlatan, anlatmaya çalışan çocuklarımıza her daim gerçekten birer “anlayan” olabiliyor muyuz? Gönül Kuşu’nu en kısa zamanda bulup alacağız. Sevgiler… ;-)

Reply

cigdem karal June 9, 2011 at 16:44

Hımmm, benim kızım duygularını çok güzel ifade ediyor ve çok esprili. Bazan Ada herhalde anlamaz dediğimizde gülerek bizi şaşırtıyor. Ufak bi tatil var dönüşte alalım bu kitabı.

Kolay gele
Not: Zeytinyağlı sarma yaptım, atlayın gelin.

Hamarat ve misafirperver anne Çiğdem

Reply

Evren June 12, 2011 at 16:39

Ne güzel yazmışsın sevgili Yıldıray; yüreğine aklına sağlık!

Reply

firarperest July 1, 2011 at 01:48

Evet, evet! Başucu kitabımız oldu.

Reply

Melike Gülbayrak July 6, 2011 at 13:20

Konuşarak içimdeki herşeyi boşaltırım..Aksi takdirde patlama konumuna gelirim ki bu beni hüngür hüngür ağlatır..

Reply

defne-tuba January 1, 2012 at 20:10

Yıldıray yazın çok güzel olmuş :) Kitabın içeriği çok güzel,özellikle gönlümüzün hissettiği soyut kavramları çocuklara çok güzel anlatmış.Kızımın daha sonraki yaşlarda ilgisini çekeceğini düşünüp bir kez okuyup,rafa kaldıracaktım,ama Defne çok beğendi.Hatta bu kitaptan sonra elini kalbine götürüp gönül kuşunu sevmeye başladı :) Kitabın boyutları küçük,ayrıca koyu renk sayfalar gece lambasında okunamıyor,bu da Defne’mi hiç ilgilendirmiyor zaten :)

Reply

Leave a Comment

Yorumları takip et. Yorum bırakmadan da kayıt yapabilirsiniz. Kaydol!

Previous post:

Next post: