Sizi bilmem ama ben çocukken çok sakardım. Kapıdan geçerken kapıya çarpar, köşeyi dönerken duvara toslar, sağımı solumu kütürdetirdim hep. “Büyüyorsun da ondan,” derlerdi. Büyümekle kapıya çarpmanın ne ilgisi olduğunu anlayamazdım. Gulliver gibi devleşiyor muydum yoksa?  Yoksa Alice’in yediği gibi bir kek mi yemiştim farkında olmadan? Belki kapının içine sıkışıp kalırdım. Kapıya sıkışmadım; ama kapılarla maceram devam etti. Ayaklarımla sövelere tutunarak –maymun gibi!- kapının tepesine kadar tırmanabildiğimi keşfettim. Hatta bir süre orada öyle dururdum; ev halkı da benim kurduğum bu köprünün altından gelip geçerdi. Akşam yemeğinin hemen ardından orada durmayı tercih ederdim. Böylece sofra toplanırken altımdan daha sık “gemi” geçerdi. Bir gün bir baktım ki yukarı çıkamıyorum. Bir de baktım ki bacaklarım uzamış ve iki söve arasına sığamıyorum. Bir de baktım ki büyümüşüm!

Büyümek tuhaf bir şey. Çocukken büyüdüğünüzü asla anlamıyorsunuz. Ama çocukları gözlemlerken onların nasıl büyüdüğüne tanık oluyorsunuz. Peki büyüdüğünü anlayamayan ama bedeninde bir takım tuhaflıklar sezen çocuklar için ne yapmak lazım? Beden tuhaf bir makine. Bu makinenin kullanma kılavuzu yok. Kendimiz keşfetmeliyiz. “Bedenimle Nasıl Baş Etsem?” işte bu beden denen makineyi keşfe çıkmak isteyen ve bu makinenin nasıl çalıştığını merak eden çocuklar için yazılmış.

“Bedenimle Nasıl Baş Etsem?” doğrudan okura hitaben yazılmış. Kitabın önsözünde okura bu kitapta neler bulacağı yazılmış:

“(…) Bu kitap, bedenin seni şaşırttığında, sana rahatsızlık ya da sıkıntı verdiğinde bile, onu keşfetmene ve sevmene yardımcı olmak amacıyla, bir anlamda bedenin sahne arkasını anlatıyor. (…)”

Nedir bu sıkıntı verebilecek durumlar? Oturduğu yerde uzun süre duramama, çok terleme, çok gülünce altına kaçırma, pırt yapma, sırt ağrısı ya da sakarlık, kitapta bahsi geçen konulardan sadece birkaçı… Bedenin farklı bölgelerine odaklanılmış; farklı sorunlar incelenmiş. Sorunun olası nedenleri ve nasıl oluştuğu anlatılmış ve bu sorunu çözmek için neler yapılabileceği söylenmiş. Bazen çok basit sorunları ne kadar büyüttüğümüzü bir düşünün. Halbuki çözümü çok basittir; iki adım ötemizdedir de ya görmeyiz ya da görürüz de yardım istemeye çekiniriz. Bir de bunu çocukken yaşadığımızda neler hissettiğinizi hatırlayın. “Bedenimle Nasıl Baş Etsem?” okurla konuşarak, okurun sıkıntılarına yardım eli uzatıyor.

Kitap, kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Net bir başlık, ne bir açıklama, net bir çözüm: Net ve anlaşılır, böylece okuması kolay bir kitap ortaya çıkmış. Bu kitabı eline alan çocuklar, kitabı baştan sona okumak zorunda değiller. Bir başvuru kaynağı olarak da kullanabilecekleri, oyun önerileriyle de şenlendirilmiş bir kitap bu. Her bölümün sonunda “”Oyun sırası sende!” başlıklı kutucuklarda, söz konusu problemin üstesinden gelmek için bir oyun önerisi sunulmuş. Bu kutucuklara zaman zaman “Sahne arkası” başlıklı kısımlar eklenerek konuya biraz daha derinlemesine değiniliyor. Bölüm sonlarındaysa “Dilinin ucunda” başlığı altında yine söz konusu probleme gönderme yapan özlü sözler, atasözleri eklenmiş. Kitaba hareket ve espri katan karikatürleri de es geçmemek lazım.

Bence çok şişmanım

Asıl önemli olan kendini zinde hissettiğin kiloda olmandır. Öyle hissetmiyorsan eğer buna bir çare bulabilirsin.

(…)

Sahne arkası

Gerginlik, kimi sorunlar ya da iç karartıcı düşünceler insanın şişmanlamasına yol açabilir; çünkü insan, kaygılarından kurtulmak ya da avunmak için genelde olduğundan daha çok yemeye başlar. Zaman zaman kendimizi koruma amacıyla da aşırı yeriz. Öyle olduğunda yağ, dış dünyaya karşı koruyucu bir görev üstlenir.

“Bedenimle Nasıl Baş Etsem?”, Can Çocuk’un “Meraklı Kitaplar – Psikoloji” dizisinden çıkmış. Bu dizi, biz yetişkinler için basit ama çocuklar için büyük, önemli ve hatta tüm yaşamlarını etkileyebilecek sorunları ele alan kitaplardan oluşuyor. Hepsinin ortak özelliği tatlı dilli, esprili, uzlaşmaya ve çözüme yönelik düşünmeye teşvik etmesi. Okuyucuya sanki bir arkadaşıyla konuşuyormuş hissi veren bu kitapların gerçekten çok işe yarayacağına inanıyorum.

Son olarak kitabın yazarından da söz etmeliyim. Marie Bertherat, “Anti-Jimnastik” adlı bir yöntemin yaratıcısı Therese Bertherat’nın kızıymış. Grup halinde uygulanan bu yöntemin amacı bedenin farkına varmak, onun fonksiyonlarını anlayıp keşfetmek ve bedene saygı duymakmış. Marie Bertherat bugüne kadar pek çok kişiyle (ve elbette çocuklarla) çalışma şansı bulmuş. Bu deneyimlerini kitaplarına da yansıtmış. “Anti-Jimnastik” tekniği hakkında daha fazla bilgi almak için web sitesine bir göz atmanızı öneririm. Burayı tıklarsanız, Marie Bertherat’nın gösterdiği, evde yapmaya başlayabileceğiniz hareketleri gösteren videoları (Fransızca) izleyebilirsiniz.

Şey…şimdi şöyle bir düşündüm de…ben aslında…kapı kenarlarına hâlâ çarpıyorum. Yoksa???

Bu kitaplar da ilginizi çekebilir:

Bedenimle Nasıl Baş Etsem?
Özgün Adı: Comment bien vivre avec son corps
Yazan: Marie Bertherat
Resimleyen:Catherine Meurisse
Çeviren: Orçun Türkay
Yaş grubu: 9+
Can Çocuk, 2010, kartom kapak, 142 sayfa
ISBN: 978-975-07-1187-9