Eğlenmek ne eğlencelidir, değil mi? Hepimiz severiz eğlenmeyi, şakalaşmayı. Ama eğlencenin tadı her zaman eğlenceyi paylaştığınız biri/birileri varsa çıkar. Kahkahanızı paylaştığınız biri yoksa, şakanıza gülecek birini bulamıyorsanız neye yarar o eğlence, o şaka? Henüz yerden bitme cüce olduğum yıllarda, sevgili arkadaşım Zeynep’le zaman zaman kavga ederdik. Şimdi o kavgaların nedenini hatırlamıyorum. Ama anlaşmazlığa düştüğümüz zaman yaşadığım hissin hissini hâlâ duyarım içimde. İçimde, yüreğimde bir yerlerde karanlık bir delik oluşurdu sanki. Tek başına oyun oynamak sıkıcı gelirdi, oyun tat vermezdi. Neyse ki aklımızı başımıza çarçabuk toplardık da barışırdık. Oyunlarımız yine bal gibi tatlanırdı.
Köstebek Kuki de neyse ki kalbindeki o kara deliğin farkına varıyor da işleri düzene sokuyor. Tabii işleri düzene sokmak öyle hop diye, kolaycacık olmuyor. Kim mi bu köstebek? Betül Sayın’ın hem yazıp, hem resimlediği kitabın kahramanı…
Tarla Faresi güzel, mis kokulu baharın tadını çıkarmaktadır. Ama yanında kollarını kavuşturmuş, nemrut bir suratla yürüyen Köstebek Kuki aynı keyfi almamaktadır. Onun için her şey sıkıcıdır. Eğlenmek için bir şey yapması gerektiğine karar veren Kuki, iş tam o sırada “eğlence kaynağını” görür: Doğum günü partisinde giyeceği yeni elbisesini deneyen Kurbağa Kurbiş. Kuki önce Kurbiş’le dalga geçer, sonra da çamura sıçradığı gibi Kurbiş’in elbisesini mahveder. Sonra Tarla Faresi’nin onca dil dökmesine rağmen Kuki durmak bilmez. Sincap Zıprzıp’ın cevizlerini dağıtır, yorgun argın tepeyi tırmanan Kaplumbağa Topik’i tepeden aşağı yuvarlar, Tavşan’a çelme takar ve Tavşan’ın anneannesine götürdüğü güzelim pastanın paramparça olmasına neden olur. Tarla Faresi de Kuki’nin “şakaları”ndan nasibini alır ve gün sona erer. Fakat Kuki ertesi gün partiye gittiğinde hiç beklemediği bir şeyler karşılaşır. Kimse onunla konuşmaz. Herkes ona çok ama çok kırgındır. Böylece Kuki’ye arkalarını dönüp, başka bir yerde, Kuki’nin olmadığı bir yerde eğlenmeye giderler. Kuki geç de olsa yaptığı eşekliği anlar ve ertesi gün arkadaşlarının her birini ziyaret ederek özür diler, yaptığı jestlerle hatalarını telafi etmeye çalışır ve iş tatlıya bağlanır.
“Köstebek Kuki” üzerine söylenebilecek çok söz var. Kaba kuvvet, şiddet, kavga ve iletişim bozukluğu gibi aslında çok önemli kavramlar ele alınıyor. Çocukların kendilerini ifade edemedikleri noktada şiddete çok kolay başvurabildikleri düşünülürse, “Köstebek Kuki”nin yaralara merhem olabileceğini düşünebiliriz. Ufacık bir hata umduğumuzdan büyük sorunlara yol açabilir. Yanlış ya da o sırada üzerinde çok da durmadığımız bir davranış, söylediğimiz bir söz karşımızdaki kişinin kalbini düşündüğümüzden sert bir biçimde kırabilir. Tüm bu sebep-sonuç ilişkisini yakınınızdaki bir ufaklığa anlatmanız gerekiyorsa, “Köstebek Kuki” güzel bir tercih.
Ben kitabı “İlk okuma” kategorisine aldım. Bunun nedeni metninin daha küçük yaşlar için uzun gelebileceğini düşünmem. Ama uzunluk-kısalık ölçütü çocuktan çocuğa değiştiği için, son karar siz okurların. Okumaya yeni başlayan çocuklar içinse hem resimleriyle, hem metniyle gayet uygun.
“Köstebek Kuki” ödüllü bir kitap. 2007 Yılında Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği “Yılın En İyi Resimli Öykü Kitabı” ödülünü Betül Sayın’ın bu eserine vermişler. Betül Sayın’ı ilk kez yine Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan “5 Çocuk 5 İstanbul” adlı kitabıyla tanımıştım. Sayın, o kitabın illüstrasyonlarıyla 2006 yılında Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu’nun Onur Listesi’ne seçilmişti.
Betül Sayın’ın resimleri hoşuma gidiyor. “Köstebek Kuki”de okuru pırıl pırıl bir yeşillik karşılıyor. Yeşilliğin içine dağılmış kıpır kıpır fırça izlerine bakmaya doyamıyorum. Hayvan karakterlerin her biri ayrı sevimli. Tüm haylazlığına rağmen Kuki’ye karşı bile sempati duymadan edemiyorum. Siyah beyaz kareli pantolonu ve şakaya düşkünlüğüyle bana rengarenk fil Elmer’ın kuzeni Vilbur’u hatırlatıyor. Kitabın kahramanları olan hayvanların yanı sıra, resimlerdeki canlı çeşitliliği de dikkat çekici. Çevirdiğiniz her sayfada mutlaka bir veya birkaç çiçek, bitki, böcek görüveriyorsunuz. Ben kitabı elime ilk aldığımda önce resimlerine baktım. Sonra öyküyü okudum ve ardından başa dönüp resimlere bir daha baktım.
Hani her sayfada farklı böcekler var dedim ya, içlerinden iki tanesi öykünü en başından sonuna kadar sizinle birlikte geziyor kitabı. Bu bir çift yemyeşil çekirge kâh bir ağacın dalından kâh bir yaprağın üzerinden Kuki’nin her yaptığını izliyorlar. Yüzleri asılıyor, kaşları çatılıyor. Kuki evine gidip uyuduğunda onlar da yuvanın bir köşesinde uykuya dalıyorlar. Doğum günü partisinde eğlenip, arkadaşları Kuki’ye sırtlarını çevirdiklerinde çekirgeler de sıçrayıp gidiyorlar. Kuki arkadaşlarının gönlünü alırken çekirgeleri birbirlerine hediye alıp verirken ya da kucaklaşırken görebilirsiniz. Hikaye içinde hikaye diye buna denir. Olur da “Köstebek Kuki”yi alıp çocuğunuza okursanız, sonra başa dönün ve birlikte çekirgelerin öyküsünü de okuyun. Gerçekten çok eğlenceli!
Hepinize bol şakalı ama şakanın kaka olmadığı güzel bir hafta dilerim.
Hamiş: Zeynep, küçükken seni ısırdığım için özür dilerim!
Köstebek Kuki
Yazan ve Resimleyen: Betül Sayın
Yaş grubu: 6+
Günışığı Kitaplığı, 2007, 32 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-975-6227-94-7









{ 7 comments… read them below or add one }
Zeynep’in hala kuzenine vermeye kıyamadığı kitaplarındandır:) Öykü kadar resimler de çok etkileyici..
Bunu da listeye dahil ettim. Selin’e 32 sayfa vız-tırıs etkisi yaptığından hemen alabilirim diye düşünüyorum. Uzunluğundan ziyade dili de uygun mu acaba 3+ yaşa, ne dersin? Verdiğin örneklere bakarak çizimlere ben bile bayıldım. Çocuklar nasıl beğenmesin?:))
Sevgiler,
ç.
Kapağı bile çok renkli ve eğlenceli duruyor. Okunmak için birebir sanırım. Bizim afacanlara da bu kavramları öğretmenin zamanı da gelmişken okuyalım bakalım. Teşekkürler Banu..
Bir blogta okuyup merak edip incelemiştim. Resimlerini beğenip yazıları uzun bulup almamıştım .Zaten +6 demişsiniz bizim için erkenmiş
hemen ekledim ben de listeye. daha önce de duymuştum ama uzun metin dediniz ya kesin almalıyım dedim. kısa metinler bizi kesmiyor artık. kütüphanedeki aslna ve küçük findus koybolunca’dan sonra uzun metinli kitap arayışına girmemiz gerektiğini anladım
Aaaa 6+ mı? Biz çok severek okuyoruz ama…
Metinler uzun ama anlaşılır; 3+ olabilirmiş bence de… Mesela “Eski Şeyler Okulu” var bizde, işte o uzun ve sanki 4-5 yaş için daha uygun…Bunu da Ceren’in tepkilerine dayanarak söylüyorum.
Köstebek Kuki oldukça eğlenceli. Biz bayıla bayıla okuyoruz.
EG
Yazıda da dediğim gibi, uzunluk-kısalık etkisi her çocukta değişiyor. Bazı çocuklar çabuk sıkılıyor, bazılarıysa kitap bittiğinde “Daha!” diyor. Sizin ufaklıklar da “Daha!” diyenlerden anlaşılan. Sıkılsalar isterler miydi? Ben ortalama olsun diye 6 yaş dedim. Günışığı Kitaplığı yaş skalasını geniş tutmuş ve kitabı 3-8 yaş dilimine yerleştirmiş.