Savaş kötüdür. Amacı ne olursa olsun, savaşma eylemi kötüdür. “Eskiden savaşlar daha iyiymiş, göğüs göğüse yapılırmış, sadece savaşanları ilgilendirirmiş,” diyemeyiz. Ama, “Bugünün silahlarıyla savaş daha kötüdür,” diyebiliriz. 2. Dünya Savaşı’nı görmediği halde atom bombasının etkisiyle sakat doğan çocukları düşünün…
Savaşanlar ne için savaştıklarını bilirler mi? Başta biliyorlardır belki ama savaşın içinde debelenirken bunu akıllarında tutabilirler mi? Peki silahları kim tasarlar, kim yapar, kim satar, kim alır, kim tutup çocukların eline verir? Eğer birileri hainse, onlar bu insanlar olmalı.
İnsanın tarihi, tüm çevresini de mahvettiği savaşlarla dolu. Üstelik insan öyle tuhaf bir yaratık ki, savaş denen korkunç olaydan kendine gurur, onur, şan, şeref çıkartmak için her türlü söylemi zorlayabiliyor. Orta öğrenim derslerinizden anımsarsınız: Almanlar yenilince, biz de yenilmiş sayıldık.
Savaşın önüne geçilemez mi? Savaşı engelleyemez miyiz? Yanıtı bilmiyorum. Engellenemeyecek bile olsa, savaşa karşı durmayan, savaşı ortadan kaldırmaya çalışmayan her insanı lanetliyorum.
Savaşı durdurmak için ne yapabiliriz? İlla elimizde bir çiçekle tankların önünde durmamız mı gerekir? Evet, bu bir yol olabilir. Ama bence en iyisi, çocuklarımıza savaşın ne pis bir şey olduğunu anlatmak. Bunu kendi başımıza yapamıyorsak, Michael Morpurgo gibi yazarlardan yardım alabiliriz.
Michael Morpurgo 1943 yılında Londra’da dünyaya gelmiş. Savaşa tanık olmuş yani. Öğretmenken yazar olmaya karar vermiş ve yüzden fazla kitap yazmış. Bunlardan biri de “Savaş Atı”.
“Savaş Atı” 1. Dünya Savaşı döneminde geçen bir roman. Roman, Joey adlı bir atın ağzından anlatılıyor. Joey, daha altı aylıkken satılır ve annesinden ayrılır. Onu satın alan sarhoş çiftçinin oğlu Albert ile aralarında güçlü bir dostluk kurulur. Albert’ın babası, borçları yüzünden Joey’i orduya satar. Joey bir süvari atı olur ve savaşa katılır. Joey başından geçenleri anlatırken, savaşın ne pis bir şey olduğunu görürüz.
“Savaş Atı” biraz eski moda bir anlatıma sahip (Açıkla derseniz nasıl açıklarım bilmiyorum ama izlenimim bu). Bana çocukken okuduğum Anna Swell’in “Siyah İnci” adlı romanını anımsattı. “Savaş Atı” da kurgusu ders gibi ele alınabilecek kitaplardan. Roman boyunca öne çıkmış ve sonunun ne olduğu bilinmeyen tek bir karakter ya da nesne yok. Olayları bize anlatanın bir at olmasıysa başlı başına ilgi çekici. Morpurgo’nun anlatımı o kadar kavrayıcı ki, okumaya başladıktan kısa süre sonra Joey’le okuyucu arasında yakınlık kuruluyor. Dünyaya bir atın gözlerinden bakmayı yadırgamadan okudum kitabı. Evet, belki Morpurgo romanını sürdürebilmek için Joey’e bir atın sahip olabileceğinden fazla bilinç, duyarlılık ve kronolojik hafıza vermiş olabilir (ki bunun gerçekte böyle olup olmadığını kesin olarak bildiğimizi sanmıyorum). Eğer bundan şikayet edecek bir okur çıkarsa, kendisine “Sünger Bob Kare Pantolon” adlı çizgi karakteri anımsatmak isterim.
Romanı özgün dilinden okumadım. Elimdeki kitap Arif Cem Ünver’in çevirisi. Romanın anlatımının başarısından, kavrayıcılığından söz ederken çevirinin payını unutmayalım.
“Savaş Atı”, tiyatroya uyarlanmış ve on yıldır sahneleniyormuş. Oyunda kullanılan gerçek boyutlu kukla atlar gerçekten çok etkileyici. Yok, hayır, henüz İngiltere’ye gidip oyunu izlemiş değilim. Şu videoyu izledim. Ayrıca roman Steven Spielberg tarafından sinemaya da uyarlanmış. Film 2011 yılında gösterime girecekmiş.
Savaş hakkında düşünmek bile çok yorucu. Üstelik günümüzde savaşı düşünmeden kabullenmemizi sağlayacak filmlerden bilgisayar oyunlarına bir sürü araç var. Yine de bu kitabı okuyan kişi bazı sahnelerde durup “Savaş mı insanları aptallaştırıyor, yoksa insanlar zaten aptal olduklarından mı savaşıyorlar?” diye düşünmeden edemeyecektir.
Hamiş: “Savaş Atı” filminin gösterime girdiği hafta, Açık Radyo’daki programımızda konu oldu. Radyo yayınının bant kaydını dinlemek için tıklayınız.
Bu kitapları da okumak isteyebilirsiniz:
Savaş Atı Özgün Adı: War Horse Yazan: Michael Morpugo Çeviren: Arif Cem Ünver Yaş grubu: 12+ TUDEM, 2010, 160 sayfa, karton kapak ISBN: 978-9944-69-495-7








{ 6 comments… read them below or add one }
iyi ki varsiniz!
İlginç geldi bana da. Bir atın gözüyle okumak keyifli olsa gerek. Teşekkürler…
Ben Michael Morpugo’nun dilini çok beğeniyorum. Arif Cem de gayet başarılı bir çevirmen. Yazarın diğer kitaplarının çevirmenliğini de yaptığı için artık yazarın diline aşina ve orjinalindeki tadı yakalamanızı sağlıyor.
Murpugo’nun dozunda duygusallıkla yazdığı bu romanı ben de tavsiye ediyorum.
Enteresan bir kitaba benziyor.Helede bir atın gözünden oluşu sanırım romanı dahada ilginç kılıyor.Okumak lazım diye düşünüyorum.Teşekkürler
kesinlikle okumak ve okutmak istiyorum. Filmi de güzel olur umarım.
Filmle ilgili olarak bir elestiri yazisi okudum. Filmin, yonetmenin en vasat islerinden oldugu soyleniyordu.
Kitabi kesinlikle okuyacagim.