Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. O’nunla aramda fazlaca benzerlik var. Pek çok ortak özelliğimizi mevcut. Bir kere ben de O’nun gibi sakarım. Hem de fazlaca sakarım. (Yıldıray bana zaman zaman “Sakarin” der.) Bu sakarlıkla nasıl oluyor da İstanbul’da bisiklete biniyorum ya da yemek yaparken bıçak veya kaynar suyla kendimi heba etmiyorum bilemiyorum. Ama evde yürürken kapı kollarına takılıp bir metre geri sekmeyi, salonu bölen sütuna bindirmeyi ya da lensimi gözümün arkasına kaçırmayı başarabiliyorum.
Konuyu dağıtmayayım. Dediğim gibi ortak yanlarımız var; O’nun gibi ben de kedileri severim. Siyah kedileri daha da severim. Benim de onun gibi çırpı bacaklarım var; ben de çizgili çorapları beğenirim. Elime geçen son kitabı bu durumu pekiştirdi: Ben de O’nun gibi balkabağının her türlüsüne bayılırım. (Balkabağı + sakarlık bana birkaç yıl önce yaşadığımızı “Balkabağı Çorbası Faciası”nı hatırlattı; ama ne siz sorun ne ben söyleyeyim.)
Kim mi bu sözünü ettiğim kişi? Bana zaman zaman “cadı” da dendiği göz önüne alınırsa, tahmin etmesi zor değil. Sakar Cadı Vini’den söz ediyorum. Vini hakkında yazmayı Dolap açıldığından beridir istiyordum da bir türlü fırsat bulamamıştım. Üstelik okurlarımızdan da buna dair sorular/istekler alıyorduk. Serinin Türkçe’de bir kitabı daha yayımlanınca, “Tamamdır, artık zamanıdır,” dedim.
Valerie Tomas’ın yazıp, Korky Paul’ün resimlediği dizinin Türkçe’de yayımlanan son kitabı “Sakar Cadı Vini’nin Dev Balkabağı” adını taşıyor. Vini pek çok sebzeyi sevmektedir; ama en sevdiği balkabağıdır. Balkabağıyla akla gelebilecek her şeyi yapmaktadır: Balkabağı tatlısı, kabak çekirdekli kabaklı çörek, balkabağı kavurması ve balkabağı çorbası (Eyvah! “Balkabağı Çorbası Faciası”nı yine hatırladım!). Vini balkabağından bunca yemeği yapmak için pazardan da yüklü bir alışveriş yapmak zorundadır. Tüm o yükü dapdaracık süpürgesinde taşımak da ona epey zor anlar yaşatmaktadır. Bu yüzden bizim sakar cadımız kafasını çalıştırır ve kendi yiyeceklerini kendi bahçesinde yetiştirmeye karar verir. Kedisi Vilbur’la birlikte bahçeyi hazırlar; tohumları eker. Ama sebze yetiştirmek öyle kolay bir iş değildir. Vini de sabırsızlanır ve kolaycacık bir büyü yapıp sebzeleri bir an önce büyütmeye karar verir. Bu noktadan itibaren, tahmin edeceğiniz gibi, Vini “sakar” ünvanını hak edecek biçimde büyük, ama ÇOOOOK BÜYÜÜÜK bir sakarlık yapar. Bu öyle bir sakarlıktır ki, işler (daha doğrusu sebze tarhındaki her şey) çığırından çıkar. Sebzeleri birazcık büyütmek isteyen Vini, sebzeleri, tırtılları ve tavşanları birer deve dönüştürür. Sonra ne mi olur? Devamını da siz okuyun.
Ben Sakar Cadı kitaplarının tamamını okumadım. Fakat size şunu söyleyebilirim ki, bu seri gerek öyküleri, gerek resimleriyle kesinlikle çok eğlenceli ve komik. Aynı karakterin öykülerinden oluşan serileri seviyorum. Çocuklar da seviyor. Bunun nedeni tanıyıp alıştığımız bir tipi daha kolay benimsiyor oluşumuz sanırım. O karakter bir süre sonra bizden biri oluyor. Onun huyunu suyunu, sevdiklerini, sevmediklerini öğreniyoruz. Onun komik taraflarını biliyoruz. Bunlarla karşılaşmak, onun başına gelenleri takip etmek hoşumuza gidiyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu dediklerim Vini için de geçerli. Vini beni eğlendiriyor. Hareketleri, davranışları, şaşkın bakışları, komik sırıtışı, yoluk saçları, bulduğu çözümler ya da evinin dağınıklığı, kullandığı tuhaf araç gereçler izlemekten keyif aldığım özellikleri. Bir de kara kedisi Vilbur var. İkisi harika bir takım oluşturmuşlar. Vini’nin başına hep komik şeyler geliyor. Adı boşuna “Sakar Cadı” olmamış. Gerçi bu isim Türkçe’ye özgü. Özgün dilinde “Cadı Winnie” olarak geçiyor; ama “Sakar Cadı” cuk oturmuş. Çocuklar başlarına gülünç olaylar gelen kahramanlardan hoşlanıyorlar. Vini’nin çok sevilmesinin nedenlerinin başında bu özellikleri geliyor olmalı.
Öykü ne kadar güzelse, resimler de bir o kadar güzel.
Çizer Korky Paul, sahneleri birbirinden keyifli ayrıntılarla doldurmuş. (Bu arada Korky Paul kitabın içindeki bir sahneye kendini de yerleştirmeyi ihmal etmemiş.) Vini’nin maceralarını okurken zaman zaman metni bir kenara bırakıp resimleri inceleme ihtiyacı duyduğumu söylemeliyim. Tıkış tıkış, kıpır kıpır, pis ama çekici, haylaz, kaçık. Bu kitapların resimlerinin bana göre özeti işte böyle. Her sahnede sağdan soldan fırlayan (ya da sağa sola sinmiş) yaratıklara bakmaksa ayrı bir keyif… “Sakar Cadı Vini’nin Dev Balkabağı”ndaki favorilerim tarlaya musallat olan tavşanlar oldu.
“Sakar Cadı Vini” bakmaya, okumaya doyulamayacak kitaplardan. Dizinin okumadığım kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum. Şimdi doğruca aşağı mahalledeki İş Bankası Kitapçısı’na gitmeli. Tabi bir sakarlık yapmadan oraya gitmeyi başarabilirsem…
- Sakar Cadı Vini’nin İngilizce web sitesine göz atmanızı öneririm. Kitaplar, yazar ve çizer hakkında bilgi alabilir, Vini’nin evini inceleyebilirsiniz. Sitede eğlenceli bir Vini oyunu da var.
- Vini’nin çizeri Korky Paul’ün web sitesini de atlamayın.
- Blogcu Anne’nin “Sakar Cadı Vini” izlenimleri burada…
Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:
Sakar Cadı Vini’nin Dev Balkabağı
Özgün Adı: Winnie’s Amazing Pumpkin
Yazan: Valerie Thomas
Resimleyen: Korky Paul
Çeviren: Bülent O. Doğan
Yaş grubu: 3+
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2011, 26 sayfa, sert kapak
ISBN: 978-605-360-050-3










{ 13 comments… read them below or add one }
bizde iki kitabı var, ikisi de birbirinden hoş. detaylar, çizimler mükemmel. biz bayılıyoruz
)
Çok zaman önce görüp “biraz büyüdüğünde alalım” demiştim, zamanı gelmiş bile. İyi ki hatırlattınız! Başedebilecekleri korkuları yaşamak istiyorlar ve çok zevk alıyorlar. Bir karakterin başından geçenleri izlemek çok hoşlarına gidiyor. Ayrıntılı ve eğlenceli çizimler çok güzel görünüyor. Listeye girdi.
Görmüştüm ama… Anladım ki hemen okumam gerek… Sağ olun.
Sakar Cadı Vini, Ada’nın kitaplığının en sevilen kahramanlarından. Anne-kız severek okuyoruz, çok keyifli
İlk kitabı olan Sakar Cadı Vini ile başlamıştık, Uçan Halısı, Ejderhası ile devam ettik. Sırada bekleyen Doğum Günü ve Yaz Tatilinde var
Bir arkadaşım İş bankasında çalışıyor. %40 indirim diyince gözlerim parlamıştı. Ne oldu; ben listeyi gönderdim, ama devamı gelmedi. sakar cadı Vini nin bir sürü kitabı da vardı. Bi dahada kısmet olmadı İş bankasına gitmek. En yakın Cadde de, aşağı mahallede değilki
Ellerinize sağlık.
İhmalkar anne Çiğdem
henüz sakar cadı ile tanışmadık ama listemizde yer alıyor,yeni kitaplarını görmek sevindirici.
bizde serinin icinde alinmayan bir tek bu kitap kaldi…. kizimin en sevdigi serilerden biri…. neden bu kadar gec kaldiniz bu kitabi yazmak icin, hep merak edip duruyordum…. gec de olsa, yine sizden guzel bir dokunus, guzel bir ses…. emeginize saglik…
Heeey, bu cadıyı biz de çok seviyoruz. Bir arkadaşımız hediye göndermişti, sağolsun. Şöyle bir etkisi oldu bu kitabın: bizim ufaklık yemek öncesi mutfak tezgahında duran portakalları görüp onları yemek istedi, ben de yemekten sonra istediğin kadar yiyebilirsin dedim, o da bana hıh deyip arkasını döndü ve portakallara doğru ABRAKADABRAAA diyerek onları masaya getirtmeye çalıştı:P Ve başardı tabii
Sizce kaç yaşta okumaya başlanabilir Sakar Cadı Vini kitapları? Bizimki 3,5 yaş civarındayken şöyle bir okumuştum, sanki o zaman için uygun değildi.
Bir de sanki kızların daha çok seveceği bir kitap, çocuklarına okuyanlardan yorum alabilir miyim?
Çok teşekkür ederiz.
banu-kerem
Banu merhaba, biz bu kitabi YavruSu 2 yasindayken okumaya basladik. Bizdeki Sakar Cadi Vini’nin Kis Masali idi, yilbasi hediyesi olarak gelmisti. Sanirim o donemde kar ve noel baba ile cokca karsilastigi icin bu kitap da ilgisini cekti. Gerci aradan 2 mevsim gecti hala okuyoruz:) ‘Farkli’ bir mizah anlayisi var kitabin:) Yazar Turkiye’de bulunmus mudur diye dusunuyordum, bir baktim ki cizer Afrikali, Yunanistan’da calismis, hala yazlarini Yunanistan’da geciriyormus; boylece aradigim aciklamaya kavusmus oldum:) Erkek-kiz cocuk meselesine gelince, boyle bir ayrim olacagini zannetmiyorum ki Amazon’daki yorumlarda dil/cinsiyet/yas ayrimi olmadan herkesin cok sevdigini okudum, ben de teyit edebilirim:)
Bu arada BDK Banu’su
ne guzel anlatmissin cizimleri!!! Aynen de boyle dedim okurken: “tıkış tıkış, kıpır kıpır, pis ama çekici, haylaz, kaçık”. Ve o sagdan soldan firlayan yaratiklara bakmaktan ben de cok keyif aliyorum:)
merhaba
içinde cadı kavramının geçmesini uygun buluyor musunuz? kızım 3 yaşına basmak üzere fakat gerek t.v. de gerek kitaplarda cadı, peri, hayalet, canavar… gibi kavramların bulunmamasına dikkat ediyorum. Özellikle de büyü yapıp isteklerini yerine getirebilmesi noktasında hayret ederek okudum yazılanları, gerçekten bu konuda ben çok mu tutucu davranıyorum acaba diye düşünmeye başladım. Her kitap yorumunuzu çok dikkatle takip ediyor, ciddiye alarak seçimlerimi düzenliyorum ben de. Bu konu ile ilgili de düşüncelerinizi yazarsanız çok memnun olacağım. Sevgiler
Feride
Sakar Cadı Vini’yle biz de 1 ay kadar önce tanıştık (Deniz 3 yaşında bu arada), dün akşam da (yani bant yayınından önceki akşam) Dev Balkabağı’nı (ve 2 SCV’yi daha) okumuştuk:)). Cadılı, vs masallardan kaçmaya imkan yok, önemli olan henüz soyut algılaması gelişmemiş bu minnoş grubuna işi olabildiğince komik ve “masalsı göstererek anlatmak bence. Yaş grubu olarak İş Bankası Yayınları ilk başta 5-8 koymuş, sonra yayınlanan kitaplarda yaş aralığı yok. 3 yaş belli bir boyutta algılayabildikleri bir yaş, ileri yaşlarda mutlaka aynı kitapla ilgili algıları değişecektir. Velhasıl, eğlenip gülerek, bir de herşeyin abrakadabrayla gerçekleşeceği izlenimini yaratmadan okuduğunuzda çok eğlenceli oluyor.
Sakar Cadı bizim favorilerimizden birisi
Çok seviyoruz. Hatta kızım rüya görmeye başladığında cadılı rüyalar görüyordu sanırım ve korkuyordu tabi. Sakar Cadı Vini ile de o dönemlerde tanıştırdım. Çünkü Vini korkulacak bir cadı değil, hatta tam tersi komik, sevimli, sakar yani eğlenceli bir cadı bizim için. Kızımın cadı korkusunu Vini ile yendik diyebilirim. Şu anda da çok beğeniyor. Hatta İş Bankası baktı ki çok tutuluyor diye herhalde 8-10 hikayenin birleştiği tek bir cilt yayınlamış, çok güzel hem fiyatı da çok daha uygun oluyor böylelikle.
Sakar Cadı Vini seviyoruz biz:))
{ 1 trackback }