Korsanlarla ne zaman tanıştığımı anımsamıyorum. Şimdi düşününce, zaten hep bildiğim bir şeymiş gibi geliyor. Belki arkadaşlarımla oynadığımız oyunlardan birinde öğrenmişimdir korsan diye birilerinin olduğunu. Buna karşılık, korsanlar hakkında okuduğum ilk şeyin Milliyet Çocuk’taki “Define Adası” çizgi romanı olduğunu çok iyi anımsıyorum.

Peki, çocuklar korsanları niye sever? Ben niye seviyordum? Bir kere korsanlar korkusuz olur. Düşünsenize, bir gemiye binip denize açılıyorsunuz… Başka bir deyişle, kendinizi bir kabın içine koyup suya bırakıyorsunuz. Başınıza ne gelirse gelsin, geminizin yoluna devam etmesini sağlamanız gerekiyor. Şimdi düşünüyorum da, bunun korkusuzlukla bir ilgisi yok. Denizin ortasında bir geminin içindeyseniz, korkudan ambara saklanma şansınız olmaz sanırım. Başka niye sever çocuklar korsanları? Çünkü korsanlar macera peşinde koşarlar, belalarını ararlar, bulduklarında da üstüne giderler. Sonra korsanların karşısına gizemli adalar çıkar. Ayrıca her korsanın gizemli bir define haritası ve şifreli yazılmış bir günlüğü vardır. Çünkü her korsanın bir yerlere gömdüğü bir hazinesi vardır. Ne salakça, kavga kıyamet bir sürü ganimet topla, sonra git bunları ıssız bir adanın dibine göm ve gemilerdeki sefil hayatına devam et! Çocukken cazip görünüyor işte… Velhasıl, çocuklar korsanları sever ve “Define Adası” iyi bir korsan öyküsüdür.

Jim Hawkins’in ailesi bir han işletmektedir. Bir gün hana yaşlı bir korsan gelir. Bir süre sonra Jim’in babası hastalanır ve ölür. Ardından, yaşlı korsan, hiç de görmek istemediği anlaşılan bazı kişiler tarafından ziyaret edilir. Derken o da ölür. Jim ve annesi, bu belalı tiplerden korktukları için hanı terk etmeye karar verirler. Ama önce yaşlı korsanın kasasını açıp içinden kendilerine olan borcu kadar parayı almak isterler. Jim, sandıkta ünlü Kaptan Flint’in definesini gösteren haritayı bulur. Böylece Jim, definenin peşine düşer ve korsanlarla mücadele dolu bir deniz yolculuğuna çıkar.

Robert Louis Stevenson tarafından yazılan “Define Adası”, 1883 yılında yayınlanmış. Elimdeki kitabın arka kapak yazısına göre, “Define Adası” korsan öykülerinin ilk örneğiymiş. Bunu bilmiyordum.

Elimdeki kitap, Desen tarafından yayımlanmış bir çizgi roman. Zamanında Milliyet Çocuk’ta okuduğum halinden çok farklı da olsa, yine “Define Adası”. Milliyet Çocuk’ta okuduğum siyah beyazdı, Desen’in yayımladığıysa renkli resimli. Senaryosu çok iyi hazırlanmış. Öyküde hiçbir kopukluk, boşluk yok. Başını, sonunu bildiğim halde, heyecan içinde okudum.

Kitabın çizimleri de çok iyi yapılmış. Her kare aynı özenle, ayrıntılar ihmal edilmeden hazırlanmış. Elbette dönemin kılık kıyafetleri, aletleri, gemileri, silahları vs. de anlatılan zamana uygun biçimde çizilmiş. Geniş karelerde güzel deniz manzaraları da var.

Söz konusu olan bir korsan öyküsü olunca, kavga, dövüş, çatışma kaçınılmaz oluyor. Bu öyküde de durum farklı değil. Bu tür sahneler abartılmadan verilmiş.

Ne zaman bir çizgi roman hakkında iki kelam etsem dediğim gibi, çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak ya da pekiştirmek için çizgi roman iyi bir araçtır. Ayrıca, bu kadar ulvi bir amacı olmadan da çizgi roman okumak çok zevklidir. Ne yalan söyleyeyim, “Define Adası” yalnızca çizgi roman biçimini okuduğum bir eserdir. Açıp roman halini okumak hiç aklıma gelmedi. Çizgi romanını okumak bildiğiniz film izlemek gibi bir şey…

Biz insanlar ne tuhafız, değil mi? Korsan denince kaç yetişkinin aklına iyi bir şey gelir acaba? Yine de çocuk halimizle bize pek cazip görünürler. Hatta çocuklar için korsan kıyafetleri, korsanlı oyuncaklar bile üretilir. Alın işte, size ballandıra ballandıra anlattığım korsanlı bir öykü…

Biz niye seviyoruz bu korsanları yahu?

Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:

Define Adası
Özgün Adı: L’île Au Trésor
Yazan: Robert Louis Stevenson
Çizgi Roman Senaryosu: David Chauvel
Resimleyenler: Fred Simon ve Jean-Luc Simon
Çeviren: Berfu Durukan
Yaş grubu: 8+
Desen, 2010, 142 sayfa, karton kapak
ISBN: 978-605-5678-06-7